Amasya Mevlevîhânesi'nin postunda yirmi yıl oturan Sâlih Ulvî Dede, şehre Konya'dan bir arabulucu olarak gönderilmişti. Halepli olduğu için Amasyalılar ona "Arap Şeyh" derdi. 1131'de (1718-19) geldiği tekkede şeyhler arasındaki çekişmeyi yatıştırdı, bir süre sonra vakfın yönetimini de üstlendi ve 1151 (1739) yılında ölünceye kadar görevinde kaldı. Şairliğini Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kısa bir notundan biliyoruz; Hüsameddin'in gözünde o, her şeyden önce ilmi ve vakarıyla şehrin ileri gelenlerini kendine bağlayan bir sûfîydi.
Hayatı
Hakkındaki temel bilgi, Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nin on birinci cildindeki kısa maddedir:
Haleplidir. Konya'da Mevlânâ dergâhında sâkin olarak seccâde-nîşîn Abdülhâlim Dede Efendi'den ta'lîm ve terbiye gördü. Amasya Mevlevîhâne meşâyihi arasında geçimsizliğe hitâm vermek üzere Mevlevîhâne şeyhi Ebûbekir Dede'nin vefâtıyla Konya'dan şeyh olarak 1131'de geldi. Gerek ilmen ve gerek ahlâken yüksek olduğundan ulemâ ve a'yâna kendisini sevdirdi. 1143'de Mevlevîhâne vakfı tevliyet ve nezâreti de uhdesine tevcîh edildiğinden keşmekeşe hitâm verdi. Tam yirmi yıl icrâ-yı meşîhat edib 1151 senesi zilhiccesinin onuncu günü dâr-ı naîme irtihâl etdi. Âbid, zâhid, âlim, edîb, şâir, sûfî meşreb, halûk ve müteşerri' bir zât idi. Vakârıyla herkes yanında muhteremdi. (Kuddise sırruhû)
Günümüz Türkçesiyle: Haleplidir. Konya'da Mevlânâ dergâhında kalarak postnişin Abdülhalîm Dede Efendi'den eğitim ve terbiye gördü. Amasya Mevlevîhânesi'nin şeyhleri arasındaki geçimsizliğe son vermek üzere, tekkenin şeyhi Ebûbekir Dede ölünce Konya'dan şeyh olarak 1131'de geldi. Hem ilimce hem ahlakça üstün olduğundan kendini ulemaya ve şehrin ileri gelenlerine sevdirdi. 1143'te Mevlevîhâne vakfının tevliyeti ve nezareti de kendisine verilince karışıklığa son verdi. Tam yirmi yıl şeyhlik edip 1151 yılı Zilhiccesinin onuncu günü vefat etti. İbadete düşkün, dünyaya gönül bağlamamış, âlim, edip, şair, sûfî meşrepli, güzel huylu ve şeriata bağlı bir zattı. Vakarıyla herkesin yanında saygı görürdü. (Sırrı mukaddes olsun.)
Maddenin dipnotu okuru eserin ilerisinde "Ulvî Sâlih Dede" adıyla bir başka kayda gönderir, fakat cildin taranmış metninde bu başlıkla ayrı bir madde bulunamadı. Adın iki sırayla yazılması, "Ulvî"nin Sâlih adının yanında taşınan ikinci bir ad, büyük ihtimalle bir mahlas olduğunu düşündürür. Ölüm günü olan 10 Zilhicce, Kurban Bayramı'nın ilk günüdür ve 1151 yılında Mart 1739'un ikinci yarısına düşer.
Amasya Mevlevîhânesi'nde Yirmi Yıl
Ulvî Dede'nin geldiği tekke, 1011'deki (1602-03) eşkıya olayları sırasında yanmış, 1047'de (1637-38) sadrazam Bayram Paşa'nın yardımıyla binası ve vakıfları genişletilerek yeniden ayağa kaldırılmıştı. Hüsameddin'in birinci ciltte verdiği tekke tarihçesi, sonraki yılları şeyhlik ile vakıf yönetiminin sık sık ayrı ellere geçtiği bir dönem olarak gösterir. 1118'de (1706-07) Ebûbekir Dede şeyh olmuş, vakfın işlerinde ise Mehmed Ârif Dede soyundan Hacı Osman Sâkıb Efendi söz sahibi olmuştur. 1131'de Ebûbekir Dede ölünce şeyhliğe "eş-Şeyh Sâlih Dede Efendi" getirilir.
Maddedeki "keşmekeş" sözünün içini de bu tarihçe doldurur. Sâlih Dede, Hacı Osman Efendi'nin görevden alınmasıyla mütevelliliği de almışsa da 1135'te (1722-23) tevliyet Seyyid Hâfız Halîl Çelebi'ye, nezaret de kardeşi Seyyid Hâfız Mustafa Çelebi'ye verilmiştir. Bu iki görev birkaç kez el değiştirmiş, 1143'te (1730-31) yeniden ve birlikte şeyhe bırakılmıştır. İki ayrı ciltteki kayıtlar yan yana konunca tablo netleşir: Konya'dan gelen şeyh, tekkenin gelirleri üzerinde söz sahibi olduktan sonra ortalığı yatıştırabilmiştir.
1151'deki ölümünden sonra tarihçe postu Dervîş Mehmed Dede'ye verir. Öte yandan Ulvî Dede'nin yanında yetişen Amasyalı Seyyid Ahmed Efendi'nin maddesinde, bu öğrencinin 1158'de (1745) Mevlevîhâne şeyhi olduğu yazılıdır. İki kayıt arasındaki fark Hüsameddin'in metninde giderilmemiştir.
Çevresi ve Öğrencileri
Ulvî Dede'nin şeyhliği sırasında tekkede Mesnevî okutan mesnevîhân, Alemdâr İbrâhim Ağa'nın oğlu Sâfî Hüseyin Çelebi'ydi. Hüsameddin, Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdî Efendi'nin tezkire zeylinden aktararak onu şair olarak anar; Sâfî 1143'te ölmüştür. Seyyid Ahmed Efendi ise Mevlevî adabını Ulvî Dede'nin hizmetinde öğrenmiş, sonradan şehrin baş ayanlığına kadar yükselmiş, edebiyata ve Farsçaya yakınlığıyla tanınmıştır. 1174 başında öldüğünde "Mevlevîhâne derûnunda şeyhi yanında" gömüldüğü kayıtlıdır. Buradaki şeyhin Ulvî Dede olması kuvvetle muhtemeldir; öyleyse Halepli şeyhin mezarı da tekkenin içindeydi. Kaynak bunu açıkça söylemez.
Hüsameddin, Ulvî Dede'nin Konya'daki mürebbisi olarak "seccâde-nişîn Abdülhalîm Dede Efendi"yi gösterir. Seccâde-nişîn, Konya'daki Mevlânâ dergâhının başında oturan Çelebi'ye verilen addır; Amasya'ya şeyh tayini de bu makamdan yapılmıştır. Selefi Ebûbekir Dede'nin ölümüyle boşalan posta Konya'dan bir şeyh gönderilmesi, şehrin tarikatları ve tekkeleri arasında Mevlevîhâne'nin Konya'ya ne kadar sıkı bağlı olduğunu da gösterir.
Şiiri
Arapça konuşulan Halep'te doğup Konya'da yetişmiş bir Mevlevî şeyhinin hangi dilde şiir söylediği bile belli değil: Türkçe, Farsça ve Arapça üçü de mümkündür. Ulvî Dede'nin şiirlerine ulaşılamamıştır; Hüsameddin onu "şâir" diye niteler ama maddede tek beyit aktarmaz. Metin Hakverdioğlu'nun Amasya Tarihi'nin şairler tezkiresi yönünü incelediği çalışmada adı on birinci ciltte hayatı anlatılan şairler arasında yer alır. Bir mecmuaya ya da tekke defterlerinden birine geçmiş birkaç manzumesi bulunabilir; böyle bir nüsha şimdiye dek tanıtılmadı.
Kronoloji
1131 (1718-19): Ebûbekir Dede'nin ölümü üzerine Konya'dan Amasya Mevlevîhânesi şeyhliğine gelir.
1135 (1722-23): Vakfın tevliyeti Seyyid Hâfız Halîl Çelebi'ye, nezareti kardeşi Mustafa Çelebi'ye verilir.
1143 (1730-31): Tevliyet ve nezaret Ulvî Dede'ye geçer.
10 Zilhicce 1151 (Mart 1739): Amasya'da ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 256-257 ("Sâlih Ulvî Dede-Arab Şeyhi" maddesi; e-kitap s. 436). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page436.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 248-249 (Mevlevîhâne tarihçesi; e-kitap s. 157). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page157.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 246 ("Sâfî Hüseyin Çelebi-Yeniçerioğlu" maddesi; e-kitap s. 432). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page432.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 652-653 ("Ahmed Efendi-eş-Şeyh es-Seyyid" maddesi; e-kitap s. 204). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page204.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32 (on birinci cildin şairleri: s. 28-29). https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
