Abdülkerîm Çelebi, mahlasıyla Kerîmî, Amasya Mevlevîhânesi'ni ilk kuşaklardan beri yöneten bir şeyh ailesinin oğluydu. Babası "Yavuz Dede" ve "Buğra Şeyh" adlarıyla anılan Cemâleddîn Yûsuf Çelebi, dedesi Veliyyüddîn Ahmed Dede'dir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu 745 (1344-45) yılında Mevlevî şeyhleri arasında görür ve "şeyhlerin âlimlerinden bir şair" diye niteler. Bu kısa kayıt, XIV. yüzyılın ortasında Amasya'daki Mevlevî çevresinde şiir yazan birinin adını bugüne taşıyan nadir izlerdendir. Ölüm tarihi, eserleri ve şiirleri bilinmemektedir.

Amasya Tarihi'ndeki Maddesi

Hüsameddin'in on birinci cildindeki Abdülkerîm Çelebi-Kerîmî maddesi dört cümleden ibarettir:

Amasya Mevlevîhânesi şeyhi "Yavuz Dede" demekle meşhûr Yûsuf Çelebi mahdûmudur. 745'de meşâyih-i Mevleviyye'den görüldü. Sonra vefât etdi. Ulemâ-yı meşâyihden şâir idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya Mevlevîhânesi şeyhi olup "Yavuz Dede" diye tanınan Yûsuf Çelebi'nin oğludur. 745 yılında Mevlevî şeyhleri arasında görüldü. Daha sonra öldü. Şeyhlerin âlim olanlarından, şair bir kişiydi.

"Görüldü" fiili Hüsameddin'in sık kullandığı bir ifadedir ve çoğu yerde kişinin adının o tarihli bir belgede, bir vakfiyede ya da sicil kaydında geçtiğini anlatır. Maddede belgenin ne olduğu söylenmez. Bu yüzden 745 tarihi, Kerîmî'nin hayatta olduğu ve Mevlevî şeyhleri arasında sayıldığı bilinen bir yıldır. Şeyhliğe hangi yıl geçtiğini göstermez.

Ailesi ve Amasya Mevlevîhânesi

Kerîmî'nin yetiştiği evi en iyi babasının kaydı gösterir. Hüsameddin yedinci ciltte Buğra Şeyh Cemâleddîn Yûsuf Çelebi için şunları yazar: Amasya Mevlevîhânesi şeyhi Veliyyüddîn Ahmed Çelebi'nin oğludur, Konya'da okumuş, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin halifesi Hüsâmeddîn Hasan Çelebi'den Mevlevî yolunu almış, Amasya'ya dönüp bir süre ders verdikten sonra Mevlevîhâne şeyhi olmuştur. İri yapılı, heybetli bir adam olduğu için "Buğra Şeyh" ve "Yavuz Dede" diye anılmış, 722'de (1322) ölmüştür. İkinci ciltte ise Yûsuf Çelebi'nin Sultan Veled'den de feyz aldığı, Âşık Paşa ile birlikte "fâzıl, şâir" ve tasavvufta usta kişiler arasında sayıldığı anlatılır. Kerîmî, demek ki, Kösedağ sonrası Amasya'nın ilim ve tekke hayatı içinde, şiirle ve Farsça Mevlevî kültürüyle yoğrulmuş bir evde büyümüştür.

Ailenin bir başka üyesi de on birinci ciltte kayıtlıdır. Sâlih Çelebi-Yavuzoğlu maddesine göre Yavuz Dede'nin bu oğlu, babasının ölümünden sonra Mevlevîhâne şeyhi olmuş, fakat Amasya'nın büyük emiri Ya'kûb Şâh'a karşı muhalif bir tutum takındığı için 739'da (1338-39) görevden alınmıştır. Hüsameddin onun Farsçaya Türkçeden fazla değer verdiğini ve dışarıdan gelen âlimleri yerlilere tercih ettiğini de not eder. Sâlih Çelebi ile Kerîmî kardeştir. Sâlih'in azlinden altı yıl sonra Kerîmî'nin Mevlevî şeyhleri arasında görülmesi, ailenin tekkedeki yerini koruduğunu düşündürür. Kerîmî'nin kardeşinin yerine mi geçtiği, yoksa aile içinde başka bir şeyhin ardından mı geldiği ise kaynakta açık değildir.

Kaynakların Durumu

Kerîmî hakkında Hüsameddin'den başka bir kayıt bulunamamıştır. Mahlası yalnızca madde başlığında geçer ve şiir yazdığı bilgisi tek bir sıfata, "şâir" kelimesine dayanır. Metin Hakverdioğlu, Amasya Tarihi'nde adı geçen şairleri ciltlere göre listelediği 2024 tarihli çalışmasında onu on birinci cildin şairleri arasında sayar.

Aynı mahlası taşıyan başka bir Amasyalı ile karıştırılmamalıdır. Hüsameddin üçüncü ciltte, sonradan II. Bayezid olarak tahta çıkacak Şehzade Bayezid'in Amasya sancakbeyliği yıllarında (882 [1477] dolayı) şehrin ileri gelenlerini sayarken "mukarreb ve şâir Âfitâbî Abdurrahmân Çelebi, Kerîmî Mehmed Çelebi" adlarını da anar. Bu Kerîmî Mehmed Çelebi, Abdülkerîm Çelebi'den yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonra yaşamış başka bir kişidir.

Şiiri

Kerîmî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Maddede ne bir dize ne de bir eser adı vardır; hangi dilde yazdığı bile bilinmez. Babasının çevresi ve kardeşi Farsçaya düşkündü, bu yüzden onun da Farsça yazmış olması akla yakındır. Yine de bu, kaynağın söylemediği bir ihtimal olarak kalır.

Kronoloji

722 (1322): Babası Yavuz Dede Cemâleddîn Yûsuf Çelebi ölür.

739 (1338-39): Kardeşi Sâlih Çelebi, Ya'kûb Şâh'a muhalefeti yüzünden Mevlevîhâne şeyhliğinden alınır.

745 (1344-45): Kerîmî, Mevlevî şeyhleri arasında görülür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar