Amasyalı Sekbânzâde'dir. 1121 senesi saferinin on ikinci günü Amasya mutasarrıfı olup harbe me'mûr olduğundan baş a'yânlığa seçilen Türk Şa'bânoğlu Mehmed Ağa yine Amasya mütesellimliğinde kaldı.
Saferin yirmisinde baş a'yânlıkdan atılan Emîr Hacı Abdullatîf Çelebi, şehir kethüdâlığından da çıkarılıp a'yândan Çırçırlıoğlu Hacı Mehmed Ağa şehir kethüdâsı oldu. Rebîulevvel gurresinde şeyhülislâm Ebezâde Abdullâh Efendi'nin imâmı Köprülü Halîl Efendizâde İsmâil Efendi Amasya kadısı oldu.
Rebî'ulevvel evâhirinde sâdâtın zoruyla Emîr Hacı Abdullatîf Çelebi yine nakîb kâ'im-makâmı oldu. Cemâziyelevvel evâ'ilinde Amasya erkânından şehzâde ve ma'sûme hâtunlar vakıfları mütevellîsi ve esbak baş a'yân Hacı [7] Hâfız Abdulbâkî Efendi vefât edip tevliyeti oğulları Mustafâ, Mehmed Ağalar'a verildi.⁶⁹³
Cemâziyelevvelin yirmi birinci günü Belgrad vâlîsi olup İstanbul'a celb edilen ve Amasya'da Çırçırlıoğlu demekle meşhûr olan Firârî Seyyid Hasan Paşa, Sadr-ı a'zam Çorlulu Alî Paşa'nın gadr ve desîsesiyle maktûl olup mahdûmlarından Mehmed, Alî Beyler Amasya'ya gönderildi. Diğer küçük mahdûmu Seyyid Abdullâh Paşa da enderûna alındı.
Cemâziyelâhirde sipâhî kethüdâsı Hacı Ömer Ağa'nın yerine sipâhîlerden Şa'bân Ağa kethüdâ yeri ve az sonra Şehsüvâroğlu Seyyid Mehmed Paşa Sivâs vâlîsi olduğundan recebde kâ'im-makâm Emîr Hacı Abdullatîf Ağa ilâveten yine şehir kethüdâsı olup eski nüfûzunu buldu.
Recebde Pervâne Bey Câmi'i vâ'izi ulemâdan Abdullâh, Fağfûr Paşa mütevellîsi kibâr-ı ulemâ ve sâdâtdan İlgazılı Hacı Seyyid Yûsuf, fuzalâdan Gelgiraslı İbrâhîm Efendiler'le dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Sa'dullâh Beyzâde Mehmed Bey vefât etdi. Müverrih Abdî Efendizâde Şeyh Seyyid Alî Efendi Pervâne Bey Câmi'i vâ'izi oldu. Zilka'denin altısında İstanbul'a [8] giden evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi Sefer Ağazâde Hasan Ağa'nın yerine sâbık Bozok beyi Yeğen Alî Bey mütevellî oldu. Zilhiccede hattât-ı meşhûr Yörgüç Paşa vakfı kâtibi ve câmi'i hatîbi Hâfız Abdülcelîl Efendi bin Alî Efendi vefâtıyla⁶⁹⁴ kitâbet ve hitâbeti mahdûmu Hâfız İbrâhim Efendi'ye verildi.
Zilhicce sonunda Amasya sancağı Kefe beylerbeyi Kaya Alî Paşa'ya verildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalı Sekbânzâde'dir. 1121 yılı Safer ayının on ikinci günü [Nisan 1709] Amasya mutasarrıfı oldu; savaşa görevli olduğundan, baş âyanlığa seçilmiş olan Türk Şa'bânoğlu Mehmed Ağa yine Amasya mütesellimliğinde kaldı.
Safer ayının yirmisinde baş âyanlıktan atılan Emîr Hacı Abdüllatif Çelebi şehir kethüdalığından da çıkarıldı ve ileri gelenlerden Çırçırlıoğlu Hacı Mehmed Ağa şehir kethüdası oldu. Rebîülevvel ayının ilk günü Şeyhülislam Ebezâde Abdullah Efendi'nin imamı Köprülü Halil Efendizâde İsmail Efendi Amasya kadısı oldu.
Rebîülevvel ayının sonlarında seyyidlerin zoruyla Emîr Hacı Abdüllatif Çelebi yeniden nakîb kaymakamı oldu. Cemâziyelevvel ayının başlarında Amasya'nın ileri gelenlerinden, şehzade ve masum hatunlar vakıflarının mütevellisi ve eski baş âyan Hacı Hâfız Abdülbâkî Efendi öldü; tevliyet (vakıf yöneticiliği) oğulları Mustafa ve Mehmed ağalara verildi.
Cemâziyelevvelin yirmi birinci günü [Temmuz 1709], Belgrad valisiyken İstanbul'a çağrılan ve Amasya'da Çırçırlıoğlu diye tanınan Firârî Seyyid Hasan Paşa, Sadrazam Çorlulu Ali Paşa'nın haksızlığı ve entrikasıyla öldürüldü; oğullarından Mehmed ve Ali beyler Amasya'ya gönderildi. Öteki küçük oğlu Seyyid Abdullah Paşa da saraydaki Enderun'a alındı.
Cemâziyelâhir ayında sipahi kethüdası Hacı Ömer Ağa'nın yerine sipahilerden Şa'bân Ağa kethüdayeri oldu. Az sonra Şehsüvâroğlu Seyyid Mehmed Paşa Sivas valisi olunca, Receb ayında kaymakam Emîr Hacı Abdüllatif Ağa buna ek olarak yeniden şehir kethüdası oldu ve eski nüfuzunu geri kazandı.
Receb ayında Pervâne Bey Camii vaizi âlimlerden Abdullah, Fağfur Paşa vakfı mütevellisi, büyük âlim ve seyyidlerden İlgazılı Hacı Seyyid Yûsuf, faziletli kişilerden Gelgiraslı İbrahim efendilerle saray kapıcıbaşılarından Sa'dullah Beyzâde Mehmed Bey öldü. Tarihçi Abdî Efendizâde Şeyh Seyyid Ali Efendi Pervâne Bey Camii vaizi oldu. Zilkade ayının altısında İstanbul'a giden sultan vakıfları mütevellisi Sefer Ağazâde Hasan Ağa'nın yerine eski Bozok beyi Yeğen Ali Bey mütevelli oldu. Zilhicce ayında ünlü hattat, Yörgüç Paşa vakfının kâtibi ve camisinin hatibi Hâfız Abdülcelil Efendi bin Ali Efendi'nin ölümüyle kâtiplik ve hatiplik oğlu Hâfız İbrahim Efendi'ye verildi.
Zilhicce ayının sonunda Amasya sancağı Kefe beylerbeyi Kaya Ali Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- harbe me'mûr: savaşa katılmakla görevli
- baş a'yân: şehir ileri gelenlerinin başı, eşrafın temsilcisi
- sâdât: seyyidler, Peygamber soyundan gelenler
- tevliyet: vakfı yönetme görevi, mütevellilik
- ma'sûme hâtunlar: hanedandan genç yaşta ölmüş kadınlar
- gadr: haksızlık, zulüm
- desîse: hile, entrika
- maktûl: öldürülmüş
- mahdûm: oğul
- enderûn: sarayın iç kısmı, saray okulu
- kibâr-ı ulemâ: büyük âlimler
- fuzalâ: faziletli, bilgili kişiler
- dergâh-ı âlî kapıcıbaşısı: saray kapıcılarının başlarından biri
- müverrih: tarihçi
- kitâbet ve hitâbet: kâtiplik ve hatiplik
Firârî Hasan Paşa'nın Ölümü: Tarih Sorunu
Maddenin en dikkat çekici kaydı, Amasyalı olarak gösterilen Firârî Seyyid Hasan Paşa'nın Çorlulu Ali Paşa'nın entrikasıyla öldürülmesidir. Çorlulu Ali Paşa 3 Mayıs 1706'dan 15 Haziran 1710'a kadar sadrazamlık yapmış, III. Ahmed devrinin güçlü vezirlerinden biridir. Onun hayatını inceleyen araştırmalar, Firârî Hasan Paşa ile arasındaki husumetin kökenini açıkça anlatır. Çorlulu'nun manevi babası Kapıcıbaşı Kara Bayram Ağa, 1114 Şa'bân'ında [Aralık 1702] Şehrizor eyaleti verilmiş olan Hasan Paşa hakkındaki idam fermanını bildirip onu İstanbul'a getirmekle görevlendirilmişti. Hasan Paşa sekbanların çadırına sığınmış, çıkan arbedede Bayram Ağa vurularak öldürülmüş, Hasan Paşa ise kaçmıştı. "Firârî" (kaçak) lakabı bu olaydan gelir. Kimi kaynaklarda Çorlulu Ali Paşa'nın, manevi babasının katili olan Firârî Hasan Paşa'yı öldürterek intikam alacak kadar kindar bir insan olduğu belirtilir.
Hüsameddin bu ölümü 1121 Cemâziyelevvel'inin 21'ine [Temmuz 1709] koyar ve Hasan Paşa'yı o sırada Belgrad valisi olarak gösterir. Çorlulu Ali Paşa üzerine yapılan bir yüksek lisans tezinde ise, Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Zübde-i Vekayiât'ına dayanılarak, Firârî Hasan Paşa'nın Edirne Vakası sırasında yeniden ortaya çıktığı, isyana verdiği destek yüzünden III. Ahmed'in gözüne girip önemli görevler aldığı, fakat sadrazamlık hırsıyla yaptığı hatalar ve özellikle Çorlulu Ali Paşa'nın etkisiyle 1704'te idam edildiği yazılır. Arada beş yıllık bir fark vardır. Hüsameddin'in kaydı ya yanlış bir tarihlendirmedir, ya da sözü edilen kişi aynı lakabı taşıyan başka bir Hasan Paşa'dır. Mevcut bilgilerle bu çelişki çözülemedi; okurun bu tarihi ihtiyatla karşılaması gerekir.
Pervâne Bey Camii: Bugünkü Burmalı Minare Camii
Hüsameddin'in "Pervâne Bey Câmi'i" dediği yapı, bugün Burmalı Minare Camii adıyla bilinen Selçuklu eseridir. Kapısındaki kitabeye göre cami II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında (1237-1246) emîrlerden Ferruh b. Selçuk tarafından yaptırılmıştır. Hüsameddin'e göre Ferruh Bey'in damadı İzzeddin Mehmed Pervâne Bey 699 [1299-1300] yılında caminin vakfiyesini düzenlemiş, tevliyet sonraları Müeyyedzâdelere geçmiştir. Vakıflar arşivindeki vakfiyeye dayanan yeni bir araştırma da vakfın 699 [1299-1300] yılında İzzeddin Mehmed Pervâne tarafından düzenlendiğini doğrular; caminin Hüsameddin'in eserinde Pervâne Bey adıyla anılması buradan gelir. Cami bugün Dere Mahallesi'nde, Taşhan Sokağı'nda ibadete açıktır. Yapının ünlü burmalı minaresini Hüsameddin 1143 [1730-31] yangınından sonra Hacı Ahmed Efendi'nin yaptırdığını yazar. Semavi Eyice ise bu görüşe katılmaz; Orta Asya minare geleneğini sürdüren böyle bir minarenin XVIII. yüzyılda yapılmasını güç bulur ve onu Selçuklu ya da erken Osmanlı dönemine bağlar. Cami 1930'larda tarım aletleri ambarı olarak kullanılmış, 1962'de esaslı biçimde onarılarak yeniden ibadete açılmıştır.
Bu maddede caminin vaizliğine getirilen "tarihçi Abdî Efendizâde Şeyh Seyyid Ali Efendi", Hüsameddin'in kendi soyuna ve Amasya biyografi geleneğine işaret eden bir addır. Amasya âlimlerini anlatan Tezkire-i Abdî, Hüsameddin'in eserinde açıkça başvurduğu birkaç kaynaktan biridir. Ancak bu tezkirenin yazarıyla burada adı geçen Seyyid Ali Efendi arasındaki ilişkiyi gösteren bir kayda başka kaynaklarda rastlanmadı.
Hattatoğulları ve Öteki Kayıtlar
Hüsameddin dipnotlarında 1121'de ölen eski baş âyan Hacı Abdülbâkî Efendi'nin Amasya'daki Hacı Bâkîoğullarının, Yörgüç Paşa Camii hatibi ve hattat Hâfız Abdülcelil Efendi'nin de Hattatoğullarının büyük atası olduğunu belirtir. Abdülcelil Efendi'nin hattatlığına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Yörgüç Paşa Camii bugün ayaktadır; vakfının kâtipliği ile camisinin hatipliğinin aynı kişide toplanması ve babadan oğula geçmesi, vakıf görevlerinin ailelerde kuşaklarca sürdüğünü gösteren tipik bir örnektir.
Maddede adı geçen Fağfur Paşa vakfı hakkında Amasya'ya ilişkin bir kayıt bulunamadı. Fağfur Paşa adı Ramazanoğulları beyliğinin XIV. yüzyıl vakfiyelerinde geçer; Amasya'daki vakıfla bir ilgisi olup olmadığı tespit edilemedi. Mutasarrıf Sekbânzâde Ahmed Paşa hakkında da Hüsameddin'in verdiğinden fazlasına rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 629–629. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- M. Münir Aktepe, "Çorlulu Ali Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/corlulu-ali-pasa
- Dilek Seniha Cenez, 18. Yüzyılda Bir Devlet Adamı: Çorlulu Ali Paşa (1706-1710), yüksek lisans tezi, İstanbul Üniversitesi, 2017, https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/56732.pdf
- Semavi Eyice, "Burmalı Minare Camii ve Türbesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/burmali-minare-camii-ve-turbesi
- "İzzeddin Mehmet Pervâne Bey (ö. 1300) ve Amasya Burmalı Minare Camii Vakfı", Selçuklu Araştırmaları Dergisi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/usad/issue/59251/861837
- Vakıflar Dergisi, sayı XXX, Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2007, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/203000