Amasya’da Kemal Paşa türbedârı İsmail Efendi’nin mahdûmu olup Iydîzâde el-Hâc Akif Mustafa Efendi’den ulûm-ı fünûnu ahz ü tederrrüs etdikden sonra Ya’kûb Paşa Mahallesi’nde ikâmet ve Kemâl Paşa Türbesinde tedrîs-i mülâzemet etdi.

Pederinden intikâl eden türbedârlık vazîfesiyle kanâat ederek yıllarca ulûm-ı şer’iyye tedrîs etdi. En ziyâde müntesibi olduğu fünûn-ı edebiyyât tedrîsiyle be-nâm olup 1191 [168] hudûdunda vefât etdi. Âlim, fünûn-ı edebiyyede kâmil, şâir, müteşerri’ bir zât idi.

Mustafa Vâzıh Efendi Belâbilü’r-Rasîye’sinde der ki: “Kemal Paşa Türbesinde iki sanduka var idi. Ders takrîrine mâni oluyor diye bu sândukaları Huzûrî Efendi kaldırdı.” Bu zât civârında bulunan Çevikçe Tekkesi’ne çokça gider tekke şeyhi olan Mevlâna Hasan Sinan Efendi ile sohbetler eder. Yazdığı İlâhiyât’ını bu tekkede okuturdu.