Özgün Metin
Âfet-i devrân ruhundur 'ârız-ı dil-cûyun âb
Sen bu yüzden mâh-rûlar içre oldun âftâb
Hattun ol âfet durur kim âftâb üstindedür
Zülfün altında 'ızârundur sehâb altında âb
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağın devrin afetidir, gönül çeken yüzün de sudur (parlaklıktır); sen bu yüzden ay yüzlüler arasında güneş oldun.
2. Ayva tüyün, güneşin üstünde duran o afettir; zülfünün altındaki yanağın, bulutun altındaki su gibidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu iki beyit bir harf bilmecesine dayanır ve ancak eski yazıyla birlikte düşünülünce bütün inceliği anlaşılır. Güneş anlamındaki "âftâb" kelimesi, Arap harfleriyle yazıldığında "âfet" (afet, bela) ile "âb" (su) kelimelerinin yan yana gelmesinden oluşur. Matlada şair sevgilinin yanağına "âfet", yüzünün parlaklığına "âb" der ve sonucu ilan eder: bu ikisi birleşince sen ay yüzlüler arasında "âftâb", güneş oldun. "Bu yüzden" sözü de iki anlamlıdır: hem "bu sebeple" hem de "bu yüz ile".
İkinci beyit bilmeceyi sürdürür. Sevgilinin ayva tüyü bir "âfet"tir ve "âftâb"ın üstünde durur; yazıda âfet parçası gerçekten de âb parçasının önünde, üstünde yer alır. İkinci mısrada zülfün altındaki yanak, bulutun altındaki suya benzetilir: zülf karanlık bir bulut, yanak onun altında parlayan sudur. Bu okuma, beyitlerin kelime yapısından çıkan bir yorumdur; Kınalızâde böyle bir açıklama yapmaz, beyitleri yalnızca şairin "güftârından" diye verir.
Kafiye âb, âftâb ve sehâb kelimelerindeki -âb sesidir; "âb" kelimesi hem matlanın hem ikinci beytin sonunda tekrar edilerek parçayı bir halka gibi kapatır.
Kaynakça
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 281. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






