İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Ebûbekir Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 635–636 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Divriklidir. "Hamisoğlu" demekle meşhûrdur. 1133 senesi cemâziyelâhirinin dokuzuncu günü Amasya mutasarrıfı olup Şâhinoğlu Osmân Ağa'yı mütesellimlikde ibkâ ederek harbe me'mûren şarka gitdi. Sivâs vâlîsi de Divrikli idi.

Bu esnâda Sultân Bâyezîd Câmi'i hatîbi kibâr-ı sulehâdan ve ulemâdan Hocazâde Hacı Hâfız Halîl Efendi vefât edip Hâfız Mustafâ [29] Efendi hatîb oldu. Bu Halîl Efendi vüzerâdan Abdulganî Paşa ile kütübhâne sâhibi Hacı Emîr imâm Abdullatîf ve ricâlden Mehmed Emîn Efendiler'in pederidir. Zilhiccede Iydîzâde Abdurrahîm Efendi nakîb kâ'im-makâmı oldu.

Çorakçıoğlu El-Hâc Halîl Ağa, ma'zûl ve maktûl olan Ahi Mehmed Paşa ile birâderi bostancıbaşı Mehmed Ağa'nın metrûkâtını ahz ve kabza me'mûren Sivâs'a gitmiş, müsâdere edilen muhallefâtın bedellerini takdîm etmek üzere İstanbul'a hareket etmişdi.

1134 senesi muharrem gurresinde a'yân Hoca Paşazâde Hacı İbrâhim Bey baş a'yân ve Murâd Beyzâde Hacı Mehmed Ağa Amasya mütesellimi olup sâbık mutasarrıf zamânında yapılan yolsuzlukların tedkîkâtına başlandı. Bu esnâda Amasya a'yânından câmi' sâhibi Çorakçıoğlu Halîl Ağa hizmet ve istikâmetine binâ'en mîr-i mîrânlıkla Kocaili sancağı mutasarrıfı oldu.

Rebî'ulevvelde Ömer Paşazâde Osmân, Rahtuvân Paşazâde Hacı İbrâhim, evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi Yeğen Hacı Alî Beyler'le Ortaköylü Hacı Vahâb, Giritlioğlu Hacı Ebûbekir Efendiler'in, Sancıoğulları Ahmed ve Hasan ve Kırık Hasan Ağalar'ın muhâsebelerini rü'yet ve haklarındaki şikâyetleri tahkîk etmeğe yine müftü Âkif Mustafâ Efendi me'mûr oldu. [30]

Cemâziyelevvel gurresinde Bahâ'eddîn Mehmed Efendi Amasya kadısı olup geldi. Bu esnâda a'yândan Gürcüzâde Hacı İsmâ'il Bey ve teyzezâdesi Hasan Ağa, Torumtay vakfı tevliyeti için mütevellîleri aleyhine da'vâ açdı. Kadı bu da'vâdan dolayı hayli müşkilâta düşdü.

Çünkü Torumtay'ın son evlâd-ı zükûrundan Dursun Bey'in oğlu olmadığından tevliyet iki kızlarına tevcîh edilmişdi. Dâmâdları da ulemâdan Mustafâ Efendi ve Gürcüzâde Mustafâ Bey idi. Kızların vefâtından sonra tevliyet Mustafâ Efendizâde Şeyh Mehmed Efendi'ye ve ba'dehû Mustafâ Beyzâde Mehmed Bey'e ve bunların vefâtında Şeyh Mehmed Efendizâde Hacı Abdurrahmân Efendi'ye müstakilen tevcîh edilmiş ve geçen yıl Hacı Abdurrahmân Efendi'nin de vefâtıyla kardaşları Hâfız Hasan, İbrâhim Efendiler'e verilmişdi.

Da'vânın canlı noktası batn-ı evvel ve sânî olmalarında idi. Hacı İsmâ'il Bey'le Hasan Ağa kendilerinin batn-ı evvel olduklarını, mütevellîler de bunların batn-ı sânî ve kendilerinin batn-ı evvel olduklarını iddi'â ediyorlardı. Gürcüzâde Mehmed Bey'in oğlu olan Hacı İsmâ'il Bey ve Hasan Ağa da'vâlarını isbât için uğraşdılar. Öbürleri de hilâfını iddi'â ve isbâta çalışdılar. [31]

Receb evâ'ilinde evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi mîrlivâ Yeğen Alî Bey'in vefâtıyla emvâl-i müdhişesi müsâdere edilmek üzere zabt ve temhîr edildiğinden oğulları Osmân, İbrâhim Beyler İstanbul'a gitdiler. Bu esnâda esbak kapıcılar kethüdâsı Amasyalı Hacı Velî Ağa evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olarak İstanbul'dan geldi.

Şa'bânda Gürcüzâde da'vâsı pek müşkilât ile halledilerek Hacı İsmâ'il Bey ve refîki Hasan Ağa Torumtay vakfına müştereken mütevellî olup iki birâder mahrûm edildi. Kadı aleyhinde hayli acıklı sözler söylendi. Tahkîkâta me'mûr olan müftü Âkif Efendi de tarafgîrlik ediyor diyerek bununla alaybeyi Kuloğlu Mustafâ Bey aleyhine şikâyetler tevâlî etmekde ve a'yânın ihtilâfları had bir şekle girmekde idi. Bu esnâda mutasarrıf Ebûbekir Paşa beylerbeyi olduğundan Amasya sancağı ile Konya vâlîliği Çıldır vâlisi vezîr Mehmed Paşa'ya tevcîh edildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Divriklidir. "Hamisoğlu" diye tanınır. 1133 yılı Cemâziyelâhir ayının dokuzuncu günü [Nisan 1721] Amasya mutasarrıfı oldu; Şâhinoğlu Osman Ağa'yı mütesellimlikte bırakarak savaşla görevli olarak doğuya gitti. Sivas valisi de Divrikli idi.

Bu sırada Sultan Bayezid Camii hatibi, salihlerin ve âlimlerin büyüklerinden Hocazâde Hacı Hâfız Halil Efendi vefat etti; Hâfız Mustafa Efendi hatip oldu. Bu Halil Efendi, vezirlerden Abdülganî Paşa ile kütüphane sahibi Hacı Emîr İmam Abdüllatif Efendi'nin ve devlet adamlarından Mehmed Emin Efendi'nin babasıdır. Zilhicce ayında Iydîzâde Abdurrahim Efendi nakîb kaymakamı oldu.

Çorakçıoğlu el-Hâc Halil Ağa, azledilip öldürülen Ahi Mehmed Paşa ile kardeşi Bostancıbaşı Mehmed Ağa'nın geride bıraktıklarını teslim almakla görevlendirilerek Sivas'a gitmiş, müsadere edilen terekenin bedellerini teslim etmek üzere İstanbul'a hareket etmişti.

1134 yılı Muharrem ayının ilk günü [Ekim 1721] âyandan Hoca Paşazâde Hacı İbrahim Bey baş âyan, Murad Beyzâde Hacı Mehmed Ağa da Amasya mütesellimi oldu ve eski mutasarrıf zamanında yapılan usulsüzlüklerin incelenmesine başlandı. Bu sırada Amasya âyanından, kendi adını taşıyan caminin sahibi Çorakçıoğlu Halil Ağa, hizmetleri ve dürüstlüğü sebebiyle beylerbeyilik rütbesiyle Kocaeli sancağı mutasarrıfı oldu.

Rebîülevvel ayında Ömer Paşazâde Osman, Rahtuvan Paşazâde Hacı İbrahim ve sultan vakıfları mütevellisi Yeğen Hacı Ali Beyler ile Ortaköylü Hacı Vahab ve Giritlioğlu Hacı Ebubekir Efendilerin, Sancıoğulları Ahmed ve Hasan ile Kırık Hasan Ağaların hesaplarını görmek ve haklarındaki şikâyetleri soruşturmakla yine Müftü Âkif Mustafa Efendi görevlendirildi.

Cemâziyelevvel ayının ilk günü [Şubat 1722] Bahâeddin Mehmed Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Bu sırada âyandan Gürcüzâde Hacı İsmail Bey ile teyzesinin oğlu Hasan Ağa, Torumtay vakfının mütevelliliği için vakfın mütevellileri aleyhine dava açtılar. Kadı bu dava yüzünden epey güçlüğe düştü.

Çünkü Torumtay'ın son erkek evladı olan Dursun Bey'in oğlu olmadığından mütevellilik onun iki kızına verilmişti. Damatları da âlimlerden Mustafa Efendi ile Gürcüzâde Mustafa Bey idi. Kızların vefatından sonra mütevellilik önce Mustafa Efendizâde Şeyh Mehmed Efendi'ye, sonra Mustafa Beyzâde Mehmed Bey'e, bunlar da ölünce tek başına Şeyh Mehmed Efendizâde Hacı Abdurrahman Efendi'ye verilmiş; geçen yıl Hacı Abdurrahman Efendi de vefat edince kardeşleri Hâfız Hasan ve İbrahim Efendilere geçmişti.

Davanın düğüm noktası, tarafların birinci kuşaktan mı ikinci kuşaktan mı sayılacağıydı. Hacı İsmail Bey ile Hasan Ağa kendilerinin birinci kuşak olduklarını; mütevelliler ise onların ikinci, kendilerinin birinci kuşak olduğunu iddia ediyorlardı. Gürcüzâde Mehmed Bey'in oğlu olan Hacı İsmail Bey ile Hasan Ağa davalarını ispat için uğraştılar; öbürleri de tersini ileri sürüp ispatlamaya çalıştılar.

Receb ayının başlarında sultan vakıfları mütevellisi, sancakbeyi Yeğen Ali Bey'in vefatıyla akıl almaz servetine müsadere edilmek üzere el konulup mühürlendiğinden oğulları Osman ve İbrahim Beyler İstanbul'a gittiler. Bu sırada eski kapıcılar kethüdası Amasyalı Hacı Veli Ağa sultan vakıfları mütevellisi olarak İstanbul'dan geldi.

Şaban ayında Gürcüzâde davası büyük güçlükle sonuçlandırıldı: Hacı İsmail Bey ile arkadaşı Hasan Ağa Torumtay vakfına ortak mütevelli oldular, iki kardeş ise mahrum kaldı. Kadı aleyhinde epey acı sözler söylendi. Soruşturmayla görevli Müftü Âkif Efendi'nin de taraf tuttuğu söylenerek hem onun hem de Alaybeyi Kuloğlu Mustafa Bey'in aleyhine şikâyetler birbirini izliyor, âyanın anlaşmazlıkları keskin bir hâl alıyordu. Bu sırada Mutasarrıf Ebubekir Paşa beylerbeyi olduğundan Amasya sancağı ile Konya valiliği Çıldır valisi Vezir Mehmed Paşa'ya verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • harbe me'mûren: savaşla görevlendirilmiş olarak
  • kibâr-ı sulehâ: salih kişilerin büyükleri
  • ricâl: devlet adamları
  • metrûkât / muhallefât: ölen ya da cezalandırılan birinin geride bıraktığı mallar, tereke
  • ahz ve kabz: alıp teslim almak
  • ma'zûl ve maktûl: azledilmiş ve öldürülmüş
  • istikâmet: dürüstlük
  • muhâsebe rü'yeti: hesapların incelenmesi
  • evlâd-ı zükûr: erkek evlat
  • batn-ı evvel / batn-ı sânî: vakıf hukukunda birinci kuşak / ikinci kuşak
  • hilâfını iddi'â: tersini ileri sürmek
  • emvâl-i müdhişe: akıl almaz büyüklükte servet
  • zabt ve temhîr: el koyup mühürleme
  • refîk: arkadaş, ortak
  • tarafgîrlik: taraf tutma
  • had: keskin, sert

Hamisoğlu Ebubekir Paşa

Hüsameddin'in "Divrikli, Hamisoğlu" diye tanıttığı Ebubekir Paşa, Amasya mutasarrıflığından ayrıldıktan sonra da İran savaşlarında adı geçen bir beylerbeyidir. Ali Açıkel'in III. Ahmed dönemi İran seferlerine Sivas eyaletinin katkılarını inceleyen çalışmasında, 1727 başında Sivas valiliğine Ebubekir Paşa'nın getirildiği, arşiv belgelerinde onun "Sivas Beylerbeyi Hamisoğlu Bekir" ya da "Hamiszâde Ebubekir Paşa" diye anıldığı görülür. Ocak 1727 tarihli bir hükümle 1000 kişilik kapı halkı ve 1000 seçkin süvari leventle Hemedan ve İsfahan cephesi seraskeri Vezir Ahmed Paşa'nın emrine verilmiş, 22 Mayıs 1727'ye kadar Kirmanşah'ta hazır bulunması istenmişti. Ancak paşa zamanında yerine varmadığından Haziran 1727'de kendisine yeni bir emir gönderilmiştir. Hüsameddin'in verdiği nisbe ile arşiv belgelerindeki lakabın aynı olması, iki kaydın aynı kişiden söz ettiğini kuvvetle düşündürür; ancak Ebubekir Paşa'nın Amasya'dan sonraki görevleri kaynaklarda ayrıntılı biçimde izlenememiştir.

Maddenin başında Ebubekir Paşa'nın "harbe me'mûren" doğuya gittiği söylenir. 1722 Mayıs'ında Safevî Devleti üzerine sefer kararı alınmıştı. Bu karar, batıda kaybedilen toprakları doğudaki zaferlerle telafi etmek, İran'daki kargaşadan yararlanarak ham ipek ticaretinin merkezi olan Gence ve Tebriz gibi şehirleri ele geçirmek, Rusya'nın Hazar kıyılarına inmesini engellemek ve İran topraklarında bir Afgan devletinin kurulmasını önlemek gibi sebeplere dayanıyordu. Bu dönemde Sivas eyaleti; merkez, Amasya, Arapkir, Bozok, Canik, Çorum ve Divriği olmak üzere yedi sancaktan oluşuyordu. Amasya sancağı da sefer için asker, deve, zahire ve para göndererek bu savaşlara katkıda bulunan sancaklar arasındaydı.

Torumtay Vakfı Davası

Maddenin en uzun bölümü, Torumtay vakfının mütevelliliği için açılan davaya ayrılmıştır. Vakfın kurucusu Seyfeddin Torumtay, Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında Amasya valiliğine getirilmiş bir emirdir. Onun yaptırdığı ve vakfiyesinde "Gökmedrese" adıyla anılan cami, hem cami hem medrese olarak kullanılmıştır. Yapının kitabesi yerinden söküldüğü için inşa tarihi kesin olarak bilinmez; ancak Seyfeddin Torumtay'ın düzenlettiği vakfiye 665 (1266-67) tarihini taşıdığından inşaatın en geç o yıl bittiği kabul edilir. Torumtay'ın kendi türbesi ise camiden bir sokakla ayrılan, 677 (1278-79) tarihli kesme taş bir yapıdır. Türbede Torumtay'ın yanı sıra çocuklarının ve torunlarının mezarları bulunduğu belirtilir; Gökmedrese Camii'ne bitişik olan sırlı tuğla ve çini süslemeli ikinci türbede kimlerin yattığı ise bilinmemektedir.

Hüsameddin'in aktardığı dava, bir Selçuklu vakfının kurulduktan dört buçuk asır sonra hâlâ kurucunun soyundan gelenlerce yönetildiğini ve gelirinin bir aile çekişmesine konu olabildiğini gösterir. Evlatlık vakıflarda mütevellilik, vakfiyede belirlenen sıraya göre kuşaktan kuşağa geçerdi. "Batn-ı evvel" ve "batn-ı sânî" tartışması da bu sıranın nasıl yorumlanacağına dairdir: Taraflardan hangisi kurucuya bir kuşak daha yakın sayılırsa mütevellilik ona düşüyordu. Erkek soyun Dursun Bey'le sona ermesi üzerine mütevelliliğin onun kızlarına, sonra da kızların damatlarının soyuna geçmesi, iki ayrı aile kolunun, yani Mustafa Efendi'nin ve Gürcüzâde Mustafa Bey'in torunlarının karşı karşıya gelmesine yol açmıştı. Dava sonunda Gürcüzâdelerin kazanması ve kadının aleyhinde "acı sözler" söylenmesi, kararın Amasya'da tartışmalı karşılandığını gösterir.

Yeğen Ali Bey'in Mallarının Müsaderesi

Sultan vakıfları mütevellisi Yeğen Ali Bey'in ölümünden sonra mallarına el konulması, aynı maddede anlatılan Ahi Mehmed Paşa ve Bostancıbaşı Mehmed Ağa terekelerinin müsaderesiyle birlikte düşünülmelidir. Osmanlı Devleti'nde devlet hizmetindeki kişilerin servetleri ölümlerinde ya da azillerinde hazine adına müsadere edilebiliyordu. Nalband Mehmed Paşa'nın öldürülmesinden sonra konağına, dükkânlarına ve eşinin ihbarıyla ortaya çıkan başka mallarına el konulduğu, bunların satılıp bedellerinin hazineye aktarıldığı arşiv belgelerinden bilinmektedir. Hüsameddin'e göre bu işin Sivas'taki sorumlularından biri Amasyalı Çorakçıoğlu Halil Ağa'ydı; görevi başarıyla yürütmesinin ödülü de beylerbeyilik rütbesiyle Kocaeli sancağı olmuştur.

Hocazâde Halil Efendi ve Ailesi

Sultan Bayezid Camii hatibi Hocazâde Halil Efendi'nin oğulları arasında sayılan "kütüphane sahibi Hacı Emîr İmam Abdüllatif", bakiyyenin önceki maddelerinde sık sık adı geçen Emîr Hacı Abdüllatif Çelebi'dir. Hüsameddin dördüncü cildin bir önceki bölümünde, imaret şeyhi Hocazâde Abdüllatif Efendi'nin vefatıyla imaret şeyhliğinin büyük oğlu Hâfız Halil Efendi'ye verildiğini, küçük oğlu Seyyid Abdüllatif Çelebi'ye de sonradan "Emîr Hacı" dendiğini kaydeder. Bu Abdüllatif Efendi'nin adını taşıyan kütüphane, Sultan Bayezid Camii'nin doğusunda bulunuyordu. Kütüphanenin Amasya'nın ilim hayatındaki yerini gösteren güzel bir ayrıntı, Hüsameddin'in kendisiyle ilgilidir: 1869'da Amasya'da doğan tarihçi, rüştiye yıllarında Abdüllatif Efendi Kütüphanesi'ndeki birçok kitabı inceleme fırsatı bulmuş, Amasya tarihine dair ilk bilgileri de bu sırada toplamaya başlamıştır. Böylece bu maddede adı geçen Emîr Hacı'nın kurduğu kitaplık, iki asır sonra onun hikâyesini yazacak tarihçinin ilk okulu olmuştur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.