Lâdiklidir. Sadr-ı esbak Tayyar Mehmed Paşa bin Mustafa Paşa bin Hüseyin Bey’in mahdûmudur. Pederinin vezâretinde züamâdan olup Anadolu valiliğinde Canik Sancağı beyi olarak ümerâdan ve şehâdetinde 1048 senesi recebinde Kars Beylerbeyi oldu.
1051’de Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı olup 1052’de [517] ma’zûlen vatanına gelip menkûbâne ikâmet etdi. 1057’de Urfa Sancağı mutasarrıfı olup 1058 senesi recebinde Sultân Mehmed-i Râbi’nin cülûsunda Musûl Beylerbeyi oldu. Fakat 1059 senesi evâ’ilinde azl edilip Lâdik’e geldi.
Burada mensî bir halde kalıp Köprü’de ikâmet eden Abaza Hasan Ağa ile çok görüşürdü. Bu yüzden Köprülü Mehmed Paşa ile araları açıktı. İbşir Mustafa Paşa sadr-ı a’zam oldukta 1065 senesi muharreminde vezâretle Halep ve 1066’da Diyârbekir vâlîsi olup sene-i mezbûrenin recebinde azledildi.
1067 senesi rebîülevvelinde sabıka-ı ma’rifete binâ’en ve pederinin kendisine yaptığı lutfa mükâfâten Sadr-ı a’zam Köprülü Mehmed Paşa tarafından ikinci defa Diyârbekir ve 1068’de Şam vâlîsi olup 1069 senesi saferinde Macaristan Harbine me’muren ma’iyyet-i mevcûdesiyle ordu-yı hümâyûna iltihâk etmesi emr ü da’vet edildi.
Köprülü Mehmed Paşa’nın kendisine karşı adâvetinden ve tîg-i siyâsetinden korkardı. Gidip orduya iltihâk [518] etdiği anda kendisini i’dâm edeceğini kurardı. Abaza Hasan Paşa da aynı vaziyetde idi. Bu yüzden her ikisi de Köprülü Mehmed Paşa sadâretde oldukça harbe gidemeyeceklerini bildirmişler, Köprülü Mehmed Paşa’yı azletdirmek için kıyâm etmişlerdi.
Köprülü Mehmed Paşa da bunların aleyhine serdâr tayin etdiği Zileli Murteza Paşa’ya lâzım gelen ta’lîmâtı verip gönderdi. Murteza Paşa’nın letâ’ifü’l-hiyel tertibâtına aldanıp fırka-i âsiye ile birlikte Haleb’e geldiği akşam 1069 senesi cumâdelahiresi evâ’ilinde rüfekâsıyla birlikte i’dâm edildi.
Gâyet asîl, cesûr, müteharrik, mağrûr bir vezîr idi. Lâdik’de mahallesi olan Mes’ûd Bey’in ahfâdından olduğu münâsebetle Selçuk hânedânına nisbeti vardı. Abaza Hasan’a uyması can korkusundan neş’et etmişdi.
Günümüz Türkçesiyle
Lâdiklidir. Eski sadrazamlardan Tayyar Mehmed Paşa'nın oğludur; Tayyar Mehmed Paşa da Mustafa Paşa'nın, o da Hüseyin Bey'in oğludur. Babasının vezirliği sırasında zeâmet sahibiydi (züamâ). Anadolu eyaletinde Canik Sancağı beyi olarak sancak beyleri arasına girdi ve babasının şehit düştüğü sırada, 1048 Receb'inde [1638] Kars beylerbeyi oldu.
1051'de [1641-42] Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı (sancağı yöneten) olup 1052'de [1642-43] görevden alınarak vatanına geldi ve talihsiz bir hâlde yaşadı. 1057'de [1647-48] Urfa Sancağı mutasarrıfı olup 1058 Receb'inde [1648], Sultan Dördüncü Mehmed'in tahta çıkışında Musul beylerbeyi oldu. Fakat 1059 başlarında [1649] görevden alınıp Lâdik'e geldi.
Burada unutulmuş bir hâlde kalıp Köprü'de oturan Abaza Hasan Ağa ile çok görüşürdü. Bu yüzden Köprülü Mehmed Paşa ile araları açıktı. İbşir Mustafa Paşa sadrazam olunca 1065 Muharrem'inde [1654] vezirlik rütbesiyle Halep, 1066'da [1655-56] Diyarbekir valisi olup aynı yılın Receb'inde görevden alındı.
1067 Rebîülevvel'inde [1656-57], önceki tanışıklığına ve babasının kendisine (Köprülü'ye) yaptığı iyiliğe karşılık olarak, sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından ikinci kez Diyarbekir, 1068'de [1657-58] Şam valisi oldu. 1069 Safer'inde [1658-59] Macaristan Seferi için görevlendirilip emrindeki mevcut kuvvetle hümâyun ordusuna katılması emredildi ve çağrıldı.
Köprülü Mehmed Paşa'nın kendisine düşmanlığından ve siyaset kılıcından (idam cezasından) korkuyordu. Gidip orduya katıldığı anda kendisini idam ettireceğini düşünürdü. Abaza Hasan Paşa da aynı durumdaydı. Bu yüzden ikisi de Köprülü Mehmed Paşa sadrazam olduğu sürece savaşa gidemeyeceklerini bildirmiş, Köprülü Mehmed Paşa'yı görevden aldırmak için ayaklanmışlardı.
Köprülü Mehmed Paşa da bunlara karşı serdar atadığı Zileli Murteza Paşa'ya gereken talimatı verip gönderdi. Murteza Paşa'nın çeşitli hile düzenlerine aldanıp isyancı topluluk ile birlikte Halep'e geldiği akşam, 1069 Cemâziyelâhir başlarında [1659] yol arkadaşlarıyla birlikte idam edildi.
Çok asil, cesur, hareketli ve gururlu bir vezirdi. Lâdik'te adına mahalle bulunan Mes'ud Bey'in torunlarından olduğu için Selçuklu hanedanıyla ilişkisi vardı. Abaza Hasan'a uyması can korkusundan doğmuştu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- sadr-ı esbak: eski sadrazam
- züamâ: zeâmet (büyük tımar) sahibi atlı askerler
- ümerâ: sancak beyleri, beyler
- şehâdet: şehit düşme
- beylerbeyi: eyalet valisi
- mutasarrıf: bir sancağı yöneten görevli
- ma'zûl: görevden alınmış
- menkûbâne: felâkete uğramış, talihsiz bir hâlde
- cülûs: tahta çıkış
- mensî: unutulmuş
- adâvet: düşmanlık
- tîg-i siyâset: siyaset kılıcı, yani idam cezası
- serdâr: sefer sırasında ordunun komutanı
- letâ'ifü'l-hiyel: türlü hileler
- fırka-i âsiye: isyancı topluluk
- rüfekâ: yol arkadaşları, yoldaşlar
- ahfâd: torunlar, soyundan gelenler
Baba Tayyar Mehmed Paşa ve Lâdikli Aile
Ahmed Paşa'nın babası Tayyar Mehmed Paşa, Uçar Mustafa Paşa'nın oğlu olarak anılan ve Lâdikli Yeni Bey sülâlesinden geldiği nakledilen bir devlet adamıdır. Bayram Paşa'nın ölümü üzerine 27 Ağustos 1638'de sadrazam olmuş, Bağdat kuşatması sırasında 23 Aralık 1638'de şehit düşmüştür. Dört aya yakın bir sürede sadrazamlık yapmıştır. Köprülü Mehmed Paşa'nın yetişmesinde de emeği bulunduğu kaydedilir. Oğulları Mustafa, Ahmed ve Hüseyin paşalar da beylerbeyliklerde bulunmuştur. Urfa'da Tayyar Mehmed Paşa Sarayı ile oğlunun adına yapılan Ahmed Paşa Sarayı vardır. Ansiklopedi maddesi bazı kaynaklarda onun "Mustafa Paşaoğlu" diye anıldığını da kaydeder; bu, Hüsameddin'in "Mustafa Paşazâde" demesiyle örtüşür. Hüsameddin kendi Tayyar Mehmed Paşa maddesinde de soy zincirini "Uçar Mustafa Paşa bin Hüseyin Bey" diye verir ve onun 1028'de Urfa sancağı beyi olduğunu, 1031'de Sivas'ı Abaza Mehmed Paşa'ya karşı savunduğunu, 1048 Rebîülevvel'inde Bayram Paşa'nın ölümü üzerine sadrazam olduğunu yazar. Hüsameddin ayrıca başka bir maddede, Tayyar Mehmed Paşa'nın yeğeni Tayyâr Ahmed Bey'in Tayyar Paşazâde vezir Ahmed Paşa'nın kethüdâsı olduğunu ve 1069'da Abaza Hasan'a uyduğu için amcalarıyla birlikte idam edildiğini yazar. Böylece Ahmed Paşa'nın çevresindeki akrabaların da onunla aynı akıbeti paylaştığı anlaşılır.
Abaza Hasan İsyanı
Abaza Hasan, Silâhdar bölüğüne mensup bir kapıkulu süvarisidir. Kara Haydaroğlu isyanını bastırmasıyla öne çıkmış, 1648'de Yeni İl Türkmen voyvodalığına atanmış, ocak ağalarının kıskançlığı yüzünden görevden alınınca çevresine toplanan kalabalıkla ayaklanmıştır. İpşir Mustafa Paşa ile birleşen Abaza, Katırcıoğlu'nu Aksaray yakınında yenmiş, İpşir Paşa'nın sadrazamlığı sırasında (1654) İstanbul'a yanında binlerce sipahiyle gelmiştir. İpşir Paşa idam edilince Abaza Türkmen voyvodalığına, sonra Diyarbekir valiliğine atanarak İstanbul'dan uzaklaştırılmıştır. Köprülü Mehmed Paşa sadrazam olunca Abaza'yı önce Diyarbekir'den Halep valiliğine tayin etmiş, Abaza oraya gitmeyince onu Erdel seferine çağırarak ortadan kaldırmak istemiştir. Abaza sefere katılmamış, Köprülü'nün sert uygulamalarından kaçan birçok üst görevlinin ona sığınması durumu daha da gerginleştirmiştir.
Anadolu'daki isyanı bastırmak için Diyarbekir Beylerbeyi Murtaza Paşa'nın emrinde bir kuvvet görevlendirilmiş, Murtaza Paşa Ilgın'da Abaza'ya yenilmiştir (11 Aralık 1658). Abaza kışı geçirmek için önce Antep'e, sonra Halep'e çekilmiştir. Burada, yanındaki Köprülü karşıtı paşalarla birlikte bir tertip sonucu yakalanmış ve hepsi 16-17 Şubat 1659'da (23-24 Cemâziyelevvel 1069) idam edilmiştir. Hüsameddin'in "Murteza Paşa'nın hilelerine aldanıp isyancılarla birlikte Halep'e geldiği akşam" anlatımı bu olaya karşılık gelir. Tarihte küçük bir fark vardır: Hüsameddin idamı Cemâziyelâhir başına yerleştirir, ansiklopedi maddesi ise Cemâziyelevvel'in sonuna (23-24) koyar. Okunabilen ansiklopedi maddelerinde Abaza ile birlikte idam edilen paşalar toplu olarak anılır, Ahmed Paşa'nın adı ayrıca geçmez.
Hüsameddin'in Yorumu
Hüsameddin, Ahmed Paşa'nın Abaza'ya katılmasını can korkusuna bağlar. Köprülü Mehmed Paşa'nın muhaliflerini ortadan kaldırmakta tereddüt etmediği, sert uygulamalarıyla tanındığı bilinir ve Abaza'ya sığınan üst düzey görevliler bunu doğrular. Köprülü hakkında kaynaklarda iki farklı değerlendirme dolaşır: kimi anlatılarda çok kan döken bir vezir olarak anılır, kimilerinde ülkeyi hainlerden temizleyen hayırlı bir yönetici olarak. Ahmed Paşa'nın Selçuklu soyuna dayandırılması ve Lâdik'teki Mes'ud Bey Mahallesi'yle ilişkisi başka kaynaklarda doğrulanamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar