Şehzade Ahmed'in Amasya'daki sarayına sözüyle ve terbiyesiyle girip onun ölümüne dayanamayarak 918'de (1512-13) ölen Şeyhî Mehmed Çelebi, Arap ve Fars edebiyatında yaşıtlarını geride bırakan, Münîrî ile şiirleşen bir müderris şairdi. "Şeyh Kırık" lakaplı atasının adını taşıyan, babası Hâtemî Abdülkerîm Efendi ve amcası Âfitâbî Abdurrahman Çelebi ile birlikte üç kuşak boyunca Amasya şehzade saraylarının çevresinde yaşamış bir ailenin üyesiydi. Bu şiirleşmelerden de, kendi manzumelerinden de elde bir örnek yok.
Hayatı
On birinci ciltteki madde söze babasının adıyla girer:
Amasya şuarâ ve ulemâsından "Şeyh Kırık" demekle meşhûr Şeyhî Çelebizâde Hâtemî Abdülkerîm Efendi'nin oğludur. Muallim-i sultânî Hatîb Kâsım Efendi'den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm sonra Atabeg Gâzi müderrisi oldu. Takrîr ve beyânı edeb ve ahlâkı ile Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed'e kendisini sevdirdiğinden takarrüb ederek terakkî gördü. Ancak 918'de Sultân Ahmed'in ömr ü saltanatı hitâma erdiğinden müteessîren vefât etdi. Âlim, kâmil, şâir, edîb idi. Edebiyât-ı Arabiyye ve Farisiyye'de akrânına fâik olup Münirî Efendi ile müşâare ederdi.
Günümüz Türkçesiyle: Amasya'nın şair ve âlimlerinden, "Şeyh Kırık" diye tanınan Şeyhî Çelebizâde Hâtemî Abdülkerîm Efendi'nin oğludur. Sultan hocası Hatîb Kâsım Efendi'den tahsilini tamamlayıp icazet aldı, sonra Atabeg Gazi Medresesi'ne müderris oldu. Ders anlatışı, konuşması, edebi ve ahlakıyla Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in sevgisini kazandığı için ona yakınlaştı ve yükseldi. Ancak 918'de Sultan Ahmed'in ömrü ve saltanatı sona erince üzüntüsünden öldü. Âlim, olgun, şair ve edip biriydi. Arap ve Fars edebiyatında akranlarından üstündü ve Münîrî Efendi ile şiirleşirdi.
Maddenin ilk cümlesi iki türlü anlaşılabilir: "Şeyh Kırık" lakabı ya Hâtemî'nin kendisine ya da babası sayılan Şeyhî Çelebi'ye ait olabilir. Aynı ciltteki Şeyh Kırık maddesi bu lakabı 846'da ölen Şeyhî Mehmed Çelebi'ye verdiği için ikinci okuma daha tutarlıdır; o zaman torun, dedesinin adını taşımış olur. Ailenin hangi kuşakta hangi adı taşıdığı Hüsameddin'in ciltleri arasında tutarlı değildir ve atası Şeyh Kırık'ın soy tartışması torununa da uzanır.
Hocası ve Medresesi
Hatîb Kâsım Efendi, Hüsameddin'e göre II. Bayezid'in ve onun oğlu Şehzade Ahmed'in hocasıydı ve 894 ramazanında (Ağustos-Eylül 1489) ölmüştü. Şeyhî Mehmed'in tahsilini onun yanında tamamlaması, öğrenciliğinin en geç 1489'da bittiğini ve onu gençken şehzade sarayının hoca çevresine bağladığını gösterir. Hatîb Kâsım'ın oğulları da Amasya ilmiye hayatında yer aldı; biri olan Ahmed Şemseddîn Efendi, 918'de Amasya'daki Mehmed Paşa Medresesi'nin müderrisiyken görevinden alındı.
İcazetini aldıktan sonra bir süre ders-i âm olarak, yani ders okutma izni olan bir âlim olarak çalıştı, ardından Atabeg Gazi Medresesi'ne müderris oldu. Babası Hâtemî Abdülkerîm de gençliğinde Halifet Gazi Medresesi'nde ders okutmuş, sonra tekke yoluna geçmişti; ailenin mesleği kuşaklar boyunca medrese ile tekke arasında gidip gelir.
Şehzade Ahmed'in Çevresinde
II. Bayezid'in büyük oğlu Şehzade Ahmed otuz yıldan uzun bir süre Amasya'da sancakbeyi olarak oturdu ve çevresine şair, hattat ve âlimlerden oluşan kalabalık bir meclis topladı. Hüsameddin, Şeyhî Mehmed'in şehzadeye derslerindeki anlatımı ve edebiyle yakınlaştığını söyler. Aynı yıllarda amcası Âfitâbî Abdurrahman Çelebi, Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi ve Şehzade Ahmed'in musahibi olarak 907'de (1501-02) ölmüştü; Âfitâbî'nin oğlu Abdülhay Efendi de şehzadenin adamlarındandı ve 918 olaylarından sonra gözden düştü. Aile, şehzadenin talihine sıkıca bağlanmıştı.
918'de (1512-13) Ahmed, kardeşi Selim'e karşı taht mücadelesini kaybetti ve öldürüldü. Hüsameddin, Şeyhî Mehmed'in bu sonun üzüntüsüyle öldüğünü yazar. Maddenin üslubu, ailenin atası Şeyh Kırık'ın Şehzade Alâeddin'in ölümünden sonra korkudan öldüğünü anlatan cümleyi hatırlatır; yetmiş yıl arayla aynı aileden iki kişinin bir şehzadenin ölümüyle hayattan çekilmesi, Hüsameddin'in aile geleneği hakkındaki anlatısının bir parçası olabilir. Şeyhî Mehmed'in ölümüne başka bir sebep veren bir kaynak bilinmiyor.
Şiiri
Şeyhî Mehmed'in şiirinden geriye tek bir haber kalmıştır: Münîrî-i Amâsî ile müşâare ederdi. Bu karşılıklı şiirler dahil, şiirlerine ulaşılamamıştır. Münîrî'nin bugün okunabilen şiirleri arasında Şeyhî Mehmed'e yazılmış ya da onunla karşılıklı söylenmiş bir parça görülmez; Münîrî'nin etkilendiği şairler arasında bir Şeyhî adı da geçer; o ad Germiyanlı şaire aittir ve Amasyalı müderrise götürülemez. Müşâarenin hangi dilde yapıldığı da bilinmez. Hüsameddin'in Arapça ve Farsça edebiyattaki üstünlüğünü öne çıkarması, Şeyhî Mehmed'in bu dillerde de şiir söylemiş olabileceğini düşündürür, fakat elde bunu gösteren bir metin yoktur.
Ailesi
Babası Hâtemî Abdülkerîm Çelebi, Şehzade Bayezid'in Amasya meclisinde bulunmuş, sonra İbrâhim Tennûrî'nin halifesi olmuş ve 903 (1497-98) dolaylarında ölmüş bir müderris ve şairdi. Amcası Âfitâbî de şairdi. Yedinci ciltte "Abdülkerîm Çelebi mahdûmu" ve "Şeyhîzâde" diye anılan Enverî Pîr Hasan Çelebi'nin Şeyhî Mehmed'in kardeşi olması mümkündür; Hüsameddin bu bağı açıkça kurmaz ve ihtimal yalnız ad ile lakap benzerliğine dayanır. Hüsameddin Şeyhî Mehmed'in çocuklarından söz etmez.
Kronoloji
894 (1489): Hocası Hatîb Kâsım Efendi ölür.
903 (1497-98) dolayları: Babası Hâtemî Abdülkerîm Çelebi ölür.
907 (1501-02): Amcası Âfitâbî Abdurrahman Çelebi ölür.
918 (1512-13): Şehzade Ahmed'in ölümünün ardından Amasya'da ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 220 (Şeyhî Mehmed Çelebi-Şeyhîzâde maddesi; e-kitap s. 424). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page424.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 219 (Şeyhî Mehmed Çelebi-Şeyh Kırık maddesi; e-kitap s. 423). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page423.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 27-30 (Âfitâbî Abdurrahman Çelebi-Şeyhîzâde maddesi; e-kitap s. 20). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page20.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 409-410 (Ahmed Şemseddîn Efendi-Hatîb Kâsımzâde maddesi; e-kitap s. 131). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page131.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 446 (Abdülhay Efendi-Âfitâbîzâde maddesi; e-kitap s. 495). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page495.html
Çevrimiçi kaynaklar
