Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

Birdir gınâ-yı kalb ü gınâ bir değilse de
Birdir ziyâ-yı şems ü ziyâ bir değilse de
Birdir nevâ-yı zevk ü nevâ bir değilse de
Birdir safâ-yı vasl ü safâ bir değilse de
Birdir cefâ-yı hicr ü cefâ bir değilse de
Zevkin bihâr-ı sevreti âsûde hefveden
Aşkın nezîhdir kerem-i feyzi şehveden
Kalbim sürûr içinde güzel nâz ü ‘işveden
Bâlâ vü zîri bir görürüm fart-ı neşveden
Birdir gözümde arz u semâ bir değilse de
Zulmetle nûr bir görünür sath-ı cemrede
Mümkün değil mi şunları görmek bu ‘ibrede
Her dürlü zıd sıfatları her dürlü zümrede
Birleşdi reng-i zülf ü benagûş nazrada
Birdir bana sabah u mesâ bir değilse de
Şâhid değil midir maraz-ı aşka âh-ı serd
Her dem figân-ı kalb-i hazînimle rûy zerd
Dil istemez ki hâlimi bilsin hezâr ferd
Bîmâr-ı aşkım istemem aslâ ‘ilâc-ı derd
Birdir yanımda derd ü devâ bir değilse de
Asrî bilir şinâver-i deryâ girîvesin
Anlar fazîlet ehli güzel şi’r ü bîvesin
Takdîr ider meziyet-i vâlâ vü cîvesin
Rüşdî sühan-şinas bilir tarz ü şîvesin
Birdir edâ-yı şi’r ü edâ bir değilse de

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül zenginliği ile zenginlik bir olmasa da birdir; güneşin ışığı ile ışık bir olmasa da birdir; zevkin nağmesi ile nağme bir olmasa da birdir; kavuşmanın safası ile safa bir olmasa da birdir; ayrılığın cefası ile cefa bir olmasa da birdir.

2. Zevk denizlerinin coşkusu yanılgıdan uzak ve dingindir; aşkın bağışı ve bereketi şehvetten arınmıştır. Kalbim güzelin nazından ve cilvesinden sevinç içindedir. Coşkunun aşırılığından yukarıyı da aşağıyı da bir görürüm; yer ile gök bir olmasa da gözümde birdir. (İlk mısra kapalıdır; "sevret" coşku, şiddet, "hefve" sürçme, yanılgı demektir ve aktarım bizimdir.)

3. Közün yüzeyinde karanlık ile ışık bir arada görünür; ibret alınacak bu hâlde her türden insanda, her türlü karşıt sıfatı bir arada görmek mümkün değil midir? Bakınca zülfün rengi ile yüzün rengi birbirine karıştı; sabah ile akşam bir olmasa da bana birdir.

4. Soğuk ah aşk hastalığının tanığı değil midir? Gamlı gönlümün her an çıkan feryadıyla yüzüm sararmıştır. Gönül, hâlimi binlerce kişinin bilmesini istemez. Ben aşk hastasıyım, derdime asla ilaç istemem; dert ile deva bir olmasa da yanımda birdir.

5. Asrî, deniz yüzücüsünün geçtiği zorlu geçitleri bilir; fazilet ehli güzel şiiri ve onun inceliklerini anlar, yüce meziyeti ve onun parıltısını takdir eder. Sözden anlayan Rüşdî bu tarzı ve edayı bilir: şiirin edası ile eda bir olmasa da birdir. (Bu bentteki "bîve" ve "cîve" kelimeleri kafiye için seçilmiş nadir kelimelerdir; "bîve" için neşirde açıklama yoktur, "cîve" Farsçada cıva demektir. Bu iki kelimenin aktarımı bizim tahminimizdir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir, Amasyalı sadrazam Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa'nın (Rüşdî) "bir değilse de" redifli beş beyitlik gazeline yazılmış bir tahmistir. Tahmiste başka bir şairin gazelinin her beytinin önüne aynı vezin ve kafiyede üçer mısra eklenir ve beşer mısralık bentler kurulur. Burada beş bent ve yirmi beş mısra vardır; her bendin son iki mısraı Rüşdî'nin, ilk üç mısraı Asrî'nindir. Birinci bentte beş mısraın hepsi "-â bir değilse de" sesiyle biter. Öteki bentlerde eklenen mısralar, gazel beytinin ilk mısraıyla kafiyelenir: "hefveden, şehveden, ‘işveden, neşveden", "cemrede, ‘ibrede, zümrede, nazrada", "serd, zerd, ferd, derd", "girîvesin, bîvesin, cîvesin, şîvesin". Mücahit Kaçar'a göre şiir "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Tahmisteki gazel mısraları, Hüsameddin'in hemen öncesinde verdiği gazel metninden birkaç küçük yazım farkı gösterir ("renk" yerine "reng", "benâgûş" yerine "benagûş", "suhân-şinâs" yerine "sühan-şinas"); özgün metin tahmisteki yazılışıyla aynen verilmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Rüşdî'nin gazeli, birbirinden ayrı ya da birbirine karşıt şeylerin aşk ve coşku içindeki insanın gözünde bir görünmesi düşüncesi üzerine kuruludur. Asrî bu düşünceyi genişletir. Birinci bentte gazelin matlaına iki yeni çift ekler: gönül zenginliği ile zenginlik, güneşin ışığı ile ışık, zevkin nağmesi ile nağme. Böylece gazelin kalıbı olan "Birdir ... bir değilse de" bent boyunca beş kez tekrarlanır ve şiire bir nakarat havası verir.

İkinci bentte Asrî, Rüşdî'nin "fart-ı neşve" (coşkunun aşırılığı) sözünün yanlış anlaşılmasını önlemek ister gibidir: zevkin coşkusu yanılgıdan uzaktır, aşkın bereketi şehvetten arınmıştır. Hüsameddin'in paşanın rint meşrebini ve eğlence düşkünlüğünü açıkça yazdığı düşünülürse, bu mısralar gazeli tasavvufi bir yöne çekme çabası olarak okunabilir; bu bizim yorumumuzdur. Üçüncü bentte karşıtların birliği bir örnekle anlatılır: közün yüzeyinde karanlık ile ışık bir arada görülür. "Zulmet" ile "nûr" arasında tezat, "cemre" (kor) ile "nûr" arasında tenasüp vardır. Dördüncü bent divan şiirinin aşk hastalığı mazmununu kullanır: soğuk ah ve sararmış yüz aşk hastalığının belirtileridir.

Son bent, tahmis geleneğinde görülen bir inceliği taşır: iki şairin mahlası aynı bentte yan yana gelir. Asrî kendisini denizin zorlu geçitlerini bilen bir yüzücüye benzetir, ardından Rüşdî'nin "söz anlayan kişi bu tarzı bilir" beytini getirir. Böylece gazelin son beytindeki "suhân-şinâs" (söz anlayan) sıfatını kendi üzerine de alır. "Şinâver" ile "deryâ" arasında tenasüp vardır. Kaçar, bu tahmisin en az gazelin kendisi kadar başarılı olduğunu ve şairin şiire olan vukufunu gösterdiğini söyler.

Tarihî Bağlam

Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin onuncu cildinde Mehmed Rüşdü Paşa'nın uzun biyografisini yazarken paşanın "mükemmel şâir ve rind-meşreb" olduğunu söyler ve Fatîn tezkiresinde gördüğü gazelini aktarır. Ardından "Müşârün-ileyhin şu gazeli tab'ımda bir küşâyiş uyandırdığından irticâlen şöyle tahmîs eyledim" der; yani gazel tabıında bir açılış uyandırdığı için onu hiç hazırlık yapmadan, o anda tahmis etmiştir. Onuncu cilt 1932'de tamamlandığına göre tahmis büyük ihtimalle bu yıllarda yazılmıştır; bu bir çıkarımdır. Hüsameddin paşayı hiç görmemiştir: paşa 1874'te öldüğünde tarihçi beş yaşındaydı. Tahmis, iki Amasyalının, aralarında yarım yüzyıldan fazla zaman bulunan bir sadrazam ile bir tarihçinin şiirde buluşmasıdır. Gazel için Rüşdî, Gazel 1, paşanın hayatı için Rüşdî (Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa) yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar