Amasya'nın cihet-i şarkiyyesinde kâ'in Taşâbâd (Erba'a) kazâsının eski merkezi Sonusa civârında zâviye ve türbesi ve 655 târîhli vakfiyesi olan eş-Şeyh Nûreddîn Alp Arslan bin Sârımeddîn [28] Muhammed Ebî Bekir el-Kemâhî er-Rufâ'îzâde Alâ'eddîn Savcı Bey'in oğludur.
Azîz bin Erdeşîr el-Esterebâdî'nin Sivas târîhi olan "Bezm ü Rezm" adlı eserinde "Niksâr'da emâret eden evlâd-ı Tâceddîn" dediği bu Tâceddîn Togan Şâh'ın evlâdıdır. Niksâr'da tarafımdan bulunup toprak altından çıkarılan mezâr taşında "Tâceddîn Togan Şâh Alp bin Savcı" diye okunmakdadır. Hafîdi Emîr Bahâ'eddîn Bey'in el yazısıyla ceddi "Tâceddîn Togan Şâh" diye yazılmış olduğu bir kitâbın sonunda görüldü.
Şihâbeddîn Ahmed Nüveyrî, Ayasofya Kütüb-hânesi'nde olan "Mesâlikü'l-Ebsâr" adlı eserinde diyor ki: "Togancık Bey, Niksâr emîri olup hudûd-ı emâreti şimâlen Kastamonu emîri Süleyman Paşa'nın hudûd-ı emâretine kadar imtidâd ederdi. Bilâd-ı Rûm'da nüfûz ve şöhreti vardı. Hâtırı sayılır ümerâdan idi".
Togan Şâh, Amasya vilâyetini istîlâ ederek Emîr Timurtaş oğlu Şeyh Hasan Bey'in nüfûzunu i'âde, Kürt ve Taşan Beyler'i ve Gâzi Çelebi tarafdârlarını firâr ve ihtifâya mecbûr etdi. Gâzi Çelebi'yi geldiği Simre Çiftliği'ne gönderdi. Kendisi de Amasya tahtgâhında oturdu.
Sivas emîri Eretna Bey, bu hâle karşı ihtiyât ve basîretle hareket ederek bir müddet iğmâz-ı ayn etmeye mecbûr oldu. Amasya'dan kendisine ilticâ edenleri taltîf ve himâye ederek bunlardan Kürt Bey'e Kayseriyye [29] emâretini verdi. Kendisine mu'ârız olan Samgâr ve Tâc Kızıl Oğulları'nı def' etdi.
Çünkü Kürt Bey'in dostu olan Babazâde Kutlu Bey'in büyük mahdûmu Alâ'eddîn Alî Şâh Eretna Bey'in nezdinde pek mukbil ve makbûl idi. Kürt Bey de Ebû Sa'îd Bahâdır Hân ümerâsından şecî', müdebbir, zî-nüfûz bir Türkmen'di. Kayseriyye'de "Kürtler Mahallesi" bunun ve evlâdının ikâmet etdiği yerlerdi.
Eretna Bey, Togan Şâh'dan ve bunun efendisi ve metbû'u olan Timurtaş oğlu Şeyh Hasan Bey'den korkacak bir mevki'de değildi. Eretna Bey'i en ziyâde düşündüren Mısır hükümdârı Melik Nâsır Muhammed bin Kalavun'a karşı ta'ahhüd eylediği hutbe ve sikke mes'elesiydi. Muhammed bin Kalavun bi-eyyi-hâl kendi nâmına hutbe okutmasını ve sikke kesdirmesini şiddetle taleb, bu talebini de kuvve-i askeriyye ile te'yîd ediyordu.
Eretna Bey, Mısır hükümdârı nâmına hutbe okutsa, sikke kesdirse sâ'ir beylerin ve halkın nazarında nüfûz ve haysiyeti halel-dâr olurdu. Açıkdan redd etse Haleb vâlîsiyle Dulkadir oğlu Karaca Bey'in tecâvüzâtından ürküyordu. Nazarında Karaca Bey'in ehemmiyeti yokdu. Lâkin bunu himâye eden Haleb vâlîsinden korkuyordu.
Bundan dolayı Eretna Bey, Togan Şâh'ın cür'et-kârâne hareketine muvakkaten ses çıkarmadı. Çünkü Tokat emîri Ulu Bey'in de kendisine karşı vaz'iyyeti şâyân-ı dikkatdi. Bununla beraber bir tarafdan Amasya beylerinden Halifet Gâzi, Gül Bey, Sunkur Oğulları'nı ve tarafdârlarını Togan Şâh [30] aleyhine tahrîk, diğer tarafdan Samsun emîri Tuli Bey'i Amasya'nın tahlîsine teşvîk ve elinden geldiği kadar yardımlar ediyordu.
Eretna Bey'in bu tertîbâtına tâli'i de yardım etdi. 741 senesi zilhiccesinin on dokuzunda en ziyâde korkduğu Mısır hükümdârı Melik Muhammed bin Kalavun vefât edib yerine büyük mahdûmu Melik Mansûr Seyfeddîn Ebû Bekir Mısır hükümdârı oldu. Bu yüzden Mısır beylerinin aralarına da fitneler girdi. Eretna Bey, bundan istifâde ederek i'lân-ı istiklâl ediverdi.
Eretna Bey'in istiklâli üzerine tedârikâtını ikmâl eden Tuli Bey Samsun tarafından hareket etdi. Amasya beylerinin içerden yardımlarıyla Togan Şâh'ı Niksâr'a kaçırdı. Amasya'yı 742 senesi evâ'ilinde harben aldı. Amasya vilâyeti bütün mülhakâtıyla doğrudan Eretna Bey'in nüfûzu altına girdi. Eretna Bey'in memâlikinden oldu. Togan Şâh da bu vak'adan sonra Niksâr'da vefât etdi.
Muharrir-i fakîr, Niksar kadısı iken Togan Şâh'ın kabrini çok aradım. Niksâr'ın cenûb tarafında Dânişmend Gâzi Türbesi'ne giden yol üzerinde yek-diğerine mu'ârız, yanyana bulunan iki türbeyi tedkîk edib cebhesi şimâle nâzır olan türbenin içini tathîr etdirdim, topraklarını kazdırdım. Toprağın altından çıkardığım bir mezâr taşının şimâl cebhesinde şu kitâbeyi kemâl-i müşkilât ile okuyabildim: "Hâzâ kabrü'l-emîri'l-isfehsâlâri'l-ecelli'l-kebîr el-melikü'l-muzaffer el-mücâhidü'l-murâbıt ... âce'd-dîn Togan Şâh Alp bin Savcı ... rahmetullâh – ...ın ve erba'în ve seb'i-mi'e".[31]
Bu kitâbe toprağın altında uzun bir müddet kalmış olduğundan yazı olduğu belirsiz bir hâlde bulundu. Kiremid parçaları sürülerek yazı olduğu anlaşıldı. "âc" kelimesi "Tâc" yâhud "Sirâc" olabilir. Okuyamadığım yerleri noktaladım. Birincisi "intekale ilâ" olmalıdır. İkincisi "Seb'a" , "tis'a" okunabilir. Fakat "seb'a" olması pek muhtemeldir.⁴⁷⁰Bu kabrin yanındaki cephesi garba nâzır olan türbe de birâderi Nûreddîn Alp Arslan'ın olduğu anlaşıldı.
Sultân Reşîdeddîn Ertena Hân⁴⁷¹ "Câmiu'd-Düvel"in "Âl-i Eretna" faslında ve sâ'ir mevâki'inde Müneccimbaşı Ahmed Efendi'nin zabtı üzere Kayseriyye beyi olan Ca'fer Bey⁴⁷² bin Eretna Bey'in mahdûmudur.⁴⁷³ Kayseriyye'de doğmuş, Sultân Ebû Sa'îd Bahâdır Hân'a intisâb ederek silk-i ümerâya girmiş, hemşîresini Sivas vâlîsi Emîr Timurtaş bin Emîr Çoban [32] tezevvüc eylediğinden Kayseriyye emîri olmuş, Ebû Sa'îd Bahâdır Hân'ın teveccüh ve i'timâdını kazanıp Timurtaş'ın Mısır'a firârından sonra Sivas vâlîsi olarak ta'ayyün etmişdir.
Muhammed Avârî Efendi, "Râmûzu'l-A'yân"ında diyor ki: "Emîr Timurtaş'dan sonra Sivas ve mülhakâtını Timurtaş'ın kayınbirâderi olan Sultân Reşîdeddîn Eretna Hân ahz ve temellük etdi".
Muhammed bin Alî el-Acemî, "Mecma'u'l-Ensâb"ında diyor ki: "Emîr Eretna, Sultân Ebû Sa'îd'in fermânıyla Rûm eyâletine bir müddet hâkim oldu. Sultân'ın vefâtından sonra o memleketi adâletle güzel idâre etdi. Halk ona adâletinden dolayı "Köse Peygamber" lakabını verdi".
Mahmûd Aynî de Veliyyeddîn Efendi Kütüb-hânesi'nde olan "Ikdu'l-Cumân"⁴⁷⁴ adlı eserinde 753 senesi vekâyi'inde diyor ki: "Rûm sultânı Noyin Ertana, ibtidâ Sultân Ebû Sa'îd tarafından Rûm nâibi (vâlîsi) oldu. Sultânın vefâtından sonra Mısır hükümdârı Melik Nâsır Muhammed bin Kalavun'a arz-ı [33] bey'at edib tarafından nâibü'r-Rûm oldu. Kendisine bir hil'at-ı sultâniyye verildi. Mekâtîb-i sultâniyyede "Nâ'ibü's-saltanati'ş-şerîfeti bi'l-bilâdi'r-Rûmiyye" unvânı yazılırdı".
Günümüz Türkçesiyle
Amasya'nın doğusunda bulunan Taşâbâd (Erbaa) kazasının eski merkezi Sonusa yakınında zaviyesi ve türbesi ile 655 [1257] tarihli vakfiyesi bulunan Şeyh Nûreddîn Alp Arslan bin Sârımeddîn Muhammed Ebî Bekir el-Kemâhî er-Rufâ'îzâde Alâeddîn Savcı Bey'in oğludur.
Azîz bin Erdeşîr el-Esterebâdî'nin Sivas tarihi olan "Bezm ü Rezm" adlı eserinde "Niksar'da emirlik eden Tâceddîn'in çocukları" dediği bu Tâceddîn Togan Şâh'ın soyundandır. Niksar'da benim bulup toprak altından çıkardığım mezar taşında "Tâceddîn Togan Şâh Alp bin Savcı" diye okunmaktadır. Torunu Emîr Bahâeddîn Bey'in kendi el yazısıyla dedesinin adının "Tâceddîn Togan Şâh" diye yazıldığı bir kitabın sonunda görüldü.
Şihâbeddîn Ahmed Nüveyrî, Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunan "Mesâlikü'l-Ebsâr" adlı eserinde der ki: "Togancık Bey, Niksar emiriydi. Emirliğinin sınırı kuzeyde Kastamonu emiri Süleyman Paşa'nın emirlik sınırına kadar uzanırdı. Rum diyarında sözü geçer, şöhreti vardı. Hatırı sayılır emirlerdendi."
Togan Şâh, Amasya vilayetini ele geçirerek Emîr Timurtaş oğlu Şeyh Hasan Bey'in nüfuzunu yeniden kurdu. Kürt ve Taşan Beyleri ile Gâzi Çelebi taraftarlarını kaçıp gizlenmeye mecbur etti. Gâzi Çelebi'yi geldiği Simre Çiftliği'ne gönderdi. Kendisi de Amasya tahtında oturdu.
Sivas emiri Eretna Bey, bu duruma karşı ihtiyatla ve sezgiyle davranarak bir süre göz yummak zorunda kaldı. Amasya'dan kendisine sığınanları ödüllendirip koruyarak bunlardan Kürt Bey'e Kayseri emirliğini verdi. Kendisine karşı çıkan Samgâr ve Tâc Kızıl Oğulları'nı uzaklaştırdı.
Çünkü Kürt Bey'in dostu olan Babazâde Kutlu Bey'in büyük oğlu Alâeddîn Alî Şâh, Eretna Bey'in yanında çok itibarlı ve makbul biriydi. Kürt Bey de Ebû Saîd Bahadır Han'ın emirlerinden cesur, tedbirli, sözü geçen bir Türkmen'di. Kayseri'deki "Kürtler Mahallesi" bunun ve çocuklarının oturduğu yerlerdi.
Eretna Bey, Togan Şâh'tan ve onun efendisi, bağlı olduğu kişi olan Timurtaş oğlu Şeyh Hasan Bey'den korkacak bir durumda değildi. Eretna Bey'i en çok düşündüren şey, Mısır hükümdarı Melik Nâsır Muhammed bin Kalavun'a karşı üstlendiği hutbe ve sikke meselesiydi. Muhammed bin Kalavun, her hâlükârda kendi adına hutbe okutulmasını ve para bastırılmasını şiddetle istiyor, bu isteğini askerî güçle de destekliyordu.
Eretna Bey, Mısır hükümdarı adına hutbe okutsa, para bastırsa, öteki beylerin ve halkın gözünde nüfuzu ve itibarı zedelenecekti. Açıktan reddetse Halep valisinin ve Dulkadir oğlu Karaca Bey'in saldırılarından çekiniyordu. Gözünde Karaca Bey'in önemi yoktu, ama onu koruyan Halep valisinden korkuyordu.
Bu yüzden Eretna Bey, Togan Şâh'ın gözü pek hareketine geçici olarak ses çıkarmadı. Çünkü Tokat emiri Ulu Bey'in kendisine karşı tutumu da dikkate değerdi. Bununla birlikte bir yandan Amasya beylerinden Halifet Gâzi, Gül Bey, Sunkur Oğulları'nı ve taraftarlarını Togan Şâh aleyhine kışkırtıyor, öte yandan Samsun emiri Tuli Bey'i Amasya'yı kurtarmaya teşvik ediyor ve elinden geldiği kadar yardım ediyordu.
Eretna Bey'in bu düzenlemelerine talih de yardım etti. 741 yılı zilhiccesinin on dokuzunda [1341] en çok korktuğu Mısır hükümdarı Melik Muhammed bin Kalavun öldü, yerine büyük oğlu Melik Mansûr Seyfeddîn Ebû Bekir Mısır hükümdarı oldu. Bu yüzden Mısır beylerinin arasına da fitneler girdi. Eretna Bey bundan yararlanarak bağımsızlığını ilan etti.
Eretna Bey'in bağımsızlığı üzerine hazırlıklarını tamamlayan Tuli Bey Samsun tarafından harekete geçti. Amasya beylerinin içeriden yardımıyla Togan Şâh'ı Niksar'a kaçırdı. Amasya'yı 742 yılının başlarında [1341-42] savaşarak aldı. Amasya vilayeti bütün bağlı yerleriyle doğrudan Eretna Bey'in nüfuzu altına girdi, Eretna Bey'in ülkelerinden oldu. Togan Şâh da bu olaydan sonra Niksar'da öldü.
Bu fakir yazar, Niksar kadısı iken Togan Şâh'ın kabrini çok aradım. Niksar'ın güneyinde, Dânişmend Gâzi Türbesi'ne giden yol üzerinde, birbirine karşılıklı, yan yana duran iki türbeyi inceledim. Cephesi kuzeye bakan türbenin içini temizlettim, toprağını kazdırdım. Toprağın altından çıkardığım bir mezar taşının kuzey yüzünde şu kitabeyi büyük güçlükle okuyabildim: "Hâzâ kabrü'l-emîri'l-isfehsâlâri'l-ecelli'l-kebîr el-melikü'l-muzaffer el-mücâhidü'l-murâbıt ... âce'd-dîn Togan Şâh Alp bin Savcı ... rahmetullâh – ...ın ve erba'în ve seb'i-mi'e." Anlamı: "Bu, ulu emir, ordu komutanı, çok yüce ve büyük, zafer kazanmış hükümdar, Allah yolunda savaşan, sınır nöbetçisi ... Togan Şâh Alp bin Savcı'nın kabridir ... Allah ona rahmet etsin ... ve kırk ve yedi yüz [yılında]."
Bu kitabe toprağın altında uzun süre kalmış olduğundan yazı olduğu belli olmayacak bir hâlde bulundu. Kiremit parçaları sürülerek yazı olduğu anlaşıldı. "âc" kelimesi "Tâc" ya da "Sirâc" olabilir. Okuyamadığım yerleri noktaladım. Birincisi "intekale ilâ" [şuraya göç etti] olmalıdır. İkincisi "seb'a" [yedi] de "tis'a" [dokuz] da okunabilir. Fakat "seb'a" olması çok muhtemeldir. Bu kabrin yanındaki, cephesi batıya bakan türbenin de kardeşi Nûreddîn Alp Arslan'ın olduğu anlaşıldı.
Sultân Reşîdeddîn Ertena Han, "Câmiu'd-Düvel"in "Eretna Oğulları" bölümünde ve başka yerlerinde Müneccimbaşı Ahmed Efendi'nin kaydına göre Kayseri beyi olan Ca'fer Bey bin Eretna Bey'in oğludur. Kayseri'de doğmuş, Sultan Ebû Saîd Bahadır Han'a bağlanarak emirler zümresine girmiş, kız kardeşini Sivas valisi Emîr Timurtaş bin Emîr Çoban'a eş olarak verdiğinden Kayseri emiri olmuş, Ebû Saîd Bahadır Han'ın teveccüh ve güvenini kazanıp Timurtaş'ın Mısır'a kaçmasından sonra Sivas valisi olarak atanmıştır.
Muhammed Avârî Efendi, "Râmûzu'l-A'yân" adlı eserinde der ki: "Emîr Timurtaş'tan sonra Sivas'ı ve bağlı yerlerini, Timurtaş'ın kayınbiraderi olan Sultan Reşîdeddîn Eretna Han alıp kendi mülkü yaptı."
Muhammed bin Alî el-Acemî, "Mecma'u'l-Ensâb" adlı eserinde der ki: "Emîr Eretna, Sultan Ebû Saîd'in fermanıyla bir süre Rum eyaletine hâkim oldu. Sultan'ın ölümünden sonra o memleketi adaletle güzel yönetti. Halk ona adaletinden dolayı 'Köse Peygamber' lakabını verdi."
Mahmûd Aynî de Veliyyeddîn Efendi Kütüphanesi'nde bulunan "Ikdu'l-Cumân" adlı eserinde 753 [1352] yılı olayları arasında der ki: "Rum sultanı Noyin Ertana, önce Sultan Ebû Saîd tarafından Rum nâibi (valisi) oldu. Sultan'ın ölümünden sonra Mısır hükümdarı Melik Nâsır Muhammed bin Kalavun'a bağlılık sunarak onun tarafından Rum nâibi oldu. Kendisine bir sultanî hil'at verildi. Sultanî yazışmalarda 'Nâ'ibü's-saltanati'ş-şerîfeti bi'l-bilâdi'r-Rûmiyye' yani 'Rum ülkelerinde şerefli saltanatın nâibi' unvanı yazılırdı."
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- cihet-i şarkiyye: doğu yönü
- kâ'in: bulunan
- zâviye: dervişlerin kaldığı, ibadet ettiği küçük tekke
- vakfiye: bir vakfın kuruluş şartlarını yazan belge
- hafîd: torun
- ced: dede
- emâret: emirlik
- istîlâ: ele geçirme
- tahtgâh: başkent, taht yeri
- iğmâz-ı ayn: göz yumma
- ilticâ: sığınma
- mu'ârız: karşı çıkan
- hutbe: Cuma namazında hükümdar adının anılması; egemenliğin göstergesi sayılırdı
- sikke: hükümdar adına basılan para
- bi-eyyi-hâl: her hâlükârda
- tahlîs: kurtarma
- tathîr: temizleme
- cebhe: yüz, cephe
- kitâbe: taşa yazılmış yazıt
- nâib: vekil, vali
Togan Şâh Kimdi
Hüsameddin, Togan Şâh'ı dört dayanakla tanıtır: Esterâbâdî'nin Sivas tarihi, Niksar'da bulduğu mezar taşı, torunun el yazısıyla düştüğü bir kitap notu ve Nüveyrî'nin "Togancık Bey" kaydı. Tâceddinoğulları üzerine yazılan ansiklopedi maddesi ise Niksar yöresinde kurulan hanedanın ilk adı olarak Emîr Doğanşah'ı (Doğancık Bey) anar. Bu kişinin İlhanlı hâkimiyeti çöktükten sonra bağımsız davrandığı, Eretna'ya karşı çıkıp Amasya'yı ele geçirdiği, 1341'de buradan çıkarılınca Niksar yöresine çekildiği ve 1346 ya da 1348'de öldüğü belirtilir. Ad benzerliği, Amasya'nın alınıp 1341'de kaybedilmesi, Niksar'a çekilme ve orada ölme, iki anlatım arasında dikkat çekici bir uyum kurar. Hüsameddin'in kitabedeki okuyamadığı birler basamağı "yedi" ya da "dokuz" olabilir; yani mezar taşı 747 ya da 749 tarihini taşır. Ansiklopedi maddesinin Doğanşah'ın ölümü için verdiği 1346 (747) ve 1348 (749) tarihleri bu iki okumayla birebir örtüşür. Yine de iki kişinin aynı olduğunu bildiren açık bir kayıt yoktur. Üstelik Hüsameddin'de Tâceddîn, Togan Şâh'ın kendi lakabıdır; ansiklopedi maddesinde ise Tâceddin Bey, Doğanşah'ın oğludur. Bu fark, eşleştirmeyi kesin saymaya engeldir.
Hüsameddin'in aradığı iki türbenin bugünkü durumuna dair okuduğumuz kaynaklarda bilgi bulunamadı. Kendisi de dipnotta, maarif müfettişi İsmâil Hakkı Bey'in aynı yere gittiğinde ne türbeleri ne de kitabeleri görebildiğini yazar.
Amasya'nın Eretna'ya Geçişi
Alâeddin Eretna, Uygur kökenli bir İlhanlı emiriydi. Timurtaş'ın kayınbiraderi olarak 1327'den sonra Anadolu'yu onun vekili sıfatıyla yönetti. Ebû Saîd'in ölümünden sonra (1335) gücünü pekiştirdi, Memlük sultanından Anadolu nâibi olduğuna dair belge aldı, 1340'ta Memlük sultanı adına hutbe okutmayı bıraktı ve ertesi yıl bağımsızlığını ilan etti. Sivas, sonra Kayseri merkez olmak üzere kendi adına hutbe okutup sikke kestirdi. Hüsameddin'in anlatımındaki sıra, yani Mısır'dan gelen hutbe ve sikke baskısı, Nâsır Muhammed'in ölümü ve ardından gelen istiklal ilanı bu tabloyla örtüşür. Aynı yıl Amasya'nın Eretna'ya bağlanması da ansiklopedi maddesinin verdiği 1341 tarihiyle uyuşur.
Eretna 1352 Mart'ına denk gelen 753 Muharreminde Kayseri'de öldü ve Köşkmedrese avlusundaki kümbete gömüldü. Hüsameddin'in verdiği ölüm tarihi bununla aynıdır. Öldüğünde Amasya da hâkimiyet alanı içindeydi.
Eretna'nın Soyu ve Adı
Hüsameddin, Müneccimbaşı'nın "Câmiu'd-Düvel"ine dayanarak Eretna'nın babasını Ca'fer Bey olarak verir. Dipnotta İbn Hacer'in "Ed-Dürerü'l-Kâmine" adlı eserinin babanın adını Hasan yazdığını, buna karşın Câmiu'd-Düvel'in kaydının her hâlde doğru olması gerektiğini söyler. Aynı dipnotta, Ca'fer Bey'in Karamanoğulları ile akrabalığına dair rivayeti de tarihin desteklemediği için reddeder. Ansiklopedi maddesi Eretna'nın babasının adını vermez; bu nedenle iki görüş arasında karar vermek mümkün olmadı.
Adın yazılışı konusunda Hüsameddin ayrı bir dipnot düşer. Ona göre doğru okuyuş "Ertena" değildir, "Ertene"dir ve Dîvânu Lugâti't-Türk'te "değerli inci" anlamına gelir; ad "erkek tana" diye açıklanamaz. Bu bilgi kitabın kendisinden aktarılmıştır, sözlükte ayrıca doğrulanmadı.
"Köse Peygamber" lakabı için kaynaklar farklı gerekçe sunar. Ansiklopedi maddesi bunu hem adaletine ve dindarlığına hem de sakalının seyrek oluşuna bağlar. Hüsameddin, Acemî'den aktardığı satırda yalnızca adaleti gerekçe gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 403–405. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar