Amasya’da câmi ve medresesi olan Beylerbeyi Abdullah Paşa bin el-Hâc Sinan Bey’in evlâd-ı kirâmından olup “Hacı Paşa” demekle meşhûr olan Hacı Abdülkerîm Paşa’nın ahfâdından Abdullah Paşa vakfı mütevellîsi iken 1229 senesi rebîülevvelinin [755] yirmi dokuzunda vefât eden es-Seyyid el-Hâc Hasan Bey’in mahdûmudur.
Bu Hacı Hasan Bey de Amasya eşrâfından Abdülkerîm Bey bin el-Hâc Abdullah Bey bin el-Hâc Mehmed Bey bin Mîr-i mîrân Abdülkerîm Paşa bin Mîr-livâ el-Hâc Hüseyin Bey bin Beylerbeyi Hacı Abdülkerîm Paşa bin Hasan Bey bin Abdülkerîm Çelebi bin İskender Bey bin Beylerbeyi Abdullah Paşa’nın mahdûmudur.
Pederinin vefâtında ceddi vakfına ammizâdesi Feyzullah Beyle mütevellî olup Hicâz’a gitdi. Avdetde meclis a’zâsı olup 1289 senesi zilka’desinin on üçünde vefât etdi. Hâfız olup pederinin vâlidesi tarafından sâdât-ı Hüseynîyyeden bir hânedân idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya'da cami ve medresesi bulunan Beylerbeyi Abdullah Paşa'nın, Hacı Sinan Bey oğlunun soyundan olup "Hacı Paşa" diye ünlenen Hacı Abdülkerim Paşa'nın torunlarından, Abdullah Paşa Vakfı'nın mütevellisi iken 1229 senesi Rebiülevvel ayının yirmi dokuzunda [1814] vefat eden Seyyid Hacı Hasan Bey'in oğludur.
Bu Hacı Hasan Bey de Amasya eşrafından Abdülkerim Bey'in oğludur. Abdülkerim Bey, Hacı Abdullah Bey'in; o, Hacı Mehmed Bey'in; o, Mîrimîrân (beylerbeyi) Abdülkerim Paşa'nın; o, Mîrilivâ (sancak beyi) Hacı Hüseyin Bey'in; o, Beylerbeyi Hacı Abdülkerim Paşa'nın; o, Hasan Bey'in; o, Abdülkerim Çelebi'nin; o, İskender Bey'in; o da Beylerbeyi Abdullah Paşa'nın oğludur.
Babasının ölümünde dedesinin vakfına amcasının oğlu Feyzullah Bey ile birlikte mütevelli oldu ve Hicaz'a gitti. Dönüşte meclis üyesi olup 1289 senesi Zilkade ayının on üçünde [1872-73] vefat etti. Hafızdı; babasının annesi tarafından Hüseynî seyyidlerinden gelen bir hanedandı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- evlâd-ı kirâm: soylu çocuklar, torunlar
- ahfâd: torunlar, sonraki kuşaklar
- mütevellî: vakfın yöneticisi
- eşrâf: bir şehrin ileri gelen, itibarlı kişileri
- mîr-i mîrân: beylerbeyi
- mîr-livâ: sancak beyi
- ceddi: dedesi, atası
- ammizâde: amcanın oğlu
- avdet: dönüş
- sâdât-ı Hüseynîyye: Hz. Hüseyin soyundan gelen seyyidler
Abdullah Paşa Camii ve Dârülhadis
Metnin başında anılan "cami ve medrese", Amasya'da Sofular Mahallesi'nde bulunan ve Abdullah Paşa Camii, Sofular Camii ya da Dârülhadis Camii adlarıyla bilinen yapıdır. İkinci Bayezid dönemi devlet adamlarından Beylerbeyi Hacısinanbeyzâde Abdullah Paşa, bu yapıyı cami ve hadis okutulan bir medrese (dârülhadis) olarak yaptırmıştır. Abdullah Paşa 1490-91'de vefat etmiş, vakfiye ise oğlu Defterdar Abdülkerim Bey tarafından 1501-1502'de düzenlenmiştir. Abdülkerim Bey 1505'te yapının doğusuna bir dârülkurrâ (Kur'an okutulan okul) eklettirmiştir; bu bölüm günümüze ulaşmamıştır.
Yapı Osmanlı mimarisinde başka bir benzeri olmayan bir tasarıma sahiptir. Osmanlı öncesi Anadolu Türk mimarisinde görülen kapalı avlulu medreselerle, tabhâneli (zâviyeli) camiler arasındaki bağlantıyı gösterir. Kuzeydeki cümle kapısından girilen kapalı avlunun iki yanında ikişer dârülhadis hücresi, güneyinde ise aynı zamanda dershane olarak kullanılan harim yer alır. Osmanlı devri boyunca ünlü muhaddislerin ders verdiği bu yapı bugün bakımlıdır ve yalnız cami olarak kullanılmaktadır. Abdullah Paşa Vakfı'nın bu yapının vakfı olması büyük olasılıktır; öyleyse metinde anılan mütevellilik, Amasya'nın erken Osmanlı dönemine uzanan bir vakfın 19. yüzyıldaki yöneticiliğidir.
Yapının Ayrıntıları
Kuzey cephesindeki cümle kapısının üzerinde, bâninin adını ve yapının inşa tarihini veren sülüs hatlı bir Arapça kitabe bulunur. Cümle kapısının ve harim kapısının ahşap kanatları özgündür; oymaları II. Bayezid dönemi özelliklerini taşır. Abdullah Paşa'nın kabri, doğudaki hücre ile harim arasında, bir zamanlar dârülkurrânın bulunduğu avluya açılan verev geçitte yer alır. Minare kuzeydoğu köşesindedir. Bu ayrıntılar, mütevellilerin yönettiği vakfın bugün de ayakta duran bir yapıya bağlı olduğunu gösterir.
Soy Zinciri Üzerine
Hüsameddin zinciri Abdullah Paşa'dan başlayarak, İskender Bey, Abdülkerim Çelebi, Hasan Bey, Hacı Abdülkerim Paşa ve sonraki kuşaklar üzerinden bu kişiye ulaştırır. Vakfiyeyi düzenleyen oğul ise Defterdar Abdülkerim Bey olarak anılmaktadır; bu isim Hüsameddin'in zincirinde yer almaz. Kaynaklardaki iki anlatının nasıl bağdaştığı, Abdülkerim Bey ile zincirdeki Abdülkerim Çelebi'nin aynı kişi olup olmadığı doğrulanamamıştır. Zincir genişledikçe adların tekrarlanması (Abdülkerim, Abdullah, Hasan), Osmanlı ailelerinde dedenin adının torunlara verilmesi geleneğine uygundur.
Hasan Bey'in 1229 [1814] yılında ölmesi ve oğlu Ahmed Bey'in 1289'da [1872-73] vefat etmesi, arada elli sekiz yıl bulunduğunu gösterir. Bu nedenle Ahmed Bey'in ileri yaşta öldüğü, babasının ölümünde ise henüz genç olduğu düşünülebilir; metin doğum yılını vermediği için bu bir çıkarımdır. Hicaz yolculuğu hac anlamına gelmelidir; metin amacı belirtmez.
Başka Kaynaklarda Kişi
Hacıpaşazâde Ahmed Bey'in kendisine ya da babası Hasan Bey'e dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Yalnız vakfın kurucusu ve yapı hakkında yayımlanmış bilgiler vardır; mütevelli sıfatıyla bu ailenin 19. yüzyıldaki durumu için vakıf kayıtlarına ya da Amasya şer'iyye sicillerine bakmak gerekir.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 234–234. amasya.bel.tr