Lütfullah Lutfî Bey, Şehzade Mustafa'nın Amasya valiliği yıllarında (1541-1553) şehzadenin defterdarı olarak anılan bir devlet adamıdır. Onu şair olarak kaydeden tek kaynak Hüseyin Hüsameddin'in Amasya Tarihi'dir: Hüsameddin, şehzadenin nişancısı Hamdî, defterdarı Lütfullah Lutfî Bey ve divan kâtibi Fazlî Çelebi'nin "şu'arâdan", yani şairlerden olduğunu yazar. XVI. yüzyıl tezkirelerinde Lutfî Bey'e ayrılmış bir madde yoktur; adı yalnız şair oğlu Kudsî Mehmed Çelebi'nin maddesinde, babası olarak geçer. Şiirlerinden bugüne bir örnek ulaşmamıştır. Aynı yüzyılda Lutfî ve Lütfullah adını taşıyan pek çok kişi bulunduğundan, kaynakların hangisinin kimi anlattığı aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin, Şehzade Mustafa'nın Amasya'ya gelişini anlattığı bölümde şehzadenin edebiyata düşkünlüğünü ve çevresindeki şairleri şöyle sayar:
Şehzâdenin nişâncısı Elvân Çelebi ahfâdından "Nefîsoğlu" demekle meşhûr Tâceddîn Efendi mahdûmu Hamdî Hamdullâh Çelebi, defterdârı Lütfullâh Lutfî Bey, kâtib-i dîvânı Fazlî Çelebi şu'arâdan idi.
Günümüz Türkçesiyle: Şehzadenin nişancısı, Elvan Çelebi'nin torunlarından olup "Nefîsoğlu" diye tanınan Tâceddin Efendi'nin oğlu Hamdî Hamdullah Çelebi, defterdarı Lütfullah Lutfî Bey ve divan kâtibi Fazlî Çelebi şairlerdendi.
Bu cümle, Lutfî Bey'in şairliğine dair bilinen tek tanıklıktır. Hüsameddin aynı yerde, onlardan ayrı olarak şehzadenin musahipleri arasında bir de Tayyibzâde Lutfî Efendi'yi anar. İki ad aynı listede ve farklı unvanlarla geçtiğine göre Hüsameddin bunları iki ayrı kişi saymıştır. Hüsameddin, Lutfî Bey'in Amasyalı olup olmadığını, nereden geldiğini ve şehzadenin ölümünden sonra ne olduğunu yazmaz.
Tezkirelerdeki İzi
Âşık Çelebi'nin Meşâ'irü'ş-şu'arâ'sında şair Kudsî'nin maddesi, onun babasını tanıtarak başlar. Kudsî, padişah sarayının içinde yetişmiş, sonra şehremini ve Sultan Mustafa'nın defterdarı olduktan sonra sancakbeyi olan Lutfî Beg'in oğludur; adı Mehmed Çelebi'dir. Kınalızâde Hasan Çelebi de Kudsî maddesinde aynı bilgiyi verir ve görevi daha açık söyler: Lutfî Beg, saray-ı hümayunda yetişmiş, şehremini, ardından Şehzade Sultan Mustafa'nın defterdarı iken sancakbeyliğine geçmiştir. Hüsameddin'in "defterdar Lütfullah Lutfî Bey"i ile tezkirelerin "Sultan Mustafa defterdarı Lutfî Beg"i aynı göreve işaret ettiği için aynı kişi olmaları kuvvetle muhtemeldir. Bu eşleştirme bizim çıkarımımızdır; kaynakların hiçbiri iki bilgiyi birleştirmez.
Tezkirelere göre Lutfî Bey'in yolu, sarayda yetişip mali ve idari görevlerde yükselen kul kökenli devlet adamlarının yoludur. Şehreminliği İstanbul'da, sancakbeyliği ise şehzadenin yanından ayrıldıktan sonraya düşer. Sancakbeyliğine şehzadenin hayattayken mi, yoksa 1553'teki ölümünden sonra mı geçtiği belli değildir. Tezkirecilerin hiçbiri Lutfî Bey'in şiir yazdığından söz etmez; Âşık Çelebi'nin ve Kınalızâde'nin yalnız oğlunu şair olarak ele alması, babanın şairliğinin onların gözünde kayda değer bulunmadığını ya da bilinmediğini gösterebilir.
Ailesi
Oğlu Kudsî Mehmed Çelebi önce ilim yoluna girmiş, müftü Hace Çelebi Efendi'ye, yani Ebussuûd Efendi'ye bağlanmış, sonra "oğul ata sanatını tutmalı" diyerek babasının yolundan sipahi mesleğine geçmiştir. Âşık Çelebi'ye göre önce müteferrika olmuş, ardından Mısır evkafına defterdar, daha sonra Sivas tımar defterdarı olmuştur. Kınalızâde, Kudsî'nin babası gibi sancakbeyliğine yükseldikten sonra öldüğünü kaydeder. Kudsî'nin şiirleri tezkirelerde yer alır; bu şiirler babasına değil kendisine aittir.
Kaynakların Durumu ve Tartışma
Lutfî Bey'in şair olarak tanınması tamamen Hüsameddin'in tek cümlesine dayanır. Hüsameddin bu bilgiyi hangi kaynaktan aldığını belirtmez; şehzadenin çevresi için kullandığı kaynaklar arasında Kemâleddin İbrâhim Efendi'nin Masârif-i Beytü'l-Mâl'i ile Sürûrî'nin Gülistân Şerhi'nin sonundaki kayıtlar vardır, ancak Lutfî Bey'in şairliğinin bunlardan geldiği gösterilemez. Lutfî Bey'in bir mahlası olup olmadığı da bilinmiyor; "Lutfî" burada adının kısaltılmış biçimi de olabilir.
Ad benzerliği yüzünden başka Lutfîlerle karışma ihtimali yüksektir. Hüsameddin, Hızır Paşazâde ailesinden Keşfî Mehmed Çelebi'nin oğlu Selim Çelebi'yi anlatırken onun "şu'arâdan Küçük Lutfî Bey"in kardeşi olduğunu yazar; aynı aileden Hızrî Mehmed Bey'in babası da Lütfullah Çelebi'dir. Kınalızâde ise babaları defterdarlık yapmış iki kardeşi, Meylî ve Neylî mahlaslı "Lutfî Begzâde"leri anar. Bu kişilerin şehzadenin defterdarıyla ya da Kudsî ile bir akrabalığı olup olmadığı kaynaklarda söylenmez. Bu adlar burada yalnız karışıklığın boyutunu göstermek için anılmıştır. Kesin olan, Hüsameddin'in şehzadenin defterdarını şair saydığı ve tezkirelerin bu defterdarı yalnız bir şairin babası olarak tanıdığıdır.
Şiiri
Lutfî Bey'in şiirlerine ulaşılamamıştır. Taranan tezkirelerde (Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi, Kınalızâde, Beyânî, Gelibolulu Âlî) onun adına kaydedilmiş bir beyit yoktur, Hüsameddin de bir örnek vermez. Şehzade Mustafa'nın Amasya'daki meclisi ve oradaki öteki şairler için sitemizdeki Şehzade Mustafa (Muhlisî): Şiirleri ve Amasya Çevresindeki Şairler yazısına, şehzadenin hayatı için Şehzade Mustafa yazısına bakılabilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 305-306 (e-kitap s. 506-507). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page506.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 324-325 (e-kitap s. 288) ("Selîm Çelebi-Hızır Paşazâde" maddesi). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page288.html
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 580-581 ("Kudsî" maddesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 697-698 ("Kudsî" maddesi), 823 ("Meylî"), 885 ("Neylî"). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
