Kardeşleri İstanbul'da kazaskerlik ve şeyhlik yaparken Müeyyedzâde Abdülkerîm Efendi Amasya'da kaldı; birkaç kez şehrin kadılığını yaptığı halde müderrisliği bırakmadı ve 927 (1520-21) yılında yine Amasya kadısıyken öldü. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar ona "edîb, şâir, hattât-ı meşhûr" der ve tarih bilgisini öven bir pasajı Mecdî'nin Şakâyık tercümesinden aktarır. Kaynaklar onu daha çok hattatlığıyla hatırlar, şiirinden tek örnek vermez. Oğulları Abdülhay Efendi ile şair Abdî Abdullah Efendi de ailenin bu kolundandır. Abdülkerîm Efendi-Müeyyedzâde sayfası, Hüsameddin'in maddesini olduğu gibi verir.

Hüsameddin'in Kaydı

On birinci ciltteki madde kısadır; Hüsameddin'in kendi sözleri iki paragrafı geçmez, gerisi Mecdî'den alıntıdır:

Abdülkerîm Efendi-Müeyyedzâde Amasyalıdır. Mevlânâ Şemseddîn Müeyyed Çelebizâde Alâeddîn Ali Çelebi mahdûmu ve kazasker Abdurrahman ve Şeyh Abdürrahîm Efendiler'in birâderidir. Fuzalâdan sabıkü't-terceme Mevlânâ Abdülkerîm Amâsî'den ikmâl-i tahsîl ve hutût-ı mütenevviayı hattât-ı meşhûr Şeyh Hamdullah Efendi'den ahz ederek müderris-i be-nâm oldu. Ba'dehû mükerreren Amasya kadısı olup tedrîsden ferâgat etmedi. 927'de Amasya kadısı olduğu halde vefât etdi. Âlim, fâzıl, ulûm-i Arabiyye ve edebiyât-ı Fârisiyye'de mâhir, tevârih ve muhâzarâta vâkıf, edîb, şâir, hattât-ı meşhûr idi. Mecdî Mehmed Efendi "Terceme-i Şakâyık"da diyor ki: "İlm-i tevârih ve ahbârda ve hikâyât-ı kudemâ-i ahyârda ıttılâ-ı tâmmı olup bir mertebe istihzâr-ı tâmmı var idi ki nevâdir-i ahvâl-i mütekaddimîn ona nisbet ma'kûlât-ı evvel mesâbesinde idi." "Merhûm Abdülkerîm'in dahi oğlu Mevlâna Abdülhay gibi hüsn-i hatta yed-i beyzâsı var idi. El-hak ikisinin dahî pâdişâh Ahmed ve Şâh Mahmûd nâm be-nâm hattâtlar bende-i mekâtibi mesâbesinde olup halhalı anların tavk-ı ubûdiyetine boyun vermişdi. Her birisi hüsn-i hattı sarmaşık gibi başa çıkarıp kemâle irgörmüşdü." Pâdişâh Ahmed ve Mahmûd Şâh Çelebilerin hâl tercemeleri yazıldı. Bunlarda asrında meşâhîr-i hattâtînden olup hattât kaynağı olan Amasyalılardır.

Bugünkü dille: Amasyalıdır. Mevlânâ Şemseddin Müeyyed Çelebi'nin oğlu Alâeddin Ali Çelebi'nin oğlu, Kazasker Abdurrahman ile Şeyh Abdürrahîm efendilerin kardeşidir. Hayatı daha önce yazılan âlimlerden Mevlânâ Abdülkerîm Amâsî'nin yanında öğrenimini tamamladı, çeşitli yazı türlerini ünlü hattat Şeyh Hamdullah Efendi'den öğrenerek adı duyulmuş bir müderris oldu. Sonra birkaç kez Amasya kadısı oldu ama ders vermeyi bırakmadı. 927'de Amasya kadısıyken öldü. Âlim ve faziletliydi; Arap dili bilimlerinde ve Fars edebiyatında usta, tarihe ve sohbet kültürüne vâkıf, edip, şair ve ünlü bir hattattı. Mecdî Mehmed Efendi Şakâyık tercümesinde şöyle der: "Tarih ilmine, haberlere ve eski iyi insanların hikâyelerine tam vukufu vardı; bunları o derece ezbere bilirdi ki eskilerin nadir halleri onun için apaçık bilgiler gibiydi." "Merhum Abdülkerîm'in de oğlu Mevlânâ Abdülhay gibi güzel yazıda mucize gösteren bir eli vardı. Gerçekten Pâdişâh Ahmed ve Şâh Mahmûd adlı ünlü hattatlar ikisinin de mektebinin kölesi gibiydi ve kulluk halkasını boyunlarına geçirmişlerdi. Her biri güzel yazıyı sarmaşık gibi doruğa çıkarıp kemale erdirmişti." Pâdişâh Ahmed ile Mahmûd Şâh çelebilerin hayatları da yazılmıştır; bunlar da çağlarının ünlü hattatlarından olup hattatlar yetiştiren Amasyalılardır.

Mecdî'nin ikinci pasajı bir övgü kalıbıdır ve tam olarak ne demek istediği iki türlü anlaşılabilir: ya Pâdişâh Ahmed ile Şâh Mahmûd'un baba ile oğlun yazı mektebinde yetiştiğini, ya da yalnızca baba ile oğlun hatta bu iki ünlü hattatı geride bıraktığını söyler. Hüsameddin bu iki hattatın da Amasyalı olduğunu ekler ve hayatlarını kitabında ayrıca yazdığını belirtir. Her iki okumada da Abdülkerîm'in çağında adı hattatlığıyla anılan biri olduğu açıktır.

Hayatı

Abdülkerîm Efendi, ailenin adını aldığı Müeyyed Çelebi'nin torunudur. Babası Alâeddin Ali Çelebi'nin oğulları arasında adı en çok duyulanı, kazasker Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'dir; öteki kardeş Abdürrahîm Efendi İstanbul'da Halvetî şeyhliği yapmıştır. Abdülkerîm ise memleketinde kalmış, hocası da Amasyalı bir âlim olmuştur. Çeşitli yazı türlerini hattat Şeyh Hamdullah'tan öğrenmiştir. Doğumu için kaynaklarda bir tarih geçmez.

Kardeşi Abdürrahîm Efendi'nin maddesi, Abdülkerîm'in Amasya'daki hayatına dair bir ayrıntı daha verir. 918 (1512) yılının Saferinde Yavuz Sultan Selim tahta çıkınca Abdürrahîm Efendi'nin şeyhi ve kayınpederi İskilip'e, kendisi de Amasya'ya gönderilmiş ve burada kardeşi Abdülkerîm Efendi'nin evinde kalmıştır. Abdürrahîm'in oğlu, sonraki Şeyhülislâm Abdülkâdir Şeyhî Efendi, Hüsameddin'e göre 920'de Amasya'da doğmuştur; doğumun amcasının evinde olup olmadığını kaynak söylemez.

Şiiri

Hüsameddin, "edîb, şâir" sıfatlarını Abdülkerîm'in kendisi için kullanır; bu sıfatların kime ait olduğu konusunda bir belirsizlik yoktur. Ne var ki maddede ona ait bir beyit aktarılmaz, bir divanı ya da manzum eseri de anılmaz. Mecdî'den yapılan alıntı da onun şiirinden değil, tarih bilgisinden ve hattından söz eder. Şairliği kayıtla sabit, şiiri ise kayıptır.

Ailesi

Oğlu Abdülhay Efendi amcası Abdurrahman Efendi'den mülâzım olup müderrislik, Diyarbekir'in fethinden sonra "Kürdistan kazaskeri" unvanıyla Diyarbekir kadılığı ve Amasya kadılığı yapmış, 950'de (1543-44) ölmüştür; Hüsameddin onu da hattat ve tarih bilgini olarak anar. Diyarbekir'e ikinci kez gönderilirken söylediği "Uğradım bir kazâ-yı mübreme âh / Oldu Âmid bana belâ-yı siyâh" (Ah, kaçınılmaz bir kazaya uğradım; Âmid bana kara bir bela oldu) beyti maddesinde kayıtlıdır. Öteki oğlu Abdî Abdullah Efendi, Sadrazam Pîrî Mehmed Paşa'nın damadı ve Sofya kadısı olarak 961'de (1553-54) ölmüş bir şairdir; Hüsameddin onun Abdülkerîm Çelebi bin Ali Çelebi bin Müeyyed Çelebi'nin oğlu ve Abdülhay'ın kardeşi olduğunu ayrı bir notla belirtir. Abdülhay'ın oğlu Ahmed Efendi de Ebü'l-Fazl Mehmed'den talik yazı öğrenmiş, Amasya naipliği ve kadılığı yapmıştır. Ailenin geniş soy ağacı Müeyyedzâdeler yazısında verilmiştir.

Amasya Tarihi'nde adı ve babasının adı aynı olan bir başka kişi daha geçer: Abdîzâde ailesinden İsmâil Efendi'nin maddesinde babası "Müderris Abdî Çelebi evlâdından Abdülkerîm Çelebi bin Ali Çelebi" diye anılır. Bu kişinin oğlu 991 dolaylarında ölmüştür ve aile Müeyyedzâdeler değil, Müderris Abdî Çelebi'nin soyudur. Adların benzerliği yüzünden iki Abdülkerîm'in karıştırılmaması gerekir.

Kronoloji

918 (1512): Kardeşi Şeyh Abdürrahîm Efendi Amasya'ya gönderilir ve onun evinde kalır.

927 (1520-21): Amasya kadısıyken ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar