Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Bir zaman efsane yeldim cihanda
Şimdi bir sultana eriştik şükür
Fehmettim eşyayı seb’ül mesan da
Nokta-i bürhana eriştik şükür
Yedi harften bir noktaya süzüldük
Esmaü’l Hüsna’ya anda yazıldık
Ehlibeyt’in katarına düzüldük
Menzil’i merdane eriştik şükür
Eliftir dersimiz be dir hecemiz
Feyz-i Hakka mazhar oldu nicemiz
Hakikat kitabın açtı hocamız
Sure-i İmrana eriştik şükür
Otuz altı babdan içeri girdik
Hamdülillah ne hub didara erdik
Kaldırdı nikabın cemalin gördük
Acaib seyrana eriştik şükür
SIDKI der dembedem zikrullahımız
Cana hayat verir Feyzullahımız
Sertac-i Muhammed eyvallahımız
Sırr-ı lamekana eriştik şükür

Günümüz Türkçesiyle

1. Bir zamanlar dünyada boş yere koşup durdum; şimdi bir sultana eriştik, şükür. Eşyanın sırrını Fatiha'da anladım; kesin delilin noktasına eriştik, şükür.

2. Yedi harften süzülüp bir noktaya vardık; orada Allah'ın güzel adlarına yazıldık. Ehl-i Beyt'in kervanına katıldık; mertlerin menziline eriştik, şükür.

3. Dersimiz eliftir, hecemiz bedir; nicemiz Hakk'ın feyzine mazhar oldu. Hocamız hakikat kitabını açtı; Âl-i İmrân suresine eriştik, şükür.

4. Otuz altı kapıdan içeri girdik; hamdolsun, ne güzel bir yüze erdik. Peçesini kaldırdı, cemalini gördük; şaşılacak bir seyre eriştik, şükür.

5. Sıdkı der ki: Her an zikrimiz Allah'tır; Feyzullah'ımız cana hayat verir. Muhammed'in başının tacı olan eyvallahımızdır; mekânsızlığın sırrına eriştik, şükür.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüklü bir koşmadır, ölçüsü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Her dörtlüğün son dizesi "eriştik şükür" sözüyle biter; önündeki "sultana, bürhana, merdane, İmrana, seyrana, lamekana" kelimeleri kafiyeyi taşır. İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("cihanda, mesan da"), sonrakilerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir. Mahlas son dörtlükte geçer. Birinci dizedeki "efsane yeldim" sözü, boş yere koşup durmak anlamında okunmuştur.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, yola girmeden önceki boşluk ile bir mürşide eriştikten sonraki doluluğu karşılaştıran bir şükür şiiridir. Dil, harf ve nokta üzerine kurulu bir sembolizmle örülüdür: Fatiha'nın "seb'ül-mesânî" adı, yedi harften bir noktaya süzülmek, elif ve be harfleri. Elif tekliği, be ise iki ve yaratılışı anlatan harf olarak tasavvuf şiirinde sık kullanılır; "bütün Kur'an'ın Fatiha'da, Fatiha'nın besmelede, besmelenin de be'nin altındaki noktada toplandığı" anlayışı bu dizelerin arkasında durur.

"Hocamız hakikat kitabını açtı" dizesiyle anılan kitap, Bektaşî şiirinde çoğu zaman insanın kendisi, özellikle mürşidin yüzüdür; dördüncü dörtlükte peçenin kaldırılıp cemalin görülmesi bu okumayı destekler. Son dörtlükte "Feyzullahımız" sözü hem Allah'ın feyzi anlamına gelir hem de Sıdkî'nin bağlandığı Hacıbektaş postnişini Feyzullah Çelebi'nin adıdır; mürşidin adı burada bilerek iki anlamlı kullanılmıştır. "Otuz altı bab" ifadesinin hangi kapıları kastettiği kaynakta açıklanmaz.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar