"Hâmî" mahlası, İbrâhim Efendi'ye hocasının taktığı bir addır ve ailesinin lakabından türetilmiştir. Babası Amasya yeniçerilerinden Korucuoğlu Hasan'dı; "korucu" sözünü Arapçadaki "koruyan" anlamına gelen hâmî kelimesiyle karşılayan hoca, Sultan Bayezid Camii müderrisi ve Amasya müftüsü Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi'dir. Bir yeniçeri oğlunun müftünün ders halkasından yetişip kadılığa yükselmesi, kısa maddenin anlattığı asıl hikâyedir. İbrâhim Efendi 1188 (1774-75) yılında öldü; hocasının verdiği mahlası taşıyan tek bir şiiri bile elimizde yok.

Hayatı

Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nin sekizinci cildindeki madde şöyledir:

Amasyalıdır. Amasya yeniçerilerinden Korucuoğlu Hasan’ın mahdûmudur. Sultân Bâyezîd müderrisi ve Amasya müftüsü fâzıl-ı meşhûr Iydîzâde el-Hâc Âkif Mustafa Efendi’nin halka-i tedrîsinde ikmâl-i tahsîl edib “Hâmî” lakâbını aldı. Bir müddet ders okutup neşr-i ma’ârife hizmet etdi. Üstâdının irtihâlinden sonra kazâ niyâbetlerinde fazl ü iffetle iştihâr edib kasabât u bilâda kâdı oldu. 1188’de vefât etdi. Ulemâ-yı kudâttan edîb, şâir bir zât idi.

Lakabın nereden geldiğini Hüsameddin bir dipnotta açıklar:

Bu lakâbı kendisine üstâdı vermişti. “Korucu” kelimesinden almıştır.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır, Amasya yeniçerilerinden Korucuoğlu Hasan'ın oğludur. Sultan Bayezid müderrisi ve Amasya müftüsü, ünlü bilgin Îdîzâde Hacı Âkif Mustafa Efendi'nin ders halkasında öğrenimini tamamladı ve "Hâmî" lakabını aldı. Bir süre ders okutup bilginin yayılmasına hizmet etti. Hocasının ölümünden sonra kadı naipliklerinde bilgisi ve namusuyla tanındı, kasaba ve şehirlerde kadılık yaptı. 1188'de öldü. Kadılık yapan bilginlerden, edip ve şair biriydi. Dipnot: Bu lakabı ona hocası vermişti; "korucu" kelimesinden almıştır.

Maddeden çıkan hayat iki döneme ayrılır. İlki hocanın yanında geçen yıllardır: İbrâhim burada okumuş, sonra bir süre kendisi ders vermiştir. İkincisi hocanın ölümüyle başlar. Âkif Mustafa Efendi 24 Receb 1173'te (Mart 1760) öldüğüne göre, İbrâhim'in naiplikten kadılığa uzanan ikinci dönemi 1760 ile 1774-75 arasındaki on beş yıl kadardır. Doğum yılı da, kadılık ettiği kasaba ve şehirlerin adları da, öldüğü yer de kayda geçmemiştir.

Hocası ve Mahlası

Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi, Amasya'da kırk beş yıl ders okutmuş bir müderris ve müftüydü; kasideleri, gazelleri ve tarih manzumeleri günümüze ulaşmış bir şairdi. Öğrencisine mahlas verenin bir şair olması, İbrâhim'in şiirle ilgisinin bu ders halkasında başladığını düşündürür; Hüsameddin ise bu konuda bir şey söylemez. Âkif'in kendi maddesi Âkif Mustafa Efendi-Iydîzâde Hacı başlığıyla okunabilir.

Mahlasın kuruluşu da hocanın zevkini gösterir. Burada babanın lakabı olan Türkçe "korucu", anlam olarak ona denk düşen Arapça bir sözcüğe çevrilmiştir: yeniçeri oğlunun aile adı böylece bir şairin ağırbaşlı mahlasına dönüşür. Dipnotun "kendisine üstâdı vermişti" demesi, bu çevirinin İbrâhim'in değil hocasının buluşu olduğunu açıkça kaydeder.

Şiiri

Hüsameddin, hocasından mahlas almış bu şairi "edîb, şâir" diye nitelemekle yetinir, bir beyit ya da eser adı vermez; Hâmî İbrâhim Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Metin Hakverdioğlu 2024'te yayımladığı dökümde ona "Hâmî İbrâhim Efendi-Korucuzâde" başlığından fazlasını veremez.

Kronoloji

24 Receb 1173 (Mart 1760): Hocası Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi ölür; İbrâhim kadı naipliklerine başlar.

1188 (1774-75): Hâmî İbrâhim Efendi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar