Amasyalıdır. Meşâhîr-i tüccârdan Hâce Alâaddîn [135]Alî Çelebizâde İzzeddîn Hasan Çelebi mahdûmudur. Amasya’nın güzîde hattâtı olan Sûfî Yahyâ Çelebi’den ve ba’dehû hattât-ı meşhûr Fettâhî Yahyâ en-Nişâbûrî’den hutût-ı mütenevvi’ayı ahz u temmeşşük ederek Hayreddîn el-Mar’aşî’ye şerîk oldu.

Bu esnâda meşâhîr-i fuzalâdan Mevlânâ Tokatlıoğlu Cemâleddîn Yûsuf Çelebi’den ulûm-ı şer’iyye ve edebiyyeyi ahz u tederrüs ederek ulemâdan oldu. Ekser-i himmeti ta’lîm-i hutûta ma’rûf olduğundan hattât-ı meşhûr olup Sultân Bâyezîd-i Sânîye Amasya vâlîliğinde takarrüb etdi.

Sultân Bâyezîd-i Sânî, 886’da tahta cülûsunda kendisini İstanbul’a da’vet eylediğinden gidip orada durmadı. Amasya’ya avdet edib Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Ahmed’e hat mu’allimi oldu. Râgıb Paşa kütüb-hânesinde 770 numarada mukayyed “Risâle-i Üveysiyye” zahrında şu imzâsı görüldü:

قد تشرف بمطالعة هذ ه النسخة الشريفة فتملکه الراجی من هللا الغفران العبد االحقر جالل الدين بن حسين بن علی
۸۹۱ بوجه شرعی فی غرة شوال222

Ammizâdesi hattât-ı meşhûr Abdullah Efendi’nin kayd u zabtı üzere 893 [136]senesi zil-hiccesinin dokuzuncu arefe günü vefât etdi.

Âlim, âlî-himmet, hutût-ı mütenevvi’ada mâhir, hattât-ı meşhûr idi. Mahdûmları Cemâleddîn İbrâhim, Muhyiddîn Mehmed Efendiler de hattâtân-ı cihânın esâtizesinden idi. Bunlara “Celaloğulları” denmiştir. Ammizâdesi ve kayını Abdullah Efendi de meşâhîr-i esâtizedendir.

Müstakîmzâde Süleyman Sa’deddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtin” adlı eser-i matbû’unda diyor ki: “Celâleddîn: Amasîdir. Kadr-i müşterek hattât olan Nefiszâde ve Necîbâ dahi yazmışdır. Oğulları Muhyiddîn ve Mehmed Cemâleddîn mezkûrlardır. Amasya sükkânından bir ma’rûf üstâd idi.”

Amasya’da yek-diğerine mu’âsır iki â’ile-i hatt vardır. Bunlar iki şerîk hattâttan türemişti. Birinci kol, Hayreddîn Mar’aşî’den çıktı. Bu kolu türeten Şeyhzâde Hamdullâh Efendi’dir. İkinci kol da Hayreddîn Efendi’nin şerîki olan Celâleddîn Amasî’den çıktı. Bütün Türkiye hattâtları bu iki koldan türedi. [137]

Şâyân-ı dikkattir ki Hamdullâh Efendi kolu İstanbul’da kalıp bütün İstanbul hattâtları bu koldan çıktı. Celâleddîn Efendi kolu da Amasya’da kalıp bütün Amasya’dan çıkan hattâtlar da bu koldan türedi. Çünkü, bu kolu Amasya’da neşr eden Abdullah, Cemâl, Muhyî Efendilerdi. Abdullah Efendizâde Ebu’l-fazl Efendi de bu kolu yaşatanlardandı.

Amasya’da bu koldan türeyen hattâtlar çoktu. Bunlardan Ramazânzâde Hüseyin, Dervîş Alî, Fazlullâh, Hâfız Ahmed, Mehmed Emîn Efendiler pek meşhûr idiler. Bu kol 1150 târîhine kadar Amasya’da yaşadı. Ba’dehû Hamdullâh Efendi kolu galebe etdi. Şimdiki hattât-ı yegâne-i asrımız olan Amasyalı Köse Mustafa Sabrî Efendi her iki kolun mahsûlüdür.