Kadı Tayyib Efendi'yi affeden, Kanuni Sultan Süleyman'ın kendisiydi. Şehzade Mustafa'nın Amasya'daki yakınlarından olduğu için şehzadenin 960 (1553) yılında öldürülmesinin ardından bir süre gözden düşmüş, ertesi yıl padişah Amasya'ya gelince bağışlanıp Sivas kadılığına getirilmişti. Amasya'nın köklü ulema ailelerinden Tayyibzâdelere mensuptu. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın tarifinde âlim, sohbeti hoş bir şairdir; tarihi ve muhazaratı da iyi bilir. Oğullarından Ehlî Mehmed Efendi ile Şeyhî Abdullah Efendi tezkirelere girmiş şairlerdir. Kendisi 975 (1567-68) yılına doğru ölmüştür. Tayyib Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

On birinci ciltte "Tayyib Efendi-Tayyibzâde" başlığı iki kez, art arda kullanılır. İlk madde XVI. yüzyılın kadısını, ikincisi onun torunu olan ve 1045'ten (1635-36) sonra ölen adaşını anlatır; ailenin kâtip şairi Tayyibî'nin maddesi de bunların peşinden gelir. Burada söz konusu olan ilk maddedir:

Amasya'da Câmii olan Ubeydullah Efendi bin Ahmed Efendi bin Kadı Tayyib Çelebi mahdûmudur. Amasya'da müftü ve hâfız-ı kütüb olan Musliheddîn Mûsâ Efendi'den okuyup ikmâl-i tahsîl etdi. Ba'dehû müderris, kadı olup Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Mustafa mukarreblerinden olmuştu. 960 senesi şevvâlinde müşârün-ileyhin katli üzerine bir müddet menkûb oldu. 961'de Kânûnî Sultân Süleyman'ın Amasya'ya gelmesinde afv ve iltifâta nâil olup Sivas kadısı oldu. Ba'dehû Kayseriyye ve Trabzon kazâlarıyla tekrîm edilerek 975 yılına doğru vefât etdi. Âlim, hoş sohbet, şâir, târih ve muhâzarâta vâkıf idi. Mahdûmları Ehlî Mehmed, Abdürrahîm Efendiler de ulemâ ve şuarâdandır. Diğer mahdûmu Lütfullah Efendi'dir.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya'da camisi bulunan Ubeydullah Efendi'nin oğludur; Ubeydullah Efendi, Kadı Tayyib Çelebi'nin oğlu Ahmed Efendi'nin oğludur. Amasya'da müftü ve kütüphane hâfızı olan Musliheddin Musa Efendi'den okuyup öğrenimini tamamladı. Sonra müderris ve kadı oldu; Amasya valisi Şehzade Sultan Mustafa'nın yakınları arasına girmişti. 960 yılının şevval ayında şehzadenin öldürülmesi üzerine bir süre gözden düştü. 961'de Kanuni Sultan Süleyman Amasya'ya geldiğinde affedilip iltifat gördü ve Sivas kadısı oldu. Daha sonra Kayseri ve Trabzon kadılıklarıyla onurlandırıldı ve 975 yılına doğru öldü. Âlim, sohbeti hoş, şair, tarih ve muhazarata vâkıf biriydi. Oğulları Ehlî Mehmed ve Abdürrahîm Efendiler de âlim ve şairlerdendir. Öbür oğlu Lütfullah Efendi'dir.

"Muhâzarât", sohbetlerde anlatılan edebî fıkra, nükte ve hikâyelerin bilgisidir; Hüsameddin'in "hoş sohbet" nitelemesiyle birlikte okununca Tayyib Efendi'nin meclislerde sözü dinlenen biri olduğu anlaşılır. "Menkûb" kelimesi ise hem azledilmeyi hem de bir yere sürülmeyi karşılar; maddeden hangisinin yaşandığı çıkmaz.

Tayyibzâde Ailesi

Aileye adını veren Kadı Tayyib Çelebi, Dursun'un oğluydu. Merzifon ve Amasya'da Şemseddin Ahmed Kırımî'den okumuş, Atabey ve Torumtay medreselerinde müderrislik etmiş, Şehzade Bayezid Amasya valisiyken onun gulamlarına hocalık yapmış, 883 olayında kadı olmuş ve 891 (1486) dolaylarında ölmüştü. Hüsameddin, onun oğlu Ahmed Efendi ile torunu Abdullah Efendi'nin soyuna "Tayyibzâdeler" dendiğini yazar.

Tayyib Efendi'nin babası olan bu torun, on ikinci ciltte Abdullah Efendi-Tayyibzâde başlığıyla ayrıca anlatılır. Yavuz Sultan Selim'in yanında Trabzon'da bulunmuş, Selim'in annesi Gülbahar Hatun'un yaptırdığı Hâtuniye Medresesi'nin ilk müderrisi ve Trabzon müftüsü olmuş, Trabzon, Kefe ve Silistre kadılıklarından sonra 940'ta (1533-34) Amasya kadısı olarak şehre dönmüş ve 945 dolaylarında ölmüştür. Hüsameddin bu maddeyi "Mahdûmu Tayyib Efendi'dir" diye bitirir. İki maddede baba adı Abdullah ve Ubeydullah olarak farklı yazılmıştır; soy zinciri aynı olduğuna göre aynı kişi kastedilmektedir.

Şehzade Mustafa'nın Çevresinde

Hüsameddin, Tayyib Efendi'nin hangi yıllarda Şehzade Mustafa'nın yanında bulunduğunu yazmaz. Şehzade Mustafa 948'de (1541) Amasya'ya vali olarak gelmiş, 960 şevvalinde (Ekim 1553) Konya Ereğlisi yakınındaki ordugâhta öldürülmüştü. Ölümünün ardından Amasya'daki adamları soruşturmaya çekildi. Şehzadenin musahibi Zahîrî Mehmed Efendi bu soruşturmadan sağ çıkamadı; Tayyib Efendi ise daha hafif bir cezayla atlattı ve bir yıl sonra padişahın Amasya'ya gelişiyle bağışlandı. Kanuni, Nahçıvan seferinden dönüşte Amasya'ya gelmiş ve İran elçileriyle barış görüşmelerini burada yürütmüştü; Tayyib Efendi'nin affı padişahın şehirdeki bu kalışına rastlar.

Hüsameddin'in üçüncü ciltte şehzadenin musahiplerini sayarken andığı Tayyibzâde Lutfî Efendi de bu ailedendir. Lutfî mahlası Lütfullah adına uyduğu için bu kişi Tayyib Efendi'nin oğlu Lütfullah olabilir. Öte yandan on birinci ciltte şehzadenin yakını ve şair diye nitelenen kişi Tayyib Efendi'nin kendisidir; Lütfullah'ın adı ise hiçbir nitelik verilmeden anılır. Musahipler listesinde Tayyib Efendi'nin kendi adı geçmez. Eldeki kayıtlar bu iki ihtimalden birini seçmeye yetmez.

Oğulları

Hüsameddin, Tayyib Efendi'nin maddesinde Ehlî Mehmed, Abdürrahîm ve Lütfullah adlı üç oğul sayar. Dördüncü bir oğlu, Şeyhî Abdullah Efendi, başka bir maddede "tercemesi aşağıda yazılan Tayyib Efendi'nin oğlu" diye tanıtılır. Şeyhî İstanbul'da okumuş, müderris olmuş ve 1000 dolaylarında genç yaşta ölmüş bir şairdir.

Oğulların en tanınmışı Ehlî Mehmed Efendi'dir. Âşık Çelebi, Kınalızâde, Beyânî ve Atâyî ona madde ayırmış; Hüsameddin de onun maddesinde babasını "kibâr-ı kudâttan", yani büyük kadılardan biri olarak anmıştır. Ehlî Rumeli kasabalarında kadılık etmiş ve 1010'da (1601-02) Rodos mollasıyken ölmüştür. Abdürrahîm Efendi ise Sahn müderrisliğine kadar yükselmiş, 1005'te (1596-97) Diyarbekir kadısıyken ölmüştür; Atâyî ondan söz ederken Ehlî ve Şeyhî'yi ağabeyleri olarak anar. Bu Abdürrahîm, Hüsameddin'in yine Tayyibzâde lakabıyla kaydettiği ve 970 dolaylarında Bursa'da ölen hattat şair Rahîmî Abdurrahîm Efendi ile karıştırılmamalıdır.

Aile sonraki kuşaklarda da kadı yetiştirdi. Dedesinin adını taşıyan Tayyib Efendi, Abdürrahîm'in oğluydu; 1033'te (1623-24) Çorum'da, sonra Çankırı ve Antalya'da kadılık etti ve 1045'ten sonra öldü. Bu ikinci Tayyib'in torunu Tayyibî Mehmed Efendi ise XVII. yüzyılın ikinci yarısında divan sahibi bir kâtip şair olarak Mısır ve Bağdat'a kadar gitmiştir.

Şiiri

Tayyib Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Şairliği maddede yalnız bir sıfat olarak geçer; örnek bir beyit konmamıştır. XVI. yüzyıl tezkirelerinde de bu adla bir madde bulunamamıştır. Oğullarında durum tersinedir: Ehlî ile Şeyhî'nin beyitleri Kınalızâde ile Beyânî'nin tezkirelerinde yer alır, babalarından ise tek parça aktarılmaz.

Kronoloji

891 (1486) dolayı: Ailenin atası Kadı Tayyib Çelebi ölür.

940 (1533-34): Babası Abdullah (Ubeydullah) Efendi Amasya kadısı olur.

945 (1538-39) dolayı: Babası ölür.

948 (1541): Şehzade Mustafa Amasya valisi olur.

960 şevvali (Ekim 1553): Şehzade Mustafa öldürülür; Tayyib Efendi bir süre gözden düşer.

961 (1554): Kanuni'nin Amasya'ya gelişinde affedilir ve Sivas kadısı olur.

975 (1567-68) dolayı: Kayseri ve Trabzon kadılıklarından sonra ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar