İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Mirzâ Alî Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 631–634 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya dâhilinde Zana köyünden olduğu münâsebetle "Zanalı" demekle meşhûrdur. Dârussa'âde ağası hasekilerinden Zanalı Ca'fer Ağa bin Mahmûd Ağa'nın oğlu ve sadr-ı esbak Hubyârlı Hacı Ahmed Paşa'nın babadan kardaşıdır. 1124 senesi şa'bânının yedinci günü Amasya beyi olup tarafından kethüdâyeri ve [14] baba dostu Helvâcı İsmâ'il Ağa Amasya mütesellimi oldu.⁶⁹⁵

Zilka'denin yirmisinde Sultân Bâyezîd Câmi'i kürsü şeyhi Müfessir Hızır Efendizâde Ya'kûb Efendi pîr ve alîl olduğundan kürsü şeyhliğini oğlu dersiâm Abdulazîz Efendi'ye verdi. Zilhiccesinde mütesellim İsmâ'il Ağa, Mîrzâ Bey'in kethüdâsı olduğundan a'yândan câmi' sâhibi Çorakçıoğlu Hacı Halîl Ağa Amasya mütesellimi oldu.

1125 senesi muharreminin beşinde Hindî Hacı Ahmed Ağa evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi ve az sonra esnâf şeyhi Seyyid Alî Efendi nakîb kâ'im-makâmı oldu. Safer evâ'ilinde meşâhîr-i ulemâdan müfessir Hızır Efendizâde Ya'kûb Efendi vefât etdi.

Rebî'ulevvelde Sivâs beylerbeyi İvaz Paşa pek cür'etkârâne hareketlerinden dolayı i'dâm edildiğinden Amasyalı Fazlızâde Fazlı Paşa Sivâs vâlîsi olup geldi.

Recebde Hızır Paşa müderrisi Uzun Mehmed Efendizâde Şeyh Mahmûd Efendi Üsküdâr'da vefât eylediğinden Üçüncü Sultân Ahmed Hân'a kasîde takdîm ederek kendisini tanıtan [15] Amasya ulemâsından Iydîzâde şâ'ir Âtıf Ahmed Efendi bâ-fermân-ı âlî Hızır Paşa müderrisi oldu.

Ramazân gurresinde Köprülü Halîl Efendizâde İsmâ'il Efendi ikinci def'a Amasya kadısı olup geldi. Şevvâlinde evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi Hindî Hacı Ahmed Ağa mîr-i mîrânlıkla Karahisâr-ı Şarkî mutasarrıfı oldukda mîrlivâlardan Yeğen Alî Bey Sultâniyye mütevellîsi oldu. Zilhicce gurresinde vâli Fazlı Paşa'nın arzı ve ricâsıyla Samsun'da kale-bend olan Fazlıoğlu Hacı Alî Efendi ve Avkatlı İbrâhim Ağa afv ve tahliye edilip Amasya'ya geldiler.

Zilhicce evâ'ilinde Dâmâd Alî Paşa'nın gamz ve nifâkı yüzünden İstanbul kâ'im-makâmı Hacı Ahmed Paşa Musul eyâletiyle İstanbul'dan çıkarılıp yolda iken azl ile Amasya'ya nefy edilmekle⁶⁹⁶ zilhicce evâhirinde geldi.

1126 senesi muharreminin gurresinde kadı İsmâ'il Efendi tarafından Amasyalı Hayreddînzâde Mehmed Efendi Amasya nâ'ibi ve Fazlıoğlu Hacı Alî Efendi baş a'yân olup sultâniyye mütevellîsi Yeğen Alî Bey'e sancak verildiğinden Bekir Beyzâde Osmân Bey bin Ömer Paşa sultâniyye mütevellîsi oldu.

Safer evâ'ilinde Amasya müftüsü ve sultâniyye [16] müderrisi Mütevellîzâde Hacı Ahmed Efendi âhirete göçdüğünden Fîrûz Ağa müderrisi İnallı Hacı Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve kibâr-ı ulemâdan Tokadlı Mustafâ Efendi de Sultâniyye müderrisi oldu. Safer evâhirinde Taşçızâde Hacı Mehmed Ağa şehir kethüdâsı ve yirmi sekizinde mîrâhûr Amasyalı Emmizâde Mehmed Ağa Rûmeli beylerbeyiliği pâyesiyle rikâb-ı hümâyûn kâ'im-makâmı olarak ta'ayyün etdi.

Rebî'ulevvelde Kürd Seyyid İbrâhim Ağa Amasya alaybeyi oldu. Rebî'ulâhirde pâdişâhın hâs tabîblerinden Amasyalı Hacı Mahmûd Efendi Dâmâd Alî Paşa'nın nifâkıyla İstanbul'dan menfiyyen gelip Amasya için ayn-ı ni'met oldu.

Cemâziyelâhirde Fazlı Paşa Ankara'ya nakl edildiğinden esbak Amasya mutasarrıfı olan İzmidli Çingâne vezîr Alî Paşa Sivâs vâlîsi olup geldi. Şa'bân evâ'ilinde Hacı Abdullatîf Çelebi nakîb kâ'im-makâmı oldu.

Ramazân evâ'ilinde rikâb-ı hümâyûn kâ'im-makâmı Amasyalı Mehmed Paşa'ya vezâret verilmesi Sadr-ı a'zam Dâmâd Alî Paşa'ya dâğ-ı derûn oldu. Bunu müte'âkib Amasya'da menfî olan vezîr Hacı Ahmed Paşa afv-ı âlîye mazhar olup Rodos vâlîsi olarak Amasya'dan gitdi.

Şevvâlinde sultâniyye mütevellîsi Osmân Bey'in [17] yerine kapıcıbaşılardan Siyâvuşoğlu Kırak Hasan Ağa mütevellî ve Zülfikâr Efendi birâderi vezîr Alî Paşa da Sivâs vâlîsi olup harbe gitdiğinden sâbık mütevellî Osmân Bey Sivâs mütesellimi oldu.

1127 senesi muharrem gurresinde Şeyh Ahmedzâde Mürta'iş Yûsuf Efendi Amasya kadısı olup dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Telhîsî Mustafâ Ağa Amasya mütesellimi olup Amasya beyi Mîrzâ Bey'le sâbık mütesellim Hacı Alî Ağa ve alaybeyi Kürd Seyyid İbrâhim Ağa ve sâ'ir züamâ, yeniçeri, sipâhî olanlar harbe gitdi.

Saferde esbak müftü Zanalı Hacı Seyyid Ahmed Efendi nakîb kâ'im-makâmı ve rebî'ulevvelin altıncı günü a'yândan Moramullu Hacı Süleymân Ağa sultâniyye mütevellîsi ve recebde mütesellim Mustafâ Ağa harbe gitdiğinden Hacı Kadiroğlu Ahmed Ağa Amasya mütesellimi oldu. Şevvâlde Mora harbine me'mûr olan Hindî Ahmed Paşa ihtiyâr olup işe yaramadığından tekâ'üde sevk ile Mora'dan Amasya'ya geldi. ⁶⁹⁷

Zilkâde evâ'ilinde Sadr-ı a'zam Dâmâd Alî Paşa'nın istirkâb ve nifâkı yüzünden rikâb-ı [18] hümâyûn kâ'im-makâmı Amasyalı Mehmed Paşa azl ile Bender'e i'zâm ve oraya vusûlünde yok yere i'dâm edildiği gibi Rodos vâlîsi olan diğer Amasyalı Hacı Ahmed Paşa da Rodos'da i'dâm edilip Dâmâd Paşa iki rakîbinden kurtuldu.

Zilhicce evâ'ilinde Amasya müftüsü İnallı Hacı Mehmed Efendi'nin isti'fâsıyla Sultâniyye müderrisi Tokadlı Mustafâ Efendi Amasya müftüsü oldu. Bu sene a'yân-ı ulemâdan Darbhâneci Tekkesi ve esnâf şeyhi ve Pervâne Bey Câmi'i vâ'izi Şeyh Seyyid Alî Efendi, mevlevîhâne şeyhi Ebûbekir Dede, esbak alaybeyi Avkatlı İbrâhim Ağa Mora harbinde şehîden vefât etdi. ⁶⁹⁸ Arap Sâlih Dede mevlevîhâne şeyhi, Şeyh Seyyid Halîl Efendi de esnâf şeyhi ve Pervâne Bey vâ'izi oldu.

1128 senesi muharreminin gurresinde Mora harbinde fedâkârâne harb eden Amasya beyi Mirzâ Bey'e mîr-i mîrânlık ve ilâveten Karahisâr-ı şarkî mutasarrıflığı ve Amasya alaybeyi Kürd Seyyid İbrâhim Ağa'ya Türkmân ağalığı, sâbık alaybeyi Sarı Beyzâde Mehmed Bey'e [19] Çorum beyliği verildi. Ceddim Doğan Beyzâde Kara Hüseyin Ağa Amasya alaybeyi oldu.

Müte'âkiben Ömer Paşazâde Osmân Bey baş a'yân olup levâzım ve mühimmât-ı harbiyyeyi ihzâr ve irsâle me'mûr oldu. Bu esnâda Merzifon voyvodası Hasan Ağa, Mecidözü voyvodası Mamalıoğlu Ömer Bey, Köprü voyvodası Çomulu Alî Paşazâde Mehmed Bey, Lâdik voyvodası bölükbaşı Seyyid Alî Ağa ve Havza voyvodası Dereköylü Ahmed Ağa idi.

Saferde Amasya mütesellimi Hacı Ahmed Ağa harbe gitdiğinden yerine Telhîsî Mustafâ Ağa ikinci def'a Amasya mütesellimi oldu. Cemâziyelâhirde deve iştirâsına me'mûr olan Merzifon voyvodası Hasan Ağa, halkdan topladığı i'âne parasını Kadı Alî, Sultâniyye-i Merzifon müderris ve müftüsü Abdullâh Efendiler'le der-ceyb ederek deve yapdıkları anlaşıldığından her üçü de azl ve Samsun'a nefy ve kale-bend edilip aldıkları paralar kendilerinden tahsîl edildi, sâhiblerine verildi.

Bunun üzerine Merzifon a'yânından Kasaboğlu Halîl Ağa'nın yeğeni Tuz Mehmed Ağa Merzifon voyvodası ve Iydîzâde Seyyid Abdurrahîm Efendi Merzifon kadısı, ulemâdan Kamlıklı Mustafâ Efendi Sultâniyye-i Merzifon müderris ve müftüsü ve a'yândan Nûhoğlu Hacı [20] İbrâhim Ağa da sultâniyye-i Merzifon mütevellîsi oldu.

Şevvâl evâ'ilinde Amasya müftüsü Tokadlı Mustafâ Efendi'nin azliyle yerine nakîb kâ'im-makâmı ve Atabeg müderrisi ve Hoca Sultân Tekkesi mütevellîsi Zanalı Seyyid Hacı Ahmed Efendi ikinci def'a Amasya müftüsü olduğundan Ortaköylü dersiâm Seyyid Hacı Abdulvehhâb Efendi nakîb kâ'im-makâmı oldu.

Zilka'de evâ'ilinde Gümüş mahkemesi basılıp bîçâre kadı Mehmed Efendi şehîd edildiğinden Amasya alaybeyi Kara Hüseyin Ağa eşkıyâyı ta'kîbe gitdi. Nâ'ibzâde Seyyid Abdullâh Efendi de Gümüş kadısı olup Zilhicce evâ'ilinde Burma Minâre Câmi'i ittisâlindeki mektebi yapdıran esbak mi'mârbaşı ve küçük defterdâr Amasyalı Hasan Efendi bin Hüseyin Bey İstanbul'da vefât etdi. Medrese ve câmi' vakfı vardır.

1129 senesi muharreminin gurresinde Amasyalı Mahmûd Çavuşzâde İbrâhim Efendi Amasya kadısı ve Fazlıoğlu Hacı Alî Efendi baş a'yân olup rebî'ulevvelin ikinci günü Amasya erlerinden Türkmen Ağası Oluslu Kürd Seyyid İbrâhim Ağa Mora harbinde kazandığı muvaffakiyyetlere mükâfâten Rûmeli pâyeler beyi rütbesiyle Sivâs vâlîsi ve Amasyalı [21] Kaya Alî Paşa da Adana beylerbeyi olup her ikisi de Mora'da birer kale muhâfızı oldu.

Cemâziyelevvelin dördüncü günü Köprü müftüsü ve Fâzıl Ahmed Paşa müderrisi fuzalâdan Osmâncıklı Mehmed Efendi vefât edip yerine mahdûmu Abdurrahmân Efendi ile akrabâsından "Çelebi Müftü" demekle meşhûr Mustafâ Efendi Fâzıl Paşa müderrisi ve müftü oldu.

Recebde sâbık Amasya müftüsü Fîrûz Ağa müderrisi İnallı Hacı Mehmed Efendi vefât etdi. Mahdûmları Abdurrahmân, İbrâhim Efendiler'e Havza'da Fîrûz Ağa müderrisliği verildi. Mi'râc gecesinde sâdât ile halk arasında münâkaşalar olduğundan müftü Zanalı Hacı Ahmed Efendi azl edilip yerine Yörgüç Paşa müderrisi Hacı Hâfız Alî Efendi Amasya müftüsü olup gavgâ kesildi.

Şa'bân evâsıtında mîrâhûr-ı evvel Köprülü İbrâhim Ağa bin Yûsuf Ağa vezâretle rikâb-ı hümâyûn kâ'im-makâmı ve şevvâlde baş a'yân Fazlıoğlu Hacı Alî Efendi şehir kethüdâsı da olup nüfûz ve ikbâli kemâlini buldu. Şevvâlin dördüncü günü Ayâs Ağa müderrisi Alî Efendi'nin kasr-ı yediyle İstanbul'da Köprülü Mehmed Paşa dâru'l-hadîsi müderrisi olan Iydîzâde Âkif Mustafâ Efendi Ayâs Ağa müderrisi [22] olarak Amasya'ya geldi. Sultân Bâyezîd Câmi'inde tedrîse başladı.

Zilka'de gurresinde Ömer Paşazâde Osmân Bey Amasya mütesellimi ve baş a'yân olup şehir kethüdâsı Hacı Alî Efendi i'ânât-ı harbiyyenin cem'inde yararlık göstermeğe çalışdı. Zilhiccede sâbık müftü Tokadlı Hacı Mustafâ Efendi vefât eylediğinden fazl ve kemâliyle kendisini Amasya'da tanıtan Âkif Mustafâ Efendi Sultâniyye müderrisi oldu.

1130 senesi muharrem gurresinde mütesellim ve baş a'yân Osmân Bey, nakîb kâ'im-makâmı Emîr Hacı Abdullatîf Çelebi, şehir kethüdâsı Hacı Alî Efendi, alaybeyi Kara Hüseyin Ağa yerinde kaldı. Safer gurresinde müftü Hacı Alî Efendi'nin isti'fâsına binâ'en Sultâniyye müderrisi Âkif Mustafâ Efendi Amasya müftüsü oldu. İstanbul'da bostancıbaşı olan Sivâslı Mehmed Ağa'nın birâderi na'lbendlikden Mar'aş beylerbeyi olan Ahi Mehmed Paşa da Sivâs vâlîliğine nakl edildi.

Rebî'ulevvelde Fazlıoğlu Hacı Alî Efendi baş a'yâna karşı geldiğinden azl ile baş a'yânın kethüdâsı Sancıoğlu Hacı Ahmed Ağa şehir kethüdâsı oldu. Meclis a'zâsından Siyâvuşoğlu Kırık Hasan Ağa da baş a'yâna dayanıp büyük işlere karışdığından dillendi. [23]

Şa'bân gurresinde Şeyh Mehmed Efendi Amasya kadısı olup geldi. Bu esnâda mütesellim ve baş a'yân Osmân Bey'in nüfûz ve icrâ'âtına karşı halk arasında dedikodular çoğaldı. Mü'ezzinbaşıoğlu Hacı Abdî, Sultân Bâyezîd baş mü'ezzini Yeniceli Hâfız Mehmed Efendiler Osmân Bey'in gözdelerindendi.

Osmân Bey âlim, muktedir, zâbıt, ulemâ ve üdebâya muhib, mûsikîye düşkün, necîb kerîmhâr bir zât idi. Şâdgeldi Paşa'nın torunu olduğu her hâlinden belli idi. Şu'arâdan Hacı Abdî, Yeniceli hâfızın tîz ve yanık sesi Amasya'yı ağladır ve inledirdi.

Bu esnâda Rahtuvân Paşazâde Hacı İbrâhim İlmî Bey, meclis-i a'yân a'zâsından zikr ü senâya değer bir zât idi. A'yân içinde fâzıl, edîb, kerîm idi. Birâderi Osmân Bey de ulemâ ve üdebâdan bir zât olup bâb-ı âlîde sadâret mektûbî hulefâsındandı.

1131 muharrem gurresinde Hacı İbrâhîm Bey baş a'yân seçilip Osmân Bey mütesellimlikde kaldı. Bunlar Amasya'nın medâr-ı şerefi, bâ'is-i iftihârı beylerdi. Osmân Bey, esbak Anadolu vâlîsi vezîr Ömer Paşa'nın mahdûmu olduğundan Alaca Hamam ittisâlindeki konağı pek muhteşem, dâ'iresi vezîrâne idi. Hacı İbrâhim Bey de bundan aşağı değildi. [24]

Fakat Amasya'nın büyük ağaları bunları çekemediler, şikâyetler tertîb ederek bunları düşürmek istediler. Bu şikâyetleri dikkat gözüne alan bâb-ı âlî, Osmân Bey'in ve etbâ'ının ahvâline müftü Âkif Mustafâ Efendi'yi me'mûr ve müvellâ ta'yîn ederek bir kıt'a fermân gönderdi.

Sefer evâ'ilinde tahkîkât başladı. Kadı Şeyh Mehmed Efendi'den de Yeniceli Hâfız Mehmed, Kırık Hasan Ağa'nın imâmı Osmâncıklı Hâfız Ahmed, Dereköylü Mehmed Efendiler'le başlarında bulunan Kırık Hasan Ağa bâb-ı âlîye ve meşîhata şikâyetler dermiyân ve kadı da bunların tezvîrât olduğunu beyân etmişlerdi.

Cemâziyelevvel iptidâlarında sâdır olan fermân-ı âlî ile bu şikâyetleri de müftü efendinin tahkîkine havâle edildi. Ancak kadı efendi bu havâleden telâşa düşdü. Çünkü kadı ile müftü arası ba'zı mesâ'ilden dolayı açıkdı.

Şa'bânda Hüseyin ve Fîrûz Ağalar evkâfının tevliyeti baş a'yân Hacı İbrâhîm Bey'e tevcîh edildi. Şevvâl sonlarında esbak baş a'yân Fazlıoğlu Hacı Alî Efendi ve İbadullâh Câmi'i imâmı şeyhü'l-kurrâ Hâfız Mehmed Efendi vefât etdi. Hacı Alî Efendi'nin oğulları Hacı Sa'îd, Ahmed Ağa ile Hâfız Mehmed Efendi pederlerinin yerini tutdu. [25]

Cereyân eden tahkîkât, a'yândan hayli ağaları ve ba'zı mütesellimleri alâkadar ediyordu. Müftü Efendi ile Osmân Bey'in de arası iyi değildi. Kadı Şeyh Mehmed Efendi'nin azline binâ'en zilka'de gurresinde Mustafâ Efendi Amasya kadısı olup geldi. Amasya sancağı Mîrzâ Paşa'nın uhdesinden sarf edilerek Ahmed Bey'e mîr-i mîrânlıkla tevcîh edildi.

Dipnotlar

  • 695 Bu İsmâ'il Ağa, Amasya'da Helvâcıoğulları'nın büyük atasıdır. Bunlardan Hasan Şevkî Efendi bin Hacı Abdoş Efendi geçen yıl vefât etdi.
  • 696 Silahdâr Târîhi'nde esbâb-ı azli ve nefyi yazılıdır.
  • 697 Hindî Ahmed Paşa, Hind elçisi olduğundan Hindî denmişdi. Amasya'da Hindîoğulları'nın büyük atasıdır.
  • 698 Avkatlı İbrâhim Ağa da Avkatlıoğulları'nın büyük atasıdır. İbrâhim Ağa'nın oğulları Velî, Mehmed, Alî Ağalar pek meşhûr idiler.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'ya bağlı Zana köyünden olduğu için "Zanalı" diye tanınır. Dârüssaâde ağasının (sarayda harem ağalarının başı) hasekilerinden Zanalı Ca'fer Ağa bin Mahmud Ağa'nın oğlu ve eski sadrazam Hubyarlı Hacı Ahmed Paşa'nın baba bir kardeşidir. 1124 yılı Şaban ayının yedinci günü [Eylül 1712] Amasya beyi oldu; onun tarafından kethüdâyeri ve babasının dostu Helvâcı İsmail Ağa Amasya mütesellimi (sancağı vekâleten yöneten kişi) yapıldı.

Zilkade ayının yirmisinde Sultan Bayezid Camii kürsü şeyhi, müfessir Hızır Efendizâde Ya'kub Efendi yaşlı ve hasta olduğundan kürsü şeyhliğini oğlu, dersiâm Abdülaziz Efendi'ye bıraktı. Zilhicce ayında mütesellim İsmail Ağa, Mirza Bey'in kethüdası olduğu için, âyandan ve kendi adını taşıyan caminin sahibi Çorakçıoğlu Hacı Halil Ağa Amasya mütesellimi oldu.

1125 yılı Muharrem ayının beşinde [Şubat 1713] Hindî Hacı Ahmed Ağa sultan vakıflarının mütevellisi, kısa süre sonra da esnaf şeyhi Seyyid Ali Efendi nakîb kaymakamı (nakîbüleşrafın şehirdeki vekili) oldu. Safer ayının başlarında meşhur âlimlerden müfessir Hızır Efendizâde Ya'kub Efendi vefat etti.

Rebîülevvel ayında Sivas beylerbeyi İvaz Paşa çok pervasız davranışları yüzünden idam edildiğinden, Amasyalı Fazlızâde Fazlı Paşa Sivas valisi olarak geldi.

Receb ayında Hızır Paşa Medresesi müderrisi Uzun Mehmed Efendizâde Şeyh Mahmud Efendi Üsküdar'da vefat edince, Sultan III. Ahmed Han'a kaside sunarak kendini tanıtmış olan Amasya âlimlerinden Iydîzâde şair Âtıf Ahmed Efendi padişah fermanıyla Hızır Paşa müderrisi oldu.

Ramazan ayının ilk günü Köprülü Halil Efendizâde İsmail Efendi ikinci kez Amasya kadısı olarak geldi. Şevval ayında sultan vakıflarının mütevellisi Hindî Hacı Ahmed Ağa beylerbeyilik rütbesiyle Karahisâr-ı Şarkî [Şebinkarahisar] mutasarrıfı olunca, sancakbeylerinden Yeğen Ali Bey sultan vakıfları mütevellisi oldu. Zilhicce'nin ilk günü Vali Fazlı Paşa'nın isteği ve ricasıyla, Samsun'da kaleye hapsedilmiş olan Fazlıoğlu Hacı Ali Efendi ile Avkatlı İbrahim Ağa affedilip serbest bırakıldılar ve Amasya'ya döndüler.

Zilhicce ayının başlarında Damad Ali Paşa'nın jurnali ve ara bozuculuğu yüzünden İstanbul kaymakamı Hacı Ahmed Paşa, Musul eyaleti verilerek İstanbul'dan çıkarıldı; yolda iken azledilip Amasya'ya sürüldü ve Zilhicce'nin sonlarında [Ocak 1714] Amasya'ya geldi.

1126 yılı Muharrem ayının ilk günü [Ocak 1714] Kadı İsmail Efendi tarafından Amasyalı Hayreddînzâde Mehmed Efendi Amasya naibi, Fazlıoğlu Hacı Ali Efendi de baş âyan yapıldı; sultan vakıfları mütevellisi Yeğen Ali Bey'e sancak verildiğinden Bekir Beyzâde Osman Bey bin Ömer Paşa sultan vakıfları mütevellisi oldu.

Safer ayının başlarında Amasya müftüsü ve Sultaniye müderrisi Mütevellîzâde Hacı Ahmed Efendi ahirete göçtüğünden, Fîrûz Ağa Medresesi müderrisi İnallı Hacı Mehmed Efendi Amasya müftüsü, büyük âlimlerden Tokatlı Mustafa Efendi de Sultaniye müderrisi oldu. Safer'in sonlarında Taşçızâde Hacı Mehmed Ağa şehir kethüdası oldu; ayın yirmi sekizinde de mirahur (saray ahırlarının başı) Amasyalı Emmizâde Mehmed Ağa, Rumeli beylerbeyiliği payesiyle rikâb-ı hümâyun kaymakamı (padişahın yanında sadrazama vekâlet eden vezir) olarak sivrildi.

Rebîülevvel ayında Kürd Seyyid İbrahim Ağa Amasya alaybeyi oldu. Rebîülâhir ayında padişahın has hekimlerinden Amasyalı Hacı Mahmud Efendi, Damad Ali Paşa'nın ara bozuculuğu yüzünden İstanbul'dan sürgün olarak geldi ve Amasya için büyük bir nimet oldu.

Cemâziyelâhir ayında Fazlı Paşa Ankara'ya nakledildiğinden, eski Amasya mutasarrıfı İzmitli "Çingene" lakaplı Vezir Ali Paşa Sivas valisi olarak geldi. Şaban ayının başlarında Hacı Abdüllatif Çelebi nakîb kaymakamı oldu.

Ramazan ayının başlarında rikâb-ı hümâyun kaymakamı Amasyalı Mehmed Paşa'ya vezirlik verilmesi Sadrazam Damad Ali Paşa'nın içine dert oldu. Bunun ardından Amasya'da sürgünde bulunan Vezir Hacı Ahmed Paşa padişahın affına mazhar oldu ve Rodos valisi olarak Amasya'dan ayrıldı.

Şevval ayında sultan vakıfları mütevellisi Osman Bey'in yerine kapıcıbaşılardan Siyavuşoğlu Kırak Hasan Ağa mütevelli oldu; Zülfikâr Efendi'nin kardeşi Vezir Ali Paşa da Sivas valisi olarak savaşa gittiğinden eski mütevelli Osman Bey Sivas mütesellimi oldu.

1127 yılı Muharrem ayının ilk günü [Ocak 1715] Şeyh Ahmedzâde "Mürtaiş" (titrek) Yusuf Efendi Amasya kadısı, dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Telhîsî Mustafa Ağa da Amasya mütesellimi oldu. Amasya beyi Mirza Bey, eski mütesellim Hacı Ali Ağa, alaybeyi Kürd Seyyid İbrahim Ağa ile diğer zeamet sahipleri, yeniçeriler ve sipahiler savaşa gitti.

Safer ayında eski müftü Zanalı Hacı Seyyid Ahmed Efendi nakîb kaymakamı oldu; Rebîülevvel'in altıncı günü âyandan Moramullu Hacı Süleyman Ağa sultan vakıfları mütevellisi oldu; Receb ayında mütesellim Mustafa Ağa savaşa gittiğinden Hacı Kadiroğlu Ahmed Ağa Amasya mütesellimi oldu. Şevval ayında Mora savaşıyla görevlendirilen Hindî Ahmed Paşa yaşlanıp işe yaramaz hâle geldiğinden emekliye ayrıldı ve Mora'dan Amasya'ya geldi.

Zilkade ayının başlarında [Ekim-Kasım 1715] Sadrazam Damad Ali Paşa'nın kıskançlığı ve ara bozuculuğu yüzünden rikâb-ı hümâyun kaymakamı Amasyalı Mehmed Paşa azledilerek Bender'e gönderildi ve oraya varınca haksız yere idam edildi. Rodos valisi olan öteki Amasyalı Hacı Ahmed Paşa da Rodos'ta idam edildi; böylece Damad Paşa iki rakibinden kurtulmuş oldu.

Zilhicce ayının başlarında Amasya müftüsü İnallı Hacı Mehmed Efendi'nin istifası üzerine Sultaniye müderrisi Tokatlı Mustafa Efendi Amasya müftüsü oldu. Bu yıl ileri gelen âlimlerden Darbhâneci Tekkesi şeyhi, esnaf şeyhi ve Pervâne Bey Camii vaizi Şeyh Seyyid Ali Efendi, Mevlevîhane şeyhi Ebubekir Dede vefat etti; eski alaybeyi Avkatlı İbrahim Ağa da Mora savaşında şehit düştü. Arap Salih Dede Mevlevîhane şeyhi, Şeyh Seyyid Halil Efendi de esnaf şeyhi ve Pervâne Bey vaizi oldu.

1128 yılı Muharrem ayının ilk günü [Aralık 1715] Mora savaşında fedakârca çarpışan Amasya beyi Mirza Bey'e beylerbeyilik ve buna ek olarak Karahisâr-ı Şarkî mutasarrıflığı, Amasya alaybeyi Kürd Seyyid İbrahim Ağa'ya Türkmen ağalığı, eski alaybeyi Sarı Beyzâde Mehmed Bey'e Çorum beyliği verildi. Dedem Doğan Beyzâde Kara Hüseyin Ağa Amasya alaybeyi oldu.

Ardından Ömer Paşazâde Osman Bey baş âyan oldu ve savaş için gerekli malzeme ve cephaneyi hazırlayıp göndermekle görevlendirildi. Bu sırada Merzifon voyvodası Hasan Ağa, Mecidözü voyvodası Mamalıoğlu Ömer Bey, Köprü voyvodası Çomulu Ali Paşazâde Mehmed Bey, Lâdik voyvodası bölükbaşı Seyyid Ali Ağa, Havza voyvodası da Dereköylü Ahmed Ağa idi.

Safer ayında Amasya mütesellimi Hacı Ahmed Ağa savaşa gittiğinden yerine Telhîsî Mustafa Ağa ikinci kez Amasya mütesellimi oldu. Cemâziyelâhir ayında ordu için deve satın almakla görevlendirilen Merzifon voyvodası Hasan Ağa'nın, halktan topladığı yardım parasını Kadı Ali Efendi ve Merzifon Sultaniye Medresesi müderrisi ve müftüsü Abdullah Efendi ile birlikte cebe indirerek deve alımını göstermelik yaptıkları anlaşıldı. Üçü de azledildi, Samsun'a sürülüp kaleye hapsedildi; aldıkları paralar kendilerinden tahsil edilerek sahiplerine geri verildi.

Bunun üzerine Merzifon âyanından Kasaboğlu Halil Ağa'nın yeğeni Tuz Mehmed Ağa Merzifon voyvodası, Iydîzâde Seyyid Abdurrahim Efendi Merzifon kadısı, âlimlerden Kamlıklı Mustafa Efendi Merzifon Sultaniye Medresesi müderrisi ve müftüsü, âyandan Nuhoğlu Hacı İbrahim Ağa da Merzifon sultan vakıfları mütevellisi oldu.

Şevval ayının başlarında Amasya müftüsü Tokatlı Mustafa Efendi azledildi; yerine nakîb kaymakamı, Atabey Medresesi müderrisi ve Hoca Sultan Tekkesi mütevellisi Zanalı Seyyid Hacı Ahmed Efendi ikinci kez Amasya müftüsü olduğundan, Ortaköylü dersiâm Seyyid Hacı Abdülvehhab Efendi nakîb kaymakamı oldu.

Zilkade ayının başlarında Gümüş [Gümüşhacıköy] mahkemesi basılıp zavallı Kadı Mehmed Efendi öldürüldüğünden, Amasya alaybeyi Kara Hüseyin Ağa eşkıyayı takibe gitti. Naibzâde Seyyid Abdullah Efendi de Gümüş kadısı oldu. Zilhicce ayının başlarında Burmalı Minare Camii'nin bitişiğindeki mektebi yaptıran eski mimarbaşı ve küçük defterdar Amasyalı Hasan Efendi bin Hüseyin Bey İstanbul'da vefat etti. Medrese ve cami vakfı vardır.

1129 yılı Muharrem ayının ilk günü [Aralık 1716] Amasyalı Mahmud Çavuşzâde İbrahim Efendi Amasya kadısı, Fazlıoğlu Hacı Ali Efendi de baş âyan oldu. Rebîülevvel'in ikinci günü Amasya'nın yiğitlerinden Türkmen ağası Oluslu Kürd Seyyid İbrahim Ağa Mora savaşında kazandığı başarılara karşılık Rumeli beylerbeyiliği rütbesiyle Sivas valisi, Amasyalı Kaya Ali Paşa da Adana beylerbeyi oldu; ikisi de Mora'da birer kalenin muhafızlığına getirildi.

Cemâziyelevvel'in dördüncü günü Köprü müftüsü ve Fâzıl Ahmed Paşa Medresesi müderrisi, faziletli kişilerden Osmancıklı Mehmed Efendi vefat etti; yerine oğlu Abdurrahman Efendi ile akrabasından "Çelebi Müftü" diye tanınan Mustafa Efendi Fâzıl Paşa Medresesi müderrisi ve müftü oldular.

Receb ayında eski Amasya müftüsü, Fîrûz Ağa Medresesi müderrisi İnallı Hacı Mehmed Efendi vefat etti. Oğulları Abdurrahman ve İbrahim Efendilere Havza'da Fîrûz Ağa müderrisliği verildi. Mi'rac gecesinde seyyidlerle halk arasında tartışmalar çıktığından Müftü Zanalı Hacı Ahmed Efendi azledildi; yerine Yörgüç Paşa Medresesi müderrisi Hacı Hâfız Ali Efendi Amasya müftüsü oldu ve kavga kesildi.

Şaban ayının ortalarında mirahur-ı evvel Köprülü İbrahim Ağa bin Yusuf Ağa vezirlikle rikâb-ı hümâyun kaymakamı oldu; Şevval ayında baş âyan Fazlıoğlu Hacı Ali Efendi şehir kethüdası da olup nüfuz ve itibarı doruğa ulaştı. Şevval'in dördüncü günü Ayas Ağa Medresesi müderrisi Ali Efendi'nin elini çekmesiyle, İstanbul'da Köprülü Mehmed Paşa Dârülhadisi müderrisi olan Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi Ayas Ağa müderrisi olarak Amasya'ya geldi ve Sultan Bayezid Camii'nde ders vermeye başladı.

Zilkade ayının ilk günü Ömer Paşazâde Osman Bey Amasya mütesellimi ve baş âyan oldu; şehir kethüdası Hacı Ali Efendi de savaş yardımlarının toplanmasında yararlık göstermeye çalıştı. Zilhicce ayında eski müftü Tokatlı Hacı Mustafa Efendi vefat edince, bilgisi ve olgunluğuyla Amasya'da kendini tanıtmış olan Âkif Mustafa Efendi Sultaniye müderrisi oldu.

1130 yılı Muharrem ayının ilk günü [Aralık 1717] mütesellim ve baş âyan Osman Bey, nakîb kaymakamı Emîr Hacı Abdüllatif Çelebi, şehir kethüdası Hacı Ali Efendi ve alaybeyi Kara Hüseyin Ağa görevlerinde kaldılar. Safer ayının ilk günü Müftü Hacı Ali Efendi'nin istifası üzerine Sultaniye müderrisi Âkif Mustafa Efendi Amasya müftüsü oldu. İstanbul'da bostancıbaşı olan Sivaslı Mehmed Ağa'nın kardeşi, nalbantlıktan Maraş beylerbeyiliğine yükselmiş olan Ahi Mehmed Paşa da Sivas valiliğine nakledildi.

Rebîülevvel ayında Fazlıoğlu Hacı Ali Efendi baş âyana karşı geldiği için azledildi; baş âyanın kethüdası Sancıoğlu Hacı Ahmed Ağa şehir kethüdası oldu. Meclis üyelerinden Siyavuşoğlu Kırık Hasan Ağa da baş âyana dayanarak büyük işlere karıştığı için dillere düştü.

Şaban ayının ilk günü Şeyh Mehmed Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Bu sırada mütesellim ve baş âyan Osman Bey'in nüfuzu ve uygulamaları karşısında halk arasında dedikodular çoğaldı. Müezzinbaşıoğlu Hacı Abdî ile Sultan Bayezid Camii başmüezzini Yeniceli Hâfız Mehmed Efendi, Osman Bey'in gözdelerindendi.

Osman Bey bilgili, güçlü, idareli, âlimleri ve edipleri seven, musikiye düşkün, soylu ve cömert bir zattı. Şâdgeldi Paşa'nın torunu olduğu her hâlinden belliydi. Şairlerden Hacı Abdî ve Yeniceli hafızın tiz ve yanık sesi Amasya'yı ağlatır, inletirdi.

Bu sırada Rahtuvan Paşazâde Hacı İbrahim İlmî Bey, âyan meclisinin üyeleri arasında anılmaya ve övülmeye değer bir zattı. Âyan içinde faziletli, edip ve cömertti. Kardeşi Osman Bey de âlim ve ediplerden olup Bâbıâli'de sadaret mektupçusu kalemi kâtiplerindendi.

1131 yılı Muharrem ayının ilk günü [Kasım 1718] Hacı İbrahim Bey baş âyan seçildi, Osman Bey mütesellimlikte kaldı. Bunlar Amasya'nın şeref ve övünç kaynağı olan beylerdi. Osman Bey eski Anadolu valisi Vezir Ömer Paşa'nın oğlu olduğundan, Alaca Hamam'ın bitişiğindeki konağı çok görkemli, maiyeti bir vezirinki gibiydi. Hacı İbrahim Bey de ondan aşağı kalmazdı.

Fakat Amasya'nın büyük ağaları bunları çekemediler; şikâyetler düzenleyerek onları düşürmek istediler. Bu şikâyetleri dikkate alan Bâbıâli, Osman Bey'in ve adamlarının durumunu soruşturmakla Müftü Âkif Mustafa Efendi'yi görevlendirip yetkili kıldı ve bir ferman gönderdi.

Safer ayının başlarında soruşturma başladı. Bu arada Kırık Hasan Ağa'nın başını çektiği Yeniceli Hâfız Mehmed, Kırık Hasan Ağa'nın imamı Osmancıklı Hâfız Ahmed ve Dereköylü Mehmed Efendiler de Kadı Şeyh Mehmed Efendi hakkında Bâbıâli'ye ve Meşihat'a şikâyetlerde bulunmuşlar, kadı da bunların iftira olduğunu bildirmişti.

Cemâziyelevvel başlarında çıkan padişah fermanıyla bu şikâyetler de müftü efendinin soruşturmasına havale edildi. Ancak kadı efendi bu havaleden telaşa düştü; çünkü kadı ile müftünün arası bazı meseleler yüzünden açıktı.

Şaban ayında Hüseyin Ağa ve Fîrûz Ağa vakıflarının mütevelliliği baş âyan Hacı İbrahim Bey'e verildi. Şevval sonlarında eski baş âyan Fazlıoğlu Hacı Ali Efendi ile İbadullah Camii imamı ve şeyhülkurrâ (Kur'an okuyanların başı) Hâfız Mehmed Efendi vefat etti. Hacı Ali Efendi'nin oğulları Hacı Said ve Ahmed Ağa ile Hâfız Mehmed Efendi'nin oğulları babalarının yerini tuttu.

Süren soruşturma âyandan pek çok ağayı ve bazı mütesellimleri ilgilendiriyordu. Müftü Efendi ile Osman Bey'in arası da iyi değildi. Kadı Şeyh Mehmed Efendi'nin azli üzerine Zilkade'nin ilk günü [Eylül 1719] Mustafa Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Amasya sancağı Mirza Paşa'nın elinden alınarak beylerbeyilik rütbesiyle Ahmed Bey'e verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • babadan kardaş: baba bir kardeş
  • mütesellim: sancakbeyi adına sancağı yöneten vekil
  • pîr ve alîl: yaşlı ve hasta
  • kürsü şeyhi: büyük camide kürsüde vaaz ve tefsir dersi veren âlim
  • dersiâm: camide herkese açık ders veren müderris
  • nakîb kâ'im-makâmı: peygamber soyundan gelenlerin (seyyid ve şeriflerin) işlerine bakan nakîbüleşrafın şehirdeki vekili
  • gurre: ayın ilk günü; evâsıt: ortası; evâhir: son on günü
  • gamz ve nifâk: jurnal ve ara bozuculuk
  • kale-bend: bir kaleye hapsedilmiş
  • rikâb-ı hümâyun kâ'im-makâmı: sadrazam seferdeyken padişahın yanında ona vekâlet eden vezir
  • ayn-ı ni'met: tam bir nimet, büyük bir lütuf
  • dâğ-ı derûn: içte yara, gönül derdi
  • istirkâb: rakip görüp kıskanma
  • i'zâm: gönderme
  • mîr-i mîrânlık: beylerbeyilik
  • levâzım ve mühimmât-ı harbiyye: savaş malzemesi ve cephane
  • der-ceyb etmek: cebe indirmek, zimmetine geçirmek
  • kasr-ı yed: elini çekme, görevden çekilme
  • i'ânât-ı harbiyye: savaş için toplanan yardım paraları
  • necîb, kerîmhâr: soylu, cömert
  • etbâ': adamlar, maiyet
  • me'mûr ve müvellâ: görevli ve yetkili kılınmış
  • tezvîrât: iftiralar, uydurmalar

Zanalı Bir Sancakbeyi ve Kimliği Belirsiz Bir Sadrazam

Maddenin adını taşıyan Mirza Ali Bey, bir önceki maddenin sonunda "Rus muharebesinde hizmetleri görülen Serçeşme Mirza Ali Bey" olarak anılan kişidir. Hüsameddin onu Amasya'ya bağlı Zana köyüne bağlar ve "eski sadrazam Hubyarlı Hacı Ahmed Paşa"nın baba bir kardeşi olarak tanıtır. Bu adla anılan bir sadrazama başka kaynaklarda rastlanmadı. Amasya ile bağı bilinen bir sadrazam, 1703'te üç ay kadar sadarette kalan Kavanoz Ahmed Paşa'dır; Hüsameddin onu Amasyalı Hacı Ahmed Paşa'nın kölesi ve Amasya âyanından Hacı Efendizâde Sarı Mehmed Ağa'nın damadı olan Rus asıllı Rıdvan Ağa'nın oğlu olarak tanıtır. Babasının adı Rıdvan Ağa olduğuna göre Kavanoz Ahmed Paşa, Zanalı Ca'fer Ağa'nın oğlu olan Mirza Ali Bey'in baba bir kardeşi olamaz. "Hubyarlı Hacı Ahmed Paşa"nın kim olduğu bu sebeple doğrulanamamıştır.

Mirza Ali Bey'in Mora savaşındaki fedakârlığı karşılığında 1128 başında beylerbeyilik ve Karahisâr-ı Şarkî mutasarrıflığıyla ödüllendirilmesi, bu dönemde taşradan devşirilen beylerin seferlerde gösterdikleri hizmetle yükseldiğini gösteren tipik bir örnektir.

Damad Ali Paşa ve İki Amasyalı Vezirin Sonu

Bu uzun maddenin omurgasını, Hüsameddin'in "Damad Ali Paşa'nın gamz ve nifâkı" diye andığı saray çekişmesi oluşturur. Söz konusu kişi, III. Ahmed'in damadı, Mora fatihi diye anılan ve 1716'da Varadin önünde şehit düştüğü için Şehid Ali Paşa adıyla bilinen sadrazamdır. 1682'de İznik gölü kıyısındaki Sölöz köyünde doğan Ali Paşa, Has Oda'da silahdarlığa kadar yükselmiş, 1709'da padişahın kızı Fatma Sultan'la nikâhlanmış, rikâb-ı hümâyun kaymakamlığına getirilince nüfuzu sadrazam tayinlerini bile etkiler hâle gelmişti. Kendisine karşı suikast hazırladığını öğrendiği Sadrazam Hoca İbrahim Paşa'yı öldürtüp 27 Nisan 1713'te sadarete geçmişti.

Hüsameddin'in anlattığı olaylar bu takvime tam oturur. 1125 Zilhicce'sinde [Aralık 1713-Ocak 1714] İstanbul kaymakamlığından uzaklaştırılıp Amasya'ya sürülen Hacı Ahmed Paşa, bir önceki maddelerde bostancıbaşılıktan kaptan-ı deryalığa yükseldiği anlatılan Amasyalı vezirdir. Sicill-i Osmanî'ye dayanan kayıtlar Kirli Ahmed Paşa adıyla andıkları bu devlet adamının 1707'de bostancıbaşı, Aralık 1711'de vezirlikle kaptan-ı derya olduğunu, 1713'te ikinci kez kaptanlık yaptıktan sonra azledilerek Musul muhafızlığına verildiğini, 1714'te Rodos muhafızı yapıldığını ve 1715'te bu görevdeyken idam edildiğini yazar. Musul görevi, Rodos muhafızlığı ve 1715'teki idam, Hüsameddin'in verdiği "Musul eyaletiyle çıkarılıp yolda azledilme", "Rodos valisi olarak Amasya'dan ayrılma" ve "Rodos'ta idam" bilgileriyle örtüşür; iki kaynağın aynı kişiden söz ettiği bu uyuma dayanan güçlü bir çıkarımdır.

Öteki Amasyalı vezir, mirahurluktan rikâb-ı hümâyun kaymakamlığına yükselen Emmizâde Mehmed Paşa'dır. Hüsameddin'e göre ona vezirlik verilmesi Damad Ali Paşa'nın "içine dert olmuş", 1127 Zilkade'sinde [Ekim-Kasım 1715] Bender'e gönderilip orada idam edilmiştir. Bu kişiye dair başka kaynaklarda doğrudan bilgiye rastlanmadı. Bununla birlikte Ali Paşa'nın sadareti sırasında Mora seferi hazırlıklarını büyük ölçüde müsadere yoluyla finanse ettiği, yakından tanıyan Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa'nın da onun kaptanpaşa, kethüda ve defterdarın telkiniyle "1000'den fazla âyanı mal sevdasıyla katlettirdiğini" yazdığı bilinir. Hüsameddin'in "Damad Paşa iki rakibinden kurtuldu" sözü, Amasya'nın bu sert dönemi nasıl hatırladığını gösterir.

Fındıklılı Silahdar, Ali Paşa'yı akıllı, faziletli, cesur ama zaman zaman gaddar ve sert mizaçlı biri olarak niteler; diğer kaynaklar ise adaletli ve dürüst olduğunu, israftan hoşlanmadığını, para karşılığı ilmî rütbe verilmesini yasakladığını kaydeder. Bir Amasya tarihçisinin bu sadrazamı yalnızca "gamz ve nifâk" ile anması, yerel hafızanın zarar görenlerin tarafında durduğunu düşündürür.

Mora Seferi ve Amasya

Maddede sık sık geçen "Mora harbi", 1715'te Venedik'e karşı açılan seferdir. Venediklilerin Karlofça Antlaşması'na aykırı biçimde Osmanlı ticaret gemilerini taciz etmesi ve Karadağlıları kışkırtması üzerine savaş açılmış, Serdâr-ı ekrem Ali Paşa karadan, Kaptan-ı derya Canım Hoca Mehmed Paşa denizden Mora'ya yürümüştü. Mora Kasteli, Gördüs (Korint), Anabolu (Nauplia), Argos, Modon, Koron ve Navarin kısa sürede alınmış, yarımada Eğriboz'un eklenmesiyle bir eyalet hâline getirilmiş, Ali Paşa 11 Kasım 1715'te Edirne'ye dönmüştü. Hüsameddin'in kaydettiği gelişmeler bu takvime uyar: 1127 Muharrem'inde [Ocak 1715] Amasya beyi, alaybeyi, zeamet sahipleri, yeniçeri ve sipahiler savaşa gider; yıl içinde eski alaybeyi Avkatlı İbrahim Ağa şehit düşer; 1128 başında [Aralık 1715] Mora'da yararlık gösterenlere rütbeler dağıtılır. Mora'nın alınmasından sonra kalelere yeni muhafızlar atandığı bilinir; Kürd İbrahim Ağa ile Kaya Ali Paşa'nın 1129'da Mora'da birer kale muhafızlığına getirilmesi bu düzenlemenin parçasıdır.

Savaşın taşraya yüklediği mali yük de maddede açıkça görülür. Baş âyan, sefer malzemesinin hazırlanması ve gönderilmesiyle görevlendirilir; şehir kethüdası savaş yardımlarının toplanmasında çalışır; Merzifon voyvodasıyla kadı ve müftünün deve parasını zimmetlerine geçirmesi ise ağır cezalarla sonuçlanır. Âyanın bu dönemde savaş ve mali buhran yıllarında vergi toplayıp devlete borç vererek güçlendiği, XVIII. yüzyıldan itibaren savaşlarda da hizmet ettiği bilinir. Amasya'da sefer işlerini yürütenlerin hep aynı birkaç ailenin üyeleri olması bu genel tabloyla uyumludur.

Iydîzâdeler: Âtıf Ahmed ve Âkif Mustafa Efendiler

Maddede iki kardeş, Iydîzâde Âtıf Ahmed Efendi ile Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi öne çıkar. Aile adını, Iydî mahlasıyla şiir yazan, II. Bayezid Medresesi'nde müderrislik yapmış divan sahibi Bayram Efendi'den alır; Iydîzâdeler (Hacıbayramoğulları) Amasya'da birçok âlim ve müderris yetiştirmiş bir ailedir. Âtıf Ahmed Efendi'nin de şair ve müderris olduğu kaydedilir; Hüsameddin'in onun III. Ahmed'e sunduğu bir kasideyle padişahın dikkatini çekip fermanla Hızır Paşa müderrisi olduğunu söylemesi, şiirin bu dönemde bir kariyer aracı olarak da işlediğini gösterir.

Küçük kardeş Âkif Mustafa Efendi (1686-1759) daha tanınmış bir isimdir. "Koca Müftü" diye anılan Âkif; tıp, hadis, tefsir ve belagat alanlarında bilgili bir âlim, Âkif mahlasıyla şiir yazan bir divan şairiydi. Tek nüshası Topkapı Sarayı'nda bulunan divanında 3 kaside, 40 gazel, 3 kıta, 1 lugaz ile çok sayıda rubai ve müfret yer alır. Hariri'nin Makâmât'ını örnek alarak yazdığı otuz iki makamelik Bedî'a adlı bir eseri de vardır. Amasya müftülüğünde bulunmuş, hayatının sonlarına doğru bu görevden çekilerek II. Bayezid Medresesi'nde ders vermiş, 1173 (1759-60) yılında Amasya'da vefat etmiştir. Hüsameddin'in kaydettiği yükseliş basamakları, yani İstanbul'da Köprülü Mehmed Paşa Dârülhadisi müderrisliğinden Amasya'da Ayas Ağa müderrisliğine, oradan Sultaniye müderrisliğine ve 1130'da müftülüğe geçişi, bu biyografiyle uyumludur ve onu ayrıntılandırır. Hüsameddin'in "Sultan Bayezid Camii'nde tedrise başladı" sözü de Âkif'in son yıllarında II. Bayezid Medresesi'ndeki derslerini önceden haber verir gibidir.

Maddede Anılan Yapılar

Burmalı Minare Camii. Mimarbaşı Hasan Efendi'nin yaptırdığı mektebin bitişiğinde bulunduğu cami, kapısı üzerindeki kitabeye göre Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında (1237-1246) emirlerinden Ferruh b. Selçuk tarafından yaptırılmıştır. Hüsameddin, caminin 1143'te (1730-31) yandıktan sonra Hacı Ahmed Efendi tarafından onarılıp taş minaresinin yapıldığını bildirir. Semavi Eyice ise Orta Asya geleneğini sürdüren bu burmalı minarenin XVIII. yüzyılda yapılmış olabileceğine inanmanın zor olduğunu, minarenin caminin kendi devrine ya da erken Osmanlı dönemine ait olması gerektiğini ileri sürer. Cami uzun süre terk edilmiş, 1930'larda tarım aletleri ambarı olarak kullanılmış, 1962'de esaslı biçimde onarılarak yeniden ibadete açılmıştır. Hasan Efendi'nin mektebine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Büyük Ağa (Kapıağası) ve Ayas Ağa medreseleri. Maddenin sonunda baş âyana verilen "Hüseyin ve Fîrûz Ağalar evkafı"ndan ilki, II. Bayezid'in kapıağası Hüseyin Ağa'nın 1488'de yaptırdığı Büyük Ağa Medresesi'nin vakfıdır. Sekizgen planı bu yapıda ilk kez uygulanan medrese, Yeşilırmak'ın kuzey kıyısında, Bayezid külliyesinin karşısında bulunur; depremlerde hasar gördükten sonra 1978'de onarılmış ve bugüne ulaşmıştır. Âkif Mustafa Efendi'nin müderrisi olarak geldiği Ayas Ağa Medresesi ise Amasya medreseleri arasında "Küçük Ağa" adıyla da anılır.

Gümüş. Kadısının mahkemede öldürüldüğü Gümüş, bugünkü Gümüşhacıköy'dür. Adını bölgedeki gümüş madenlerinden alan kasabada Selçuklu döneminde 1248'de bir darphane açılmış, bu bina 1866'da camiye çevrilmiştir. Bir kazanın kadısının mahkemede öldürülmesi, XVIII. yüzyıl başında taşradaki eşkıyalığın vardığı boyutu gösterir.

Dikkat Çeken Ayrıntılar

Hüsameddin bu maddede kendi ailesine de değinir: 1128 başında Amasya alaybeyi olan Doğan Beyzâde Kara Hüseyin Ağa'yı "ceddim", yani atam diye anar. Dipnotlarında da Helvacıoğulları, Hindîoğulları ve Avkatlıoğulları gibi Amasya ailelerinin büyük atalarını tek tek gösterir. Bu dipnotlara göre Helvacı İsmail Ağa Helvacıoğullarının, Hind elçisi olduğu için "Hindî" denilen Ahmed Paşa Hindîoğullarının, Avkatlı İbrahim Ağa da Avkatlıoğullarının atasıdır; İbrahim Ağa'nın oğulları Veli, Mehmed ve Ali Ağalar çok tanınmış kişilerdi. Hindî Ahmed Paşa'nın hangi tarihte ve hangi hükümdara elçi gittiği belirtilmez. Osmanlı-Hint ilişkilerine dair bir araştırmada, Babür hükümdarı Evrengzib'in (1658-1707) uzun saltanatı boyunca Osmanlı padişahlarından yalnız II. Süleyman'ın kendisine elçi gönderdiği belirtilir; Ahmed Ağa'nın bu elçilikle ilgisi olup olmadığı doğrulanamamıştır. Hüsameddin ayrıca Hacı Ahmed Paşa'nın azil ve sürgün sebeplerinin Silahdar Tarihi'nde yazılı olduğunu not eder.

Sultan vakıflarının mütevelliliği, nakîb kaymakamlığı, müftülük ve baş âyanlık gibi görevlerin birkaç yıl içinde defalarca el değiştirmesi de dikkat çekicidir. Âyan, Osmanlı taşrasında vakıfların tevliyet ve nezaret işlerini yürüten, kadı ve valinin karşısında halkın vekili olarak duran bir kesimdi. Maddenin son bölümündeki şikâyet ve soruşturma zinciri, bu mevkiler için yürüyen rekabetin bir şehri nasıl ikiye bölebildiğini ayrıntılı biçimde gösterir. Hüsameddin'in Osman Bey ile Hacı İbrahim Bey'e duyduğu açık hayranlık ve onları düşürmeye çalışan "büyük ağalar"a karşı tutumu, bu anlatının tarafsız bir kayıt olmaktan çok bir Amasyalının hatırası olduğunu da unutturmamalıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 631–634. amasya.bel.tr
  • "Kirli Ahmed Paşa", Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmanî (haz. Nuri Akbayar, 1996), I, 238'e dayanan madde, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kirli_Ahmed_Paşa

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.