İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL

Zeyneddîn Tuli Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 405–407 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya ümerâsından Halifet Gâzi birâderi Emîr Bedreddîn İbrâhim Bey bin Tuli Bey bin Türkan Şâh bin Güdül Bey'in mahdûmu Hâbil Bey'in evlâdından Emîr Şeyh İzzeddîn Hasan Bey'in oğludur. Hemşîresi Suli Paşa Hâtun, Eretna Bey'in zevcesidir. Kendisine "Hâbil Oğlu" denmişdir. Halifet Gâzi evlâdının ammizâdelerindendir.

Millet Kütübhânesi'nde mevcûd olup bu kütübhâneyi ihyâ eden merhûm Ali Emîrî Bey'in elinde gördüğüm hulâsa-i vekâyi'-i târîhiyyeyi hâvî bir risâle-i mühimmede "Feth-i Amasya der-dest-i Veled-i Hâbil sene 742" yazılıdır. Şu hulâsa-i târîhiyye gösteriyor ki Amasya, Hâbil Oğlu yedinde 742 senesinde feth ve tahlîs edilmişdir.

742 senesinde Hâbil Oğlu'nun Zeyneddîn Tuli olduğunu hafîdi Emîr Kemâleddîn Kâmil bin Tâceddîn İbrâhim Ahî Tayı bin emîr-i kebîr Zeyneddîn Tuli Bey'in 791 târîhli vakfiyesi göstermekdedir. Kâmil Bey'in birâderi Emîr Celâleddîn Hâbil Bey 798 senesinde Amasya ricâlinden idi. Tokat'da "Ahî Tayı Zâviyesi" vakfı ve Amasya'da "Hâbilzâde Sülâlesi" meşhûrdur. [34]

Emîr Timurtaş oğlu Şeyh Hasan Bey, Amasya vilâyetinin zayâ'ına pek ziyâde te'essüf etmiş, Eretna Bey'le harb etmeye karâr vermiş idi. Ancak büyük rakîbi ve düşmanı olan Irâk vâlîsi Şeyh Hasan-ı Kebîr'in ve Cihân Timur Hân'ın tecâvüzâtından emîn değildi.

Nihâyet "Câmiu'd-Düvel"de tafsîl edildiği üzere birâderi Melik Eşref Hân'ı, Cihân Timur Hân üzerine ve sonra tertîb etdiği büyük bir orduyu da ser-askeri Hacı Ya'kûb Şâh ile Süleyman Hân'a refîk ederek Eretna Hân üzerine gönderdi. Eretna Hân da bütün kuvvetiyle karşıladı.

Ancak Hacı Ya'kûb Şâh, Amasyalı bir vatan-perverdi. Kendi vatanını Moğol nüfûzundan kurtarmak için yıllarca mücâhedeler etmişdi. Küçük Şeyh Hasan Bey'in Eretna Hân'a galebesi Anadolu'da Moğol ve Tatar eşirrâsının tekrâr zulüm ve sitemlerini, nüfûz-ı cebbârânelerini diriltebilirdi. Pek muhtemeldir ki Hacı Ya'kûb Şâh bunları düşündü, Eretna Hân ordusu erkânından olan Amasya beyleri tarafından celb ve istimâle edildi.

Hulâsa "Câmiu'd-Düvel"in zabtı üzere Hacı Ya'kûb Şâh ve Süleyman Hân ile Eretna Hân orduları Sivas ile Erzincân arasında kâ'in "Egribük" denilen ovada birbirine mukâbil mevki'ler aldılar. Kanlı bir muhârebeye girdiler.

Eretna Hân ve Türk beyleri, 744 senesi cumadelâhirinin on dördüncü perşembe gününde Süleyman Hân'ı ve Moğol sürülerini tepelediler. Kat'î bir galebe-i kâmile elde ederek Moğol nüfûzunu Anadolu'dan silip süpürdüler. Şeyh Hasan Bey'e karşı pek müşkil bir mevki'de kaldı.⁴⁷⁵ [35]

Ayasofya Kütübhânesi'nde 1006 numarada bulunan bir risâlede şöyle muharrerdir: "Münhezim-şoden-i Süleyman Hân ez-Ertena⁴⁷⁶ der-Egirbük⁴⁷⁷ rûz-ı hamîs çehârdehüm mâh-ı cumadelâhir sene erba'in ve erba'îne ve seb'i-mi'e der-fasl-ı harîf." "Ikdu'l-Cümân", "A'yânu'l-Asr", "Kitâbü's-Sülûk"da aynı târîh ile mazbûtdur.

Görülüyor ki bütün Türkler ve Arab müverrihleri Eretna Hân'ın galebesini dikkatle kayd ederek bu galebenin Türkler ve Anadolu için pek mühim olduğunu anlatmış oluyorlar. Çünkü Çoban Oğulları'nın galebesi, Anadolu Türkleri için felâket olacakdı. Hacı Ya'kûb Şâh bu felâketin müsebbibi olarak tel'în edilecekdi.

Müneccimbaşı "Câmiu'd-Düvel"inde diyor ki: "Emîr Timurtaş oğlu Şeyh Hasan-ı Sagîr, ordusunun bozulduğuna pek ziyâde cânı sıkıldı, düşmana karşı müsâhele ve mümâşât etdiğine kanâ'at getirdiği Hacı Ya'kûb Şâh'ı 744 senesinde muhârebeden avdetinde i'dâm etdirdi. Hacı Ya'kûb Şâh'ın ta'allukâtından olan zevcesi İzzet Melik Hâtun da⁴⁷⁸ Şeyh Hasan-ı Sagîr'i sarhoş bir hâlde yatarken sene-i mezbûre recebinin yirmi yedinci salı gecesi câriyelerine boğdurdu".[36]

Eretna Bey, bu galebe-i kâmile üzerine büyük bir nüfûz ve haysiyet kazandı. Kendisine "Sultân Reşîdeddîn Eretna Hân" dedirdi. Amasyalı Kutlu Begzâde Hâce Alâ'eddîn Ali Şâh'ı vezîr, "Ahmed Yegâne" nâmıyla ma'rûf olan Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Yûsuf bin Ahmed el-Muhâcirî'yi⁴⁷⁹ kazasker⁴⁸⁰ nasb etdi.

Egribük muhârebesinde fedâ-yı cân eden Kayseriyye emîri Kürt Bey yerine mahdûmu Nûreddîn Kutlu Şâh geçdi. Çünkü bu muhârebede en büyük yararlıklar, fedâkârlıklar göstermişdi. Amasya vâlîsi Tuli Bey de Kutlu Şâh'dan ziyâde çalışmış, zaferin avâmilinden olmuşdu.

Sultân Eretna Hân'ın nüfûz ve şevketini artıran avâmilden biri de Küçük Şeyh Hasan'ın mahnûkan vefâtıyla Çoban Oğulları'nın arasına giren rekâbet ve nifâk idi. Sultân Eretna, bu rekâbeti tezyîd etmek için Küçük Şeyh Hasan Bey'in Karahisâr-ı Şarkî kalesine habs etdirdiği amcaları Sayurgân ve Yagı Bastı Beyler'i Bayrâmşâh'a ıtlâk etdirdi.

Müneccimbaşı Ahmed Efendi "Câmiu'd-Düvel"inde diyor ki: "Küçük Şeyh Hasan'ın vefâtında Sultân Süleyman Hân, ordunun başına geçdi. Âzerbaycân hükümdârı olup Karabâğ'da oturmuşdu. Emîr Çoban [37] Oğulları Sayurgan ve Yagı Bastı Beyler Karahisâr-ı Şarkî mahbesinden kurtuldukları anda Tebrîz'e gitdiler. Şeyh Hasan'ın birâderi Melik Eşref Hân ile birleşdiler. Süleyman Hân üzerine Karabâğ'a doğru yürüdüler".

Süleyman Hân'ın ma'iyyeti bunların gelmesinden haberdâr oldukları anda Süleyman Hân'ın yanından dağıldılar. Yalnız kalan Süleyman Hân Diyârbekir'e gitdi. Çoban Oğulları Şeyh Hasan'ın bırakdığı bilâdı istîlâ etdiler. Sonra Melik Eşref Hân ile amcalarının araları bozuldu. Kanlı muhârebelerden sonra Melik Eşref Hân amcalarına galebe etdi. Onları kesip Tebrîz'de i'lân-ı istiklâl eyledi. Buna "Eşek Eşref" denirdi.

Sultân Eretna Hân, Çobânîler arasına bu fitneyi koydukdan sonra kemâl-i huzûr ve emniyetle Anadolu'da istiklâline engel gördüğü ümerâyı cebren kendisine inkıyâd etdirdi. Nüfûzu Karahisâr-ı Şarkî, Canik, Erzincân vilâyetlerine de cârî oldu. Tokat emîri Mühezzebeddîn Ulu Bey'i kaldırdı. Tokat'ı Amasya emîri Zeyneddîn Tuli Bey'in uhdesine verdi.

Zeyneddîn Tuli Bey, nüfûz ve iktidâr-ı askerî i'tibâriyle eniştesi Sultân Eretna Hân derecesinde bir emîr-i mu'azzamdı. Kendisi Amasya'da ikâmet edib Tokat'a kendi tarafından mahdûmu Tâceddîn İbrâhim Bey'i emîr nasb ve irsâl etmişdi. Kendisine "Tuli Sultân" ve "Tuli Hân" denirdi. Bununla beraber Sultân Eretna Hân'a inkıyâd ederdi.

Eretna Hân, böyle bir sâhib-i nüfûzu kendisine daha ziyâde rabt ederek inkıyâdını te'yîd için Tuli Bey'in kerîmesini kendi mahdûmu Nâsıreddîn Muhammed Bey'e almışdı. Muhammed Bey zâten Tuli Bey'in hemşîrezâdesi idi. [38] Eretna Hân bu musâheretle hem Tuli Bey'i kendisine rabt hem de Muhammed Bey'in kendisine halef olmasını te'mîn etmiş oldu.⁴⁸¹ Bundan dolayı Tâceddîn İbrâhim Bey'e "Ahi Tayı" denmişdi.

Dipnotlar

  • 475 Bu cümlede bir eksiklik var, baskı sırasında ba’zı kelimeler unutulmuş olmalı. Bu cümlenin başına "Hacı Ya'kûb Şâh" kelimeleri eklenirse daha anlamlı olabilir. (Haz.).
  • 476 "Ertena", bu risâlede hemze ve tâ'nın fethi ve râ'nın sükûnuyla harekelenmişdir.
  • 477 "Egirbük", "Egribük, Egri Bük" demekdir. "Kitâbü's-Sülûk"da ve "A'yânu'l-Asr"da "Eksibük" şeklinde yazılmış, sonra "Egribük" diye tashîh edilmişdir.
  • 478 İzzet Melik Hâtun, Hacı Ya'kûb Şâh'ın kerîmesi olduğu zann olunur.
  • 479 Bu zâtın Horasân muhâcirlerinden olduğu evlâdı tarafından kayd edilmişdir. Meşhûr lugat sâhibi Lütfullâh ibni Ebî Yûsuf el-Halîmî bunun neslindendir.
  • 480 Sivas'da vakfı olan Emîr Ahi Ahmed'in 733 târîhli vakfiyesi bâlâsında "Ahmed bin Yûsuf bin Ahmed el-Muhâcirî el-kâdî bi-memâliki'r-Rûm ve asâkiruhâ" imzâsı bu zâtındır. 745 senesinde imzâ etdiği muharrerdir.
  • 481 Tuli Bey’in diğer kerîmesini de halefi Kutlu Şâh, kendi mahdûmu Şihâbeddîn Ahmed Şâh'a almışdır. Bundan hafîdi meşhûr Tuli Bey'dir.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya emirlerinden Halifet Gâzi'nin kardeşi, Güdül Bey oğlu Türkan Şâh oğlu Tuli Bey oğlu Emîr Bedreddîn İbrâhim Bey'in oğlu Hâbil Bey'in çocuklarından Emîr Şeyh İzzeddîn Hasan Bey'in oğludur. Kız kardeşi Suli Paşa Hatun, Eretna Bey'in eşidir. Kendisine "Hâbil Oğlu" denmiştir. Halifet Gâzi'nin çocuklarının amcaoğullarından biridir.

Millet Kütüphanesi'nde bulunan ve bu kütüphaneyi canlandıran merhum Ali Emîrî Bey'in elinde gördüğüm, tarihî olayların özetini içeren önemli bir risalede "Feth-i Amasya der-dest-i Veled-i Hâbil sene 742" yazılıdır; yani "Amasya'nın Hâbil oğlunun eliyle fethi, 742 yılı". Bu tarihî özet gösteriyor ki Amasya, Hâbil Oğlu'nun elinde 742 yılında fethedilmiş ve kurtarılmıştır.

742 yılında Hâbil Oğlu'nun Zeyneddîn Tuli olduğunu, torunu Emîr Kemâleddîn Kâmil bin Tâceddîn İbrâhim Ahî Tayı bin büyük emir Zeyneddîn Tuli Bey'in 791 [1389] tarihli vakfiyesi göstermektedir. Kâmil Bey'in kardeşi Emîr Celâleddîn Hâbil Bey 798 [1395-96] yılında Amasya ileri gelenlerindendi. Tokat'ta "Ahî Tayı Zâviyesi" vakfı ve Amasya'da "Hâbilzâde Sülâlesi" meşhurdur.

Emîr Timurtaş oğlu Şeyh Hasan Bey, Amasya vilayetinin elden gitmesine çok üzülmüş, Eretna Bey'le savaşmaya karar vermişti. Ancak büyük rakibi ve düşmanı olan Irak valisi Şeyh Hasan-ı Kebîr'in ve Cihân Timur Han'ın saldırılarından emin değildi.

Sonunda "Câmiu'd-Düvel"de ayrıntılı anlatıldığı üzere kardeşi Melik Eşref Han'ı Cihân Timur Han'ın üzerine gönderdi. Sonra hazırladığı büyük bir orduyu da başkomutanı Hacı Ya'kûb Şâh ile Süleyman Han'ı birlikte yürüterek Eretna Han'ın üzerine gönderdi. Eretna Han da bütün gücüyle karşıladı.

Ancak Hacı Ya'kûb Şâh, Amasyalı bir vatanseverdi. Vatanını Moğol nüfuzundan kurtarmak için yıllarca mücadele etmişti. Küçük Şeyh Hasan Bey'in Eretna Han'a üstün gelmesi, Anadolu'da Moğol ve Tatar kötülerinin zulüm ve eziyetlerini, zorba nüfuzlarını yeniden canlandırabilirdi. Çok muhtemeldir ki Hacı Ya'kûb Şâh bunları düşündü ve Eretna Han ordusunun ileri gelenlerinden olan Amasya beyleri tarafından kazanılıp yanlarına çekildi.

Kısacası "Câmiu'd-Düvel"in kaydına göre Hacı Ya'kûb Şâh ve Süleyman Han ile Eretna Han orduları, Sivas ile Erzincan arasında bulunan "Egribük" denilen ovada birbirine karşı mevzilendiler. Kanlı bir savaşa girdiler.

Eretna Han ve Türk beyleri, 744 [1343] yılı cemâziyelâhirinin on dördüncü perşembe günü Süleyman Han'ı ve Moğol sürülerini ezdiler. Kesin ve tam bir zafer kazanarak Moğol nüfuzunu Anadolu'dan silip süpürdüler. Şeyh Hasan Bey'e karşı çok güç bir durumda kaldı.

Ayasofya Kütüphanesi'nde 1006 numarada bulunan bir risalede şöyle yazılıdır: "Münhezim-şoden-i Süleyman Hân ez-Ertena der-Egirbük rûz-ı hamîs çehârdehüm mâh-ı cumadelâhir sene erba'in ve erba'îne ve seb'i-mi'e der-fasl-ı harîf." Anlamı: "Süleyman Han'ın Eretna karşısında Egirbük'te yenilgiye uğraması, 744 yılı cemâziyelâhir ayının on dördüncü perşembe günü, güz mevsiminde." "Ikdu'l-Cümân", "A'yânu'l-Asr" ve "Kitâbü's-Sülûk"ta aynı tarihle kayıtlıdır.

Görülüyor ki bütün Türk ve Arap tarihçileri Eretna Han'ın zaferini dikkatle kaydederek bu zaferin Türkler ve Anadolu için çok önemli olduğunu anlatmış oluyorlar. Çünkü Çoban Oğulları'nın zaferi Anadolu Türkleri için felaket olacaktı. Hacı Ya'kûb Şâh bu felaketin sebebi olarak lanetle anılacaktı.

Müneccimbaşı "Câmiu'd-Düvel"inde der ki: "Emîr Timurtaş oğlu Şeyh Hasan-ı Sagîr, ordusunun bozulmasına çok canı sıkıldı. Düşmana karşı gevşek davrandığına ve göz yumduğuna inandığı Hacı Ya'kûb Şâh'ı 744 yılında savaştan dönüşünde idam ettirdi. Hacı Ya'kûb Şâh'ın yakınlarından olan eşi İzzet Melik Hatun da Şeyh Hasan-ı Sagîr'i sarhoş hâlde yatarken, anılan yılın receb ayının yirmi yedinci salı gecesi cariyelerine boğdurdu."

Eretna Bey, bu kesin zafer üzerine büyük bir nüfuz ve itibar kazandı. Kendisine "Sultân Reşîdeddîn Eretna Han" dedirtti. Amasyalı Kutlu Begzâde Hâce Alâeddîn Ali Şâh'ı vezir, "Ahmed Yegâne" adıyla tanınan Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Yûsuf bin Ahmed el-Muhâcirî'yi kazasker olarak atadı.

Egribük savaşında canını feda eden Kayseri emiri Kürt Bey'in yerine oğlu Nûreddîn Kutlu Şâh geçti. Çünkü bu savaşta en büyük yararlılıkları ve fedakârlıkları göstermişti. Amasya valisi Tuli Bey de Kutlu Şâh'tan daha çok çalışmış, zaferin etkenlerinden olmuştu.

Sultân Eretna Han'ın nüfuz ve görkemini artıran etkenlerden biri de, Küçük Şeyh Hasan'ın boğularak ölmesiyle Çoban Oğulları arasına giren rekabet ve ayrılıktı. Sultân Eretna, bu rekabeti artırmak için Küçük Şeyh Hasan Bey'in Karahisâr-ı Şarkî (Şebinkarahisar) kalesinde hapsettirdiği amcaları Sayurgân ve Yagı Bastı Beyler'i Bayrâmşâh'a bıraktırdı.

Müneccimbaşı Ahmed Efendi "Câmiu'd-Düvel"inde der ki: "Küçük Şeyh Hasan'ın ölümünde Sultan Süleyman Han ordunun başına geçti. Azerbaycan hükümdarı olup Karabağ'da oturmuştu. Emîr Çoban Oğulları Sayurgan ve Yagı Bastı Beyler, Karahisâr-ı Şarkî hapishanesinden kurtulur kurtulmaz Tebriz'e gittiler. Şeyh Hasan'ın kardeşi Melik Eşref Han ile birleştiler. Süleyman Han üzerine Karabağ'a doğru yürüdüler."

Süleyman Han'ın maiyeti, bunların geldiğini duyar duymaz Süleyman Han'ın yanından dağıldı. Yalnız kalan Süleyman Han Diyarbekir'e gitti. Çoban Oğulları, Şeyh Hasan'ın bıraktığı ülkeyi ele geçirdiler. Sonra Melik Eşref Han ile amcalarının araları bozuldu. Kanlı savaşlardan sonra Melik Eşref Han amcalarına üstün geldi. Onları öldürüp Tebriz'de bağımsızlığını ilan etti. Buna "Eşek Eşref" denirdi.

Sultân Eretna Han, Çobanîler arasına bu fitneyi soktuktan sonra tam bir huzur ve güvenle Anadolu'da bağımsızlığına engel gördüğü emirleri zorla kendisine bağlattı. Nüfuzu Karahisâr-ı Şarkî, Canik, Erzincan vilayetlerine de yayıldı. Tokat emiri Mühezzebeddîn Ulu Bey'i kaldırdı. Tokat'ı Amasya emiri Zeyneddîn Tuli Bey'in idaresine verdi.

Zeyneddîn Tuli Bey, nüfuz ve askerî güç bakımından eniştesi Sultân Eretna Han kadar büyük bir emirdi. Kendisi Amasya'da oturup Tokat'a kendi adına oğlu Tâceddîn İbrâhim Bey'i emir atayıp göndermişti. Kendisine "Tuli Sultân" ve "Tuli Han" denirdi. Bununla birlikte Sultân Eretna Han'a bağlıydı.

Eretna Han, böyle nüfuz sahibi birini kendisine daha çok bağlamak ve bağlılığını pekiştirmek için Tuli Bey'in kızını kendi oğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey'e almıştı. Muhammed Bey zaten Tuli Bey'in kız kardeşinin oğluydu. Eretna Han bu kudalıkla hem Tuli Bey'i kendisine bağlamış hem de Muhammed Bey'in kendisine halef olmasını sağlamış oldu. Bundan dolayı Tâceddîn İbrâhim Bey'e "Ahi Tayı" denmişti.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • hulâsa: özet
  • risâle: kısa kitap, el yazması broşür
  • hafîd: torun
  • ricâl: ileri gelenler, ileri gelen kişiler
  • zayâ': yitirme, elden çıkma
  • ser-asker: başkomutan
  • mücâhede: mücadele
  • galebe: üstünlük, yenme
  • eşirrâ: kötü kişiler
  • nifâk: ayrılık, geçimsizlik
  • mukâbil: karşı karşıya
  • mahnûkan: boğularak
  • ıtlâk: serbest bırakma
  • mahbes: hapishane
  • inkıyâd: boyun eğme, bağlanma
  • hemşîrezâde: kız kardeşin oğlu
  • musâhere: evlilik yoluyla kurulan akrabalık, kudalık
  • kazasker: ordu kadısı, askerlerin hukuk işlerine bakan yargıç

Hâbil Oğlu Tuli Bey

Bir önceki maddede Samsun emiri olarak anılan Tuli Bey, bu maddede Amasya'yı yeniden alan kişi olarak karşımıza çıkar. Hüsameddin, Hâbil Oğlu'nun Tuli olduğunu iki belgeye dayandırır: Millet Kütüphanesi'ndeki risaledeki "742" kaydına ve 791 tarihli bir vakfiyeye. Kimi kaynaklarda Amasya'nın 1341'de Doğanşah (Doğancık) adlı bir beyden alındığı yazılır; Hüsameddin'in verdiği 742 yılı, yani 1341-42, bu tarihle uyuşur. Tuli'nin ölüm tarihi ise Hüsameddin'in sonraki maddede belirttiği gibi bilinmemektedir.

Dipnotlarda iki aile bağı daha verilir. Tuli'nin diğer kızı Kutlu Şâh'ın oğlu Şihâbeddîn Ahmed Şâh ile evlendirilmiş, Ahmed Şâh'ın torunu ise "meşhur Tuli Bey" diye anılmıştır. Tokat'a gönderilen oğul Tâceddîn İbrâhim'in "Ahî Tayı" lakabı, Eretna'nın evlilik siyasetine bağlanır.

Egribük, Yani Karanbük Savaşı

Hüsameddin'in "Egribük" dediği yer, Eretnaoğulları üzerine yazılan ansiklopedi maddesinde "Karanbük" adıyla geçer ve yine Sivas ile Erzincan arasında gösterilir. Hüsameddin dipnotta, Kitâbü's-Sülûk'ta adın "Eksibük" diye de yazıldığını, sonradan "Egribük" diye düzeltildiğini bildirir. İki ad büyük olasılıkla aynı yeri anlatır. Savaşın yılı her iki kaynakta 1343'tür. Ansiklopedi maddesi, Eretna'nın Çobanlı Şeyh Hasan ile onun müttefiki Süleyman Han'a karşı kazandığı bu zaferle hâkimiyetini sağlamlaştırdığını yazar. Hüsameddin ise zaferin Anadolu Türkleri için taşıdığı önemi vurgular.

Küçük Şeyh Hasan'ın Sonu

Küçük Şeyh Hasan, Timurtaş'ın oğludur ve yaklaşık 1319 doğumludur. Ansiklopedi maddesi onun 1343 Aralığında karısı tarafından öldürüldüğünü yazar. Bu, Hüsameddin'in aktardığı Müneccimbaşı kaydıyla, yani 744 yılı receb ayında karısının onu cariyelerine boğdurmasıyla, yıl bakımından örtüşür. Başka bir kaynakta karısı İzzed Melik, Hacı Jabaş adlı birinin kızı olarak geçer. Hüsameddin ise dipnotta onun Hacı Ya'kûb Şâh'ın kızı olduğunu tahmin eder. Hacı Jabaş ile Hacı Ya'kûb Şâh'ın aynı kişi olup olmadığını belirleyemedik.

Hacı Ya'kûb Şâh hakkında okuduğumuz kaynaklarda bilgi bulunamadı. Metindeki "Amasyalı bir vatansever olduğu" ve Amasya beyleri tarafından kazanıldığı yargısı, Hüsameddin'in "pek muhtemeldir ki" diyerek yaptığı çıkarımdır. Bu yüzden kanıtlanmış bilgi olarak okunmamalıdır. Yine Hüsameddin'in dipnotuna göre bu bölümdeki bir cümlede basım sırasında kelimeler düşmüştür; Hazırlayıcı, cümlenin başına "Hacı Ya'kûb Şâh" eklenirse anlamın netleşeceğini belirtir.

Çobanoğulları Arasındaki Çekişme

Sayurgân (kaynaklarda Surgan) ve Yagı Bastı, Küçük Şeyh Hasan'ın amcalarıdır. Surgan'ın isyanı bastırıldıktan sonra iç Anadolu'daki Karahisar'a gönderilip hapsedildiği başka bir kaynakta da yazılıdır; bu, Hüsameddin'in aktardığı Karahisâr-ı Şarkî hapsiyle uyuşur. Aynı kaynağa göre Melik Eşref sonunda tek başına hükümdar olmuştur. Hüsameddin'in aktardığı, amcaların Melik Eşref tarafından öldürüldüğü ayrıntısını ise okuduğumuz kaynaklarda doğrulayamadık.

Vezir Hâce Ali Şâh

Maddede Eretna'nın veziri olarak anılan Hâce Alâeddîn Ali Şâh, ansiklopedi maddesinde Eretna'nın oğlu Mehmed Bey'in büyük yardımını gördüğü kişi olarak geçer. Mehmed Bey sonunda onunla mücadeleye girişip 1358'de onu da ortadan kaldırmıştır. Bu olayların ayrıntısı sonraki maddelerde yer almaktadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 405–407. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.