Sabrî Mehmed Efendi'nin hayatını ikiye bölen olay, 1730 sonbaharında İstanbul'u sarsan Patrona Halil İsyanı'dır. Lâle Devri'nin şairi Nedîm'in arkadaşları arasında sayılan bu Amasyalı müderris ve kadı, isyan günlerinde canından korkup memleketine kaçtı, bir süre inzivaya çekildi, sonra yeniden kadılığa döndü ve Tokat kadılığına kadar yükseldi. 1158'de (1745-46) Amasya'da öldü. Şairliği, Amasya şairlerini anlatan bir tezkire zeylinden bilinir; şiirlerinden bir örnek kalmamıştır.
Hayatı
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi'nde onu şöyle tanıtır:
Amasya eşrâfından el-Hâc Abdulbâki Efendi'nin oğludur. Amasya ve İstanbul ulemâsından okudu. Amasya'ya gelip ders-i âm ve müderris-i be-nâm oldu. 1121'de pederinin irtihâlinden sonra İstanbul'a gidip bi'l-imtihân müderris ve mucîz ba'dehû elviye kadısı oldu. 1143 vak'asında Merzifonîzâde Ahmed Nedîm Efendi'nin refiklerinden olduğu münâsebetle korkusundan kaçıp Amasya'ya geldi. Bir müddet münzevî olup sonra Trabzon kadısı oldu. Ba'dehû mevlevîyetle Tokat kadısı olarak temâyüz edib 1158'de Amasya'da vefât etdi. Âlim, edîb, şâir, târih ve muhâzarâta vâkıf olduğu Şehzâde Hâfız Ahmed Rüşdî Efendi'nin "Tezkire Zeyli"nden anlaşıldı.
Maddenin sade Türkçesi: Amasya'nın ileri gelenlerinden Hacı Abdülbâki Efendi'nin oğludur. Amasya ve İstanbul âlimlerinden okudu. Amasya'ya gelip ders-i âm ve tanınmış bir müderris oldu. 1121'de babasının ölümünden sonra İstanbul'a gidip sınavla müderris ve icazet vermeye yetkili oldu, ardından sancak kadılıklarına geçti. 1143 olayında Merzifonîzâde Ahmed Nedîm Efendi'nin arkadaşlarından olduğu için korkusundan kaçıp Amasya'ya geldi. Bir süre inzivaya çekildikten sonra Trabzon kadısı oldu. Daha sonra mevleviyet rütbesiyle Tokat kadısı olarak sivrilip 1158'de Amasya'da vefat etti. Âlim, edip, şair, tarih ve sohbet edebiyatını bilen biri olduğu, Hâfız Ahmed Rüşdî Efendi'nin "Tezkire Zeyli"nden anlaşıldı.
Maddedeki tarihler bir meslek hayatının iskeletini verir. Babası 1121'de (1709-10) ölünce Sabrî'nin İstanbul'a gitmesi, o yıllarda medrese hocalığından kadılığa geçmek isteyen taşralı bir âlimin izlediği olağan yoldur: başkentte imtihana girmek, bir müderrislik derecesi almak ve "elviye", yani sancak merkezlerinin kadılıklarına tayin beklemek. Mevleviyet ise büyük şehirlerin kadılıklarına atanabilmek için gereken üst rütbeydi; Tokat'a bu rütbeyle gitmesi, meslekte hayli ilerlediğini gösterir.
Nedîm'in Çevresinde
Hüsameddin'in "1143 vak'ası" dediği olay, Rebiülevvel 1143'te (Eylül 1730) Patrona Halil'in önderliğinde başlayıp III. Ahmed'in tahttan inmesiyle ve Sadrazam Nevşehirli İbrâhim Paşa'nın öldürülmesiyle sonuçlanan isyandır. Lâle Devri'nin eğlence ve şiir meclislerine yakın görülen pek çok kişi o günlerde can korkusu yaşadı. Ahmed Nedîm'in kendisi isyan sırasında İstanbul'da hayatını kaybetti.
Hüsameddin'in Nedîm'i "Merzifonîzâde" diye anması, şairin soyunu Merzifon'a bağlayan, ayrıntıları tartışmalı bir aile rivayetine dayanır. Sabrî'nin Nedîm'in "refiklerinden", yani arkadaşları ya da yol arkadaşlarından olması ise bir Amasyalının Lâle Devri İstanbul'undaki edebî çevreye ne kadar yaklaştığını gösteren nadir kayıtlardan biridir. İkisinin nerede ve hangi vesileyle tanıştığı, Sabrî'nin Nedîm'in meclislerinde bulunup bulunmadığı bilinmiyor; madde yalnız bu yakınlığın 1730'da bir tehlikeye dönüştüğünü söyler.
Amasya'ya dönüşünden sonraki inzivası uzun sürmedi. Trabzon kadılığına, ardından Tokat'a tayin edilmesi, isyandan sonra kurulan yeni düzende onun hakkında bir kovuşturma olmadığını düşündürür.
Şiiri ve Kaynağı
Sabrî Mehmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin onun şairliğini "Şehzâde Hâfız Ahmed Rüşdî Efendi'nin Tezkire Zeyli"nden öğrendiğini yazar. Buradaki "Şehzâde" büyük ihtimalle bir dizgi hatasıdır: Hüsameddin aynı zeyli başka maddelerde "Şeyh Alizâde Hâfız Ahmed Rüştü Efendi'nin Zeyl-i Tezkîre'si" diye anar. Zeylin yazarı, Abdî Efendi'nin Amasya şairleri tezkiresine ek yazan Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdî Efendi'dir ve 1159'da ölmüştür. Öyleyse Sabrî'nin maddesi, ölümünden ancak bir iki yıl sonra, onu tanıyan bir hemşehrisinin kalemiyle yazılmış olmalıdır. Zeyl bugün elde değildir; Hüsameddin ondan beyit aktarmamıştır.
Amasya'da "Sabrî" mahlasını kullanan başka şairler de vardır. Hüsameddin aynı sayfalarda XX. yüzyıl başının iki Sabri'sini, Mecdîzâde Sabri Mehmed Efendi ile Balcızâde Sabri Mustafa Efendi'yi de anlatır; Merzifonlu Sabrî Eyüb ise ayrı bir şairdir. Sarı Ahmedzâde Sabrî, bunların en eskisidir. "Sarı Ahmedzâde" lakabı Amasya'da sonraki kuşaklarda da görülür; 1212'de (1797-98) Amasya müftüsü olan Sarı Ahmedzâde Hâfız Mehmed Efendi ile Sabrî arasında bir akrabalık bağı kurulup kurulamayacağını Hüsameddin söylemez.
Kronoloji
1121 (1709-10): Babası Hacı Abdülbâki Efendi ölür; Sabrî İstanbul'a gider.
Rebiülevvel 1143 (Eylül 1730): Patrona Halil İsyanı; Nedîm'in arkadaşı olduğu için Amasya'ya kaçar.
1158 (1745-46): Tokat kadılığından sonra Amasya'da ölür.
1159 (1746): Şairliğini kaydeden zeylin yazarı Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdî Efendi ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 264-265 ("Sabrî Mehmed Efendi-Sarı Ahmedzâde" maddesi; e-kitap s. 438). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page438.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 246 ("Sâfî Hüseyin Çelebi-Yeniçerioğlu" maddesi, Ahmed Rüşdî Efendi'nin zeyli; e-kitap s. 432). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page432.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 186-187 ("Şevkî Abdullah Efendi-Müftîzâde es-Seyyid" maddesi, Sarı Ahmedzâde müftü Mehmed Efendi; e-kitap s. 414). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page414.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32 (on birinci cildin şairleri: s. 28-29). https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
