Amasyalıdır. Yukarıda tercemesi yazılan el-Hâc Bayram Efendizâde kudâttan Şa’bân Efendi’nin mahdûmu ve Konya kâdısı iken vefât eden Amasyalı Biber Mehmed Efendi’nin birâderidir. Mukaddimât-ı ulûmu Amasya’da görüp İstanbul’a gitdi. [393]

Orada kibâr-ı fuzalâdan ve hâssaten Şeyhülislâm Zekeriyâ Efendi’den ikmâl-i tahsîl ve iktisâb-ı fezâ’il ederek üstâd-ı müşârün-ileyhin i’âdesinden mülâzım ve ba’dehû ders-i âm olarak ba’zı medârise müderris olduktan sonra 1003 senesi muharreminde İbrâhim Paşa-yı cedîd medresesi müderrisliği ile dâhil-i silsile-i ulemâ oldu.

Ba’dehû sırasıyla 1008 cumâdelâhiresinde Sinan Paşa, zilhiccesinde Mihr-i Mâh Sultân, 1010 senesi muharreminde Gazanfer Ağa, 1011 ramazânında Sultân Fâtih medreselerine müderris oldu. 1012 senesi cumâdelâhiresinde uhdesine tevcîh edilen Konya kazâsını kabûl etmediğinden azl edildi.

Çünkü, Şeyhülislâm Ebu’l-Meyâmin Mustafa Efendi’nin iğbirârından neş’et eden bu tevcîhe muvafakat etmemesi Şeyhülislâmı dil-gîr ve iğbirârı teşdîd etmişdi. Sene-i mezbûre şa’bânında Efendi’nin hırsı geçip sânîyen Sultân Fâtih müderrisi oldu. Ya’ni Sahn’a i’âde edildi.

1013 senesi şa’bânında Şehzâde, 1014 zilhiccesinde Süleymaniye medreselerine sırasıyla müderris olup devre-i medâris-i mu’tâdeyi ikmâl etdiğinden 1016 zilhiccesinde [394] Şeyhülislâm Sun’ullâh Efendi’nin himmetiyle 1018 senesi gurre-i muharreminden i’tibâr edilmek üzere Mekke-i Mükerreme mollası oldu.

1020 senesi zilhiccesi gâyesinde mün’azil olup 1021 senesi recebinde Eyüp ve şa’bânında Bursa mollası, 1022 senesi recebinde mün’azil, 1025 senesi cumâdelâhiresinde Galata mollası ve 1027 senesi cumâdelâhiresinde mün’azil, 1029 senesi zilka’desinde Edirne mollası oldu.

1031 senesi saferinde mün’azilen İstanbul’a gelip recebinde Sultân Osmân’ın şehâdeti vak’asında münzevî ve 1032 senesi rebîülâhirinde İstanbul kâdısı oldu. Ancak sene-i mezbûre şa’bânında zuhûr eden Sultân Fâtih câmiinde ulemâ cem’iyyeti vak’asında bir sun’ ü taksîri olmadığı hâlde azl edilip Bursa’ya gönderildi.

1034 şa’bânında üstâdı Zekeriyyâ Efendizâde Yahyâ Efendi sânîyen Şeyhülislâm oldukta İstanbul’a da’vet edilip vusûlünden sonra 1035 senesi şevvâlinde Anadolu kazaskeri oldu. 1037 senesi saferinde vazîfe-i mukarrere ile kûşe-güzîn-i uzlet olup 1038 senesi ramazânında Rûmeli [395] kazaskeri oldu.

Hayfâ ki sipâhîlerin gulüvv ü kıyâmından hâsıl olan vak’ada ba’zı garazkârânın isnâdâtından dolayı 1039 senesi saferinde azl edilip Uzunca Hasköy kazâsı kendisine arpalık verildi. 1040 senesi şa’bânında dârü’l-hadîs-i Süleymaniye medresesiyle mütekâ’id oldu.

Altı yıldan ziyâde tefsîr-i Beyzâvî tedrîsâtıyla ve kütüb-i ehâdis mütâla’âtıyla evkât-güzâr olup 1046 senesi zilka’desinde dâr-ı na’îme irtihâl etdi. Âlim, fâzıl, mekârim-i ahlâk ile muttasıf, dîndâr, müteşerri’, kazâsında âdil, munsıf, meşâhîr-i fukahâdan bir zât idi.

Şeyhî Efendi “Zeyl-i Zeyl-i Şakâyık”ta diyor ki: “Fezâ’il-i ilmiyye ile mevsûm, diyânet ü istikâmet ile ma’rûf, kemâl-i fekahâtle mevsûf, mekârim-i ahlâka mâlik, câdde-i insâfa sâlik, dâmen-i ismeti gubâr-ı töhmetten pâk, hâkim, hâsım-ı bî-bâk idi.

Âsâr-ı hayriyyelerinden Karagümrük’te Zincirli Kuyu semtinde [396] bir medrese-i latîfe binâ etmişlerdi. Kendileri dahi anda türbe-i mahsûsada medfûndur.” Mahdûmları sudûrdan eş-Şeyh Mahmûd Şifâyî Efendi ile kudâttan Mehmed Vefayî Efendi’dir.