Köprülüdür. Dedezâde Mustafâ Ağa'nın oğlu ve sadr-ı esbak Köprülüzâde Fâzıl Nu'mân Paşa'nın babalığıdır. 1124 senesi cemâziyelevvelinin üçüncü günü Amasya mutasarrıfı olup geldi. Kethüdâyeri Helvâcı İsmâ'il Ağa idi.
Bu ayın yirmisinde Hazret-i Pîr İlyâs Türbedârı ve vakfı mütevellîsi ve zâviyesi şeyhi sülehâ-yı ulemâdan Yûsuf Efendi vefâtıyla mahdûmu Hüseyin Efendi yerine kâ'im oldu. Receb evâ'ilinde meşâyih-i sülehâdan Darbhâneci Tekkesi ve esnâf şeyhi Eskicizâde Halvetî İbrâhim Efendi de vefât [13] edip yerine halîfesi ve Pervâne Câmi'i vâ'izi Şeyh Alî Efendi Darbhâneci Tekkesi ve esnâf şeyhi oldu.
Receb evâ'ilinde Kurdoğlu Alî Bey bin Ahmed Bey bin Kurd Mehmed Bey, Hızır ve Mehmed Paşalar vakfı mütevellîsi Hayreddînzâde Alî Çelebi bin Ahmed Efendi bin İbrâhim Efendi aleyhinde açdığı tevliyet da'vâsını kazanıp bîçâre Alî Çelebi'yi Ankara'ya nefy etdirdi.
Mutasarrıf Alî Paşa bu hâdiseden dolayı pek çok lisâna gelmiş, buna benzer başka yolsuz işlere de ikdâm etmiş olduğundan aleyhinde yağan şikâyetler üzerine şa'bân evâ'ilinde azl edilmiş ve Amasya sancağı Rus muhârebesinde hizmetleri görülen Serçeşme Mîrzâ Alî Bey'e verilmişdir.
Günümüz Türkçesiyle
Köprülüdür. Dedezâde Mustafa Ağa'nın oğlu ve eski sadrazam Köprülüzâde Fâzıl Nûman Paşa'nın babalığıdır (onu yetiştiren, üvey baba yerindeki kişidir). 1124 yılı Cemâziyelevvel ayının üçüncü günü [Haziran 1712] Amasya mutasarrıfı olarak geldi. Kethüdâyeri (mutasarrıfın sancaktaki vekili) Helvâcı İsmail Ağa idi.
Bu ayın yirmisinde, Hazret-i Pîr İlyas türbedarı, vakfının mütevellisi ve zaviyesinin şeyhi olan, salih âlimlerden Yûsuf Efendi'nin vefatı üzerine oğlu Hüseyin Efendi onun yerine geçti. Receb ayının başlarında salih şeyhlerden Darbhâneci Tekkesi şeyhi ve esnaf şeyhi Halvetî Eskicizâde İbrahim Efendi de vefat etti; yerine halifesi ve Pervâne Camii vaizi Şeyh Ali Efendi, Darbhâneci Tekkesi şeyhi ve esnaf şeyhi oldu.
Receb ayının başlarında Kurdoğlu Ali Bey bin Ahmed Bey bin Kurd Mehmed Bey, Hızır Paşa ve Mehmed Paşa vakıflarının mütevellisi Hayreddînzâde Ali Çelebi bin Ahmed Efendi bin İbrahim Efendi aleyhine açtığı mütevellilik davasını kazandı ve zavallı Ali Çelebi'yi Ankara'ya sürgün ettirdi.
Mutasarrıf Ali Paşa bu olay yüzünden dillere düşmüş, buna benzer başka usulsüz işlere de girişmiş olduğundan, hakkında yağan şikâyetler üzerine Şaban ayının başlarında azledildi ve Amasya sancağı, Rus savaşında hizmetleri görülen Serçeşme Mirza Ali Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sadr-ı esbak: eski sadrazam
- babalık: bir çocuğu yanına alıp yetiştiren, üvey baba ya da lala yerindeki kişi
- kethüdâyeri: sancakbeyinin sancaktaki işlerini yürüten vekili, kâhyası
- türbedâr: türbenin bakımıyla görevli kişi
- mütevellî / tevliyet: vakfı yöneten kişi / vakıf yöneticiliği
- sülehâ-yı ulemâ: âlimlerin salih, dindar olanları
- mahdûm: oğul
- kâ'im olmak: birinin yerine geçmek
- evâ'il: ayın ilk on günü
- nefy etdirmek: sürgün ettirmek
- lisâna gelmek: dillere düşmek, hakkında söz çıkmak
- ikdâm: bir işe girişme, üstüne düşme
- azl: görevden alma
Köprülü Hanedanına Bağlı Bir Mutasarrıf
Hüsameddin bu Ali Paşa'yı Köprülü ailesine bağlar ve onu Köprülüzâde Nûman Paşa'nın "babalığı" diye tanıtır. Nûman Paşa, Fâzıl Mustafa Paşa'nın oğludur; 1675 yılı civarında İstanbul'da doğmuş, iyi bir medrese eğitimi görmüş, 1691'de babasının ölümünden sonra Köprülü evkafının mütevelliliğini üstlenmişti. II. Mustafa'nın kızı Ayşe Sultan'la evlenerek saraya damat olmuş, 16 Haziran 1710'da Çorlulu Ali Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirilmişti. Ancak bu sadaret iki ay sürdü. Adaleti dillere düşmüş, Anadolu ve Rumeli'den dava sahipleri İstanbul'a akın etmeye başlamıştı; III. Ahmed bu teveccühten ve Nûman Paşa'nın ataları gibi idarede bağımsız davranmak istemesinden kuşkulandı ve onu 16 Ağustos 1710'da azletti. Azilde Dârüssaâde ağasının ve özellikle Silahdar Damad Ali Paşa'nın büyük rolü olduğu kaydedilir. Bu ayrıntı, Hüsameddin'in sonraki maddelerde sık sık andığı Damad Ali Paşa'nın, Amasya'ya bağlı devlet adamlarıyla ilişkisini anlamak bakımından da yol göstericidir.
Maddede adı geçen Ali Paşa'nın kendisine, yani "Dedezâde Mustafa Ağa'nın oğlu" olarak tanıtılan bu Köprülü mensubuna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Nûman Paşa'nın biyografisini veren çağdaş araştırmalarda da bir "babalık"tan söz edilmez. Hüsameddin'in bu bilgiyi Amasya'daki yerel kayıtlardan ya da aile rivayetinden aldığı düşünülebilir; ancak doğrulanamamıştır.
Pîr İlyas Türbesi ve Zaviyesi
Maddede türbedarlık ve şeyhlik değişikliği anlatılan Pîr İlyas, Amasya'nın manevi tarihinde en önde gelen isimlerden biridir. Asıl adı Şücâeddin İlyas olan bu zat, Halvetiyye tarikatının Anadolu'ya ilk girişini sağlayan kişi olarak kabul edilir; tarikat, Sadreddîn-i Hiyâvî'nin halifelerinden Amasyalı Pîr İlyas (ö. 833/1429) aracılığıyla Amasya'da yayılmıştır. Kadir Özköse, bazı araştırmacıların Halvetîliğin Amasya'ya girişini II. Bayezid'in şehzadelik yıllarına bağlamasının doğru olmadığını, Osmanlı topraklarında Halvetîliğin ilk filizlendiği merkezin Amasya olduğunu vurgular.
Pîr İlyas türbesinin kuzeyindeki tekke, 815 (1412) yılında Ankara Beylerbeyi Pazarlıoğlu Yâkub Paşa tarafından Gümüşlüzâde Abdurrahman Çelebi için yaptırılmış, Zilkade 815 [Şubat 1413] tarihli vakfiyesi Amasya kadısı tarafından tescil edilmişti. Pek çok Halvetî şeyhi yetiştirdiği için "derviş fabrikası" diye anılan bu yapıya bugün Çilehâne denir. Türbe ve tekke 1485'te II. Bayezid tarafından kâgir olarak yeniden yaptırılmış, 1894'te halkın gayreti ve II. Abdülhamid'in ayırdığı vakıf geliriyle bir kez daha esaslı biçimde yenilenmiş, türbenin iki yanına kadınlar ve erkekler için birer mescit eklenmiştir. Hüsameddin'in andığı türbedarlık, mütevellilik ve zaviye şeyhliğinin aynı kişide toplanması, bu tür aile vakıflarında görevlerin babadan oğula geçmesinin tipik bir örneğidir.
Darbhâneci Tekkesi ve Esnaf Şeyhliği
Darbhâneci Tekkesi'nin adı, Amasya'daki eski darphaneyle ilgili olmalıdır. Amasya'da XVI. yüzyılda bir boyahane, mumhane ve darphane bulunduğu bilinir. Ancak Amasya'daki Halvetî tekkelerini ayrıntılı biçimde ele alan çalışmada bu adla bir tekkeye rastlanmadı; yeri ve bugünkü durumu tespit edilemedi.
Maddede dikkat çeken bir nokta, tekke şeyhliğiyle "esnaf şeyhliği"nin aynı kişide birleşmesidir. Osmanlı esnaf teşkilatında şeyh, kethüda, yiğitbaşı, usta, kalfa ve çırak sıralamasının en üstünde esnaf şeyhi bulunurdu. Çoğunlukla merasim işlerini yürüten, esnafın genel meseleleriyle ilgilenen şeyh, okuryazar yaşlı esnaf arasından seçilir, görevi bağlı olduğu kadı tarafından hükümete arz edilirdi. XVIII. yüzyıldan itibaren şeyhlerin yerini giderek kethüdalar almaya başlamıştır; Amasya'da ise bu yüzyılın başında esnaf şeyhliğinin hâlâ bir tekke şeyhinin elinde bulunduğu görülüyor. Eskicizâde İbrahim Efendi'den halifesi Şeyh Ali Efendi'ye geçen esnaf şeyhliği, Amasya'da tarikat ile çarşı arasındaki sıkı bağın somut bir göstergesidir. Aynı Şeyh Ali Efendi'nin Pervâne Bey Camii vaizi olduğu da yazılıdır; bakiyyenin ilerleyen maddelerinde bu üç görevin, yani tekke şeyhliği, esnaf şeyhliği ve Pervâne Bey vaizliğinin bir arada el değiştirdiği görülür.
Bir Vakıf Davası ve Sürgün
Hızır Paşa ve Mehmed Paşa vakıflarının mütevelliliği için açılan dava, XVIII. yüzyıl başında taşrada vakıf yöneticiliğinin ne kadar kazançlı ve çekişmeli bir mevki olduğunu gösterir. Davayı kaybeden Hayreddînzâde Ali Çelebi'nin görevinin yanı sıra şehrinden de koparılıp Ankara'ya sürülmesi, mahkeme kararının ardında mutasarrıfın nüfuzunun bulunduğunu düşündürür. Hüsameddin'in "bîçâre" diye nitelediği Ali Çelebi'ye acıyarak bakması ve Ali Paşa'nın bu iş yüzünden dillere düştüğünü söylemesi de bunu destekler. Mutasarrıfın birkaç ay içinde şikâyetler üzerine azledilmesi, taşradaki halkın ve âyanın İstanbul'a arzuhal göndererek kötü idarecileri değiştirtme imkânını kullandığını gösterir; âyanın başlıca işlevlerinden biri de kötü yöneticilerin azli için şehir halkının isteklerini merkeze iletmekti.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 630–631. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Abdülkadir Özcan, "Köprülüzâde Nûman Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, XXVI, 2002, s. 265-267, https://islamansiklopedisi.org.tr/kopruluzade-numan-pasa
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar, sayı 5, 2018, s. 91-118, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
- Ahmet Kal'a, "Esnaf", TDV İslâm Ansiklopedisi, XI, 1995, s. 423-430, https://islamansiklopedisi.org.tr/esnaf
- İlhan Şahin – Feridun Emecen, "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi, III, 1991, s. 1-4, https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- Özcan Mert, "Âyan", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ayan