İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Efendi-Hâfız

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 162–163 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalı Mehmed oğludur. Yağmur köylü el-Hâc İsmâil, Kadızâde Mehmed Efendilerden ahz-ı ulûm ü maârif edib İstanbul’a gitdi. Orada Amasyalı Mihekzâde Mustafa Efendi’den mülâzım olup mu’tad üzere Amasya medreselerini devrederek Yörgüç Paşa ve Hâtuniyye-i Tokat müderrisi ve buradan kadı oldu. [516]

1056’da mülâzımı olduğu Mihekzâde’nin himmetiyle ber-veçh-i mevleviyyet Antalya, 1059’da Sivas, 1062’de Canik kadısı ve 1064’de Mehmed Paşa Medresesiyle mütekâ’id olup Kurşunlu Mahallesi’nde ikâmet ve tedrîs ü ibâdetle iştigâl etdi.

1068’de Hicâz’a gidip edâ-yı hâc etdikten sonra avdet ederken yolda 1069 senesi evâ’ilinde dârı-bekâya irtihâl etdi. Fâzıl, afîf, kâmil bir zât idi. Mahdûmu Abdulbaki Efendi ve Hafîdi Ahmed Efendi de kibâr-ı kudâtdan idiler. Bunlara “Hâfız Ahmed Efendizâdeler” dendi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalı Mehmed'in oğludur. Yağmur köylü Hacı İsmâil Efendi ile Kadızâde Mehmed Efendi'den ilim ve bilgi öğrendikten sonra İstanbul'a gitti. Orada Amasyalı Mihekzâde Mustafa Efendi'nin mülâzımı (onun yanında sıra bekleyen ilmiye adayı) oldu. Âdet olduğu üzere Amasya medreselerini sırasıyla dolaşarak Yörgüç Paşa Medresesi ile Tokat'taki Hâtuniye Medresesi'nde müderrislik yaptı, buradan da kadılığa geçti.

1056 [1646-47] yılında, mülâzımı olduğu Mihekzâde'nin desteğiyle mevleviyet (büyük kadılık) rütbesiyle Antalya, 1059 [1649-50] yılında Sivas, 1062 [1651-52] yılında Canik kadısı oldu. 1064 [1653-54] yılında Mehmed Paşa Medresesi kendisine verilerek emekliye ayrıldı; Kurşunlu Mahallesi'nde oturup ders vermek ve ibadet etmekle meşgul oldu.

1068 [1657-58] yılında Hicaz'a gidip haccını yerine getirdi; dönerken yolda, 1069 [1658] yılının başlarında, ebedî âleme göçtü. Faziletli, iffetli, olgun bir zattı. Oğlu Abdülbâki Efendi ile torunu Ahmed Efendi de büyük kadılardandı. Bu aileye "Hâfız Ahmed Efendizâdeler" denildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ahz-ı ulûm ü maârif: ilim ve bilgi edinme
  • mülâzım: bir büyük âlimin yanında sıra bekleyerek müderrislik ya da kadılık için hak kazanan aday
  • mu'tad üzere: âdet olduğu gibi
  • medreseleri devretmek: medrese derecelerini sırayla geçmek
  • ber-veçh-i mevleviyyet: büyük kadılık (molla) rütbesiyle
  • himmet: destek, kayırma
  • mütekâ'id: emekli
  • tedrîs: ders okutma
  • dâr-ı bekâya irtihâl: ölüm, ahirete göç
  • afîf: iffetli, temiz
  • mahdûm / hafîd: oğul / torun
  • kibâr-ı kudât: büyük kadılar

Hamisi Memekzâde Mustafa Efendi

Hüsameddin'in "Mihekzâde" diye yazdığı Amasyalı Mustafa Efendi, kaynaklarda Memekzâde ya da Memikzâde lakabıyla tanınan âlimdir; Hüsameddin de eserinin dördüncü cildinde onu "Memikzâde Mustafa Efendi" adıyla anar. Mehmet İpşirli'nin anlattığına göre Mustafa Efendi, III. Mehmed devri âlimlerinden Amasyalı Mehmed Efendi'nin oğluydu. İstanbul'un büyük medreselerinde on yıl ders okuttuktan sonra kadılığa geçmiş, Şâban 1056'da (Eylül 1646) Galata, Safer 1057'de (Mart 1647) İstanbul kadısı olmuş, sonra iki defa Rumeli kazaskerliğine yükselmiştir. 9 Cemâziyelevvel 1066'da (5 Mart 1656) Çınar Vak'ası sırasında şeyhülislâmlığa getirilmiş, askerin itirazı üzerine on üç saat sonra azledilmiş; bu yüzden Osmanlı tarihinde en kısa süre şeyhülislâmlık yapan kişi sayılır. Ardından Mekke kadılığına tayin edilmiş, bir süre kaldığı Halep'te ölmüştür.

Ahmed Efendi'nin mevleviyet rütbesiyle Antalya kadılığına geçtiği 1056 yılı, hamisinin Galata ve ardından İstanbul kadılığına yükseldiği döneme denk gelir; bu, Hüsameddin'in "Mihekzâde'nin himmetiyle" sözünü anlaşılır kılar. Dikkat çekici bir nokta da hem Ahmed Efendi'nin hem Mustafa Efendi'nin babasının "Amasyalı Mehmed" diye anılmasıdır. Metin iki aile arasında bir akrabalıktan söz etmez; aynı adın tesadüf mü, yakınlık mı olduğu bilinmemektedir.

Ders Verdiği Medreseler

Yörgüç Paşa Camii 1428 yılında, Amasya sancakbeyliği yapmış ve Şehzade Murad'ın lalası olarak şehirde kalmış, II. Murad zamanında vezirliğe yükselmiş Yörgüç Paşa tarafından yaptırılmıştır; cami bugün ayaktadır. Tokat'taki Hâtuniye Medresesi, II. Bayezid'in annesi Gülbahar Hatun adına 890 [1485] yılında yaptırılmıştır; Meydan mahallesindeki Hâtuniye Camii'nin yanındadır ve onarılarak ziyarete açılmıştır. Ahmed Efendi'nin emeklilik görevi olarak aldığı Mehmed Paşa Medresesi ise II. Bayezid'in veziri ve Şehzade Ahmed'in lalası Hızır Paşazâde Mehmed Paşa'nın (ö. 900/1495) Yeşilırmak kıyısındaki külliyesine aittir. Caminin kitabesine göre inşa Muharrem 891'de (Ocak 1486) tamamlanmıştır. Külliyenin cami, medrese, imaret, türbe, tabhane, zâviye ve çeşmesinden bugüne yalnız cami, ona bitişik kanat mekânları ve türbe ulaşmıştır; Ahmed Efendi'nin ders okuttuğu medrese ortadan kalkmıştır.

Oğlu Abdülbâki Efendi'nin de ileride Amasya kadılığı yaptığı, Hüsameddin'in eserinin başka ciltlerinde kaydedilir. Ailenin "Hâfız Ahmed Efendizâdeler" adıyla anılması, Ahmed Efendi'nin Kur'an hafızı olduğunu düşündürür; metin bunu ayrıca söylemez.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.