Yeşilırmak'ın Amasya'yı ikiye böldüğü dar vadide, kuzey yakadaki Harşena Dağı'nın dik kalker yüzü kentin hemen her noktasından görülür. Bu yüzün güney yamacında, Orta Kale olarak anılan bölgede, kayanın içine oyulmuş geniş cepheler ve yerden yüksekte açılmış kapı boşlukları sıralanır. Kral Kaya Mezarları adıyla bilinen bu anıtlar, Amaseia'yı başkent seçen Pontus hanedanının yaptırdığı mezarlardır ve Anadolu'nun en büyük kaya mezarları arasında sayılır. Yeşilırmak vadisi boyunca irili ufaklı 21 kaya mezarı bilinir; bunların beşi Kızlar Sarayı bölgesinde bir arada durur ve Pontus Krallığı'nın ilk beş hükümdarına atfedilir.

Mezarlar yaklaşık 2300 yıldır aynı yerdedir. Odalar çağlar içinde boşaltılmış, cepheler zaman zaman hapishane ve keşiş inzivası olarak kullanılmış, bazı mimari ayrıntılar yitirilmiştir; ama kayanın kendisi ve ona verilen biçim büyük ölçüde korunmuştur. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları, 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştır.

Konum ve Çevre

Amasya, Karadeniz kıyısını İç Anadolu'ya bağlayan yolların kesiştiği yerde, doğu-batı doğrultusunda uzanan yüksek dağlar arasında Yeşilırmak'ın açtığı derin bir vadiye kurulmuştur. Nehrin kuzeyinde yükselen sivri koni biçimli kalker kütle Harşena Dağı'dır. UNESCO başvuru dosyası yüksekliğini 272 metre olarak verir, kimi yayınlarda yaklaşık 300 metre denir. Jura dönemine tarihlenen bu kütlenin adının Hattice "Harşuwana-Arşuawana" ifadesinden geldiği ve "güzel, bereketli nehir kenti" anlamına geldiği düşünülür. Dağın güney yamacındaki höyük ve kale alanı, Erken Tunç Çağı'ndan Osmanlı'nın sonuna kadar kesintisiz iskân görmüştür.

Kale alanı üç bölümde ele alınır. Üst Kale, dağın tepesindeki iki düzlüğü ve yaklaşık iki kilometrelik surları kapsar. Orta Kale, Kızlar Sarayı ve Kral Kaya Mezarları bölgesidir; beş anıtsal kral mezarı, iki Osmanlı hamamı, Ceylan Yolu, Cilanbolu Sarnıcı, Ceylan Tüneli ve Helenistik surlar bu bölgededir. İç Kale (Enderun Kalesi) ise dağa paralel sekiz teras üzerinde, Orta Kale ile Yeşilırmak kıyısındaki yaklaşık 1200 metrelik surlar arasında kalan Hatuniye Mahallesi'ni içine alır. Mezarlara bugün de bu mahalleden çıkılır.

Pontus Krallığı ve Amaseia

Pontus Krallığı'nı Pers satrapı I. Mithridates Ktistes kurmuş ve Amaseia'yı başkent yapmıştır. Kuruluş tarihi kaynaklarda aynı değildir. UNESCO başvurusu MÖ 301 der, kimi yayınlarda MÖ 302 geçer, bir yerel kayıtta MÖ 333 yazılır, kimi akademik değerlendirmeler ise bağımsız Pontus'un MÖ 281 dolaylarında başladığını kabul eder. Strabon, Mithridates Ktistes'in Pontus'un efendisi olurken Cimiata Kalesi'ni üs olarak kullandığını, soyundan gelenlerin de tahtı VI. Mithridates Eupator'a kadar sürdürdüğünü aktarır. Başkentlikten ayrılış tarihinde de benzer bir ayrılık vardır. Kimi resmî kayıtlar kenti MÖ 26'ya kadar başkent olarak anar; bir başka değerlendirme ise başkentliği MÖ 281 ile 183 arasına yerleştirir. Pontus'un ikinci başkenti Sinop'a geçiş MÖ 2. yüzyılın başındadır ve kral mezarlarının yapım sürecini doğrudan ilgilendirir.

Amaseia'nın seçilmesinde doğal savunma gücü belirleyici olmuş görünür. Kentin yurttaşı olan Strabon, şehri hem kent hem kale olarak kullanılabilen, nehre dik inen yüksek ve sarp bir kaya üzerinde kurulmuş, ustaca tasarlanmış bir yer olarak anlatır. Ona göre iki tepe doğal olarak birbirine bağlıdır, aralarında dar bir boyun vardır ve surla çevrili alanın içinde kralların sarayları ile anıtları bulunur. Kayanın içinde su depoları açılmıştır; biri nehre, öteki boyuna doğru iki boru biçimli kanal oyulmuş, nehir üzerine iki köprü kurulmuştur. Strabon'un tarif ettiği bu düzen, Orta Kale'de bugün görülen sarnıç ve tünel kalıntılarıyla örtüşür. Başvuru dosyasına göre 300 metrelik Cilanbolu Sarnıcı, 186 metrelik Zindan Tüneli ve nehre inen Ceylan Tüneli, MÖ 1. yüzyılda kaya tüneli tekniğiyle ana kayaya tonoz biçiminde açılmış, taş basamaklı yapılardır. Cilanbolu Sarnıcı'nı kimi resmî kayıtlar Yukarı Kale'de gösterir, Zindan Sarnıcı ise Kızlar Sarayı'nın kuzeybatısındaki dik yamaçtadır; bu iki sarnıç Amasya Müzesi'nin son yıllardaki çalışmalarıyla temizlenmiştir. Helenistik surların bir bölümü de ayaktadır; bu surlar düzgün, kalın ve kabartmalı kesme taşlarla izodomik düzende örülmüştür.

Beş Kral Mezarı ve Sahipleri

Kızlar Sarayı bölgesindeki kraliyet nekropolü, Mithridates Ktistes'ten I. Pharnakes'e kadar beş krala ait kaya mezarlarından oluşur. Başvuru dosyası sırayı I. Mithridates, Ariobarzanes, II. Mithridates, III. Mithridates ve I. Pharnakes olarak verir. Hükümdarların saltanat yılları kaynaklara göre değişmekle birlikte yaygın kronolojide I. Mithridates MÖ 281-266, Ariobarzanes 266-250, II. Mithridates yaklaşık 250-220, III. Mithridates yaklaşık 220-185 ve I. Pharnakes yaklaşık 185-170 arasında yer alır. Mezarlardan birinin yakınında bulunan kitabe, o mezarın kesin olarak tarihlenmesini sağlamıştır; bu kitabe beşinci mezarı Pharnakes'e bağlar. Aynı beş kral için ölüm tarihleri de yaygın olarak şöyle verilir: I. Mithridates MÖ 266, Ariobarzanes MÖ 250, II. Mithridates yaklaşık MÖ 210, III. Mithridates yaklaşık MÖ 190, I. Pharnakes yaklaşık MÖ 155. Bu dizi, yukarıdaki saltanat aralıklarıyla bütünüyle örtüşmez; II. ve III. Mithridates'in ölümü bir yerde 220 ve 185 dolaylarına, öteki yerde 210 ve 190 dolaylarına konur, Pharnakes'in saltanatının sonu ise 170 ile ölümü olarak anılan 155 arasında kalır. Kaynakların bu konuda bir uzlaşısı yoktur ve burada yalnızca ayrılık not edilmektedir. Öteki mezarlarda doğrudan yazılı belge bulunmadığından, hangi mezarın hangi krala ait olduğu mimari gelişim sırasına ve hanedan sıralamasına dayanan bir çıkarımdır.

Başvuru dosyası beş mezarı doğudan batıya I'den V'e numaralandırır. I, II ve III numaralı mezarlar doğuda, iyi korunmuş Helenistik surlara yakın durur; IV ve V batıdadır. I numaralı mezara kayaya oyulmuş bir merdivenle çıkılır, bir başka merdiven II ve III'ün bulunduğu üst kota ulaşır. Yol kuzeybatıya doğru bir tünelle sürer; tünelin sonundan akropolise çıkan uzun ve derin basamaklı bir su tüneline geçilebilir, batıya yürünürse IV numaralı mezarın önündeki geniş taraçaya varılır. V numaralı mezara ise neredeyse dikey kayaya galeri biçiminde oyulmuş bir merdivenle ulaşılır. Yerel bir kayıt, büyük mezarlardan birinin yanında nehre kadar uzandığına inanılan bir tünelin başlangıcının bulunduğunu da not eder. Halk arasında bu geçidin kuşatma günlerinde saraya su taşımak ya da tehlike anında kaçışı sağlamak için açıldığı anlatılır; bunu doğrulayan bir belge yoktur ve söz konusu tünelin gerçekte nereye uzandığı da bilinmemektedir. Mezarların iç mekânlarından çok, arkalarına oyulmuş geçitler dikkat çeker.

Mimari ve Yapım Tekniği

Mezarların ortak yapım ilkesi, anıtı dağdan bağımsız duran bir yapı gibi göstermektir. Her mezarın cephesi ve gövdesi ana kayadan ayrılmış, çevresinde ters U biçiminde bir galeri bırakılmıştır. Kaya böylece mezar kütlesinin üç yanında geri çekilir ve ortada, kayanın içinden sökülüp oraya konmuş gibi duran bir taş yapı ortaya çıkar. Yerel kayda göre geniş bırakılan bu boşluklar, bazı mezarların çevresinde dolaşılmasına, yani tavaf edilmesine imkân verir, kayadan sızan suyun havayla temasını ve mezar odasının korunmasını da sağlar. Başvuru dosyasına göre yapım sırasında hepsinin böyle çevrilmesi planlanmıştır, ama yalnızca II, III ve IV numaralı mezarların galerileri eksiksiz tamamlanmıştır. I numaralı mezarın galerisi çok çatlaklı ve ufalanan kaya yüzünden yarıda bırakılmış, V numaralı mezarın galerisi ise tamamlanmadan durmuştur.

Cephe düzenleri ardışık bir gelişim göstermez. I numaralı mezar altı sütunlu ve alınlıklı bir portiğe sahiptir. II ve IV numaralı mezarlar dört sütunlu ve alınlıklıdır. III numaralı mezarda sütun yoktur ve üstü yuvarlak biter. V numaralı mezar da sütunsuzdur; taş kaplamalı bir cephesi ve yuvarlak kemerli bir üst bitimi vardır. Başvuru dosyası mezarların birçok parçasının ayrıca yapılıp kayaya kenet ve zıvanalarla bağlandığını belirtir. Cephelerin önündeki basamakların bir kısmı, ante denen duvar başlıkları, eşikler ve kapı lentoları bu biçimde eklenmiştir ve bağlantı izleri hâlâ görülür. Kızlar Sarayı'nın alt yanında, demiryolu tünelinin hemen üstündeki mezar ise yerel kayda göre ötekilerden farklıdır. Bu mezar blok kayadan oyulmuş, ama çevresi galeriyle ayrılmamıştır; odaya çıkan taş basamaklar yapılmamış, oda kenarlarındaki sütunlar sonradan kırılmıştır.

Bu biçim, kayadan koparılıp dört yanı serbest bırakılmış mezar kütleleri anlamında, antik terimle heroon (kahramanlara adanmış serbest mezar anıtı) kavramına yaklaşır. Mezarların yüksekliği 8 ile 15 metre arasında değişir. En büyüğü, batı ucundaki ve Büyük Kral Mezarı olarak da anılan V numaralı mezardır; ölçüleri 15 metre yükseklik, 8 metre genişlik ve 6 metre derinliktir. Anadolu'daki öteki kaya mezarlarında geç evrelerde Yunan görünümü ağır basarken Amaseia'da gelişim ters yönde işlemiş, V numaralı mezarda Yunan etkisi tümüyle ortadan kalkmış ve bölgeye özgü yeni bir tarz doğmuştur. Başvuru dosyası bu tarzı, kayadan sökülmüş bağımsız taş mezar odaları, onları çevreleyen galeriler ve yuvarlak kemerli cepheler olarak sıralar.

Yüksekteki Kapılar

Bütün mezarların ortak bir özelliği, oda girişlerinin yerden yüksekte açılmış olmasıdır. Kapakları günümüze ulaşmamış olan bu 2-3 metre yüksekliğindeki girişlere ancak merdivenle çıkılabilir. UNESCO başvurusunda bu konumun büyük olasılıkla İran'daki arınma kurallarına göre seçildiği ve kapıların Naksh-ı Rüstem ile Persepolis'teki Ahameniş mezarlarının girişleriyle kıyaslanabileceği belirtilir. Aynı değerlendirmede de Pontus aristokrasisinin Pers kökenini ve İran kültlerini koruduğu, beş kral mezarı ile on iki rahip mezarının Persis bölgesinde yadırganmayacağı söylenir. Mezarların kentin üstüne bakan, savunması en kolay yamaca açılması ise çoğu zaman kralların öldükten sonra da şehri gözettiği düşüncesiyle ilişkilendirilir; bu bir yorumdur ve kaynaklarda açık bir ifadesi bulunmaz. Cephe düzeninin ve kayadan ayrılmış mezar kütlesi fikrinin öncülleri ise Karia'daki Kaunos ve Telmessos gibi MÖ 4. yüzyıl örneklerinde görülür; Amaseia mezarlarında Pers ve Yunan gelenekleri böylece aynı yapıda buluşur.

Beşinci Mezar ve Başkentin Taşınması

Beşinci mezarın yarım kalan galerisi, başvuru dosyasında siyasi bir olayın izi olarak okunur. I. Pharnakes, kısa süre önce ele geçirdiği Sinop'u başkent yapmaya karar verdiğinde, yani yaklaşık MÖ 182'den sonra, Amaseia'daki çalışma aniden bırakılmıştır. Sinop, uluslararası bağlantıları olan önemli bir liman kentiydi ve Pontus'un artan siyasi ve ekonomik ağırlığına daha uygun bir merkezdi. Pharnakes da bu nedenle yeni başkentinde gömülmeyi tercih etmiş görünür. Bu yorum bir çıkarımdır ve doğrudan bir belgeye dayanmaz; yine de taş üzerindeki işçilik izleriyle uyumludur.

Amaseia'da başlayan kaya mezar geleneği Sinop'ta sürmemiştir. Başvuru dosyası bu nekropolü, Pontus kralları için dünyada bilinen ilk ve tek kraliyet nekropolü olarak değerlendirir. V numaralı mezarın yukarısındaki kaya yüzünde bir yazıt vardır. Yazıta göre kale komutanı (phrourarchos) Metrodoros, kral I. Pharnakes için tanrılara bir sunak ve bir çiçek yatağı adamıştır. Yazıta çıkan, kayaya oyulmuş basamaklar bugün kısmen görülür. Bu yazıt, mezarın yalnızca bir defin yeri olmadığını, kralın anısına yönelik bir tören ve kült alanı sayıldığını düşündürür. Ayinlerin içeriği hakkında yazılı bir belge günümüze gelmediğinden, bu konudaki her ayrıntı varsayımdır.

Kaya Mezar Geleneği İçindeki Yeri

Amaseia mezarları, Anadolu'da Urartu, Frigya, Likya, Karia ve Paflagonya'daki öncüllerinin ardından gelen, Arkaik çağdan Helenistik çağa uzanan kaya mezar geleneğinin en geç grubunu oluşturur. Frigya, Likya, Karia ve Paflagonya'da yerel biçimler önce ithal Yunan öğelerle zenginleşir, sonra tümüyle Yunan görünümüne bürünür. Amaseia'da ise Yunan tapınağından esinlenen cephe, sonunda Pharnakes'in V numaralı mezarının Yunan olmayan biçimiyle yer değiştirmiştir. Bu biçim Pontus'ta yeni bir ölçü oluşturmuş ve taklit edilmiştir. Taklitler arasında, büyük yazıtıyla ve sonraki bir yeniden kullanıma ait ikinci yazıtla tanınan Tes Mezarı ile Çorum'un Laçin ilçesi yakınlarında, Amasya'nın yaklaşık 80 kilometre batısında bulunan Hikesios'un mezarı sayılır. Hikesios'un mezarı yaklaşık 13 metre yüksekliğiyle Anadolu'nun en büyük kaya mezarıdır.

Roma Çağından Osmanlı'ya

Üçüncü Mithridates Savaşı'nda (MÖ 73-63) Amaseia, Lucullus komutasındaki Roma ordularınca alınmıştır. Pontus Roma eyaleti olunca kent Bithynia-Pontus'un yönetim merkezi olmuş, MS 2 veya 3'te Galatia'ya, yaklaşık 112'de Kapadokya'ya bağlanmıştır. MÖ 47'de VI. Mithridates'in oğlu II. Pharnakes, Zela'da (Zile) Sezar'a yenilmiştir; Sezar'ın "geldim, gördüm, yendim" sözü bu zaferle anılır. Başvuru dosyası, kentin Osmanlı yönetimine 1386'da geçtiğini ve 1402'den itibaren Şehzade Sancağı olarak düzenlendiğini, burada on iki şehzadenin görev yaptığını ve bunlardan yedisinin tahta çıktığını kaydeder.

Yerel kayıtlara göre Kral Kaya Mezarları bazı dönemlerde hapishane ve ceza mekânı olarak da kullanılmıştır. Anlatıya göre VI. Mithridates, kendisiyle barış görüşmelerinde zorluk çıkaran Romalı elçileri demiryolu geçidinin hemen üstündeki mezara hapsetmiştir. Aynı kayıt, 1075'te Amasya'yı fetheden Melik Ahmed Danişmend Gazi'nin mezarların içindeki Pontus dönemi gömüleri kaldırttığını ve Hıristiyan keşişlerin bu mağaralarda inzivaya çekildiğini söyler. Odalarda bugün lahit bulunmamasının nedeni olarak bu müdahaleler gösterilebilir; ancak Pontus dönemine ait gömü buluntularının ayrıntılı bir kaydı yoktur.

Mezarların üstündeki Kızlar Sarayı alanı da çok katmanlıdır. Bölgede Helenistik, Roma, Bizans ve Ortaçağ sur duvarları ile Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı yapı kalıntıları açığa çıkarılmaktadır. Yerel kayda göre Selçuklu Sultanı I. Mesud 1146'da burada bir cami, medrese, hamam ve saray yaptırmış ve yaşamının bir bölümünü bu sarayda geçirmiştir. Osmanlı döneminde 15. yüzyılda II. Bayezid'in Kapıağası Firuz Ağa tarafından yaptırılan harem, yani Kızlar Sarayı, 150 yıldan uzun süre şehzadelere, hatunlara ve valilere mekân olmuş, 1852'ye kadar kullanılmıştır. 16. yüzyılda İsfendiyar Çelebi'nin oturduğu bir saray da burada yer alır. Alandaki iki hamam 15. yüzyıldan kalmadır ve gezilebilir durumdadır.

Amasya'daki Öteki Kaya Mezarları

Kral Kaya Mezarları adı çoğu zaman yalnızca Kızlar Sarayı'ndaki beş mezar için kullanılır, oysa kaya oyma mezarlar Amasya'da çok daha yaygındır. Başvuru dosyasına göre Amasya Kalesi surlarının içinde dokuz, vadide ve kent çevresinde toplam 21 kaya mezarı bulunmaktadır. Resmî kayıtlar bunlardan yalnızca birkaçının günümüze gelebildiğini bildirir. Kızlar Sarayı'ndaki beş mezar, kraliyet nekropolünün en önemli bölümü olduğu için Kral Kaya Mezarları adıyla ayrıca anılır.

Koruma Durumu ve Araştırmalar

Harşena Dağı 1. derece doğal sit alanıdır. Harşena Dağı, Amasya Kalesi, Kızlar Sarayı bölgesi ve İç Kale'yi kapsayan yaklaşık 350.000 metrekarelik alan 1. derece arkeolojik sit olarak tescillidir. Hatuniye Mahallesi kentsel sit alanıdır ve kentte tescilli 137 tarihî yapıdan 64'ü bu mahalle sınırları içindedir. Doğu yamaçtaki Helkıs Mahallesi de kentsel sittir. Koruma sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndadır. Kale surlarının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri 2007'de hazırlanmış, surların büyük bölümü onarılmıştır. Kızlar Sarayı alanı ile Amasya Kalesi'nde 2006-2008 arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle kazılar yapılmış, 2009'dan itibaren kale kazılarını İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü yürütmüştür.

Kazı verileri alanın mezarlardan eski olduğunu gösterir. Kazıların başında İstanbul Üniversitesi'nden Emine Naza Dönmez bulunur. Bitkisel ve geometrik motifli boyalı çanak çömlek parçaları ile İskit tipi mahmuzlu tunç ok uçları, Kızlar Sarayı mevkiinde siyasi bakımdan Ahameniş (Pers) egemenliğinin, kültürel bakımdan ise Frig etkisinin sürdüğü bir yerleşimi gösterir. 2008'de Amasya Müzesi'nin kurtarma kazısında, nehre inen terasların üzerindeki gecekondular yıkıldıktan sonra fistolu bezekli boyalı bir testi parçası bulunmuş, bu da Demir Çağı yerleşiminin Yeşilırmak'a doğru uzandığını göstermiştir. Müze kazılarında ele geçen bir pişmiş toprak riton parçası da ayrıca dikkat çeker. Pontus kralları mezarlarını bu yerleşimin üzerinde, Strabon'un da andığı sağlam surların koruduğu alanda yaptırmıştır.

Mezarlar yüzyıllar içinde zarar görmüş, bazı mimari ayrıntılarını yitirmiştir; önlerinde sütun ve sunak gibi öğelerin kalıntı izlerine hâlâ rastlanır. Buna rağmen konumları ve boyutlarıyla Amasya'nın siluetini biçimlendirirler. Harşena Dağı, Yeşilırmak ve vadi manzarası, kayaya oyulmuş kral mezarları ve Yalıboyu Evleri birlikte bütünleşik bir kompozisyon oluşturur. UNESCO başvurusu bu bütünlüğü Ölçüt (vii) kapsamında değerlendirir. Ölçüt (iii) kraliyet nekropolünün biricikliğine, Ölçüt (vi) ise Strabon, Aziz Theodoros, Şerefeddin Sabuncuoğlu, Şeyh Hamdullah ve şehzadeler gibi adlarla anılan kentin bilim ve kültür geçmişine dayanır.

Ziyaret

Mezarlara Hatuniye Mahallesi'nde, tren hattından başlayan merdivenlerle çıkılır. Mahallenin dar sokaklarından ve demiryolunu geçerek ulaşılan güzergâhta, kayaya oyulmuş yollar ve merdivenler mezarlar arasında bağlantı sağlar. Yürüyüş eğimlidir ve ayakkabı buna göre seçilmelidir. Oda girişleri yüksekte olduğundan cepheler çoğu zaman aşağıdan ve galerilerden incelenir. Mezarların bulunduğu teraslardan Yeşilırmak'ın kıvrımları, Yalıboyu Evleri ve nehir üzerindeki tarihî köprüler görülür. Cepheler geceleri ışıklandırılır ve Harşena'nın kentin üstündeki silueti karanlıkta da seçilir.

Kronoloji

MÖ 301 (kaynaklara göre 302, 333 ya da 281): I. Mithridates Ktistes Pontus Krallığı'nı kurar ve Amaseia'yı başkent yapar.

MÖ 3. yüzyıl: Ariobarzanes, II. Mithridates ve III. Mithridates dönemlerinde kaya mezarları yapılır.

Yaklaşık MÖ 182: I. Pharnakes Sinop'u alır; V numaralı mezarın galerisi tamamlanmadan bırakılır.

MÖ 73-63: Üçüncü Mithridates Savaşı'nda Amaseia, Lucullus'un ordularınca alınır.

MÖ 47: II. Pharnakes, Zela'da Sezar'a yenilir.

1075: Melik Ahmed Danişmend Gazi'nin Amasya'yı fethettiği ve mezar içlerindeki Pontus dönemi gömüleri kaldırttığı kayıtlarda geçer.

1146: I. Mesud, Kızlar Sarayı bölgesinde cami, medrese, hamam ve saray yaptırır.

15. yüzyıl: Kapıağası Firuz Ağa Kızlar Sarayı'nı (harem) yaptırır.

1852: Kızlar Sarayı'nın etkin kullanımı sona erer.

2006-2008: Kızlar Sarayı ve Amasya Kalesi'nde kazılar yapılır; 2009'dan itibaren kale kazıları İstanbul Üniversitesi tarafından sürdürülür.

2015: Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Strabon, Geographika XII.3.39 (H. L. Jones çevirisi).

Resmî kaynaklar

  • UNESCO World Heritage Centre, "Mount Harşena and the Rock-tombs of the Pontic Kings", Tentative Lists, Ref. 6039 (2015). whc.unesco.org
  • Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Kral Kaya Mezarları"; Türkiye Kültür Portalı, "Kral Kaya Mezarları". kulturportali.gov.tr
  • T.C. Amasya Belediyesi, "Kral Kaya Mezarlıkları".

Diğer kaynaklar

  • Burcu Soykök Ede, "Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi (2019). turkiyeturizmansiklopedisi.com
  • Jona Lendering, "Amasia", Livius.org. livius.org
  • Süheyla Golcheshmeh, "Harşena Kalesi / Kızlar Sarayı", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi (2020); E. N. Dönmez, Amasya-Harşena Kalesi ve Kızlar Sarayı Kazısı 2010 Dönemi Çalışmaları, Arkeometri Sonuçları Toplantısı 33 (2011). turkiyeturizmansiklopedisi.com
  • "Kingdom of Pontus", Wikipedia (yardımcı kaynak). en.wikipedia.org