İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Mehmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 636–637 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Kaleciklidir. Şehsüvârzâde vezîr Gâzî Paşa'nın evlâdındandır. 1134 senesi şevvâlinin yedinci günü Amasya mutasarrıfı ve Îrân harbine me'mûr olduğundan a'yânın şikâyetlerini [32] tahkîk ve aralarını ıslâh için Maktûlzâde kethüdâsı Merzifonlu Hacı Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi olup Merzifon'dan sür'atle geldi.

Zilka'de gurresinde müftü Âkif Mustafâ Efendi ve alaybeyi Mustafâ Bey azl edilip kibâr-ı ulemâdan Ayâs Ağa müderrisi Hocazâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve Kara Hüseyin Ağa alaybeyi olup kadı Bahâ'eddîn Mehmed Efendi İstanbul'a hareketle İspirîzâde Abdulbâkî Efendi Amasya nâ'ibi oldu. Hüseyin Ağa, a'yânın zimmetlerini tahsîl ve mütesellim Hacı Hüseyin Ağa da ihtilâflarını hallederek aralarını buldu. Amasya'ya büyük hizmet etdi.

Çünkü Amasya a'yânının kapıları halkı muntazam, kuvvet ve servetleri mükemmeldi. Aralarındaki münâferet bu kuvvet ve servetlerini birbiri aleyhinde kullanacak pek muhâtaralı bir şekle girmişdi. Bu teftîş esnâsında Ömer Paşazâde Osmân Bey, a'yâna gücenip dâ'iresini dağıtarak Mısır'a gitdi. Amasya'daki konağı, ceddi evkâfının tevliyetini, çiftlikleriyle emlâkinin idâresini amcazâdesi Mehmed Bey'e bırakdı.

Bu esnâda enderûnda kiler çavuşbaşısı Amasyalı Hacı Kâsımzâde Hasan Ağa Amasya'ya [33] gönderilip Hüseyin ve Fîrûz Ağalar'ın vakıflarına mütevellî oldu. Sâbık mütevellî Rahtuvân Paşazâde Hacı İbrâhim Bey'in muhâsebe ve teftîş emrini getirdi. Bunun da teftîşine başlandı.

1135 senesi muharrem gurresinde Gürcüzâde Hacı İsmâ'il Bey baş a'yân seçildi. Emîr Hacı Abdullatîf Çelebi nakîb kâ'im-makâmı, Fazlıoğlu Sa'îd Ahmed Ağa şehir kethüdâsı, Merzifon a'yânı Tuz Mehmed Ağa, Lâdik a'yânı Hocaoğlu Sun'ullâh Ağa, Köprü a'yânı Çeltekli Hacı Mehmed Ağa idi.

Safer evâ'ilinde Konya vâlîsi ve Amasya mutasarrıfı Mehmed Paşa Îrân harbinde vefât eylediğinden Amasya sancağı sâbık baş a'yân mîrlivâ İbrâhîm Bey'e mîr-i mîrânlıkla tevcîh ve Îrân harbine me'mûr olduğu teblîğ edildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Kaleciklidir. Şehsuvarzâde Vezir Gazi Paşa'nın soyundandır. 1134 yılı Şevval ayının yedinci günü [Temmuz 1722] Amasya mutasarrıfı oldu; İran savaşıyla görevli olduğundan, âyanın şikâyetlerini soruşturmak ve aralarını düzeltmek için Maktulzâde'nin kethüdası Merzifonlu Hacı Hüseyin Ağa Amasya mütesellimi yapıldı ve Merzifon'dan süratle geldi.

Zilkade ayının ilk günü [Ağustos 1722] Müftü Âkif Mustafa Efendi ile Alaybeyi Mustafa Bey azledildi; büyük âlimlerden Ayas Ağa Medresesi müderrisi Hocazâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü, Kara Hüseyin Ağa alaybeyi oldu; Kadı Bahâeddin Mehmed Efendi İstanbul'a hareket edince İspirîzâde Abdülbâki Efendi Amasya naibi oldu. Hüseyin Ağa âyanın borçlarını tahsil etti, Mütesellim Hacı Hüseyin Ağa da anlaşmazlıklarını çözerek aralarını buldu. Amasya'ya büyük hizmet etti.

Çünkü Amasya âyanının maiyetleri düzenli, güçleri ve servetleri eksiksizdi. Aralarındaki düşmanlık, bu güç ve serveti birbirlerine karşı kullanacakları çok tehlikeli bir hâl almıştı. Bu teftiş sırasında Ömer Paşazâde Osman Bey âyana gücenip maiyetini dağıttı ve Mısır'a gitti. Amasya'daki konağını, atalarının vakıflarının mütevelliliğini, çiftliklerinin ve mülklerinin yönetimini amcasının oğlu Mehmed Bey'e bıraktı.

Bu sırada Enderun'da kiler çavuşbaşısı olan Amasyalı Hacı Kâsımzâde Hasan Ağa Amasya'ya gönderilip Hüseyin Ağa ve Fîrûz Ağa vakıflarına mütevelli oldu. Önceki mütevelli Rahtuvan Paşazâde Hacı İbrahim Bey'in hesaplarının incelenip teftiş edilmesi emrini getirdi; onun da teftişine başlandı.

1135 yılı Muharrem ayının ilk günü [Ekim 1722] Gürcüzâde Hacı İsmail Bey baş âyan seçildi. Emîr Hacı Abdüllatif Çelebi nakîb kaymakamı, Fazlıoğlu Said Ahmed Ağa şehir kethüdası idi; Merzifon âyanı Tuz Mehmed Ağa, Lâdik âyanı Hocaoğlu Sun'ullah Ağa, Köprü âyanı da Çeltekli Hacı Mehmed Ağa idi.

Safer ayının başlarında [Kasım 1722] Konya valisi ve Amasya mutasarrıfı Mehmed Paşa İran savaşında vefat ettiğinden, Amasya sancağı eski baş âyan, sancakbeyi İbrahim Bey'e beylerbeyilik rütbesiyle verildi ve İran savaşıyla görevlendirildiği kendisine bildirildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • evlâd: soy, torunlar
  • ıslâh: düzeltme, barıştırma
  • sür'atle: hızla
  • zimmet: birinin üzerine borç olarak kalan para
  • kapıları halkı: bir ileri gelenin maiyeti, silahlı adamları
  • münâferet: birbirinden nefret etme, düşmanlık
  • muhâtaralı: tehlikeli
  • dâ'ire: bir büyüğün konağı ve maiyeti
  • amcazâde: amca oğlu
  • kiler çavuşbaşısı: saray kilerinde görevli çavuşların başı
  • mîrlivâ: sancakbeyi
  • teblîğ: bildirme

Şehsuvarzâde Mehmed Paşa

Hüsameddin'in kısa maddesi, Konya şehir ansiklopedisinde yer alan bir biyografiyle neredeyse bütünüyle doğrulanır. Sicill-i Osmanî'ye dayanan bu biyografiye göre aslen Kalecikli olan Şehsuvarzâde Mehmed Paşa, 1096 (1685) yılında beylerbeyiliği ile Kars muhafızı olmuş, ardından uzun bir taşra kariyeri boyunca Gönye, Maraş, Çıldır, Musul, Sivas, Adana, Şehrizor, Misistre, İçel, Konya ve Kudüs gibi pek çok yerde görev yapmıştır. 1128'de (1716) Anadolu ve Konya beylerbeyi, 1129'da (1717) vezirlikle Trablusşam, 1130'da (1718) Adana valisi olmuş; 1133 (1720-21) yılında Çıldır'a, daha sonra da Amasya'ya ve yeniden Konya valiliğine getirilmiştir. Safer 1135'te [Kasım 1722] vefat etmiştir. Hüsameddin'in bir önceki maddenin sonunda Amasya sancağıyla Konya valiliğinin "Çıldır valisi Vezir Mehmed Paşa"ya verildiğini söylemesi ve paşanın ölümünü Safer 1135'e koyması, bu kayıtla gün gününe örtüşür.

Biyografi Mehmed Paşa'yı vakur, gayretli ve devlet idaresinde güçlü bir kişi olarak niteler; Mustafa, Abdullah ve Halil adlarındaki üç oğlunun da paşalık rütbesine ulaştığını kaydeder. Oğullarından Mustafa Paşa, Kalecik'te doğmuş, mirahurluktan 1746'da vezirlikle kaptan-ı deryalığa yükselmiş, sonra Hanya, Musul, Konya, Eğriboz, Adana ve Belgrad gibi yerlerde valilik yapmış ve 1176 (1762-63) yılında vefat etmiştir. Hüsameddin'in andığı "Şehsuvarzâde Vezir Gazi Paşa" ile ailenin önceki kuşaklarına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Mehmed Paşa'nın ölüm yeri konusunda bir ayrıntıya dikkat etmek gerekir. Hüsameddin onun "İran harbinde" öldüğünü yazar; Konya'daki biyografi ise yalnızca ölüm tarihini verir. 1722 Mayıs'ında alınan İran seferi kararından sonra seferlerin asıl olarak 1723'te Kafkas, Azerbaycan ve Irak cephelerinden başladığı bilindiğine göre, Mehmed Paşa'nın Kasım 1722'deki ölümü sefer hazırlıkları sırasında, cepheye giderken ya da ordugâhta gerçekleşmiş olmalıdır; bu bir çıkarımdır ve kaynaklarda ayrıntısı bulunmamaktadır.

Bir Mütesellimin Barıştırma Görevi

Maddenin asıl konusu, önceki maddelerde birikip büyüyen âyan çekişmesinin nasıl yatıştırıldığıdır. Hüsameddin, Amasya âyanının "kapıları halkı muntazam, kuvvet ve servetleri mükemmel" olduğunu, aralarındaki düşmanlığın bu gücü birbirlerine karşı kullanacakları tehlikeli bir noktaya geldiğini söyler. Bu gözlem, dönemin genel tablosuyla uyumludur. XVII. yüzyıldan itibaren âyan, iltizam ve mâlikâne yoluyla bölgelerindeki gelir kaynaklarını denetim altına almış, servetleri ölçüsünde maiyetlerindeki sekban ve levent sayısını artırmış, toprağını bırakan çiftçi ve leventlerin kendilerine sığınmasıyla silahlı güç de kazanmıştı. Devletin 1683'ten 1718'e kadar uğradığı yenilgiler ve mali buhranlar, vergi toplayıp hazineye borç veren âyanın önemini daha da artırmıştı. Amasya'da birkaç büyük ailenin maiyetleriyle karşı karşıya gelmesi bu yüzden bir iç savaş tehlikesi taşıyordu.

Bu ortamda sancağa, tarafların dışından ve Merzifon'dan gelen bir mütesellimin atanması bilinçli bir tercih gibi görünür. Hüsameddin, mütesellim Hacı Hüseyin Ağa ile alaybeyi Kara Hüseyin Ağa'nın âyanın borçlarını tahsil edip aralarını bulduğunu ve "Amasya'ya büyük hizmet ettiğini" vurgular. Kara Hüseyin Ağa'nın Hüsameddin'in kendi atası olduğu, bakiyyenin önceki maddelerinde belirtilmiştir; bu övgüyü okurken yazarın aile bağı göz önünde tutulmalıdır.

Mütesellimin kim adına çalıştığı da dikkat çekicidir. Hüsameddin onu "Maktulzâde kethüdası" diye tanıtır. Bu dönemde Nevşehirli İbrahim Paşa'nın çevresinde, paşanın damadı Mustafa Paşa'nın dayısı ve Rakka valisi Maktulzâde Ali Paşa adında bir devlet adamının bulunduğu bilinir. Hacı Hüseyin Ağa'nın efendisinin bu Maktulzâde Ali Paşa olması muhtemeldir; ancak kaynaklarda doğrudan bir kayda rastlanmadığından bu bir tahmindir.

Osman Bey'in Mısır'a Gidişi

Önceki maddelerde Hüsameddin'in büyük bir hayranlıkla andığı Ömer Paşazâde Osman Bey'in teftiş sırasında âyana gücenip maiyetini dağıtarak Mısır'a gitmesi, çekişmenin kaybedenlerinden birinin şehri terk etmesi anlamına gelir. Osman Bey'in konağını, atalarının vakıflarını ve çiftliklerini amcasının oğluna bırakması, bu tür ailelerde servetin ve vakıf yöneticiliğinin aile içinde korunmasının ne kadar önemsendiğini gösterir. Baş âyanlığın bu kez Torumtay davasını kazanan Gürcüzâde Hacı İsmail Bey'e geçmesi de çekişmede dengelerin değiştiğini ortaya koyar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.