Amasyalıdır. Fâtîh Sultân Mehmed Hân devrinde hizâne-i âmire defterdârı iken maktûlen vefât eden el-Hâc Sinan Bey bin el-Hâc Ahmed Çelebi bin Mevlânâ İzzeddîn Ahî Hasan mahdûmu ve hattât-ı meşhûr Abdullah Çelebi’nin yeğenidir.
Amasya’da tahsîl-i ilm u edeb edib Amasya vâlîsi [8] iken Sultân Bâyezîd-i Sânî’ye intisâb ederek ümerâdan oldu. Bir müddet Canik sancâğı Beyi olup ma’iyyet-i ümerâsından olarak Amasya’ya geldi. 878’de Uzun Hasan Harbi’nde ibrâz-ı liyâkât etdi.
886’da Sultân Bâyezîd’in cülûsunda Amasya vâlîsi olan Şehzâde Sultân Ahmed’in lâlâsı ve müşteşâr-ı umûru olarak Beylerbeyilik pâyesi aldı. 889’da Ankara Beylerbeyi olup Cem Sultân meselesinde Cem’in gönderdiği kuvvetle harb ederken 890’da maktûlen vefât etdi. Sâdık, gayûr idi.
Amasya’da yaptırdığı câmii-şerîf ile dârü’l-hadîsi 888’de ikmâl ettiği kapısı üstünde yazılıdır. Evkâfını ve vakfiyesini oğulları Abdülkerîm, İskender Beyler tanzîm ettirdi. Diğer mahdûmu Abdülğanî Bey de 890’da vefât etdi.