İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL

Emîr-i Kebîr Şücâ'eddîn Süleyman Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 413–415 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya ümerâsından Halifet Gâzi oğullarından Alâ'eddîn Alî Bey bin Celâleddîn Muhammed Bey bin Şücâ'eddîn Tekur Sinan Bey'in mahdûmudur. Hacı [55] Kutlu Şâh'ın mağlûb olması üzerine beylerbeyi Şâdgeldi Bey'i ber-taraf edib 757 senesinde Amasya emîri oldu. Seksenlik bir pîr-i fânî olan Sultân Altunbaş'ı Simre çiftliğine i'âde etdi. Hâce Fahreddîn Muhammed Cevherî yine müstevfî oldu.

Çünkü Altunbaş'ın saltanatı kuru bir debdebe ve unvândan ibâretdi. Böyle kuru unvânlara ne halk ne de ümerâ ehemmiyet vermiyordu. Fakat beylerbeyi olan Şâdgeldi Pâdişâh ilim ve irfânı, hüsn-i ahlâkı, güzel idâresi ile kendisini halka sevdirmişdi.

Şâyân-ı dikkatdir ki bu tebeddül üzerine defterdâr Hâce Fahreddîn Muhammed Cevherî, Amasya'da kendisine binâ eylediği türbe mesâlihine Yavru çiftliğini ve sâ'ir emlâkini, Âşık Paşazâde eş-Şeyh Sadreddîn Elvân Çelebi de kendi çiftliğinde⁴⁸⁹ yapdırdığı câmi, zâviye, mekteb, imâret, hamâm ve türbesi mesâlihine bütün emlâkini 757 senesinde vakf etmişlerdir. Çünkü Hâce Ali Şâh, birâderi Halîl Bey ile bunlar, İlyâs Horasânî evlâdından olarak akrabâ idiler.

Amasya ve Tokat vak'asını haber alan Hacı Kutlu Şâh, fırsat zamânına kadar Süleyman ve İbrâhim Beyler'in emâretlerini kabûl ve tasvîb etmeğe mecbûr olmuşdu. Kayseriyye'den Sivas'a gelen Hâce Alî Şâh'ı celb ve tatyîb ve Kayseriyye'de hükûmet eden Eretnazâde Muhammed Bey'i te'mîn ederek onları Karamânîler'in aleyhine tahrîk eyledi.

Hacı Kutlu Şâh, cem' ve tedârik etdiği tâze kuvvetlerle yeniden bir [56] ordu tertîb etdi. Bir tarafdan Kayseriyye hâkimi Eretnazâde Muhammed Bey Lârende ve diğer tarafdan Hacı Kutlu Şâh Konya üzerlerine yürüdüler. Karamânîler'i iki tarafdan fenâ sıkışdırdılar.

Hacı Kutlu Şâh, Konya vâlîsi Alâ'eddîn Alî Bey'i kanlı muhârebelerden sonra mağlûb edib Konya'dan çıkardı. Onu firâra mecbûr edib Konya'yı ikinci def'a zabt etdi. Eretnazâde Muhammed Bey de merkez-i hükûmet olan Lârende şehrini tazyîk etmekde idi.

Karamânoğlu Süleyman Bey, en ziyâde kendisine karşı nakz-i ahd eden Muhammed Bey'e kızıyordu. Bunun için var kuvvetini cem' edib ibtidâ Muhammed Bey'le muhârebeler etdi. Sonunda Süleyman ve birâderi Alî Beyler galebe edib Muhammed Bey'i fenâ hâlde bozdular.

Muhammed Bey'in bu hezîmetini haber alan birâderi İzzeddîn Ca'fer Bey de Samgarlu Hızır ve Tâc Kızıloğlu Hayreddîn Beyler'le birleşip Kayseriyye'yi zabt etdi. Dulkadiroğlu Halîl Bey bin Karaca Bey de Ca'fer Bey'e mu'în olduğundan zâten intizâmı ve kuvve-i ma'neviyyesi bozulmuş olan Muhammed Bey'in askeri ilk müsâdemede târumâr oldu. Muhammed Bey de dervîş kıyâfetine girip Sivas'a kaçdı. Bir tekke bucağına sindi.

Karamânoğlu Süleyman ve Alî Beyler, kazandıkları bu muvaffakiyetle tecdîd-i kuvvet ederek Konya'yı kurtarmağa gitdiler. Hacı Kutlu Şâh ile muhârebeler etdiler. Sonunda galebe edib Konya'yı harben aldılar.

Hacı Kutlu Şâh, ikinci def'a Konya'dan ric'at edib Sivas'a geldi. Kayseriyye'de ikinci def'a emîr olan İzzeddîn Ca'fer Bey tarafından [57] vâlî olarak kemâ-fi's-sâbık Sivas'da hükûmet umûrunu tedvîre başladı. Eski nüfûzunu tedrîcen i'âde etdi.

Müneccimbaşı el-Hâc Ahmed Efendi "Câmiu'd-Düvel"inde yine Âl-i Eretna faslında diyor ki: "Eretnazâde Muhammed Bey, Karamânîler harbinden münhezimen firâr edib dervîş kıyâfetinde Sivas'a geldi. Bir zâviyeye gizlendi. Birâderi Ca'fer Bey'in Sivas'da vâlîsi olan İbni Kürt olup Muhammed Bey'in uşşâkından biri idi.

Vâlînin ba'zı havâssı, Muhammed Bey'in kalender kıyâfetinde Sivas'a gelip falan tekkede gizlendiğini vâlî Hacı Kutlu Şâh'a haber verdi. Vâlî tebdîl-i kıyâfetle mütenekkiren o tekkeye gitdi. Muhammed Bey'i gördüğü anda tanıdı. Muhammed Bey'e kendisini bildirdi. Onu alıp ikrâm ve izzetle dâ'ire-i hükûmete getirdi. Kendisini taht-ı emârete iclâs ederek Hâce Ali Şâh'ı da celb ve istimâlet ve ona vezâretini i'âde etdi."⁴⁹⁰

Emîr Nâsıreddîn Muhammed Bey, üçüncü def'a serîr-i ikbâle cülûs ederek Hacı Kutlu Şâh emîrü'l-ümerâ makâmında durdu. Hâce Alî Şâh eski makâmını buldu. Fakat bütün umûr-ı hükûmet Hacı Kutlu Şâh'ın re'y ve tedbîrine müfevvaz oldu.

Sultân Tâceddîn Altunbaş, üçüncü def'a hal'ından pek ziyâde müte'essir olmuşdu. Çiftliğine avdetinde kemâl-i te'essüründen hastalandı, yetmiş [58] yaşını mütecâviz bir pîr-i fânî olduğu hâlde birkaç ay sonra vefât etdi. Çiftliği olan Şeyh Savcı Karyesi'nde şimdiye kadar "Gâzi Çelebi Mezârı" diye meşhûr olan yerde defn edildi (758).

Sultân Altunbaş'ın dört şehzâdesi pek meşhûr idi: Mes'ûd, Alp Arslan, Keykubâd, Keyhusrev. Bunların her biri Amasya havâlîsinde kendilerine tahsîs edilen çiftliklerde oturdular. Şehzâde Mes'ûd oğlu Kılıç Arslan Bey'in Sivas emîri olduğu karîben görülecekdir.

Bu esnâda Amasya kadılığına kibâr-ı ulemâdan Mevlânâ Pîr Nizâmeddîn Mahmûd bin Muhammed el-Cürcânî nasb edildi. Çünkü İmâd Çelebi tarafından mahdûmu diğer Nizâmeddîn Mahmûd Çelebi Amasya nâibi idi. Mevlânâ İmâd'ın vefâtıyla Amasya kadılığı münhal olmuşdu.⁴⁹¹

Hacı Kutlu Şâh, hemşehrîsi olan Hâce Alî Şâh ile birleşdi. Bunların tedbîr ve mu'âvenetiyle Muhammed Bey, birâderi Ca'fer Bey'i ber-taraf edib Kayseriyye vilâyetini aldı. Amasya beyleri iki gruba ayrılmışlardı. Bir bölüğü Amasya emîri olan Halifetzâde Şücâ'eddîn Süleyman Bey tarafdârânı idi. Pervâne ve Gül Beyoğulları bu tarafı iltizâm ediyorlardı. Yağmuroğlu Sârımeddîn İbrâhim Bey de Süleyman Bey'e muvâfakat ederdi.

İkinci grub Hacı Kutlu Şâh tarafdârânı idi. Bunların başında Torumtayoğlu Mu'îneddîn Süleyman Çelebi meşhûr idi. [59] Mahdûmu Muhammed Çelebi ile Sunkur ve Biçaroğulları da bu tarafı iltizâm ediyordu.

Kezâlik Tokat beyleri de iki fırka olmuşlardı. Bir fırkası Tokat emîri Tuli Beyzâde Tâceddîn İbrâhim Bey tarafını, diğer fırkası da Hacı Kutlu Şâh'ı iltizâm ediyorlardı. Hacı Kutlu Şâh'ı sevenlerin başında Kavulluoğlu Celâleddîn Muhammed Bey vardı. Bunun aşîreti, avenesi çokdu. Aşîretine "Kavullu" denirdi. Kâbilîzâde demekle meşhûr idi.

Amasya emîri Süleyman Bey, Tokat emîri İbrâhim Bey'le müttefikdi. Her ikisi de Eretna Hânoğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey'e inkıyâd etmekde idi. Hacı Kutlu Şâh, kendi oğlu Şâdgeldi Bey'e revâ görülen mu'âmele-i sâbıkadan pek müte'essirdi.

Binâ'en-aleyh Hacı Kutlu Şâh, Amasya ve Tokat'da olan tarafdârlarıyla bi'l-muhâbere büyük mahdûmu Şihâbeddîn Ahmed Şâh'ı bir kuvve-i kâfiye ile Tokat'a gönderdi. Ahmed Şâh Tokat'a tekarrub etdikde Kâbilîzâde Celâleddîn Muhammed Bey bütün kuvvetiyle Ahmed Şâh'ı istikbâl edib Tokat'a suhûletle indirdi. Kendisi Tokat emîri oldu.

Ahmed Şâh, Tokat emîrinden aldığı kuvveti kendi kuvvetine zamm ederek daha dilîrâne bir sûretde Amasya'ya doğru yürüdü. Amasya emîri Süleyman Bey, Ahmed Şâh'a karşı harb edecek kadar kavî değildi. Bu sebebden Ahmed Şâh, suhûletle Amasya'yı zabt ederek Amasya emîri oldu. [60]

Dipnotlar

  • 489 Bu çiftlik sonradan "Elvân Çelebi Köyü" nâmını almış, bir nâhiye merkezi olmuşdur.
  • 490 Burada Müneccimbaşı, "fe-bitedbîrihimâ zafera Muhammed Beg bi-ahîhi Ca'fer ve katelehû" diyor. Ca'fer Bey'in bu târîhde i'dâm edildiğini iddi'â ediyor. Hâlbuki 788 senesinde Ca'fer Bey'in ber-hayât olduğu vakfiyesiyle sâbitdir.
  • 491 Bunların imzâları bu sûretle bulunmuşdur.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya emirlerinden Halifet Gâzi oğulları arasında yer alan Şücâ'eddîn Süleyman Bey, Alâ'eddîn Alî Bey'in oğludur. Alâ'eddîn Alî Bey de Celâleddîn Muhammed Bey'in, o da Şücâ'eddîn Tekur Sinan Bey'in oğludur. Süleyman Bey, Hacı Kutlu Şâh'ın yenilmesi üzerine beylerbeyi Şâdgeldi Bey'i bertaraf edip 757 [1356-57] yılında Amasya emiri oldu. Seksenlik bir ihtiyar olan Sultan Altunbaş'ı Simre çiftliğine geri gönderdi. Hâce Fahreddîn Muhammed Cevherî yine mali işlerin başı (müstevfî) oldu.

Çünkü Altunbaş'ın saltanatı boş bir gösteriş ve unvandan ibaretti. Böyle boş unvanlara ne halk ne de emirler önem veriyordu. Beylerbeyi olan Şâdgeldi Pâdişâh ise bilgisi, irfanı, güzel ahlâkı ve iyi yönetimiyle kendisini halka sevdirmişti.

Dikkate değer ki bu değişiklik üzerine defterdar Hâce Fahreddîn Muhammed Cevherî, Amasya'da kendisi için yaptırdığı türbenin giderlerine Yavru çiftliğini ve öbür mülklerini vakfetti. Âşık Paşazâde Şeyh Sadreddîn Elvân Çelebi de kendi çiftliğinde yaptırdığı cami, zaviye, mektep, imaret, hamam ve türbesinin giderlerine bütün mülklerini 757 yılında vakfetti. Çünkü Hâce Ali Şâh, kardeşi Halîl Bey ve bunlar, İlyâs Horasânî'nin soyundan geldikleri için birbirleriyle akraba idiler.

Amasya ve Tokat olayını haber alan Hacı Kutlu Şâh, uygun zamana kadar Süleyman ve İbrâhim Beyler'in emirliklerini kabul edip onaylamak zorunda kalmıştı. Kayseri'den Sivas'a gelen Hâce Alî Şâh'ı yanına çekip gönlünü aldı, Kayseri'de hüküm süren Eretnazâde Muhammed Bey'e de güvence vererek ikisini Karamanlılar'a karşı kışkırttı.

Hacı Kutlu Şâh, topladığı ve hazırladığı taze kuvvetlerle yeniden bir ordu düzenledi. Bir yandan Kayseri hâkimi Eretnazâde Muhammed Bey Lârende üzerine, öbür yandan Hacı Kutlu Şâh Konya üzerine yürüdüler. Karamanlılar'ı iki taraftan fena sıkıştırdılar.

Hacı Kutlu Şâh, Konya valisi Alâ'eddîn Alî Bey'i kanlı savaşlardan sonra yenip Konya'dan çıkardı. Onu kaçmaya zorlayarak Konya'yı ikinci kez ele geçirdi. Eretnazâde Muhammed Bey de yönetim merkezi olan Lârende şehrini sıkıştırmaktaydı.

Karamanoğlu Süleyman Bey, en çok kendisine karşı sözleşmeyi bozan Muhammed Bey'e kızıyordu. Bunun için bütün gücünü toplayıp önce Muhammed Bey'le savaştı. Sonunda Süleyman ve kardeşi Alî Beyler galip gelip Muhammed Bey'i fena hâlde bozguna uğrattılar.

Muhammed Bey'in bu yenilgisini haber alan kardeşi İzzeddîn Ca'fer Bey de Samgarlu Hızır ve Tâc Kızıloğlu Hayreddîn Beyler'le birleşip Kayseri'yi ele geçirdi. Karaca Bey oğlu Dulkadiroğlu Halîl Bey de Ca'fer Bey'e yardım ettiğinden, zaten düzeni ve manevî gücü bozulmuş olan Muhammed Bey'in askeri ilk çarpışmada darmadağın oldu. Muhammed Bey de derviş kılığına girip Sivas'a kaçtı. Bir tekkenin köşesine sığındı.

Karamanoğlu Süleyman ve Alî Beyler, kazandıkları bu başarıyla güçlerini yenileyip Konya'yı kurtarmaya gittiler. Hacı Kutlu Şâh ile savaştılar. Sonunda galip gelip Konya'yı savaşla aldılar.

Hacı Kutlu Şâh, ikinci kez Konya'dan çekilip Sivas'a geldi. Kayseri'de ikinci kez emir olan İzzeddîn Ca'fer Bey tarafından vali olarak, daha önce olduğu gibi Sivas'ta yönetim işlerini düzenlemeye başladı. Eski nüfuzunu yavaş yavaş geri kazandı.

Müneccimbaşı el-Hâc Ahmed Efendi "Câmiu'd-Düvel" adlı eserinde yine Eretna Oğulları bölümünde şöyle diyor: "Eretnazâde Muhammed Bey, Karamanlılar'la yaptığı savaştan yenilmiş olarak kaçıp derviş kılığında Sivas'a geldi. Bir zaviyede gizlendi. Kardeşi Ca'fer Bey'in Sivas'taki valisi olan İbni Kürt, Muhammed Bey'in hayranlarından biri idi.

Valinin bazı yakınları, Muhammed Bey'in kalender kılığında Sivas'a gelip şu tekkede gizlendiğini vali Hacı Kutlu Şâh'a haber verdi. Vali, kılık değiştirip tanınmaz bir hâlde o tekkeye gitti. Muhammed Bey'i gördüğü anda tanıdı. Muhammed Bey'e kendisini tanıttı. Onu alıp ikram ve saygıyla hükûmet dairesine getirdi. Kendisini emirlik tahtına oturtarak Hâce Ali Şâh'ı da çağırıp gönlünü aldı ve vezirliğini ona geri verdi."

Emîr Nâsıreddîn Muhammed Bey, üçüncü kez devlet tahtına oturdu. Hacı Kutlu Şâh emirlerin emiri makamında durdu. Hâce Alî Şâh eski makamını buldu. Fakat bütün hükûmet işleri Hacı Kutlu Şâh'ın görüş ve tedbirine bırakıldı.

Sultan Tâceddîn Altunbaş, üçüncü kez tahttan indirilmesinden çok etkilenmişti. Çiftliğine döndüğünde duyduğu üzüntüden hastalandı. Yetmiş yaşını aşmış, fani bir ihtiyar olduğu hâlde birkaç ay sonra vefat etti. Çiftliği olan Şeyh Savcı Köyü'nde bugüne kadar "Gâzi Çelebi Mezârı" diye ünlü olan yere gömüldü (758 [1357-58]).

Sultan Altunbaş'ın dört şehzadesi çok ünlüydü: Mes'ûd, Alp Arslan, Keykubâd, Keyhusrev. Bunların her biri Amasya çevresinde kendilerine ayrılan çiftliklerde oturdular. Şehzade Mes'ûd'un oğlu Kılıç Arslan Bey'in Sivas emiri olduğu yakında görülecektir.

Bu sırada Amasya kadılığına büyük âlimlerden Mevlânâ Pîr Nizâmeddîn Mahmûd bin Muhammed el-Cürcânî atandı. Çünkü İmâd Çelebi'nin tayiniyle, onun oğlu olan öbür Nizâmeddîn Mahmûd Çelebi Amasya naibi idi. Mevlânâ İmâd'ın ölümüyle Amasya kadılığı boşalmıştı.

Hacı Kutlu Şâh, hemşehrisi olan Hâce Alî Şâh ile birleşti. Bunların tedbir ve yardımıyla Muhammed Bey, kardeşi Ca'fer Bey'i bertaraf edip Kayseri vilâyetini aldı. Amasya beyleri iki gruba ayrılmışlardı. Bir bölüğü, Amasya emiri olan Halifetzâde Şücâ'eddîn Süleyman Bey'in taraftarları idi. Pervâne ve Gül Beyoğulları bu tarafı tutuyorlardı. Yağmuroğlu Sârımeddîn İbrâhim Bey de Süleyman Bey'e uyardı.

İkinci grup Hacı Kutlu Şâh'ın taraftarları idi. Bunların başında Torumtayoğlu Mu'îneddîn Süleyman Çelebi ünlüydü. Oğlu Muhammed Çelebi ile Sunkur ve Biçaroğulları da bu tarafı tutuyordu.

Tokat beyleri de aynı şekilde iki fırka olmuşlardı. Bir fırkası Tokat emiri Tuli Beyzâde Tâceddîn İbrâhim Bey'in tarafını, öbür fırkası da Hacı Kutlu Şâh'ı tutuyordu. Hacı Kutlu Şâh'ı sevenlerin başında Kavulluoğlu Celâleddîn Muhammed Bey vardı. Bunun aşireti ve yardımcıları çoktu. Aşiretine "Kavullu" denirdi. Kâbilîzâde diye ünlüydü.

Amasya emiri Süleyman Bey, Tokat emiri İbrâhim Bey'le müttefikti. İkisi de Eretna Hânoğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey'e bağlı bulunuyordu. Hacı Kutlu Şâh, kendi oğlu Şâdgeldi Bey'e daha önce yapılan muameleye çok üzülmüştü.

Bunun üzerine Hacı Kutlu Şâh, Amasya ve Tokat'taki taraftarlarıyla haberleşerek büyük oğlu Şihâbeddîn Ahmed Şâh'ı yeterli bir kuvvetle Tokat'a gönderdi. Ahmed Şâh Tokat'a yaklaşınca Kâbilîzâde Celâleddîn Muhammed Bey bütün kuvvetiyle Ahmed Şâh'ı karşılayıp kolaylıkla Tokat'a indirdi. Kendisi Tokat emiri oldu.

Ahmed Şâh, Tokat emirinden aldığı kuvveti kendi kuvvetine katarak daha cesurca Amasya'ya doğru yürüdü. Amasya emiri Süleyman Bey, Ahmed Şâh'a karşı savaşacak kadar güçlü değildi. Bu yüzden Ahmed Şâh kolaylıkla Amasya'yı ele geçirip Amasya emiri oldu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ber-taraf etmek: ortadan kaldırmak, görevden uzaklaştırmak
  • pîr-i fânî: yaşlı, ömrünün sonuna gelmiş ihtiyar
  • müstevfî: devletin mali kayıtlarını tutan ve denetleyen görevli
  • defterdâr: mali işlerin başı
  • debdebe: gösteriş, şatafat
  • mesâlih: işler; burada vakfedilen yapıların giderleri
  • nakz-i ahd: sözleşmeyi, verilen sözü bozma
  • târumâr: darmadağın
  • tecdîd-i kuvvet: gücü yenileme
  • ric'at: geri çekilme
  • tedvîr: düzenleme, yürütme
  • uşşâk: âşıklar, hayranlar
  • havâss: yakın çevre, özel adamlar
  • tebdîl-i kıyâfet: kılık değiştirme
  • iclâs: oturtma
  • emîrü'l-ümerâ: emirlerin emiri, en üst komutan
  • hal': tahttan indirme
  • münhal: boşalmış
  • nâib: vekil; burada kadının vekili
  • suhûletle: kolaylıkla
  • dilîrâne: yürekli, cesurca

Altunbaş'ın Yaşı ve Sonu

Metinde Altunbaş önce "seksenlik" bir ihtiyar, birkaç paragraf sonra "yetmiş yaşını aşmış" bir ihtiyar olarak anılır. Hüsameddin bu iki ifadeyi yan yana bırakmıştır. Doğan Koşan'ın makalesi Altunbaş'ın ölümünü 1356-57 yılına koyar, mezarını ise Amasya'ya bağlı Havza Umurbey Köyü'nde gösterir. Hüsameddin 758'i [1357-58] verir ve mezarı Şeyh Savcı Karyesi'ndeki "Gâzi Çelebi Mezârı" olarak bildirir. İki anlatı tarih bakımından birbirine yakındır, mezar yeri ise farklı adlarla anılmaktadır. Amasya merkezdeki Taceddin Türbesi'nin ise Koşan'a göre sultanın ölümünden sonra onun adına yapılmış olması muhtemeldir.

Vakıflar ve Elvân Çelebi

Vakıf işlemleri iktidar değişimiyle aynı yıla düşer. Defterdar Cevherî ve Elvân Çelebi, Süleyman Bey'in iktidara geldiği yıl bütün mülklerini vakfetmişlerdir. Hüsameddin bunu, Hâce Ali Şâh ve kardeşi Halîl Bey'le aynı soydan gelmelerine, yani İlyâs Horasânî'nin evladından olmalarına bağlar. Bu bölümde "çiftliğinde yaptırdığı cami ve zaviye" diye geçen yer, Hüsameddin'in kendi dipnotuna göre sonradan Elvân Çelebi Köyü adını almış ve bir nahiye merkezi olmuştur. Metin Hakverdioğlu'nun Hüsameddin'in Elvân Çelebi hakkındaki anlatısını derleyen çalışmasında, Elvân Çelebi Köyü'nün Amasya ile Çorum arasındaki Mecitözü karayolu üzerinde küçük bir yerleşim olduğu, adını orada yatan âlim ve şairden aldığı yazılıdır. Aynı çalışmada Hüsameddin'in birinci cildinden aktarılan bölümde, caminin, türbenin, zaviyenin, imaretin ve hamamın 753'te [1352] yaptırıldığı, Eretna'nın veziri Alâeddin Ali Şah'ın ise Elvân Çelebi'nin amcaoğlu olduğu için vakfın kurulmasına yardım ettiği belirtilir. Hüsameddin'in bu cildinde ise vakıf 757 tarihlidir; iki ayrı işlem olabileceği gibi tarih farkı bir yanlışlığa da işaret edebilir, ben bunu çözemedim.

Kayseri, Sivas ve Konya Arasındaki Gidiş Geliş

Bu bölümde Konya ile Kayseri defalarca el değiştirir. Kemal Göde'nin Eretnaoğulları maddesine göre Eretnalı hükümdar Mehmed Bey'in 1354'te Karamanoğulları'na sığınması ve Cafer Bey'in tahta çıkarılması, 1355'te Yalnızgöz Savaşı'yla Mehmed Bey'in tahtı geri alması bu çalkantının bilinen çerçevesidir. Hüsameddin'in verdiği ayrıntılar, yani Mehmed Bey'in derviş kılığıyla Sivas'ta bir tekkeye sığınması ve Hacı Kutlu Şâh'ın onu bulması, Müneccimbaşı Ahmed Efendi'nin Câmiu'd-Düvel'inden aktarılır. Hüsameddin bu anlatıya dipnotta itiraz eder: Müneccimbaşı, Hacı Kutlu Şâh ve Hâce Ali'nin tedbiriyle Mehmed Bey'in kardeşi Cafer'i yenip öldürdüğünü söylemektedir. Hüsameddin, 788 [1386-87] yılında Cafer Bey'in sağ olduğunun bir vakfiyeyle sabit olduğunu belirterek bu iddiayı çürütür.

Amasya Kadılığı

Pîr Nizâmeddîn el-Cürcânî, Cemâleddin el-Aksarâyî üzerine yazılmış bir makalede de anılır. Mustafa Karabacak'ın çalışmasına göre Amasya kadıaskeri Pîr Nizâmeddin Muhammed Cürcânî 768'de [1366-67] ölünce Hacı Şadgeldi onun yerine Aksarâyî'yi getirmiştir. Bu kayıt Hüsameddin'in verdiği 758'deki atamayla çelişmez. Ancak makalede kişinin adı "Muhammed", Hüsameddin'de ise "Mahmûd bin Muhammed" olarak geçer.

Halifet Gazi Adı

Amasya'da Halifet Gazi adını taşıyan medrese ve türbe, TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddeye göre kitabesinden 606'da [1209-10] yapıldığı anlaşılan bir yapı topluluğudur. Medrese ile bu bölümdeki Halifet Gazi oğulları arasındaki bağlantıyı kuran bir kaynağa rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 413–415. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

  • Doğan Koşan, "Son Anadolu Selçuklu Meliki Taceddin Altunbaş'ın Amasya'daki Medresesi ve Türbesi", Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22/3, 2023, s. 802–819. https://doi.org/10.21547/jss.1258201
  • Kemal Göde, "Eretnaoğulları", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/eretnaogullari
  • Metin Hakverdioğlu, "Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde Elvan Çelebi ve Soyu", Uluslararası Horasan'dan Anadolu'ya İrfan Geleneği: Elvan Çelebi Sempozyumu, 2-4 Ekim 2020.
  • Mustafa Karabacak, "Cemâleddin el-Aksarâyî'nin Hadisçiliği: el-Es'ile ve'l-Ecvibe Örneği", Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 7/1, 2020, s. 11–35. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1162233

Kitaplar

  • "Hilfet Gazi Medresesi ve Türbesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18, 1998, s. 30–31.

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.