Amasyalıdır. Kıbletü’l-küttâb Amasyalı Şeyhzâde Hamdullâh Efendinin yazdığı “Silsile-nâme”sinden musarrah olduğu üzere Gümüşlüzâde Pîr Alâeddîn Alî Çelebi bin Kutbeddîn Mehmed Çelebi bin emîr-i kebîr Hâce Nûreddîn Cibrîl Bey bin Hâce Emînüddîn Yûnus Bey bin Muîneddîn Abdullah el-Müstevfî mahdûmudur.
Cedd-i a’lâsı Hâce Muîneddîn Abdullah el-Müstevfî vatanen Gümüşlü olduğundan sülâlesi Gümüşlüzâde demekle iştihâr etdi. Hazret-i Pîr İlyâs Halvetî takrîben 740 senelerinde Gümüşlüzâde Mahallesi’nde doğdu.
Amasya fuzalâsından Mevlânâ Fahreddîn İlyâs bin Aksarâyî [594] ve Mevlânâ Nizamüddîn Abdülmelik bin en-Nahcivânî ve Mevlânâ Hüsameddîn Hüseyin et-Türkmânî ve Mevlânâ Kıvâmeddîn Kâsım el-Erzincânî gibi zevât-ı âliyyeden fünûn-i edebiyye ve ulûm-i şer’iyye ve akliyyeyi ahz ü ikmâl ederek müderris-i be-nâm oldu.
Yıllarca tedrîs-i ulûm ederek Molla İlyâs diye iştihâr edib Hacı Şâdgeldi Pâdişâh ve mahdûmu Ahmed Paşa’nın teveccühât-ı fevkalâdesini kazandı. Mevlânâ Sa’îdeddîn Mevhûb bin ez-Ziyârî’nin vefâtından sonra Amasya’da Şeyhülislâm ve müfti’l-enâm oldu.
801’de Çelebi Sultân Mehmed Hân, Amasya vâlisi olup geldikde müşârün-ileyhi makâmında ibkâ ve Şeyhülislâm unvânıyla tebcîl etdi. 804’de Topal Timur Hân Yıldırım Sultân Bâyezîd’in ordusunu mağlûb ve kendisini esîr etdikde Amasya emâretine Kara Devlet Şâh’ı nasb ve irsâl etmiş, Çelebi Sultân Mehmed de Bolu’ya gitmişti.
Amasya’nın ulemâ ve a’yânı Hazret-i Pîr’in riyâsetinde içtimâ ve Kara Devlet Şâh’ın mezâlim ve te’addiyâtından bahisle emâretini kabûl etmediklerini Timur Hân’a i’lâm ve müdâfa’âta kıyâm ederek [595] Kara Devlet Şâh’ı Amasya’ya sokmadılar.
Mûmâileyhin şikâyetleri üzerine Topal Timur hiddet edib hafîdi Kara Mehmed Sultânî, mu’allimi bulunan Nu’mânüddîn Abdülcebbâr el-Mu’tezilî’ye terfîkân Amasya’ya gönderdi. Amasya ulemâsının imtihân edilmesini ve mülzem oldukları sûrette Amasya’nın gâret ve yağma olunmasını emretdi.
“Süllemü’l-Vüsûl ilâ Tabakâti’l-Fuhûl” adlı kitabın tasrîhi üzere Abdülcebbâr el-Mu’tezilî, ulûm-i nakliyye ve akliyyede pek mâhir Sa’deddîn Taftâzanî ile Seyyid Şerîf Cürcânî arasında hakem olmuş bir allâme idi.
Hazret-i Pîr İlyâs, bu allâmenin sorduğu on kadar müşkil ve muğlak sü’âllere bilâ-tereddüd cevap verdiğinden fevkalâde istihsân edilerek bütün Amasya’yı gâret ve yağma belâsından kurtardı.
Topal Timur, böyle bir fâzılın Amasya’da durmasını muvâfık görmediğinden müşârün-ileyhi yeğeni olan Molla Şemseddîn Ahmed Çelebi ile Şirvân’a i’zâm etdi. “Nefehâtü’l-Üns” kitâbının tercemesinde yazıldığı üzere Hazret-i Pîr, [596] esnâ-yı tarîkde Risâletpenâh Efendimiz’i rü’yâda görüp Pîr Sadreddîn Şirvânî nezdine gitmesini ve aynı zamanda sadr-ı müşârün-ileyhe Molla İlyâs’ı kabûl ve mu’ânaka etmesini emr ü işâret buyurdu.
Hazret-i Pîr, Bâkü’ye bir konak mesâfeye tekarrüb etdikde Pîr Sadreddîn Mûsâ eş-Şirvânî ashâb ve mürîdânını alıp bir cem-i ğafîr ile istikbâl edib mülâkât etdikde mu’ânaka ederek kemâl-i izzet ve ikrâm ile hazret-i müşârün-ileyhi hânesine indirdi. Esnâ-yı sohbette “Molla İlyâs! Bir kişinin mürşidi Hazret-i Rasûlûllâh Sallallâhü aleyhi ve sellem olmak binde bir kimseye müyesser değildir” diyerek iltifât buyurdu.
Bakü’de dört yıl kadar ikâmet ve Pîr-i müşârün-ileyhin riyâzet-hânesinde mücâhede ve ahz-ı hilâfet ederek 807’de Timur Hân’ın vefâtı üzerine istihsâl etdiği afva binâen Amasya’ya avdet ve irşâd-ı sâlikine muvâzabet ve Gümüşlüzâde Hâce Celâl Çelebi tarafından kendisine binâ edilen Tekkesinde ikâmet etdi.
Beş yıl kadar irşâd-ı sâlikîn zikr-i terbiye-i tâlibîn [597] ile iştiğâl ederek Kuş Köprü başında olan bahçesinde ikâmet etdiği esnâda 813 senesi şevvâlinin üçüncü günü dâr-ı kudse intikâl etdi.
Ya’kûb Paşa’nın 814 tarihli vakfiyesinde mestûr ve “Nefehâtü’l-Üns”de mezkûr olduğu üzere ırmak kenarında cesedi yıkanırken serîrin bir ayağı kırılıp aşağıya doğru meyletmesi üzerine Hazret-i Pîr, eliyle serîrin bir tarafını kuvvetle tutarak cesedi sükûttan muhâfaza etdiğini hâzırûn kemâl-i hayretle müşâhede etmişdir.
Cenâzesi kemâl-i hürmetle kaldırılıp Gümüşlüzâde Mahallesi üstünde vâkî’ yukarı bahçesine defnedildi. Mu’ahharan medfûn olduğu yerin üstüne güzel bir türbe binâ olunup 990’da Sultân Bâyezîd-i Sânî tarafından âlî ve kârgîr bir türbe binâ ve mesâlihine Merzifon kazâsında vâki’ üç karyeyi vakfetdi.
Gâyet fâzıl, muhakkik, a’lemü’l-ulemâ kudvetü’l-verâ ekmel-i asr, halîm, mütevâzı’, kerîm, fevkalâde müteşerri’, kâmil bir zât-ı kerâmet-simât idi. Kuddise sirruhû. [598]
Müşârün-ileyhin türbesi iksîr-i şifâ i’tikâd edildiğinden erbâb-ı hâcâtın ziyâretgâhı idi. 1294’de mekteb-i rüşdiye talebesinden Ahmed Efendi’nin bir ayağı eğri olduğundan akrân ve emsâli tarafından kendisine Topal Ahmed denmekte idi.
Ahmed Efendi bu lâkaba pek ziyâde tutulur. Vâlidesinin tavsiyesiyle Hazret-i Pîr’in kabrine kırk sabah devam eder ve Kur’ân okur, Cenâb-ı Hakk’dan ayağının doğrulmasını diler. Kırkıncı günü fecrin tulû’undan evvel türbe kapısı önünde uyur.
Rü’yâsında Hazret-i Pîr’in türbeden çıkıp geldiğini görür, ayağının eğri yerini tutup eliyle bükerek doğrultur. Acısından uyanır, ayağını doğrulmuş bulur. Bu vâkı’ayı bilenlerden ve görenlerden çoklarını gördüm. Bu vak’anın olduğunu müttefikan beyân etmekte idiler.
Hazret-i Pîr’in üç mahdûmu malûm olabildi. Bunların biri Alâeddîn Alî Çelebi 806 da, diğeri İzzeddîn Hasan 831’de öbürü Pîr Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi 843’de vefât etmişlerdir. Kerîmesi Râbi’a Hâtun’dur. Dâmadı da birâderzâdesi Pîr Abdurrahmân Çelebi’dir. [599]
Alâeddîn Alî Çelebizâde Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi 858’de, İzzeddîn Hasan Çelebizâde Mevlânâ Kemaleddîn Mehmed Çelebi Mekke-i Mükerreme’de 860’da ve Celâleddîn Çelebizâde Mevlânâ Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi de 889’da ve Hüsâmeddîn Çelebizâde Pîr Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi 908’de vefât etmişdir.
Hazret-i Pîr’in ma’lûm olan hulefâ-yı kirâmı şunlardır: Dâmâdı Hazret-i Pîr Abdurrahmân Çelebi, Mevlânâ Pîr Şerefeddîn Hamza Çelebi bin Îsâ, Mevlânâ Hamîdeddîn Mehmed Çelebi bin İbrâhim, Mevlânâ Pîr Sun’ullâh Çelebidir. Mürîd ve hâdim-i hâssı Çemişgezekli Şükrullâh Baba ile Alî Baba da hulefâ-yı kirâmından idi.
Hazret-i Pîr’in silsile-i ilmiyyesi muhtasaran şudur: Üstâdı Mevlânâ Fahreddîn İlyâs Çelebi, bunun üstâdı Mevlânâ Şerefeddîn Mehmed el-Herevî, bunun üstâdı allâme-i meşhûr Ebû Hâmid Ahmed bin es-Sââtî’dir. Yine üstâdı Mevlânâ Nizâmeddîn Abdülmelik Çelebi, bunun üstâdı Mevlânâ Kemaleddîn Ebû İshâk İsmâîl bin Ya’kûb es-Sâlârî, bunun üstâdı Mevlânâ Tâcü’ş-Şerî’a [600] Mahmûd el-Buhârî.
Diğer üstâdı Hüsâmeddîn Hüseyin et-Türkmânî, bunun üstâdı Mevlânâ Musliheddîn Mûsâ es-Sivasî, bunun üstâdı Mevlânâ Şemseddîn Mehmed bin el-Hâllâtî, bunun üstâdı Mevlânâ Siraceddîn Mahmûd el-Urmevî’dir. Diğer üstâdı Mevlânâ Kıvâmeddîn Kâsım el-Erzincânî, bunun üstâdı Mevlânâ Vecîhüddîn Ömer bin Abdülhasen el-Erzincânî, bunun üstâdı Mevlânâ sadrü’ş-şerî’a Ubeydullâh bin Mes’ûd el-Buhârî, bunun üstâdı da cedd-i âlîsi Tâcü’ş-şerî’a Mahmûd el-Buhârî’dir.
Hazret-i Pîr’in silsile-i tarîkati de şudur: Şeyh-i celîl-i Pîr Sadreddîn Mûsâ eş-Şirvânî, bunun şeyhi Pîr Hacı İzzeddîn Hasan el-Halvetî, bunun şeyhi Cemâleddîn İbrâhim ez-Zâhid el-Ceylânî bunun şeyhi Cemâleddîn Mehmed et-Tebrîzî, bunun şeyhi Şihâbüddîn Ahmed et-Tebrizî, bunun şeyhi Rükneddîn Mehmed Baba Sivasî, bunun şeyhi Kutbeddîn Ahmed el-Ebherî, bunun şeyhi Mevlânâ Ziyâeddîn Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî. Kaddesallâhü esrârahüm
Silsile-i meşâyihinde Ahî Hurrem eş-Şirvânî, Pîr Ömer el-Halvetî, Ahî Mehmed el-Halvetî de meşâyihinden sayılmaktadır. Ancak bunlar [601] Pîr İbrâhim Zâhid Geylânî hulefâsından oldukları münâsebetle yekdiğerinin şeyhi idâdına girmişdir. Hazret-i Pîr’in silsile-i ilm ü tarîkatı, sülâle-i nesebiyyesi gibi inkıtâ’a uğramışdır.