Amasyalı alaybeyi Şîrî Ahmed Bey, 1048'de (1638) Bağdat önlerinde, sadrazam Tayyar Mehmed Paşa'nın kolunda savaşırken şehit düştü. Babası Çerkes Arslan Bey azatlı bir köleydi ve kılıcıyla sancakbeyliğine kadar yükselmişti; oğlu da aynı yolu izledi, İran seferlerinde öne çıkıp alaybeyi oldu ve iki sadrazamın hizmetinde bulundu. Hüsameddin'in kaleminde yakışıklı ve yiğit bir adamdır; şairdi de, ama tek bir dizesi bile kalmamıştır.

Hayatı

Hüsameddin'in maddesi kısa bir asker hayatıdır:

Amasyalıdır. Tercemesi yukarıda yazılan Çerkes Arslan Bey'in oğludur. Pederinin vefâtında zeâmetle kayrıldı. Çerkes Mehmed Paşa'ya intisâb edib dâiresinde tefeyyüz ederek İran muhârebelerinde isbât-ı liyâkat edib alaybeyi oldu. Paşa'nın vefâtında Bayrâm Paşa'ya intisâb etdi. Ancak Bağdat muhârebesinde Sadr-ı a'zam Tayyar Paşa kolunda 1048'de şehîd oldu. Endâm ve tabiatı güzel, yiğit, şâir idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Hayatı daha önce anlatılan Çerkes Arslan Bey'in oğludur. Babası ölünce kendisine zeamet verildi. Çerkes Mehmed Paşa'ya bağlanıp onun maiyetinde yetişti, İran savaşlarında yeteneğini gösterdi ve alaybeyi oldu. Paşa ölünce Bayram Paşa'ya bağlandı. Bağdat savaşında Sadrazam Tayyar Paşa'nın kolunda 1048'de şehit oldu. Boyu bosu ve huyu güzel, yiğit ve şair biriydi.

Babası Çerkes Arslan Bey

Madde, babasına göndermeyle başlar. Arslan Bey, altıncı ciltteki kendi maddesine göre Amasyalı Hacı Beyzâde Ahmed Paşa'nın kölesiydi. Efendisinin himmetiyle zeamet sahibi oldu, Rumeli savaşlarındaki yararlıklarıyla önce alaybeyi, sonra sancakbeyi rütbesine yükseldi. 1009'da (1600-01) Amasya'da Sultan Bayezid vakıflarının tevliyetiyle emekliye ayrılmıştı; 1011'de (1602-03) Karayazıcı eşkıyasının Amasya'ya saldırısında yaralandı, fetret yıllarını şehirde geçirdi ve 1017'de (1608-09) yeniden sancakbeyi oldu. İran savaşlarında öldü. Hüsameddin ona "Çerkes Bey diye meşhur bir gazi" der. Oğulları Ahmed, Mehmed ve Mustafa Beylerdi; Mustafa Bey Amasya'nın ileri gelenlerinden oldu ve torunları XIX. yüzyılda da "Çerkesoğulları" adıyla şehirde yaşıyordu.

Şîrî'nin babasının ölümüyle zeamete geçmesi, Arslan Bey'in hizmetlerinin oğluna bir dirlik olarak döndüğünü gösterir. Arslan Bey'in ölüm yılı belli değildir; 1017'den sonraki İran savaşlarında öldüğü bilinir.

İki Sadrazamın Hizmetinde

Ahmed Bey önce Çerkes Mehmed Paşa'nın dairesine girdi. Hüsameddin bu paşayı ayrıca tanıtmaz; Şîrî'nin onun maiyetinde İran savaşlarında yararlık göstererek alaybeyi olduğunu söylemekle yetinir. Paşanın ölümünden sonra Bayram Paşa'ya bağlandı. Bayram Paşa, Hüsameddin'e göre İstanbul'da doğmuş, Amasya'da büyümüş Lâdikli Kurd Ağa'nın oğluydu ve 1039'da (1630) Amasya mutasarrıfı olmuştu. 1046'da (1637) sadrazamlığa getirilen paşa, IV. Murad'ın Bağdat seferi için orduyu toplarken Amasya'yı da dolaşmış, şehre kendi kesesinden su getirtip çeşmeler yaptırmış ve bir Mevlevîhane kurmuştu. Bağdat yolunda, Urfa yakınlarında 1048 yazında (Ağustos 1638) ansızın öldü.

Ölümünden sonra sadrazamlığa, yine Lâdikli olan Tayyar Mehmed Paşa getirildi. Tayyar Paşa Bağdat kuşatmasını yönetti ve Akkapı tarafından yapılan hücumlarda, 16 Şaban 1048'de (23 Aralık 1638) kılıç elinde öne geçmişken vurularak öldü; şehir ertesi gün Osmanlıların eline geçti. Şîrî Ahmed Bey'in "Tayyar Paşa kolunda" şehit düşmesi, onun da bu kuşatmada, büyük ihtimalle Kasım-Aralık 1638 haftalarında öldüğünü düşündürür. Hüsameddin ölüm gününü vermez.

Bu zincirde Amasya'dan bir çizgi görülür: Arslan Bey'in efendisi Amasyalıdır, Bayram Paşa Amasya'da büyümüştür, Tayyar Paşa Amasya sancağındaki Lâdik'tendir. Şîrî, bu çevrenin askerî kapılarından birinden ötekine geçerek yükselmiş bir taşra beyidir.

Şiiri

Bir asker hayatı olarak anlatılan maddede Ahmed Bey'in şairliği, son cümledeki tek bir kelimeye dayanır; şiirlerine ulaşılamamıştır. Mahlası Farsça "şîr", yani aslan kelimesinden gelir; babasının adı Arslan olduğuna göre, mahlasın babasının adına bir gönderme olarak seçilmiş olması güçlü bir ihtimaldir. Madde böyle bir açıklama yapmaz.

Kronoloji

1009 (1600-01): Babası Arslan Bey, Sultan Bayezid vakıflarının tevliyetiyle emekliye ayrılır.

1011 (1602-03): Babası, Karayazıcı eşkıyasının Amasya'ya saldırısında yaralanır.

1017 (1608-09): Babası yeniden sancakbeyi olur; daha sonra İran savaşlarında ölür.

1046 (1637): Ahmed Bey'in hizmetine girdiği Bayram Paşa sadrazam olur.

1048 (1638): Bayram Paşa Ağustosta ölür; Ahmed Bey, Bağdat kuşatmasında Tayyar Mehmed Paşa'nın kolunda şehit düşer.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar