Amasya'da "Şeyhü'z-zürefâ", yani zariflerin şeyhi diye anılan Zarîf Mehmed Efendi, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Mehmed Paşa Camii'nin kürsü şeyhi, hatip ve vaizi, Mehmed Paşa imaretinin şeyhi ve şehrin ileri gelenler meclisinin üyesiydi. İdîzâde Âkif Mustafa Efendi'nin öğrencisiydi, açık anlatımlı bir müderris olarak çok talebe yetiştirdi. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaleminde sözü latif, şiirde ve inşada usta bir şairdir. Ölümü aynı eserin bir yerinde 1202 (1787-88), bir başka yerinde 1204 (1789-90) yılına konur. Zarîf Mehmed'in şiirlerine ulaşılamamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
"Zâ" faslında madde, mahlasını paylaştığı Zarîf Ahmed Efendi-Kudsîzâde'yi izler:
Amasya'da Mehmed Paşa Câmii yanında Hâtunîye medresesinin ilk müderrisi olan Hüseyin Efendi'nin mahdûmudur. Pederinden ve hâssaten Allâme Iydî Hacı Âkif Mustafa Efendi'den ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm oldu. Takrîri açık, beyânı güzel olduğundan talebesi çoktu. 1178'de pederinin irtihâlinde birâderleriyle mezkûr medrese müderrisi ba'dehû Mehmed Paşa Câmii kürsi şeyhi, meclis-i a'yân a'zâsı, 1190'da Mehmed Paşa imâreti şeyhi de olup refâha erdi. 1204'de vefât etdi. Mehmed Paşa mezârlığında medfûndur. Âlim, kâmil, pek zarîf, şâir, sözü latîf, güzel söyler, şiir ve inşâda mâhir, hüsn-i tabiata mâlik, nüfûz ve ikbâli yerinde bir zât-ı sütûde-simât idi. Mutasavvifeden olup Abdullah Vecih Efendi'nin pederiyle musâhabâtı iyi idi. Mahdûmu Hâfız es-Seyyid Abdürrahîm Efendi kendisine benzerdi.
Bugünkü Türkçeyle: Amasya'da Mehmed Paşa Camii'nin yanındaki Hâtuniye Medresesi'nin ilk müderrisi Hüseyin Efendi'nin oğludur. Babasından ve özellikle büyük âlim İdîzâde Hacı Âkif Mustafa Efendi'den öğrenimini tamamlayıp ders-i âm oldu. Anlatımı açık, sözü güzel olduğu için öğrencisi çoktu. 1178'de babası ölünce kardeşleriyle birlikte adı geçen medresenin müderrisi, sonra Mehmed Paşa Camii'nin kürsü şeyhi, ileri gelenler meclisinin üyesi, 1190'da da Mehmed Paşa imaretinin şeyhi olarak refaha kavuştu. 1204'te öldü ve Mehmed Paşa mezarlığına gömüldü. Âlim, olgun, çok zarif, şair, sözü tatlı, güzel konuşan, şiirde ve nesirde usta, iyi huylu, nüfuzu ve itibarı yerinde, övülmeye değer bir zattı. Tasavvuf ehlindendi; Abdullah Vecîh Efendi'nin babasıyla sohbetleri iyiydi. Oğlu Hâfız Seyyid Abdürrahîm Efendi kendisine benzerdi.
Kürsü şeyhi, büyük camilerde kürsüye çıkıp halka vaaz veren ve dinî bilgiler anlatan görevliydi. Zarîf Mehmed Efendi'nin hem medrese hocası hem de bu caminin vaizi olması, adının şehirde geniş bir çevrece tanınmasını açıklar. Zarîf Mehmed'in hayatı, 1486 tarihli Mehmed Paşa Camii ve çevresindeki yapılar arasında geçmiştir: babasının müderrisi olduğu medrese caminin yanındaydı, kendisi caminin kürsüsünde vaaz verdi, imaretin şeyhi oldu ve öldüğünde Mehmed Paşa mezarlığına gömüldü.
Hocası ve Çevresi
Zarîf Mehmed'in hocası İdîzâde Âkif Mustafa Efendi, 1097'de (1686) doğmuş, iki kez Amasya müftülüğü yapmış, kırk beş yıl şehirde ders okutmuş ve 24 receb 1173'te (Mart 1760) ölmüştü. Hüsameddin onun haftada bir gece evinin selamlığında âlimleri ve edipleri toplayıp ilmî ve edebî sohbetler yaptığını yazar. Şiir yazan ve divanı bulunan bu hocanın sohbetlerinde Zarîf Mehmed'in bulunup bulunmadığını Hüsameddin söylemez.
Maddedeki Abdullah Vecîh Efendi, Hüsameddin'in başka bir yerde "Amasya müftüsü fâzıl-ı meşhûr" diye andığı âlimdir; Zarîf Mehmed'in oğlu Abdürrahîm onun halkasında okumuş, hocası müftüyken fetvaların müsveddelerini yazmıştır.
Oğulları
Hüsameddin, Zarîf Mehmed'in iki oğluna ayrı maddeler ayırır. Seyyid Abdürrahîm Efendi, Abdullah Vecîh Efendi'den okumuş, Mehmed Paşa Camii'nin hatibi, sonra kürsü şeyhi olmuş, açık anlatımlı bir vaiz olarak 1220'de (1805-06) ölmüştür. Hâfız Abdurrahman Efendi ise Âkif Mustafa Efendi'nin öğrencisi Seküköylüzâde Kâşif Mehmed Efendi'den okumuş, 1200'de (1785-86) açılan rüûs imtihanını kazanarak müderris olmuş, kadılık yapmış ve 1214'te (1799-1800) ölmüştür. İki oğulun da maddelerinde baba "Şeyhü'z-zürefâ demekle meşhûr" diye anılır; Abdurrahman'ın maddesinde adı Hâfız Mehmed Zarîf Efendi biçimindedir. Oğulları bu yüzden "Zürefâzâde" lakabıyla anılmıştır.
Kaynakların Durumu
Hüsameddin'in kendi eseri içinde iki farklı ölüm yılı vardır. Zarîf Mehmed'in maddesi 1204 der. Dördüncü cildin bakiyye kısmında ise 1202 yılının olayları anlatılırken "Mehmed Paşa Câmii hatîb ve vâ'izi 'Şeyhu'z-Zurefâ' denilen Hacı Mehmed Zarîf Efendi"nin o yıl öldüğü ve oğlu Abdürrahîm'in yerine hatip ve vaiz olduğu kaydedilir; anlatı hemen ardından 1203 muharremine geçer. Yıllık olaylar kısmının tarih sırasına göre yazıldığı düşünülürse 1202 daha sağlam görünür; ama hangi tarihin doğru olduğunu belirleyecek başka bir kaynak bulunamamıştır.
İki yerde görev unvanı da farklıdır: madde onu kürsü şeyhi olarak tanıtır, yıllık olaylar hatip ve vaiz der. Oğlu Abdürrahîm'in de önce hatip, sonra kürsü şeyhi olduğu düşünülürse Zarîf Mehmed'in iki görevi birlikte ya da art arda yürüttüğü anlaşılır. "Hacı" ve "Hâfız" sıfatları ise yalnız bu öbür kayıtlarda geçer; bunlara göre hacca gitmiş ve Kur'an'ı ezberlemiş olmalıdır, madde ise bu iki noktaya değinmez.
Şiiri
Zarîf Mehmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in "şiir ve inşâda mâhir" övgüsü örneksiz kalır: maddede ne bir beyit vardır ne de şiirlerinin bir derlemesinden ya da divanından söz edilir. "Şeyhü'z-zürefâ" lakabı, onun şiirden çok nükteli sohbetiyle tanındığını düşündürür; Hüsameddin'in "sözü latîf, güzel söyler" demesi de bu yöndedir.
Kronoloji
1173 (1760): Hocası İdîzâde Âkif Mustafa Efendi ölür.
1178 (1764-65): Babası Hüseyin Efendi ölür; Zarîf Mehmed kardeşleriyle Hâtuniye Medresesi müderrisi olur.
1190 (1776-77): Mehmed Paşa imaretinin şeyhi olur.
1200 (1785-86): Oğlu Hâfız Abdurrahman rüûs imtihanını kazanır.
1202 (1787-88) ya da 1204 (1789-90): Zarîf Mehmed Efendi ölür; Mehmed Paşa mezarlığına gömülür.
1214 (1799-1800): Oğlu Abdurrahman ölür.
1220 (1805-06): Oğlu Abdürrahîm ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 354 (Zarîf Mehmed Efendi-Şeyhü'z-Zürefâ maddesi; e-kitap s. 469). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page469.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4 (bakiyye), s. 152 (1202 yılı olayları; e-kitap s. 674). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page674.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 503-504 (Abdürrahîm Efendi-Zürefâzâde es-Seyyid maddesi; e-kitap s. 513). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page513.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 485 (Abdurrahman Efendi-Zürefâzâde Hâfız maddesi; e-kitap s. 507). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page507.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 399-402 (Âkif Mustafa Efendi-Iydîzâde Hacı maddesi; e-kitap s. 481-482). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page481.html
Çevrimiçi kaynaklar
