Kara Hâfız diye tanınan Hâfız Ali Çelebi, Şehzade Ahmed'in Amasya sarayında saray oğlanlarına Farsça okutmuş, şair Figânî İshak Çelebi'nin eski dostu olduğu için onun idamından sonra saraydan uzaklaştırılmış bir Amasyalı müderris ve şairdir. Şehzadenin 1513'te ölümünden sonra Torumtay Medresesi'ne müderris olmuş ve 935 (1528-29) dolaylarında ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi'nde onun Şeyhî'nin bir gazeline yazdığı naziresinin meşhur olduğunu söyler ve beş beyitlik bu gazeli aktarır. Kara Hâfız'ın torunu, Medine'de şeyhülharemlik yapan ve şehrin tarihini yazan Âşık Mehmed Çelebi'dir. Hüsameddin'in maddesi sitede Hâfız Alî Çelebi-Kara Hâfız başlığıyla yer alır.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin, sekizinci cildin "ha" harfi bölümünde şairi şöyle anlatır:
Hâfız Alî Çelebi-Kara Hâfız Amasyalıdır. Evâ'il-i hâlinde ulemâdan tahsîl-i ulûm edib Sultân Bâyezîd medresesi mu'îdi oldu. Ba'dehû edebiyât-ı Fârisiyyede rüsûhuna binâ'en Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Ahmed'in sarâyında gılmân-ı hâssa mu'âllimi oldu. Şi'r ü inşâya mâ'il bir zât olduğundan Figânî Çelebi ile sohbet-i kadîmesi ve müşâ'aresi vardı. Bu yüzden Figânî'nin şehâdetinden müte'essir olup sarâydan çıkarıldı. Ba'dehû ders-i âm olup talâkat-i lisânı sâyesinde halk arasında iştihâr etdi. 918'de Şehzâde Sultân Ahmed'in i'dâmından sonra Torumtay medresesi müderrisi olup 935 hudûdunda vefât etdi. Âlim, fâzıl, edebiyât-ı Arabiyye ve Fârisiyyede kâmil, şâir-i meşhûr idi.
Günümüz Türkçesiyle: Hâfız Ali Çelebi Kara Hâfız Amasyalıdır. Gençliğinde âlimlerden ilim öğrenip Sultan Bayezid Medresesi'nin muîdi, yani ders tekrarlayıcı yardımcısı oldu. Sonra Fars edebiyatındaki derin bilgisi sebebiyle Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in sarayında has oğlanların hocası oldu. Şiire ve nesre yatkın biri olduğundan Figânî Çelebi ile eski bir dostluğu ve şiir atışmaları vardı. Bu yüzden Figânî'nin şehit edilmesinden etkilenip saraydan çıkarıldı. Ardından genel ders vermeye başladı ve dilinin akıcılığı sayesinde halk arasında ün kazandı. 918'de Şehzade Sultan Ahmed'in idamından sonra Torumtay Medresesi müderrisi oldu ve 935 dolaylarında öldü. Âlim, faziletli, Arap ve Fars edebiyatında olgun, ünlü bir şairdi.
Hayatı
Kara Hâfız'ın hayatı, Şehzade Ahmed'in Amasya'daki son yıllarıyla iç içedir. Şehzade 1481'den 1512'ye kadar Amasya sancakbeyiydi; Hüsameddin'in "gılmân-ı hâssa" dediği has oğlanlar, onun sarayında yetişen gençlerdir. Kara Hâfız'ın bu hocalığa Farsçadaki bilgisi sayesinde seçildiği anlaşılır. Saraydan ayrılışı ise şehzadenin çevresindeki şairlerden Figânî'nin başına gelenlere bağlıdır. Hüsameddin'e göre Figânî, şehirdeki Şiî propagandasına karşı yazdığı bir manzume yüzünden iftiraya uğrayıp asılmış, onunla eski bir dostluğu ve şiir atışmaları olan Kara Hâfız da bu olaydan etkilendiği için saraydan çıkarılmıştır. "Müte'essir olup" sözü iki türlü anlaşılabilir: üzüntüsünü belli ettiği için mi uzaklaştırıldığı, yoksa dostluğu yüzünden mi şüpheyle karşılandığı açık değildir.
Saraydan sonra Kara Hâfız halka açık dersler vermiş ve dilinin akıcılığıyla tanınmıştır. Hüsameddin onun Torumtay Medresesi'ne, şehzadenin 918'de (1513) Yavuz Sultan Selim'in emriyle öldürülmesinden sonra atandığını yazar; bu sıra, saray çevresinden uzaklaştırılan hocanın ancak yeni dönemde medreseye kavuştuğunu düşündürür. Ölümü için verilen 935 dolayı yaklaşık bir tarihtir.
Ailesi
Hüsameddin, Kara Hâfız'ın oğlu Ömer Çelebi'nin derviş olup Hindistan'a gittiğini, orada şeyhlerin sohbetinde bulunduktan sonra Hicaz'a geçip Medine'ye yerleştiğini ve 956'da (1549) orada ölerek Bakî mezarlığına gömüldüğünü yazar. Ömer Çelebi'nin oğlu Âşık Mehmed Çelebi'dir ve aileye "Kara Hâfızzâdeler" denmiştir. Hüsameddin, Kara Hâfız hakkındaki bilgileri Âşık Mehmed Çelebi'nin Hulâsatü'l-ahbâr adlı eserinde bulduğunu belirtir. Âşık Mehmed'in hayatını on birinci ciltte ayrıca anlatır: 952'de doğmuş, Medine'de okumuş, Mısır'da ve Medine'de müderrislik yapmış, 1018'de Mescid-i Nebevî'nin şeyhülharemi olmuş ve 1021'de (1612) ölmüştür; Hulâsatü'l-ahbâr Medine'nin tarihini anlatan bir eserdir. Âşık Mehmed'in maddesi de sitededir: Âşık Mehmed Çelebi-Kara Hâfızzâde.
Kaynakların Durumu
Kara Hâfız hakkında bilinenler Hüsameddin'in iki maddesine ve onun dayandığını söylediği torununun eserine dayanır. İki madde şairin adında ayrılır. Sekizinci ciltte adı Hâfız Ali Çelebi'dir; on birinci ciltteki Âşık Mehmed maddesinde ise babasının adı "Ömer Çelebi bin Kara Hâfız Mehmed Çelebi" diye verilir, yani Kara Hâfız'a Mehmed denir. Hangi adın doğru olduğu bu kaynaklarla belirlenemedi. XVI. yüzyıl tezkirelerinde Amasyalı bir Kara Hâfız bulunamadı; Latîfî'nin Hâfız-ı Acem, Sirozlu Hâfız ve Konyalı Hâfız maddeleri başka kişilere aittir. Hulâsatü'l-ahbâr bu çalışmada görülemedi.
Şiiri
Hüsameddin, Kara Hâfız'ın Şeyhî'nin "Aşkdır âfet-i akl ü secîdir rahat-ı rûh" matlalı gazeline yazdığı naziresinin meşhur olduğunu, bu nazirenin Amasyalı Münîrî'nin münşeat mecmuasında ve Mecmaü'n-nezâir'de bulunduğunu yazar ve beş beytini aktarır. Gazel, meyhane kapısının açık bulunmasına şükürle başlar ve mahlas beytinde Hâfız'ı tövbeye çağıran öğütçüye "tevbe-i nasûh" sözüyle karşılık verir. Edirneli Nazmî'nin Mecmaü'n-nezâir'i, M. Fatih Köksal'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre 940 (1533-34) yılına kadar yazılmış nazireleri toplar ve Şeyhî'nin yirmi yedi gazelini zemin şiir olarak alır; Kara Hâfız'ın gazelinin bu derlemede yer alması, ölümüyle derlemenin tarihleri arasındaki yakınlıkla da uyuşur. Nazire, bu çalışmada mecmuanın neşri ve Münîrî'nin münşeatıyla karşılaştırılamadı. Gazel kategoride ayrı bir sayfada verilmiştir; Kara Hâfız'ın başka bir şiiri bilinmiyor.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 258-259 (e-kitap s. 557). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page557.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 479 (Âşık Mehmed Çelebi-Kara Hâfızzâde maddesi). https://amasya05.com/icerik/husameddin-asik-mehmed-celebi-kara-hafizzade
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 182-184. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
Akademik çalışmalar
- M. Fatih Köksal, "Mecmau'n-nezâir", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 28, Ankara 2003, s. 262-263. https://islamansiklopedisi.org.tr/mecmaun-nezair
Çevrimiçi kaynaklar

