İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Efendi-Ser-Mü’ezzin-i Harem-i Şerîf el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 233–234 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

[753] Amasya’da eş-Şeyh Ömer Efendi bin Mustafa Efendi bin Osmân Efendi’nin oğludur. Savt ü nağamâtı pek güzel, gâyet muhrik ve musikiye âşinâ olduğundan Amasya’da bir müddet Sultân Bâyezîd Câmii şerîfinde mü’ezzinlik etdi.

Sonra Mekke-i mükerremeye gidip Şerîf Mehmed bin Avn Efendi’nin himmetiyle harem-i şerîf mü’ezzinlerine iltihâk etdi. Tedrîcen terakkî ve ma’aşı tezâyüd ederek 1264’de sadâ ve edâsı, hüsn-i ahlâkı ve şerîf-i müşârün-ileyhin inâyeti sâyesinde mü’ezzin-i sânî ve 1268’de ser-mü’ezzin-i harem-i şerîf oldu. ⁸⁹

Bu târîhten itibâren Mekke-i mükerreme a’yânı sırasına girip mecâlis-i muhtelifede a’zâ ve şerîf-i müşârün-ileyhin mahdûmu Şerîf Abdullah Paşa’nın emâreti ve Hicâz kumândânı Amasyalı Hacı Hasan Paşa’nın kumândânlığı zamanında, Harem-i şerîfin müdür-i umûru olduğu halde 1288’de dâr-ı nâ’îme irtihâl etdi.

Halûk, gâyet dindâr, harem-i şerîfin candan hâdimi ve mu’azzam bir vekalet sâhibi idi. Mahdûmları eş-Şeyh Mustafa, Osmân, Ömer Efendiler lisan ü şekl itibâriyle tamamen te’arrub [754] etmişlerdi. Bunlardan eş-Şeyh Osmân Efendi 1318’de Amasya’da mahkeme a’zâsı olup bir müddet oturdu. Sahib-i tercemenin yeğeni el-Hâc Mehmed Emin Efendi bin Berber Ahmed Ağa da sabâveti zamanında Amasya’dan Mekke’ye gidip ser-mü’ezzin ve müdîr-i harem-i şerîf-i Mekke oldu. Bunun da savt ü edâsı pek muhrikti.

Dipnotlar

  • 89 Sermü’ezzin-i Mekke-i mükerreme Amasyalı es-Seyyid Ahmed Sâlim Efendi’nin fevtinde şeyhü’l-mü’ezzinîn oldu. Surre defâtirinde bu ma’lûmât bulundu.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'da Şeyh Ömer Efendi'nin oğludur; Ömer Efendi, Mustafa Efendi'nin, o da Osman Efendi'nin oğludur. Sesi ve makamları çok güzel, okuyuşu son derece yürek yakıcı olduğundan ve musikiye aşina bulunduğundan Amasya'da bir süre Sultan Bayezid Camii'nde müezzinlik yaptı.

Sonra Mekke'ye gidip Şerif Mehmed bin Avn Efendi'nin himmetiyle Harem-i Şerif müezzinlerine katıldı. Derece derece yükselip maaşı da arttı. 1264'te [1847-48] sesi ve okuyuşu, güzel ahlakı ve adı geçen şerifin lütfu sayesinde ikinci müezzin, 1268'de [1851-52] Harem-i Şerif'in başmüezzini oldu.

Bu tarihten itibaren Mekke ileri gelenleri arasına girdi, çeşitli meclislerde üye olarak bulundu. Adı geçen şerifin oğlu Şerif Abdullah Paşa'nın emirliği ve Hicaz kumandanı Amasyalı Hacı Hasan Paşa'nın kumandanlığı sırasında, Harem-i Şerif'in işlerinin yöneticisi iken 1288'de [1871-72] ahirete göçtü.

Yumuşak huylu, son derece dindar, Harem-i Şerif'in candan hizmetkârı ve büyük bir vekâlet sahibiydi. Oğulları Şeyh Mustafa, Osman ve Ömer Efendiler dil ve görünüş bakımından tamamen Araplaşmışlardı. Bunlardan Şeyh Osman Efendi 1318'de [1900-01] Amasya'da mahkeme üyesi olup bir süre oturdu. Bu zatın yeğeni, Berber Ahmed Ağa oğlu Hacı Mehmed Emin Efendi de gençliğinde Amasya'dan Mekke'ye gidip Mekke Harem-i Şerifi'nin başmüezzini ve müdürü oldu. Bunun da sesi ve okuyuşu pek yürek yakıcıydı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • savt ü nağamât: ses ve nağmeler; ses güzelliği ile makam bilgisi
  • muhrik: yakıcı; dinleyenin yüreğine işleyen
  • iltihâk etmek: bir topluluğa katılmak
  • tedrîcen terakkî: derece derece yükselme
  • şerîf-i müşârün-ileyh: adı geçen şerif
  • mü'ezzin-i sânî: ikinci müezzin
  • ser-mü'ezzin: müezzinlerin başı, başmüezzin
  • a'yân: ileri gelenler
  • mecâlis-i muhtelife: çeşitli meclisler
  • müdür-i umûr: işlerin yöneticisi
  • dâr-ı nâ'îme irtihâl etmek: nimet yurduna göçmek, yani ölmek
  • halûk: yumuşak huylu, ahlakı güzel
  • te'arrub: Araplaşma, Araplara benzeme
  • sabâvet: çocukluk ve ilk gençlik çağı

Harem-i Şerif'te Müezzinlik

Mescid-i Haram'da müezzinlik, sıradan bir mahalle camisindeki görevden hayli farklı bir düzene bağlıydı. Zamanla büyük camilerde her mezhebin mihrabı için ayrı müezzin atanmış, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'deki müezzin sayısı otuz ile yetmiş arasında anılır olmuştur. Bunların biri başmüezzin olur, bu kişiye reîsülmüezzinîn ya da şeyhülmüezzinîn denirdi. Hüsameddin'in metinde kullandığı "ser-mü'ezzin" ile dipnotundaki "şeyhü'l-mü'ezzinîn" bu unvanlara karşılık gelir. Mescid-i Haram'ın her minaresine ayrı bir müezzin tayin edilmesi uygulaması Osmanlı döneminde de sürmüştür.

Mekke'de "müezzin-i zemzemî" denen başmüezzinin ayrıca bir resmî görevi vardı. Her akşam namazından sonra ve yeni ay girdiğinde ezan okuduğu yere çıkar, yüksek sesle emiri tebrik eder, Mekke yönetiminde bulunmuş kişileri öven bir kaside okurdu. Bu gelenek Osmanlı devrinde de devam etmiştir. Başmüezzinin sesi ve okuyuşunun Hüsameddin'ce özellikle vurgulanması ve bu kişinin Mekke ileri gelenleri arasına girip meclislerde yer alması, görevin yalnızca ezan okumaktan ibaret olmadığını düşündürür; bu bir çıkarımdır, metin bunu açıkça söylemez.

Müezzinlik çoğu zaman ömür boyu sürer, büyük şehirlerde belirli ailelerden gelen müezzinler birkaç kuşak aynı görevi yürütürdü. Metindeki Amasyalı amca ile yeğenin art arda aynı makama gelmesi bu genel tabloya uygundur. Dipnotta ise Hüsameddin'in sürre defterlerinde bulduğu bilgiye göre, bu zatın Mekke başmüezzini Amasyalı Seyyid Ahmed Sâlim Efendi'nin ölümü üzerine müezzinler şeyhi olduğu yazılır. Mekke'nin başmüezzinliğinde birden çok Amasyalının bulunduğu anlaşılıyor.

Şerif Abdullah Paşa Dönemi

Metindeki Şerif Abdullah Paşa, Mekke emirleri Avn ailesinden gelir ve Muhammed bin Abdülmuîn İbn Avn'ın oğludur; Hüsameddin'in "Şerif Mehmed bin Avn" dediği kişinin bu olması büyük olasılıktır. Kimi kaynaklarda Abdullah Paşa'nın 1858-1877 arasında Mekke emiri olduğu yazılır. Hüsameddin'in verdiği 1288 [1871-72] tarihi bu aralığa düşer. Sonraki yıllarda Mekke emiri olacak Şerif Hüseyin, babası 1861'de ölünce amcası Emir Abdullah'ın yanına Mekke'ye gitmiş ve öğrenimini orada tamamlamıştır.

Aynı yıllarda Mekke'de Amasyalı başka bir ismin daha adı geçer. Sadrazam Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa, Cidde valiliğine tayin edilerek Hicaz'a gitmiş, orada bir süre sonra ateşli bir hastalığa yakalanmış ve 1874'te Taif'te Şerif Abdullah Paşa'nın bahçesinde ölmüştür. Rüşdü Paşa'nın hayatı bu kitabın 788. maddesinde, kardeşi Ahmed Hulûsî Efendi'nin biyografisi içinde yeniden karşımıza çıkar.

Hicaz kumandanı Amasyalı Hacı Hasan Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Hicaz'ın askerî ve idari yönetimine dair genel anlatımlarda adı geçmediği gibi, Amasya'ya ait yerel yayınlarda da bu paşaya ilişkin kayda ulaşılamadı.

Kaynakça

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.