Amasyalı Sekbânzâdedir. 1122 senesi cemâziyelâhirinin yirmi üçüncü günü Amasya mutasarrıfı olup Rus harbine me'mûr olduğundan kethüdâsı Hacı Alî Ağa mütesellim oldu. Receb gurresinde sâbık mutasarrıf Kaya Alî Paşa da evkâf-ı sultâniyye tevliyetiyle kayırıldı. Yeğen Alî Bey de Rumeli'de bir sancak beyi olarak harbe gitdi.
Ramazân'ın gurresinde Süleymân Efendi Amasya kadısı olup geldi. Amasya sipâhîleri ve yeniçerileri Rus harbine gittiğinden yeniçeri kudemâsından Hatîboğlu Mehmed Ağa serdâr vekîli olarak Amasya'da kaldı. A'yândan [10] birçokları da kapıları halkı ile harbe me'mûren Rûmeli'ne gitdi.
1123 senesi muharreminde Amasya mütesellimi Hacı Alî Ağa da imdâd-ı seferî akçasıyla berâber harbe gitdiğinden baş a'yân seçilen Emîr Hacı Abdullatîf Ağa mütesellim vekîli ve livânın muhâfızı olup kaldı. Ramazânın gurresinde fuzalâdan Şeyhî Mehmed Efendizâde Abdurrahmân Efendi Amasya kadısı olup zilka'denin on dördüncü günü bostancıbaşı Amasyalı Hacı Ahmed Ağa vezâretle kapudân-ı deryâ oldu.
Lâkin Kaya Alî Paşa, kendisinin azline sebeb olan Emîr Hacı Ağa'nın serbâzâne hareketlerini hoş görmedi. Emîr Hacı Ağa'nın rakîbleri olan Fazlızâde Hacı Alî Efendi ve Avkatlı İbrâhim Ağa ile birleşip Hacı Ağa'nın aleyhinde ağır şikâyetler dermiyân ve Hacı Ağa da bunların aleyhinde makâmâtı iz'âc eylemişdi.
Mütesellim Hacı Alî Ağa, harbden avdet edip bâ-fermân-ı âlî bunların aleyhinde tahkîkâta başladı. Zilhiccenin sekizinci günü Emîr Hacı Abdullatîf Ağa baş a'yânlıkdan ve şehir kethüdâlığından azl ile Amasya kalesinde kalebend olup Kaya Alî Paşa da tevliyetden azl edilerek İstanbul'a gitdi. [11]
Paşa'dan mahlûl olan evkâf-ı sultâniyye tevliyeti Hacı Kadîroğlu Hacı Ahmed Ağa'ya verildi. Fuzalâdan dersiâm ve Mehmed Paşa müderrisi Çorumlu Hâfız Seyyid Mehmed Efendi nakîb kâ'im-makâmı ve Fazlızâde Hacı Alî Efendi baş a'yân ve şehir kethüdâsı ve Ömer Ağa da sipâhî kethüdâsı oldu.
Kurbân bayramının birinci günü sabâhında Amasya müftüsü ve Büyükağa müderrisi Koca Mu'îd İsmâ'il Efendi vefât etdiğinden Sultâniyye müderrisi ve şeyhu'l-ulemâ Mütevellîzâde Hacı Ahmed Efendi Amasya müftüsü ve kibâr-ı ulemâdan Kayyımzâde İsmâ'il Efendi de Büyükağa müderrisi oldu.
Emîr Hacı rakîblerinden alaybeyi Avkatlı İbrâhim Ağa da azl edilip meşâhîr-i zu'amâdan Sarı Beyzâde Mehmed Bey alaybeyi oldu. Zilhiccenin yirmi ikisinde kapudân-ı deryâ Amasyalı vezîr Hacı Ahmed Paşa İstanbul kâ'im-makâmı olarak fevkalâde ta'ayyün eylediğinden rikâb-ı hümâyûn kâ'im-makâmı olan Dâmâd Alî Paşa'nın istirkâbını celb etdi.
1124 senesi muharreminin evâsıtında vezîr Hacı Ahmed Paşa, Emîr Hacı Ağa'nın muhibbi ve hâmîsi olduğundan istihsâl eylediği fermân-ı âlî üzerine Emîr Hacı Abdullatîf Çelebi afv ve ıtlâk edilerek hânesinde ikâmetine müsâ'ade [12] buyuruldu. Ancak kalebend olduğu esnâda hasımları aleyhine şikâyetler yağdırmış, bunların da tahkîkine fermân almışdır.
Rebî'ulevvel evâ'ilinde yapılan tahkîkâtın netîcesi olarak Fazlızâde Hacı Alî Efendi ile Avkatlı İbrâhîm Ağa Amasya'dan kaldırılıp Samsun'a i'zâm ve kalebend edildi.
Cemâziyelevvelde Amasya mutasarrıfı Ahmed Paşa Rus harbinde görülen hizmetlerine mükâfâten Rûmeli beylerbeyiliği pâyesiyle Özi kalesi muhâfızı olduğundan Amasya sancağı sâbık Mar'aş beylerbeyi Alî Paşa'ya verildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalı Sekbânzâde'dir. 1122 yılı Cemâziyelâhir ayının yirmi üçüncü günü [Ağustos 1710] Amasya mutasarrıfı oldu; Rus savaşıyla görevlendirildiği için kâhyası Hacı Ali Ağa mütesellim oldu. Receb ayının ilk günü eski mutasarrıf Kaya Ali Paşa da sultan vakıflarının mütevelliliği verilerek kayırıldı. Yeğen Ali Bey de Rumeli'de bir sancakbeyi olarak savaşa gitti.
Ramazan ayının ilk günü Süleyman Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Amasya sipahileri ve yeniçerileri Rus savaşına gittiğinden, yeniçerilerin kıdemlilerinden Hatîboğlu Mehmed Ağa serdar vekili olarak Amasya'da kaldı. İleri gelenlerden birçoğu da maiyetleriyle birlikte savaşa görevli olarak Rumeli'ye gitti.
1123 yılı Muharrem ayında [Şubat-Mart 1711] Amasya mütesellimi Hacı Ali Ağa da sefer yardımı parasıyla birlikte savaşa gittiğinden, baş âyan seçilen Emîr Hacı Abdüllatif Ağa mütesellim vekili ve sancağın muhafızı olarak kaldı. Ramazan ayının ilk günü faziletli kişilerden Şeyhî Mehmed Efendizâde Abdurrahman Efendi Amasya kadısı oldu; Zilkade ayının on dördüncü günü [Aralık 1711] Amasyalı bostancıbaşı Hacı Ahmed Ağa vezirlik rütbesiyle kaptan-ı derya oldu.
Ne var ki Kaya Ali Paşa, kendisinin azline sebep olan Emîr Hacı Ağa'nın başına buyruk davranışlarını hoş görmedi. Emîr Hacı Ağa'nın rakipleri olan Fazlızâde Hacı Ali Efendi ve Avkatlı İbrahim Ağa ile birleşerek Hacı Ağa aleyhinde ağır şikâyetler ileri sürdü; Hacı Ağa da bunlar aleyhine makamları rahatsız etmişti.
Mütesellim Hacı Ali Ağa savaştan döndü ve padişah fermanıyla bunlar hakkında soruşturmaya başladı. Zilhicce ayının sekizinci günü Emîr Hacı Abdüllatif Ağa baş âyanlıktan ve şehir kethüdalığından alınarak Amasya Kalesi'ne hapsedildi; Kaya Ali Paşa da mütevellilikten alınarak İstanbul'a gitti.
Paşa'dan boşalan sultan vakıfları mütevelliliği Hacı Kadîroğlu Hacı Ahmed Ağa'ya verildi. Faziletli kişilerden, dersiâm (cami derslerini veren müderris) ve Mehmed Paşa Medresesi müderrisi Çorumlu Hâfız Seyyid Mehmed Efendi nakîb kaymakamı, Fazlızâde Hacı Ali Efendi baş âyan ve şehir kethüdası, Ömer Ağa da sipahi kethüdası oldu.
Kurban Bayramı'nın birinci günü sabahı Amasya müftüsü ve Büyük Ağa Medresesi müderrisi Koca Muîd İsmail Efendi öldüğünden, Sultaniye müderrisi ve âlimlerin büyüğü Mütevellîzâde Hacı Ahmed Efendi Amasya müftüsü, büyük âlimlerden Kayyımzâde İsmail Efendi de Büyük Ağa Medresesi müderrisi oldu.
Emîr Hacı'nın rakiplerinden alaybeyi Avkatlı İbrahim Ağa da görevden alındı ve tanınmış zeamet sahiplerinden Sarı Beyzâde Mehmed Bey alaybeyi oldu. Zilhicce ayının yirmi ikisinde [Ocak 1712] kaptan-ı derya Amasyalı Vezir Hacı Ahmed Paşa İstanbul kaymakamı olarak son derece öne çıktığından, rikâb-ı hümâyun kaymakamı (padişahın yanındaki sadrazam vekili) Damad Ali Paşa'nın kıskançlığını üzerine çekti.
1124 yılı Muharrem ayının ortalarında [Şubat 1712], Vezir Hacı Ahmed Paşa Emîr Hacı Ağa'yı seven ve koruyan biri olduğundan, onun elde ettiği padişah fermanıyla Emîr Hacı Abdüllatif Çelebi affedilip serbest bırakıldı ve evinde oturmasına izin verildi. Ancak kalede hapisteyken hasımları aleyhine şikâyetler yağdırmış, bunların da soruşturulması için ferman almıştı.
Rebîülevvel ayının başlarında yapılan soruşturmanın sonucu olarak Fazlızâde Hacı Ali Efendi ile Avkatlı İbrahim Ağa Amasya'dan uzaklaştırılıp Samsun'a gönderildi ve oradaki kaleye hapsedildi.
Cemâziyelevvel ayında Amasya mutasarrıfı Ahmed Paşa, Rus savaşında gösterdiği hizmetlere karşılık Rumeli beylerbeyiliği payesiyle Özi Kalesi muhafızı olduğundan, Amasya sancağı eski Maraş beylerbeyi Ali Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- kayırılmak: gözetilip bir görevle ödüllendirilmek
- kudemâ: kıdemliler, eskiler
- kapıları halkı: bir ileri gelenin maiyeti, silahlı adamları
- imdâd-ı seferî akçası: sefer masrafları için halktan toplanan yardım vergisi
- livâ: sancak
- vezâretle kapudân-ı deryâ: vezirlik rütbesiyle donanma komutanı
- serbâzâne: başına buyruk, pervasızca
- dermiyân etmek: ortaya koymak, ileri sürmek
- iz'âc: rahatsız etme, taciz
- kalebend: bir kaleye hapsedilmiş
- mahlûl: boşalmış görev
- dersiâm: büyük camilerde halka açık ders veren müderris
- zu'amâ: zeamet sahipleri, büyük tımar sahipleri
- ta'ayyün: öne çıkma, sivrilme
- istirkâb: kıskanma, rakip görme
- muhib ve hâmî: seven ve koruyan
- afv ve ıtlâk: affedip serbest bırakma
- i'zâm: gönderme, yollama
Amasya Askeri Prut Seferinde
Hüsameddin'in "Rus harbi" dediği savaş, 1711 Prut Seferi'dir. Rusların Osmanlı kuzey sınırlarına saldırması üzerine Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa 19 Şubat 1711'de serdâr-ı ekrem tayin edilmiş, 9 Nisan 1711'de İstanbul'dan yola çıkmış, ordusu 18 Temmuz 1711'de Prut nehri bataklıkları yakınında Rus kuvvetleriyle karşılaşmıştır. Dört gün süren kuşatma sonunda çaresiz kalan Çar I. Petro barış istemiş, 22 Temmuz 1711'de antlaşma imzalanmıştır. Maddedeki bilgiler bu takvimle tam uyuşur: Amasya mutasarrıfı 1122 yazında savaşla görevlendirilir, sipahiler, yeniçeriler ve âyan maiyetleriyle Rumeli'ye gider, mütesellim de 1123 Muharrem'inde [Şubat-Mart 1711] sefer yardımı parasıyla orduya katılır. Böylece Amasya, savaş yıllarında âdeta silahlı erkeklerinden boşalmış bir şehir hâline gelmiş, idaresi vekillere kalmıştır.
Sefer dönüşü mutasarrıf Ahmed Paşa'ya ödül olarak verilen Özi (Özü) Kalesi muhafızlığı da önemlidir. Bugün Ukrayna'da Oçakov adıyla bilinen bu kale, Dinyeper ile Bug nehirlerinin Karadeniz'e döküldüğü yerde bulunuyordu. Osmanlılar Özi'yi Karadeniz ve Tuna kıyılarının kilidi sayar, 1593'ten beri burayı ayrı bir beylerbeyiliğin merkezi olarak yönetirdi. Rus baskısının arttığı XVIII. yüzyılda kalenin askerî değeri daha da yükselmişti. Prut'ta Ruslarla savaşmış bir Amasyalı paşanın buraya gönderilmesi bu bakımdan anlamlıdır.
Bostancıbaşıdan Kaptan-ı Deryaya: Hacı Ahmed Paşa
Maddede Amasyalı bostancıbaşı Hacı Ahmed Ağa'nın 1123 Zilkade'sinin on dördünde [23 Aralık 1711] vezirlikle kaptan-ı derya olduğu yazılır. Sicill-i Osmanî'ye dayanan kayıtlarda Kirli Ahmed Paşa olarak geçen devlet adamının biyografisi bu bilgiyle neredeyse gün gününe örtüşür. Bu kayıtlara göre bostancı ocağından yetişen, 1707'de bostancıbaşı olan Ahmed Paşa 21 Aralık 1711'de vezirlik verilerek kaptan-ı derya yapılmış, Ocak 1712'de İstanbul kaymakamlığını da üstlenmiştir. Hüsameddin'in 1123 Zilhicce'sinin yirmi ikisine koyduğu İstanbul kaymakamlığı da bu tarihe denk gelir. Bu ilk kaptanlığının bitişi ise kaynaklarda Nisan 1712 ile Ocak 1713 arasında farklı tarihlerle verilir. Hüsameddin'in "Hacı Ahmed Paşa" dediği kişi ile kaynaklardaki "Kirli Ahmed Paşa"nın aynı kişi olduğu bu tarih uyumuna dayanan güçlü bir çıkarımdır; ancak "Kirli" lakabı Hüsameddin'de geçmez.
Hüsameddin'in sözünü ettiği rakip Damad Ali Paşa, III. Ahmed'in damadı, sonradan sadrazam olacak ve Mora fatihi diye anılacak olan Silahdar Ali Paşa'dır (Şehid Ali Paşa). 1708'de padişahın musahibi olan Ali Ağa, Mayıs 1709'da padişahın kızı Fatma Sultan'la nikâhlanmış, ikinci vezirlik ve ardından rikâb-ı hümâyun kaymakamlığına getirilerek sadrazam atamalarında bile etkili hâle gelmişti. Çorlulu Ali Paşa'nın azlinde rol oynamış, kendisine karşı suikast hazırladığını öğrendiği Sadrazam Hoca İbrahim Paşa'yı öldürtüp 27 Nisan 1713'te sadarete geçmişti. Böyle bir adamın, padişahın yakınındaki bir başka Amasyalı vezirin yükselişini tehdit olarak görmesi şaşırtıcı değildir. Hüsameddin'in bu kıskançlık hikâyesi, bakiyyenin sonraki maddelerinde Amasyalı iki vezirin trajik sonuna kadar uzanacaktır.
Kalede Bir Âyan Hasmı
Emîr Hacı Abdüllatif Ağa'nın önce Amasya Kalesi'ne hapsedilmesi, sonra İstanbul'daki hamisi sayesinde affedilip hasımlarının Samsun'a sürülmesi, taşradaki âyan çekişmelerinin merkezdeki himaye ilişkilerine ne kadar bağlı olduğunu gösterir. Hasımların her biri kendi tarafındaki yetkiliden ferman koparıyor, soruşturmalar karşılıklı şikâyetlerle açılıyordu. Bu dönemde âyanın, savaş ve mali buhran yıllarında vergi toplama, sefer ihtiyaçlarını karşılama ve devlete borç verme işlevleriyle güçlendiği bilinir; Amasya'da da sefer yardımı parasını toplayıp orduya taşıyanlar aynı âyan ve mütesellimlerdi.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 630–630. amasya.bel.tr
- "Kirli Ahmed Paşa", Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmanî (haz. Nuri Akbayar, 1996), I, 238'e dayanan madde, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kirli_Ahmed_Paşa
Akademik çalışmalar
- M. Münir Aktepe, "Baltacı Mehmed Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/baltaci-mehmed-pasa
- Abdülkadir Özcan, "Şehid Ali Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sehid-ali-pasa
- Temel Öztürk, "Özü", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ozu
- Özcan Mert, "Âyan", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ayan
Diğer kaynaklar