İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL

El-Hâc Nûreddîn Kutlu Şâh

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 407–409 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Sultân Altunbaş'ın dâmâdı Emîr Bahâ'eddîn Kürt Bey'in oğludur. Tuli Bey'in vefâtından sonra Kayseriyye emâretinden Amasya'ya gelip emîr olmuşdu. Buna Müneccimbaşı Efendi "Câmiu'd-Düvel"inde "el-Hâc Kutlu Şâh bin Kürt" ve "Kutlu Şâh el-Kürdî" diyor. Neslen Kürd yâhud Moğol olduğunu yazıyor.

Kutlu Şâh'ın mu'âsırı olan müverrih-i fâzıl Salâheddîn es-Safedî "A'yânu'l-Asr" adlı eserinde bunu Moğol ümerâsından "Nûreddîn Kutlu Şâh el-Vaşâkî" diye zabt ediyor. Buşaklu aşîretinden bir Türk olduğunu gösteriyor. Çünkü "vaşak" dilimizde "buşak" demekdir.⁴⁸²

Hacı Kutlu Şâh, hangi târîhde Amasya emîri olduğu anlaşılamadı. Çünkü Tuli Sultân'ın târîh-i vefâtı ma'lûm olamadı.⁴⁸³ [39] Ancak Kutlu Şâh'ın Amasya'da Meydân Köprü başında Ahi Sâbıkeddîn Mahallesi'nin önünde ırmağa nâzır bir mevki'de köşe başında binâ eylediği câmi-i şerîf, emîr-i müşârün-ileyhin Amasya'da emâretini ve târîhini göstermekdedir.

Kuyûd-ı atîka ve Amasya sicillâtında "Mescid-i şerîf-i Musliheddîn Kutlu" ve ba'zen "Câmi-i şerîf-i el-Hâc Nûreddîn Kutlu Şâh" diye muhtelif sûretlerle görülmekdedir. Bugün vîrân bir hâlde isbât-ı vücûd eden bu câmi-i şerîfin 748 senesinden i'tibâren varlığı müsbetdir.

Bundan bir derece anlaşılır ki "Hacı Kutlu Şâh" her hâlde 747 senesinde Amasya emîri olmuşdur. Hacı Kutlu Şâh'ın Amasya'da i'timâd etdiği iki sîmâ pek meşhûr idi. Biri Yağmur Beyzâde Emîr Sâbıkeddîn Ebûbekir, diğeri sadru'l-ulemâ Mevlânâ Sa'deddîn Muhammed bin İsmâ'il er-Rûmikî. Bunlara "Ahi Sâbıkeddîn" ve "Ahi Sa'deddîn" denirdi.

Emîr Sâbıkeddîn Ebû Bekir Bey, Amasya'da iç kalenin meydâna nâzır olan kapısı hâricinde Hacı Kutlu Şâh Câmi-i şerîfi'nin civârında, Mevlânâ Sa'deddîn Muhammed Rûmikî de kale kapısının iç tarafında ikâmet ederlerdi. Bunların oturdukları yerlere bugün Ahi Sâbıkeddîn Mahallesi, Ahi Sa'deddîn Mahallesi denmekdedir. Sâbıkeddîn Ebû Bekr'in birâderi Emîr Sârımeddîn İbrâhim Bey, Hacı Kutlu Şâh'ın asdikâsından idi.

Hacı Kutlu Şâh'ın zamânında Amasya kâdı'l-kudâtı Mevlânâ Nûreddîn Osmân bin Ya'kûb ez-Ziyârî, defterdârı Babazâdeler'den Hâce Fahreddîn Muhammed bin Abdullah el-Cevherî idi. Hâce Fahreddîn Muhammed Çelebi, Eretna Hân'ın [40] vezîri olan Kutlu Beyzâde Hâce Alâ'eddîn Alî Şâh'ın ammizâdesiydi. Sâbık Amasya kâdı'l-kudâtı İmâdeddîn Ömer bin el-Hallâtî de Eretna Hân'ın kazaskeri olmuşdu.

Hacı Kutlu Şâh'ın birâderi Şerefeddîn Toganşâh, Turhal beyi idi. Babukşâh oğlu İmâdeddîn Esen Bey, Hacı Kutlu Şâh'ın mu'temedlerindendi. Bu esnâda Mevlânâ Fahreddîn İlyâs bin Cemâleddîn Aksarâyî, Musliheddîn Mûsâ bin Mahmûd Sivasî, Bahâ'eddîn Muhammed bin Hasan Kübrevî, Şerefeddîn Muhammed bin Vecîheddîn Ömer Erzincânî büyük müderrislerdendi.

Hacı Kutlu Şâh, neslen Türk idi. Pederi Moğol saltanatında ihrâz-ı emâret etmiş olan "Kürt"⁴⁸⁴ idi. Gâyet müdebbir, şecî', Türklüğü kendisine şeref bilmiş bir kahramândı. Sultân Eretna Bey'in gözdesi, Amasyalılar'ın medâr-ı iftihârı idi. Vezîr Amasyalı Hâce Ali Şâh ile kazasker Amasyalı İmâdeddîn Ömer'in i'timâdlarını kazanmışdı.

Hacı Kutlu Şâh'ın zamânında Kastamonu emîri İbrâhim Bey 748'de vefâtıyla yerini Süleyman Paşazâde Âdil Bey tutdu. Ankara beyi Devletşâh oğlu Melik Nâsıreddîn Bahtiyâr Bey'di. Konya hükümdârı, Karaman oğlu Melik Bedreddîn Mahmûd bin Emîr Şemseddîn Muhammed Bey'in vefâtıyla oğulları Yahşî Hân, Fahreddîn Karaman, Şemseddîn Muhammed sırasıyla emîr oldukdan sonra Hayreddîn Halîl Bey bin Mahmûd idi. Lârende şehrinde ikâmet ederdi. [41]

Elbistân emîri Dulkadir oğlu meşhûr Zeyneddîn Karaca Bey bin Alî Bey'di. Bozok Türkmenler'i bunu tanırdı. Elbistân'da ikâmet, Mısır hükümdârına itâ'at ederdi. Divriği beyi şehrî Çağrı oğlu Muhammed Bey ba'zen Eretna Hân'a ba'zen de Karaca Bey'e mütemâyil bir sûretde beylik eylerdi. Mahdûmu İbrâhim Bey'di.

Ancak Eretna evlâdıyla Karaman Oğulları arasında musâheret olduğundan yek-diğerine karşı hâtır-nüvâzâne münâsebete devâm ederlerdi. Karaman oğlu Halîl Bey bin Mahmûd'un vefâtıyla takrîben 751 senesinde büyük mahdûmu Şücâ'eddîn Süleyman Bey Konya bilâdına hükümdâr oldu. Kendisi Lârende şehrinde ikâmet edib birâderi Dâvud Bey'i Konya'ya vâlî gönderdi.

Eretna Hân, Erzincân'da emâret eden Emîr Zahîreddîn Tayerten Bey'in kerîmesini, birâderi Burak Bey'e almış, 749 senesinde Burak Bey'i Erzincân'a emîr ta'yîn etmişdi. Burak Bey de müdebbir, şecî' bir zât idi. Eretna Hân, memâlikinin şark hudûdunu pek güzel muhâfaza ediyordu.

Mısır hükûmeti tarafından Haleb vâlîsi meşhûr Emîr Seyfeddîn Beyboğa el-Kâsımî⁴⁸⁵ 752 senesi recebinde Mısır hükümdârı Melik Nâsır Hasan bin Muhammed bin Kalavun'un hal'ıyla birâderi Melik Salâheddîn Sâlih'in Mısır tahtına iclâsından pek müte'essir olmuşdu. Bu yüzden Türkmen beylerini ve hâssaten Eblestîn (Elbistân) beyi Dulkadir oğlu Emîr Zeyneddîn Karaca, Hama beyi Ahmed es-Sâkî, [42] Trablusşâm beyi Beklemiş, Safed beyi Altanboğa (Altun Boğa) Beyler'i dâ'ire-i ittifâkına alıp kıyâma hâzırlanıyordu.

Eretna Hân, tâm bu esnâda 753 senesi evâ'il-i muharreminde vefât etdi.486 Eretna Hân'ın vefâtı herkesi, her tarafı müte'essir etmişdi. Çünkü emsâli nâdir bulunur bir zât idi. Hattâ Mısır ve Haleb müverrihleri bile izhâr-ı te'essür ederek mersiyeler yazmışlardı. Müverrih-i meşhûr Salâhuddîn Safedî, "A'yânu'l-Asr"ında müşârün-ileyhin târîh-i vefâtını ve tercemesini yazıp şu mersiyeyi de ilâve ediyor:

بمملكة الروم حل الردى/ ألجل النوين الذي قد فقدنا
فتبا لصرف الليالي التي/ أرتنا أرتنا كما ال أردنا⁴⁸⁷

Sonra diyor: "Eretna Noyin, pek iyi bir adamdı. Mütedeyyin, zâhiren ve bâtınen ehl-i İslâma pek mâ'ildi. Ne eğri, ne hâ'in değildi. Ehl-i ilmi pek severdi. Ulemâyı meclisine toplar, onların mübâhesâtını dinlemekle zevk-yâb olurdu. Hâtunu da bu meclis arkasında ulemânın münâkaşât-ı ilmiyyesini dinler, bunlardan büyük bir haz duyardı. Ehl-i İslâm, Eretna Noyin'den iyilikden başka bir şey görmemişlerdi".

Eretna Hân, hakîkaten vefâtına acınacak ümerâdan idi. Gâyet âdil, fukarâ-perver, müşfik, dîndâr, merhameti gâlibdi. Halkın kendisine "Köse Peygamber" dedikleri kadar vardı. Tekellüfât ve ihtişâmât-ı emîrâneden ictinâb eder, herkesle bilâ-tekellüf görüşür, halkın bütün şikâyetlerini kendisi dinlerdi. [43]

Bundan dolayı her tarafdan, hâssaten Tebrîz hükümdârı Çoban oğlu Eşref Hân'ın zulmüyle vîrân olan memâlikinden ulemâ, ümerâ akın akın gelir, Eretna Hân'ın memâlikine ilticâ ederdi. Eretna Hân da gelenlere ri'âyetler eder; ze'âmetler, arâzî verirdi. Moğol ve Tatar beylerinin yıkdığı gönülleri ve yerleri yapar, halkın refâh ve sa'âdetlerine himmetler ederdi.

Eretna Hân'ın nüfûzu, Karamânîler'i tecâvüzden men' eder, kendisine tâbi' olan beylere haşyet verirdi. Şimdiki Amasya, Tokat, Canik, Çorum, Sivas, Kayseriyye ve Erzincân vilâyetleri mülhakâtıyla beraber Eretna Hân'ın hüküm ve nüfûzu altında bulunan memâlikinden idi.

Şâyân-ı dikkatdir ki Eretna Hân'ın sağlığında beyleri arasında târîhen kendisine isyân etmiş bir kimse ma'lûm değildir. En ziyâde kendisine kafa tutan Tokat emîri Ulu Bey bile inkıyâd ederdi. Tuli Bey, sultân gibi yaşar, kimseye boyun eğmez bir adam iken Eretna Hân'a itâ'at etmişdi.

Bunun için Eretna Hân'ın vefâtı, hakîkaten bir musîbet olmuşdu. Çünkü Eretna Hân'ın iki mahdûmu vardı: Büyüğü Ca'fer, küçüğü Muhammed Beyler'di. Muhammed Bey pek genç olmakla beraber gâyet güzeldi. Câzibe-i hüsn ü cemâli her göreni kendisine teshîr ederdi.

Vezîr Alâ'eddîn Alî Şâh, Muhammed Bey'i iltizâm ediyor, Eretna Hân'ın tahtına çıkarmak istiyordu. Muhammed Bey emîr olursa Ali Şâh müstakilâne vezâret ve tedvîr-i umûr-ı memleket edecekdi. Bununla beraber Hâce Alî Şâh, Muhammed Bey'in hüsnüne meftûn idi. Hâlbuki kazasker İmâdeddîn Ömer Çelebi, Hâce Ali Şâh'ın bu hareketini beğenmiyor, Ca'fer Bey'in [44] hakkını teslîm ediyordu.

"Câmiu'd-Düvel"de mezkûr olduğu üzere Hâce Alî Şâh, bütün muhâlefetlere rağmen Ca'fer Bey'i habs ederek Nâsıreddîn Muhammed Bey'i taht-ı emârete iclâs etdi. Çünkü kendisini halka göstermek ve sevdirmek istiyordu. Bu sûretle Melik Nâsıreddîn Muhammed Bey Eretna hânedânında ikinci hükümdâr tanındı.

Lâkin bu iki emîrzâdenin amcaları olan Erzincân emîri Burak Bey, birâderi Eretna Hân'ın yerine kendisinin daha müstahak olduğunu iddi'â ederek iclâs edileceğini ümîd ediyordu. Bu yüzden Muhammed Bey'in cülûsunu haber aldıkda pek münfa'il oldu. Derhâl kıyâm etdi. Ca'fer Bey'i iltizâm eden ba'zı ümerâ da Muhammed Bey'in cülûsuna i'tirâz etmişlerdi. Bundan dolayı Burak Bey'in kıyâmıyla merkez-i emâret olan Sivas şehri dûçâr-ı tehdîd olmuşdu.

Vezîr Hâce Alâ'eddîn Alî Şâh, bu mahzûra binâ'en merkez-i emâreti Kayseriyye'ye nakle mecbûr oldu. Muhammed Bey'i alıp Kayseriyye'ye gitdi. Sivas'ı müdâfa'a etmeye muktedir olan Amasya vâlîsi Hacı Kutlu Şâh'ı zamîmeten Sivas vâlîliğine nasb etdi. Hacı Kutlu Şâh, Amasya emâretine mahdûmu Şihâbeddîn Ahmed Şâh'ı nasb ederek Sivas'a gitdi.

Dipnotlar

  • 482 "Buşak", Dîvânu Lugâti't-Türk'de "zacûr, muztarib, gamnâk, derdli, titiz, gönlü dar, sabır ve i'tidâli kıt" demekdir.
  • 483 Tuli Bey'in mezârı Amasya'da Torumtay Türbesi'nin şark tarafında bir bahçe içinde siyâh mermerli kabirlerden biri olmalıdır. Fakat baş ve ayak taşları zâyi' olmuşdur.
  • 484 Müneccimbaşı Ahmed Efendi gâlibâ "Kürt" kelimesinden müşârün-ileyhin "Kürd" olduğunu zann etmiş olmalıdır.
  • 485 "Bibuga", "Beyboga" demekdir. Neslen Rûs olduğu münâsebetle buna "Bibuga Rûs" denmişdir. "Urus Beyboga" demek olur. Şecâ'at ve fetâneti olmakla beraber müteharrik, harîs-i ikbâl idi. "A'yânu'l-Asr".
  • 486 "Kitâbü's-Sülûk".
  • 487 Yokluk çöktü Rum diyarına Yitirdiğimiz Noyin yüzünden Olmaz olsun o gecelerin tasarrufu ki Gösterdi bize Eratna’yı hiç istemediğimiz şekilde (Ed.)
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Sultân Altunbaş'ın damadı Emîr Bahâeddîn Kürt Bey'in oğludur. Tuli Bey'in ölümünden sonra Kayseri emirliğinden Amasya'ya gelip emir olmuştu. Müneccimbaşı Efendi "Câmiu'd-Düvel"inde ona "el-Hâc Kutlu Şâh bin Kürt" ve "Kutlu Şâh el-Kürdî" diyor. Soyca Kürt ya da Moğol olduğunu yazıyor.

Kutlu Şâh'ın çağdaşı olan fazıl tarihçi Salâheddîn es-Safedî, "A'yânu'l-Asr" adlı eserinde onu Moğol emirlerinden "Nûreddîn Kutlu Şâh el-Vaşâkî" diye kaydediyor. Buşaklu aşiretinden bir Türk olduğunu gösteriyor. Çünkü "vaşak" dilimizde "buşak" demektir.

Hacı Kutlu Şâh'ın hangi tarihte Amasya emiri olduğu anlaşılamadı. Çünkü Tuli Sultân'ın ölüm tarihi bilinememiştir. Ancak Kutlu Şâh'ın Amasya'da Meydan Köprüsü başında, Ahi Sâbıkeddîn Mahallesi'nin önünde, ırmağa bakan, köşe başındaki bir yerde yaptırdığı câmi, adı geçen emirin Amasya'daki emirliğini ve tarihini göstermektedir.

Eski kayıtlarda ve Amasya sicillerinde "Mescid-i şerîf-i Musliheddîn Kutlu" ve bazen "Câmi-i şerîf-i el-Hâc Nûreddîn Kutlu Şâh" diye çeşitli biçimlerde görülmektedir. Bugün harap hâlde varlığını sürdüren bu câmiin 748 [1347-48] yılından itibaren var olduğu kesindir.

Bundan bir dereceye kadar anlaşılır ki "Hacı Kutlu Şâh" her hâlde 747 [1346-47] yılında Amasya emiri olmuştur. Hacı Kutlu Şâh'ın Amasya'da güvendiği iki simâ çok meşhurdu. Biri Yağmur Beyzâde Emîr Sâbıkeddîn Ebûbekir, diğeri âlimlerin başı Mevlânâ Sa'deddîn Muhammed bin İsmâ'il er-Rûmikî. Bunlara "Ahi Sâbıkeddîn" ve "Ahi Sa'deddîn" denirdi.

Emîr Sâbıkeddîn Ebû Bekir Bey, Amasya'da iç kalenin meydana bakan kapısı dışında, Hacı Kutlu Şâh Câmii'nin çevresinde otururdu. Mevlânâ Sa'deddîn Muhammed Rûmikî de kale kapısının iç tarafında otururdu. Bunların oturdukları yerlere bugün Ahi Sâbıkeddîn Mahallesi, Ahi Sa'deddîn Mahallesi denmektedir. Sâbıkeddîn Ebû Bekir'in kardeşi Emîr Sârımeddîn İbrâhim Bey, Hacı Kutlu Şâh'ın yakın dostlarındandı.

Hacı Kutlu Şâh'ın zamanında Amasya başkadısı Mevlânâ Nûreddîn Osmân bin Ya'kûb ez-Ziyârî, defterdarı Babazâdeler'den Hâce Fahreddîn Muhammed bin Abdullah el-Cevherî idi. Hâce Fahreddîn Muhammed Çelebi, Eretna Han'ın veziri olan Kutlu Beyzâde Hâce Alâeddîn Alî Şâh'ın amcaoğluydu. Eski Amasya başkadısı İmâdeddîn Ömer bin el-Hallâtî de Eretna Han'ın kazaskeri olmuştu.

Hacı Kutlu Şâh'ın kardeşi Şerefeddîn Toganşâh, Turhal beyi idi. Babukşâh oğlu İmâdeddîn Esen Bey, Hacı Kutlu Şâh'ın güvendiklerindendi. Bu sırada Mevlânâ Fahreddîn İlyâs bin Cemâleddîn Aksarâyî, Musliheddîn Mûsâ bin Mahmûd Sivasî, Bahâeddîn Muhammed bin Hasan Kübrevî, Şerefeddîn Muhammed bin Vecîheddîn Ömer Erzincânî büyük müderrislerdendi.

Hacı Kutlu Şâh, soyca Türk idi. Babası Moğol saltanatında emirlik elde etmiş olan "Kürt" idi. Çok tedbirli, yiğit, Türklüğü kendisine şeref bilmiş bir kahramandı. Sultân Eretna Bey'in gözdesi, Amasyalıların övünç kaynağıydı. Vezir Amasyalı Hâce Ali Şâh ile kazasker Amasyalı İmâdeddîn Ömer'in güvenini kazanmıştı.

Hacı Kutlu Şâh'ın zamanında Kastamonu emiri İbrâhim Bey 748'de [1347-48] ölünce yerini Süleyman Paşazâde Âdil Bey aldı. Ankara beyi Devletşâh oğlu Melik Nâsıreddîn Bahtiyâr Bey'di. Konya hükümdarı, Karaman oğlu Melik Bedreddîn Mahmûd bin Emîr Şemseddîn Muhammed Bey'in ölümünden sonra oğulları Yahşî Han, Fahreddîn Karaman ve Şemseddîn Muhammed sırasıyla emir olmuş, ardından Hayreddîn Halîl Bey bin Mahmûd hükümdar idi. Lârende şehrinde otururdu.

Elbistan emiri Dulkadir oğlu meşhur Zeyneddîn Karaca Bey bin Alî Bey'di. Bozok Türkmenleri bunu tanırdı. Elbistan'da otururdu, Mısır hükümdarına itaat ederdi. Divriği beyi, tanınmış Çağrı oğlu Muhammed Bey bazen Eretna Han'a bazen de Karaca Bey'e yakın bir tavırla beylik ederdi. Oğlu İbrâhim Bey'di.

Ancak Eretna soyu ile Karaman Oğulları arasında kudalık bulunduğundan birbirlerine karşı gönül alıcı bir ilişkiyi sürdürürlerdi. Karaman oğlu Halîl Bey bin Mahmûd'un ölümüyle yaklaşık 751 [1350-51] yılında büyük oğlu Şücâeddîn Süleyman Bey Konya ülkesine hükümdar oldu. Kendisi Lârende şehrinde oturup kardeşi Dâvud Bey'i Konya'ya vali gönderdi.

Eretna Han, Erzincan'da emirlik eden Emîr Zahîreddîn Tayerten Bey'in kızını kardeşi Burak Bey'e almış, 749 [1348-49] yılında Burak Bey'i Erzincan'a emir atamıştı. Burak Bey de tedbirli, yiğit bir zattı. Eretna Han, ülkesinin doğu sınırını çok iyi koruyordu.

Mısır hükümeti tarafından Halep valisi olan meşhur Emîr Seyfeddîn Beyboğa el-Kâsımî, 752 [1351] yılı recebinde Mısır hükümdarı Melik Nâsır Hasan bin Muhammed bin Kalavun'un tahttan indirilmesinden ve kardeşi Melik Salâheddîn Sâlih'in Mısır tahtına oturtulmasından çok etkilenmişti. Bu yüzden Türkmen beylerini ve özellikle Elbistan beyi Dulkadir oğlu Emîr Zeyneddîn Karaca, Hama beyi Ahmed es-Sâkî, Trablusşam beyi Beklemiş, Safed beyi Altanboğa (Altun Boğa) Beyleri'ni ittifak çevresine alıp ayaklanmaya hazırlanıyordu.

Eretna Han, tam bu sırada 753 [1352] yılı muharreminin başında öldü. Eretna Han'ın ölümü herkesi, her yanı üzmüştü. Çünkü benzeri az bulunur bir zattı. Hatta Mısır ve Halep tarihçileri bile üzüntülerini belirtip mersiyeler yazmışlardı. Meşhur tarihçi Salâhuddîn Safedî, "A'yânu'l-Asr"ında adı geçenin ölüm tarihini ve hâl tercümesini yazıp şu mersiyeyi de ekliyor:

Rum ülkesine ölüm çöktü, yitirdiğimiz Noyin yüzünden.
Olmaz olsun o gecelerin düzeni ki, bize Eretna'yı hiç istemediğimiz biçimde gösterdi.

Sonra diyor ki: "Eretna Noyin çok iyi bir adamdı. Dindardı, içten ve dıştan İslâm ehline çok yatkındı. Ne eğri ne hâindi. İlim ehlini çok severdi. Âlimleri meclisine toplar, onların tartışmalarını dinlemekten zevk alırdı. Hatunu da bu meclisin arkasında âlimlerin ilmî tartışmalarını dinler, bunlardan büyük haz duyardı. İslâm ehli, Eretna Noyin'den iyilikten başka bir şey görmemişti."

Eretna Han, gerçekten ölümüne acınacak emirlerdendi. Çok adaletli, yoksulları gözeten, şefkatli, dindar, merhameti ağır basan biriydi. Halkın ona "Köse Peygamber" demesine yol açacak kadar böyleydi. Gösterişten ve emirlere özgü yapmacıklıktan kaçınır, herkesle teklifsiz görüşür, halkın bütün şikâyetlerini kendisi dinlerdi.

Bundan dolayı her yandan, özellikle Tebriz hükümdarı Çoban oğlu Eşref Han'ın zulmüyle harap olan ülkelerinden âlimler ve emirler akın akın gelir, Eretna Han'ın ülkesine sığınırdı. Eretna Han da gelenlere saygı gösterir, zeamet ve topraklar verirdi. Moğol ve Tatar beylerinin yıktığı gönülleri ve yerleri onarır, halkın refah ve mutluluğu için çaba gösterirdi.

Eretna Han'ın nüfuzu, Karamanoğulları'nı saldırıdan alıkoyar, kendisine bağlı beylere çekinme verirdi. Bugünkü Amasya, Tokat, Canik, Çorum, Sivas, Kayseri ve Erzincan vilayetleri bağlı yerleriyle birlikte Eretna Han'ın hüküm ve nüfuzu altında bulunan ülkelerindendi.

Dikkate değerdir ki Eretna Han'ın sağlığında beyleri arasında tarihte ona isyan etmiş bir kimse bilinmemektedir. Ona en çok kafa tutan Tokat emiri Ulu Bey bile boyun eğerdi. Tuli Bey, sultan gibi yaşayan, kimseye boyun eğmeyen bir adam iken Eretna Han'a itaat etmişti.

Bunun için Eretna Han'ın ölümü gerçekten bir felaket olmuştu. Çünkü Eretna Han'ın iki oğlu vardı: Büyüğü Ca'fer, küçüğü Muhammed Beyler'di. Muhammed Bey çok genç olmakla birlikte pek güzeldi. Güzelliğinin cazibesi her göreni kendisine bağlardı.

Vezir Alâeddîn Alî Şâh, Muhammed Bey'i tutuyor, Eretna Han'ın tahtına çıkarmak istiyordu. Muhammed Bey emir olursa Ali Şâh bağımsız biçimde vezirlik edecek, memleketin işlerini yürütecekti. Bununla birlikte Hâce Alî Şâh, Muhammed Bey'in güzelliğine tutkundu. Oysa kazasker İmâdeddîn Ömer Çelebi, Hâce Ali Şâh'ın bu davranışını beğenmiyor, Ca'fer Bey'in hakkını kabul ediyordu.

"Câmiu'd-Düvel"de anıldığı üzere Hâce Alî Şâh, bütün karşı çıkışlara rağmen Ca'fer Bey'i hapsederek Nâsıreddîn Muhammed Bey'i emirlik tahtına oturttu. Çünkü kendisini halka göstermek ve sevdirmek istiyordu. Bu suretle Melik Nâsıreddîn Muhammed Bey, Eretna hanedanında ikinci hükümdar olarak tanındı.

Ancak bu iki emirzadenin amcası olan Erzincan emiri Burak Bey, kardeşi Eretna Han'ın yerine kendisinin daha çok hak sahibi olduğunu ileri sürerek tahta oturtulacağını umuyordu. Bu yüzden Muhammed Bey'in tahta çıktığını duyunca çok öfkelendi. Hemen ayaklandı. Ca'fer Bey'i tutan bazı emirler de Muhammed Bey'in tahta çıkışına itiraz etmişlerdi. Bundan dolayı Burak Bey'in ayaklanmasıyla emirliğin merkezi olan Sivas şehri tehdit altında kalmıştı.

Vezir Hâce Alâeddîn Alî Şâh, bu sakıncadan dolayı emirliğin merkezini Kayseri'ye taşımak zorunda kaldı. Muhammed Bey'i alıp Kayseri'ye gitti. Sivas'ı savunabilecek güçte olan Amasya valisi Hacı Kutlu Şâh'ı ayrıca Sivas valiliğine atadı. Hacı Kutlu Şâh, Amasya emirliğine oğlu Şihâbeddîn Ahmed Şâh'ı atayarak Sivas'a gitti.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • neslen: soyca
  • müverrih-i fâzıl: bilgili tarihçi
  • vaşak, buşak: Hüsameddin'e göre "dertli, sabırsız, gönlü dar" anlamında bir sözcük
  • vîrân: harap, yıkık
  • kuyûd-ı atîka: eski kayıtlar
  • sicillât: mahkeme kayıt defterleri
  • sadru'l-ulemâ: âlimlerin başı
  • kâdı'l-kudât: başkadı
  • defterdâr: mal işlerine bakan görevli
  • müderris: medrese hocası
  • ihrâz-ı emâret: emirlik elde etme
  • medâr-ı iftihâr: övünç kaynağı
  • musâhere: evlilik yoluyla kurulan akrabalık, kudalık
  • hâtır-nüvâzâne: gönül alıcı
  • mersiye: ölenin ardından yazılan şiir
  • ze'âmet: büyük timar, gelir olarak verilen toprak
  • iclâs: tahta oturtma
  • iltizâm: tutma, yanında yer alma
  • zamîmeten: ayrıca, ek olarak

Kutlu Şâh'ın Soyu Üzerine Görüşler

Hüsameddin'in ele aldığı soru, Hacı Kutlu Şâh'ın kimliğidir. Müneccimbaşı onu "Kürt" ya da Moğol kabul eder, Safedî "Vaşakî" diye kaydeder. Hüsameddin ise "Kürt" sözünü babanın adı sayar, soyca Türk olduğunu savunur. Dipnotunda Müneccimbaşı'nın bu sözcükten hareketle onu Kürt sanmış olabileceğini yazar. Hüsameddin'in kitabına dayanan kimi çağdaş yazılar ise aileyi Kürt kökenli sayar ve Amasya'daki bu hanedana "Kürt Emirliği" adını verir. Elimizdeki kaynaklarla bu tartışmaya kesin bir hüküm vermek mümkün değildir. Hüsameddin'in kullandığı adlar dışında soy bağlarını belgeleyen bir kayda rastlamadık.

Hanedanın Devamı

Kutlu Şâh'ın oğullarından biri, Amasya tarihinde "Şadgeldi Paşa" diye anılan Hacı Şadgeldi'dir. Kaynaklara göre Kutlu Şâh'ın ikinci oğlu olan Şadgeldi, 1359'da Amasya emiri oldu. Bunun üzerine abisi Şihâbeddîn Ahmed Şâh, Sivas'ı yönetmek üzere gönderildi. Şadgeldi Eretna soyunun zayıflamasıyla bağımsız davrandı ve 1381'de Kadı Burhâneddin tarafından ortadan kaldırıldı.

Kutlu Şâh Câmii ve Meydan Köprüsü Çevresi

Hüsameddin, câminin yerini "Meydan Köprüsü başı" diye gösterir. Bu köprü bugün İstasyon Köprüsü adıyla da bilinir ve Amasya Kalesi'nin Meydan Kapısı'nın önüne denk gelir. Köprünün ilk hâlinin 1145'te Selçuklu Sultanı I. Mesud tarafından yaptırıldığı, depremde yıkıldıktan sonra 1370'li yıllarda Şadgeldi Paşa tarafından aynı yapı karakteriyle yeniden yapıldığı yazılır. Valilik kaydı yıkıcı depremi 1374 olarak verir. Son büyük onarımlar 1828'de ve 1940'ta yapılmıştır.

Hüsameddin'in "bugün" Ahi Sâbıkeddîn Mahallesi dediği yer için daha sonraki bir çalışmada, Meydan Köprüsü başında "eski Sabıkuddin, yeni Kurşunlu Mahallesi" ifadesi geçer. Aynı çalışmada Ahi Sadeddin Mahallesi, Meydan Kapısı civarında Hatuniye Mahallesi içinde anılır. Yani Hüsameddin'in andığı iki Ahi'nin adını taşıyan mahalleler eski kayıtlarda yer almakta, sonradan adları değişmiştir. Kutlu Şâh Câmii'nin bugünkü durumuna dair okuduğumuz kaynaklarda bilgi bulunamadı; Hüsameddin de onu harap bir hâlde olarak tarif eder.

Kutlu Şâh'ın adı, aynı dönemin başka olaylarını tarihlemek için de kullanılmıştır. Halvetî şeyhi Abdurrahman Celaleddin Erzincanî'nin Amasya'ya "Emir Nureddin Kutlu Şah döneminde" geldiği ve 775 (1373-74) yılında öldüğü başka bir araştırmada yazılıdır.

Eretna'nın Ölümü ve Vârisleri

Eretna'nın ölümü, ansiklopedi maddesinde 753 Muharremi, yani Mart 1352 olarak verilir; Hüsameddin'in tarihiyle aynıdır. Maddede hükümdarın dindar, âdil, âlim ve iyilik sever olduğu, sakalının seyrek olmasından ve adaletinden dolayı halkın ona "köse peygamber" dediği yazılır. Safedî'nin "A'yânu'l-Asr"ı, ansiklopedi maddesinin Eretna için gösterdiği kaynaklar arasındadır; Hüsameddin'in aktardığı mersiye ve övgü bu kaynağa dayanır.

Taht kavgası da ansiklopedi maddesindeki anlatımla büyük ölçüde örtüşür. Maddeye göre Mehmed Bey, emirler tarafından hükümdar ilan edildi; genç yaşı ve yetersizliği nedeniyle nüfuzunu kaybetti ve 1354'te tahtı bırakıp Karamanoğulları'na sığındı. Yerine Cafer Bey çıkarıldı. Hüsameddin ise tahtın el değiştirmesinde Hâce Ali Şâh'ın rolünü öne çıkarır. Burak Bey'in Erzincan emirliği konusunda bir kaynakta farklı bir ad görülür: Eretnalılara bağlı Erzincan emirleri sıralamasında 1348-1362 arası için Ahi Ayna yazılıdır, Burak Bey anılmaz. Bu fark çözülemedi.

Komşu Beylikler

Elbistan emiri Karaca Bey, Dulkadiroğulları'nın kurucusudur ve Mısır'daki Memlük sultanlarına bağlı bir Türkmen beyi olarak görülür. Ansiklopedi maddesine göre Memlükler, Eretna'yı meşgul etmek için zaman zaman Karaca Bey'in Türkmenlerini kullanmıştır. Hüsameddin'in verdiği Karaman emirleri sıralamasını başka bir kaynakla karşılaştıramadık. Ansiklopedi maddesine göre Eretna, Karamanoğlu Ahmed Bey'in ölümünden sonra 1350'de Konya'yı da ele geçirmiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.