Hâfız Abdullah Çelebi'yi Amasya halkına sevdiren, sesi ve musiki bilgisiydi. XVII. yüzyılın ortalarında Sultan Bayezid Camii'nin baş müezzini olan bu hafız, şair ve musikişinas olarak da tanınırdı. Babası Mustafa Çelebi de aynı caminin müezzinlerindendi; oğul, babasının ölümüyle onun yerine geçmiş ve zamanla müezzinlerin başına yükselmişti. 1079 (1668) yılında Amasya'yı sarsan büyük depremin etkisiyle öldü. Yetiştirdiği öğrencilerden Bülbül Hâfız Ahmed Çelebi, bir kuşak boyunca aynı camide onun yerini tuttu. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın on iki ciltlik eserinde hakkında üç ayrı kayıt bulunur; kayıtlar birbirini büyük ölçüde doğrular, adında ise ayrılır.
Hüsameddin'in Kaydı
Amasyalıdır. Sultân Bâyezîd câmi-i şerîfi mü'ezzinlerinden Mustafa Çelebi mahdûmudur. Pederinin vefâtında câmi-i mezkûr mü'ezzini olup meşâhîr-i şu'arâ ve fuzalâdan Hâcezâde Abdullah Remzî Efendi'nin sohbetinde tahsîl-i ma'ârif etdi. Güzel sesi, ilm ü edebi sâyesinde Sultân Bâyezîd câmii baş mü'ezzini olup nağamât-ı latîfesiyle halkın mahbûb-ı kulûbı olduğu hâlde 1079 senesi zelzele-i şedîdesinden müte'essiren vefât etdi. Edîb, şâir, mûsikî-şinâs, kâmil, elhân-ı latîfesiyle meşhûr idi. Şâkirdi Bülbül Hâfız da meşhûr oldu.
Bugünkü dille: Amasyalıdır. Sultan Bayezid Camii müezzinlerinden Mustafa Çelebi'nin oğludur. Babasının ölümü üzerine bu caminin müezzini oldu ve tanınmış şair ve âlimlerden Hâcezâde Abdullah Remzî Efendi'nin sohbetinde bilgi ve edebiyat öğrendi. Güzel sesi, bilgisi ve edebi sayesinde Sultan Bayezid Camii'nin baş müezzini oldu; tatlı nağmeleriyle halkın gönlünü kazanmışken 1079 yılındaki şiddetli depremin etkisiyle öldü. Edebiyat bilen, şair, musikişinas, olgun bir kişiydi; güzel nağmeleriyle tanınırdı. Öğrencisi Bülbül Hâfız da ün kazandı.
Sultan Bayezid Camii'nin Müezzini
Hâfız Abdullah Çelebi'nin bütün hayatı, II. Bayezid'in Amasya'daki külliyesinin camisinde geçmiştir. Babası Mustafa Çelebi bu caminin müezzinlerindendi; Abdullah Çelebi babası ölünce onun yerini almıştır. Hüsameddin onun baş müezzinliğe yükselişini iki şeye bağlar: güzel sesine ve "ilm ü edeb"ine. Öğrencisinin maddesindeki ayrıntılar, baş müezzinliğin bu camide sabah temcidini, ilahileri ve mevlit okumayı da içine alan, sesiyle şehri dolduran bir görev olduğunu gösterir. Caminin tarihini ve yapısını II. Bayezid Külliyesi Camii yazısı ayrıntılandırır.
Hocası Hâcezâde Abdullah Remzî Efendi, XVII. yüzyıl ortasında Amasya'nın en tanınmış müderrislerinden biriydi. Otuz yıl kadar ders okutmuş, şehrin medreselerinin çoğunda müderrislik yapmış, Arapça, Farsça ve Türkçe şiir yazabilen bir şair olarak ün kazanmıştı; Zilhicce 1063'te (Ekim-Kasım 1653) Tokat Hatuniye Medresesi müderrisiyken öldü. Hüsameddin onun şiirlerinin ve Amasya'da Sultan Murad'a sunduğu kasidenin bir zaman elde bulunduğunu, sonra yandığını yazar. Hâfız Abdullah Çelebi'nin bu hocanın "sohbetinde" yetişmesi, medrese derslerinden çok bir edebiyat meclisinde öğrenim gördüğünü düşündürür. Hocanın maddesi Remzî Abdullah Efendi-Hâcezâde başlığında okunabilir; oğlu Şevkî Mehmed Efendi de şairdi.
1079 Depremi
Hüsameddin, Amasya'nın olaylarını yıl yıl anlattığı dördüncü ciltte depremi ayrıntısıyla kaydeder. 1079 yılının rebiülevvel ayının sekizinci günü, bir cuma sabahı kuşluk vaktinde Amasya ve çevresinde şiddetli ve uzun süren bir deprem oldu; yerler yarıldı, korkunç sesler duyuldu, halk meydanlara kaçtı. Kale duvarları, Sultan Bayezid Camii'nin kubbeleri, kârgir evler, camilerin çoğunun kubbeleri ve bedestenin birçok yeri yıkıldı. Sultan Bayezid Camii'nin sağdaki minaresi kuzeye doğru devrildi, soldaki kıbleye doğru eğildi. Sarsıntılar günlerce sürdüğü için halk meydanlara kurulan çadırlarda kaldı. Bu tarih Ağustos 1668'e denk gelir ve deprem, Kuzey Anadolu'yu etkileyen büyük 1668 depreminin Amasya'daki yüzüdür. Depremin bölgedeki yıkımı 1668 Büyük Anadolu Depremi ve Amasya başlığı altında ayrıca izlenebilir.
Hüsameddin'in kullandığı söz "müte'essiren"dir: Hâfız Abdullah Çelebi depremden etkilenerek ölmüştür, ifade onun depremde öldüğünü söylemez. Yıllık kayıtta ölümün depremden aylar sonra, yılın sonlarına doğru yer alması da bu ifadeyle uyuşur: sarsıntıda yaralanmış, hastalanmış ya da o günlerin sıkıntısından yıpranmış olabilir. Kaynak bu noktada sessizdir.
Kaynakların Durumu: Abdullah mı, Mehmed mi
Hüsameddin'in kitabında bu müezzine dair üç kayıt vardır ve üçü ayrıntıda örtüşür, ad konusunda ayrılır. Birincisi yukarıdaki biyografi maddesidir: ad Hâfız Abdullah Çelebi, baba Sultan Bayezid Camii müezzini Mustafa Çelebi, ölüm 1079 depremi, öğrencisi Bülbül Hâfız.
İkincisi, öğrencinin kendi maddesidir. Hüsameddin'e göre Bülbül Ahmed Çelebi, caminin kayyumlarından Hâfız Ali Çelebi'nin oğluydu; ince ve tiz sesi yüzünden müezzinliğe alınmış, "erbâb-ı mûsikîden ve şu'arâdan Hâfız Abdullah Çelebi'den ilm-i evtâr", yani musiki nazariyatını öğrenmiş ve sonra baş müezzin olmuştu. Okuduğu mevlit ve Kur'an dinleyenleri ağlatır, sabah temcidiyle Amasya'yı coştururdu; cenazesi halkı ağlatmıştı. 1099 (1688) olaylarında ağır hastalanmış ve Muharrem 1100'de (Ekim-Kasım 1688) ölmüştür. Bu kayıt da hocanın adını Abdullah olarak verir.
Üçüncüsü olaylar kısmındaki yıllık kayıttır. Hüsameddin, depremden sonra aynı yılın sonlarında "tatlı sadâsıyla halkı meftûn eden şâir mûsıkîşinâs Hâfız Mehmed Çelebi"nin öldüğünü ve "şâkirdi Bülbül Ahmed Çelebi"nin yerini tuttuğunu yazar. Bir dipnotta da bu hafızın hocasının Sultan Bayezid Camii'nin ser-müezzini Hacı Mustafa Medhî Çelebi olduğunu, onun da "canlara can katan bir şâir mûsikâr" olduğunu ekler.
Üç kayıt yan yana konduğunda aynı kişinin anlatıldığı açıkça görülür: ölüm yılı, mesleği, şairlik ve musikişinaslık nitelemesi ve yerini tutan öğrencisi aynıdır. Fark, olaylar kısmında adın Mehmed, Mustafa Çelebi'nin de baba yerine hoca olarak verilmesindedir. İki biyografik madde Abdullah adında birleştiği için burada da o ad esas alındı. Mehmed adının bir yazım ya da hafıza yanlışı mı olduğu, yoksa kişinin iki adla mı anıldığı belirlenemiyor. Mustafa Çelebi'nin hem babası hem hocası olması ise kendi içinde çelişkili değildir; müezzin babanın oğluna sesini ve makamı öğretmesi beklenecek bir durumdur. Dipnottaki "Medhî" sözünün Mustafa Çelebi'nin mahlası olup olmadığı da metinden anlaşılmaz.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. Üç kayıt da onu şair diye anar, fakat üçünde de tek mısra yoktur; bir mecmuada ya da güfte derlemesinde adına kayıtlı bir metin de bilinmiyor. Hocası Remzî'nin şiirleri gibi onunkiler de yangınlarda yok olmuş olabilir; bunu söyleyen bir kayıt ise yoktur. Biyografi maddesinin Osmanlıca metni Hâfız Abdullah Çelebi-Hâfız Çelebi, öğrencisininki Bülbül Ahmed Çelebi-Hâfız başlığı altında bulunur.
Kronoloji
Zilhicce 1063 (Ekim-Kasım 1653): Hocası Hâcezâde Abdullah Remzî Efendi ölür.
8 Rebiülevvel 1079 (Ağustos 1668): Amasya'da büyük deprem; Sultan Bayezid Camii'nin kubbeleri yıkılır, bir minaresi devrilir.
1079 sonları (1669 baharı): Hâfız Abdullah Çelebi depremin etkisiyle ölür; yerine öğrencisi Bülbül Ahmed Çelebi geçer.
Muharrem 1100 (Ekim-Kasım 1688): Bülbül Ahmed Çelebi ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 257 (e-kitap s. 557), "Hâfız Abdullah Çelebi-Hâfız Çelebi" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page557.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 536-537 (e-kitap s. 425), "Bülbül Ahmed Çelebi-Hâfız" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page425.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 152-153 ve 668 numaralı dipnot (e-kitap s. 592), 1079 yılı olayları. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page592.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 125-126 (e-kitap s. 229), "Remzî Abdullah Efendi-Hâcezâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page229.html
Çevrimiçi kaynaklar
