Amasya'da bir mahalleye, bir camiye ve şehrin en eski tekkesine lakabını bırakan Şeyhî Mehmed Çelebi, halk arasında "Şeyh Kırık" diye tanınırdı. Selçuklu Sultanı Mes'ûd'un yaptırdığı hankahın XV. yüzyıl başındaki şeyhiydi; depremde yıkılan bu yapının yerine yeni bir tekke kurdurdu, Şehzade Alâeddin Ali Çelebi'nin danışmanlığını yaptı ve 846'da (1442-43) şehzadenin boğdurulması üzerine duyduğu korku içinde öldü. Arapça, Farsça ve Türkçe bilen bu âlimin şiir de söylediğini Hüsameddin kaydeder; o şiirlerden bugüne bir örnek kalmamıştır.
Hayatı
Kendi adını taşıyan madde, Amasya Tarihi'nin on birinci cildindedir:
Amasyalıdır. Mes'ûdiye Hânkâhı şeyhi olan Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi hizmetinde ilim ve kemâl-i tahsîl ederek üstâdının 805'de Amasya'dan firârında bir müddet inzivâ edib Çelebi Sultân Mehmed'in Amasya'da yerleştiği esnâda meydana çıkdı. Üstâdının yerine şeyh oldu. Kırk yıldan ziyâde mahallesini ihyâ ederek halkın tehzîb-i ahlâkına çalışdı. İkametgâhı civârında bir câmi binâ etdi. Zelzeleden harâb olan Sultân Mes'ûd'un hânkâhı yerine güzel bir tekke yaptırdı. Câmii, tekkesi, mahallesi "Şeyh Kırık" demekle meşhûr oldu. Ancak Şehzâde Sultân Alâeddîn Bey Amasya vâlisi iken bunu kendisine şeyh ve müsteşâr-ı mü'temen intihâb etmişdi. 846'da şehzâde-i müşârün-ileyhin ihnâkında beyhûde telâşa düşüp korkunun verdiği bir ızdırâb içinde terk-i hayat etdi. Âlim, kâmil, edîb, şâir üç lisâna vâkıf ve mütekellim bir zât idi. Mahdûmları ulemâ ve fuzalâdan Mevlânâ Abdülganî ve bunun oğulları Abdülkerîm Hâtemî ve Müderris Abdî Efendilerdir.
Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Mes'ûdiye Hankahı'nın şeyhi Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi'nin hizmetinde ilim öğrenip olgunlaştı. Hocası 805'te Amasya'dan kaçınca bir süre inzivaya çekildi, Çelebi Sultan Mehmed Amasya'ya yerleştiği sırada ortaya çıktı ve hocasının yerine şeyh oldu. Kırk yılı aşkın bir süre mahallesini şenlendirip halkın ahlakını güzelleştirmeye çalıştı. Evinin yakınında bir cami yaptırdı; depremde yıkılan Sultan Mes'ûd hankahının yerine güzel bir tekke inşa ettirdi. Camisi, tekkesi ve mahallesi "Şeyh Kırık" adıyla tanındı. Şehzade Sultan Alâeddin Bey Amasya valisiyken onu kendine şeyh ve güvenilir danışman seçmişti. 846'da şehzade boğdurulunca yersiz bir telaşa kapıldı ve korkunun verdiği ıstırap içinde öldü. Âlim, olgun, edip, şair, üç dil bilen ve sözü güçlü biriydi. Oğlu bilginlerden Mevlânâ Abdülganî'dir; onun oğulları da Abdülkerîm Hâtemî ile Müderris Abdî Efendi'dir.
Hocası Şemseddîn Ahmed Çelebi, Hüsameddin'in "Sarı Şeyh" diye tanıttığı Şehâbeddîn Ahmed Çelebi'dir. Hankahın şeyhliğine Devâtdâr Ahmed Paşa zamanında gelmiş, sonra Amasya valisi olan Şehzade Çelebi Mehmed'e bağlanmıştı. Timur'un Amasya'ya vali olarak gönderdiği Kara Devletşâh'a karşı çıktığı için 805'te (1402-03) Timur'un torunu Kara Mehmed Sultan soruşturma için şehre gelince Halep'e kaçtı, orada Emîr Şeyh el-Müeyyed'in yanına sığındı ve 815'te (1412-13) Şam'da öldü. Öğrencisinin bir süre gözden kaybolması bu kaçışın hemen ardından gelir; hocası gidince kendini de güvende hissetmediği düşünülebilir, madde sebebini söylemez. Çelebi Mehmed'in Amasya'yı yeniden elinde tutmasıyla Mehmed Çelebi saklandığı yerden çıktı ve hankahın başına geçti.
Tekke, Cami ve Mahalle
Hankah-ı Mes'ûdî, Hüsameddin'e göre Amasya'da kurulan ilk tekkeydi; 545 (1150) dolaylarında Selçuklu Sultanı Mes'ûd tarafından yaptırılmış, XIII. yüzyılda Baba İlyâs'ın, XIV. yüzyılın başında Âşık Paşa'nın şeyhlik ettiği yer olmuştu; o eski şeyhlerin hikâyesi Kösedağ sonrası Amasya'nın tekke hayatıyla iç içedir. Mehmed Çelebi'nin şeyhliği sırasında yapı depremde yıkıldı ve o eski hankahın yerine yeni bir tekke kurdurdu. Hüsameddin'in birinci ciltteki tekkeler listesine göre bu tarihten sonra hankahın adı yalnız mahallede kaldı, tekke "Şeyh Kırık Tekkesi" diye anıldı ve zamanla yanlış olarak "Çıkrık Tekkesi" denmeye başlandı. Şeyhlik yaklaşık yüz yıl onun soyunda kaldı. Kanuni devrinde emekli müderrislere verildi, XIX. yüzyılın ortasında, 1257 (1841) dolaylarında ise tekke tamamen ortadan kalktı.
Mahalle de aynı adı aldı. Resmî defterlerde "Şeyh Kırık ma'a Hânkâh" diye geçen semt, Hüsameddin'e göre 560'tan 840'a kadar "Hânkâh Mahallesi" diye anılmış, Mehmed Çelebi'nin tekke yanındaki hücresinde riyazet etmesi yüzünden 841'den (1437-38) beri "Şeyh Kırık" adını taşımıştı. Halk ağzında bu ad "Çıkrık"a dönüştü; bazı kâtipler "Kırık" kelimesini Arapçaya benzetip "Şeyh Garîk" diye yazdılar. Eslem Mahallesi'nin İslâm'a dönüşmesi gibi, Amasya'nın Osmanlı mahalleleri arasında adı ağızdan ağıza aşınan semtlerden biridir.
Şehzade Alâeddin'in Danışmanı
II. Murad'ın oğlu Şehzade Alâeddin Ali Çelebi Amasya sancağını yönetirken Mehmed Çelebi'yi şeyhi ve "müsteşâr-ı mü'temen"i, yani güvendiği danışmanı yaptı. Şehzadenin 846'da (1442-43) boğdurularak öldürülmesi, Hüsameddin'in anlatısında yaşlı şeyhin de sonu olur: başına bir şey gelmediği hâlde korkuya kapıldı ve bu ıstırapla öldü. Müellifin "beyhûde telâş" sözü, şeyhin gerçek bir tehdit altında olmadığını düşündüğünü gösterir. Şehzadenin ölümünün ayrıntıları kaynaklarda tartışmalıdır; maddenin verdiği tarih 846'dır.
Şiiri
Hüsameddin'in "edîb, şâir" kaydını ne bir eser adı ne de bir beyit destekler; üç dilde konuşup yazabilen bu şeyhin şiirlerine ulaşılamamıştır. "Şeyhî" adının bir mahlas mı, yoksa şeyhliğinden gelen bir sıfat mı olduğu da açık değildir; madde başlığında ad olarak durur ve torunlarının "Şeyhîzâde" diye anılmasına yol açmıştır. Germiyanlı büyük şair Şeyhî ile aralarında ad ortaklığından öte bir bağ yoktur.
Kaynakların Durumu
Şeyh Kırık'ın kimliği ve soyu, Hüsameddin'in farklı ciltlerinde birbirini tutmayan biçimlerde verilir. Karışıklığın kaynağı, aynı ailede kuşaklar boyunca tekrarlanan "Şeyhî", "Mehmed" ve "Hasan" adlarıdır.
- On birinci ciltteki kendi maddesi onu yalnız "Şeyhî Mehmed Çelebi" diye adlandırır, hocasını Şemseddîn Ahmed Çelebi olarak verir ve soyunu oğlu Abdülganî ile torunları Hâtemî Abdülkerîm ve Abdî üzerinden sürdürür.
- Birinci ciltteki tekkeler bahsi tam adını "Muhyiddîn Mehmed Çelebi" diye yazar; onu 787'den (1385) sonra hankah şeyhi olan Şeyh İzzeddîn Hasan Çelebi'nin oğlu ve Sarı Şeyh'in öğrencisi yapar. Hankahın kendisine Çelebi Mehmed'in Bolu'dan dönüşünde verildiğini söyler.
- Sekizinci ciltteki Hasan Çelebi-Hüsâmeddînzâde maddesi, 855 (1451) dolaylarında ölen bir Mevlevîhane şeyhi Hasan Çelebi'nin oğulları arasında "şu'arâdan Şeyhî Mehmed Çelebi"yi sayar ve onun oğlunu doğrudan Abdülkerîm Hâtemî olarak gösterir. Aynı ciltte Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi-Şeyh Kırıkzâde diye anılan bir kadı da İzzeddîn Hasan Çelebi'nin oğlu olarak verilir.
- Altıncı ciltteki Âfitâbî Abdurrahman Çelebi maddesi ise Hâtemî ile Âfitâbî'yi "Şemseddîn Mehmed Çelebi bin Şeyhî Çelebi"nin oğulları yapar.
Bu kayıtların ortak noktası, ailenin atası olarak "Şeyhî" lakaplı bir Mehmed Çelebi'nin bulunması ve "Şeyh Kırık" adının onun soyuna bağlanmasıdır. Babasının hankah şeyhi İzzeddîn Hasan Çelebi olduğu birinci ve sekizinci ciltlerden çıkan bir okumadır; ancak sekizinci ciltteki Hasan Çelebi 855'e kadar yaşadığına göre oğlundan dokuz yıl sonra ölmüş olur. Hâtemî Abdülkerîm Çelebi'nin Şeyh Kırık'ın oğlu mu yoksa torunu mu olduğu da mevcut kaynaklarla çözülemez; Hâtemî'nin soyunu verirken de aynı üç şema yan yana durur.
Kronoloji
545 (1150) dolayları: Selçuklu Sultanı Mes'ûd, Amasya'daki hankahı yaptırır.
805 (1402-03): Hocası Şemseddîn Ahmed Çelebi Amasya'dan Halep'e kaçar; Mehmed Çelebi inzivaya çekilir.
815 (1412-13): Hocası Şam'da ölür.
841 (1437-38): Oturduğu mahalle "Şeyh Kırık" adıyla anılmaya başlar.
846 (1442-43): Şehzade Alâeddin Ali Çelebi'nin boğdurulmasının ardından ölür.
1257 (1841) dolayları: Şeyh Kırık Tekkesi tamamen ortadan kalkar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 219 (Şeyhî Mehmed Çelebi-Şeyh Kırık maddesi; e-kitap s. 423). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page423.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 193-194 (Şehâbeddîn Ahmed Çelebi-Sarı Şeyh maddesi; e-kitap s. 416). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page416.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 235-238 (Mukaddime, "Şeyh Kırık Tekkesi"; e-kitap s. 153). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page153.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 124-125 (Mukaddime, "Çıkrık Mahallesi"; e-kitap s. 115). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page115.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 321 ve 357-358 (Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi-Şeyh Kırıkzâde ve Hasan Çelebi-Hüsâmeddînzâde maddeleri; e-kitap s. 576, 587). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page587.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 27-30 (Âfitâbî Abdurrahman Çelebi-Şeyhîzâde maddesi; e-kitap s. 20). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page20.html
Çevrimiçi kaynaklar
