İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL

Şihâbeddîn Ahmed Şâh

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 409–412 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Kürt oğlu Hacı Kutlu Şâh'ın büyük mahdûmu ve Tuli Bey'in dâmâdı [45] olduğu münâsebetle Emîr Nâsıreddîn Muhammed bin Eretna Hân'ın bacanağıydı. Pederinin yerine Amasya emâretine 753 senesi evâsıtında ta'yîn edildi. Kayınbirâderi Tâceddîn İbrâhim Bey de Tokat emîri oldu. Ahmed Şâh, Amasya emâretinde pederinin kâ'im-makâmı hükmünde idi. Kendisine "Bayraklı Gâzi" denirdi.

Hacı Kutlu Şâh şecî' ve müdebbir bir zât idi. Sivas'ı güzelce müdâfa'a ederek Burak Bey'i sulhen Erzincân'a i'âde etdi. Burak Bey de Erzincân'a kanâ'at edib müstakilâne idâre-i umûr eder, ne Tebrîz hükümdârı Eşref Hân'ı ne de yeğeni Nâsıreddîn Muhammed Bey'i tanımazdı.

Kezâlik Haleb vâlîsi Beyboğarus da müttefikleriyle beraber kıyâm ve isyân edib 753 senesi recebinde Şâm üzerine yürümüş, harben Şâm'a girip i'lân-ı saltanat etmişdi. Bunun üzerine Mısır hükümdârı Melik Sâlih, atabeyi Emîr Seyfeddîn Argun el-Kâmilî ile Mısır'dan kalkıp Şâm üzerine gelmişdi.

Argun el-Kâmilî, Beyboğarus'u harben Şâm'dan çıkarıp Haleb'e doğru kaçan Beyboğa'yı ta'kîb etdi. Melik Sâlih tarafından Haleb vâlîsi olup sür'atle Haleb'e geldi. Âsîleri ahz ve istîsâle çalışdı. Ahmed es-Sâkî, Beklemiş, Altınboğa Beyler'i tutup cezâlarını verdi. Beyboğarus, Elbistân'a firâr edib Karaca Bey'e ilticâ etmişdi.

Argun el-Kâmilî, Beyboga Rus'u Karaca Bey'den şiddetle taleb etdi. Karaca Bey, kendisinin afv edileceğini ümîd ederek Beyboga'yı birinci talebde bağlayıp adamlarına terfîkan Haleb'e gönderdi. Karaca Bey'in bu hareketi [46] Mısrîler'i fenâ kızdırdı. Çünkü iktidâr ve şecâ'atiyle tanınmış olan Beyboğarus'un Haleb'de başı kesilip Mısır'a gönderilmişdi.

Melik Sâlih, Karaca Bey'i bi-eyyi-hâl ahz ederek Mısır'a irsâlini Argun'a emr etmiş, ma'iyyetine bir fırka-i askeriyye ile ümerâdan Şeyhu, Tâz, Toktay Beyler'i me'mûr eylemişdi. Argun el-Kâmilî, bu beylerle beraber Haleb'den kalkıp Elbistân üzerine yürüdü. Sivas vâlîsi olan Hacı Kutlu Şâh'a da kendisine askeriyle mu'âvenet etmesini yazdı.

Hacı Kutlu Şâh, Sivas'dan kalkıp askeriyle Elbistân'a hareket etdi. Argun el-Kâmilî, asâkir-i Mısriyye ile Elbistân'ı sardı. Karaca Bey her iki tarafdan sarıldığını görünce Elbistân'dan kaçıp Kayseriyye yolunu tutdu. Muhammed Bey'e ilticâ ve dehâlet etmek istedi.

Salâheddîn Safedî, "A'yânu'l-Asr"ında Argun el-Kâmilî tercemesinde diyor ki: "Emîr Seyfeddîn Argun el-Kâmilî, ma'iyyetinde Emîr İzzeddîn Toktay ed-Devâdâr olduğu hâlde Haleb asâkiriyle İbni Dulkadir tarafına teveccüh edib Elbistân'a vardı. Şehri ve köyleri yakıp harâb etdi. İbni Dulgadir kaçıp Kayseriyye'ye girdi. Muhammed Bey bin Eretna'ya dehâlet etdi. Bunun üzerine Argun el-Kâmilî dönüp 754 senesi recebinin beşinci salı günü Haleb şehrine girdi. Pek çok sıkıntı çekdi. Ba'zı yerlerde yaya yürüdüğü oldu".

Emîr İzzeddîn Toktay tercemesinde bu vak'ayı şöyle yazıyor: "Emîr İzzeddîn Toktay, Şâm'dan dönüp Haleb'e geldi. Argun el-Kâmilî ma'iyyetinde askerle beraber bilâd-ı Rûm'a teveccüh etdi. Kayseriyye'ye vardılar. [47] Nihâyet İbni Dulkadir'ı tutdu. İbni Dulkadir, Nâsıreddîn Muhammed Bey bin Eretna'nın yanında idi. Asker, pek çok sıkıntılara ma'rûz olduğu hâlde avdet edib Emîr İzzeddîn 754 senesi recebinin beşinci günü Dımışk'a geldi. Bu haberi getirdi".

Emîr Zeyneddîn Karaca bin Dulkadir'in tercemesinde de yine bu hâdiseyi şöyle anlatıyor: "İbni Dulkadir, asâkir-i Mısriyye'den kaçıp giderken Eblestin ve kurâsını yakıp harâb etdi. Emîr Toktay, asâkiriyle ta'kîb edib Kayseriyye kurbunda bu tarafdan asâkir-i Mısriyye, o tarafdan da İbni Eretna asâkiri İbni Dulkadir'i ihâta etdi. Rûm'da Moğol ümerâsından Kutlu Şâh, Dulkadir Oğlu'nu tutup İbni Eretna'ya gönderdi.

Haleb vâlîsi Argun el-Kâmilî, Dulkadiroğlu'nu İbni Eretna'dan istedi. İbni Eretna birtakım ta'vîkât ile göndermemek istiyordu. Nihâyet Argun'un taleb ve tehdîdine dayanamadı. Dulkadiroğlu'nu bağlayıp göndermeye mecbûr oldu. İbni Dulkadir, 754 senesi şa'bânının on ikinci günü Haleb'e geldi.

Emîr Argun el-Kâmilî, Dulkadiroğlu'nun bağlarını, zencirlerini çözmeyip artırdı. Haleb kalesinde habs etdi. İbtidâ kılıncını kölesi Emîr Alâ'aeddîn Altanboga ile gönderip tutulduğunu haber verdi. Mu'ahharan Dulkadiroğlu'nu bir bölük askere terfîk ederek Mısır'a gönderdi. İbni Dulkadir bir müddet Mısır'da mahbûs kalıp sonunda ortasından ikiye biçildi. Gövdesi iki parça olarak Bâb-ı Züveyle üzerine 754 senesi zilka'desinde asıldı".[48]

Görülüyor ki Kürt oğlu Kutlu Şâh, Eretna Hân oğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey'in askerine serdâr ve kumandân idi. Pederi ve kendisi Moğol devletinde emâret almış olduğundan "Moğol ümerâsından" denmişdir. Zâten Arab müverrihleri Eretna'yı da Moğol ümerâsından göstermekdedirler. Burada "Rûm" ta'bîri Sivas demekdir. Öteden beri Rûm Eyâleti, Sivas vilâyeti demekdi.

Rûs Beyboğa, Mısır'a sultân olacağım hırsıyla kendisinin ve arkadaşlarının başlarını yemekle kalmadı, Eretna ve Dulkadiroğulları arasına onulmaz bir intikâm yarası açdı. Bu iki hânedânın birbiriyle yıllarca çarpışmalarına sebeb oldu. Karaca Bey, kendi amelinin cezâsını gördüğü hâlde, evlâdı Eretnazâde Muhammed Bey'in yakasını bırakmadı.

Bu esnâda Amasya kâdı'l-kudâtı Mevlânâ Nûreddîn Osmân Çelebi bin Ziyârî vefât etdi. Kazasker İmâdeddîn Ömer Çelebi de Muhammed Bey'in cülûsuna muhâlif göründüğünden gözden düşmüşdü. Bu sebebden İmâdeddîn Ömer Çelebi, kendi talebiyle kazaskerlikden çekildi. Amasya kâdı'l-kudâtı olarak yine vatanına kavuşdu. Yerine Mevlânâ Bedreddîn Mahmûd Çelebi kazasker oldu.

Eretna Hân oğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey, genç ve tecrübesizdi. Pederinin ulemâyı ve tecrübe-dîde ümerâyı topladığı meclise kendi gibi gençleri toplar, onlarla ayş u işret, zevk ve sefâhat ederek ne halkın şikâyetlerini dinler, ne de hükûmet işlerine bakardı. Vezîri Hâce Alî Şâh'a bile yüz vermezdi. Bütün umûr-ı hükûmet gençlerin elinde kalmışdı. [49]

Muhammed Bey'in bu hâli bir tarafdan ümerâyı kendisinden soğutdu, diğer tarafdan da halka ağır geldi. Hâce Alî Şâh, Muhammed Bey'i hal'a azm ederek tazyîk etmeye başladı. Çünkü halkın nazarında kendisinin bu işlere bâ'is olduğu cihetle mevki' ve vezâreti sarsılmağa yüz tutmuşdu.

Müneccimbaşı Ahmed Efendi, "Câmiu'd-Düvel"in "Âl-i Eretna" faslında diyor ki: "Muhammed Bey, hadâset-i sinni belâsıyla gençleri başına topladı. Zevk ve sefâhatle dem-güzâr olarak umûr-ı hükûmete gençler karışdı. Halkı ve ümerâyı bîzâr etdi. Nihâyet vezîri Hâce Alî Şâh, Muhammed Bey'i habs edib kardaşı Ca'fer Bey'i taht-ı emârete geçirdi".

Emîr İzzeddîn Ca'fer Bey, üçüncü emîr olarak 754 senesi evâhirinde yâhud 755 senesi evâ'ilinde Kayseriyye'de pederinin yerine geçip oturdu. Muhammed Bey'i tutan beylerden kayınbirâderi Tâceddîn İbrâhim Bey de azl olunup yerine Sadreddîn Süleyman Şâh Tokat emîri oldu.⁴⁸⁸

Muhammed Bey, kendisini sevenlerin yardımlarıyla mahbesden kurtulup Konya'ya kaçmış, Karaman oğlu Emîr Şücâ'eddîn Süleyman Bey bin Halîl Bey'e dehâlet etmişdi. Karamânîler'le Eretna Hân arasında karâbet-i sıhriyye vardı. Bu münâsebetle Süleyman Bey, Muhammed Bey'i Kayseriyye emâretine cebren nasb ve i'âde etmeye kalkışdı. Birâderi Konya vâlîsi Bedreddîn Dâvud Bey'i bir kuvve-i askeriyye ile gönderdi.

Bedreddîn Dâvud Bey, pek zâlim ve sefîh bir adamdı. Zulüm ve sefâhatiyle Konya [50] a'yânını ve halkını bîzâr etmişdi. Hâlbuki Dâvud Bey'e karşı gönderilen kuvve-i askeriyye kumandânı Sivas vâlîsi Kürt oğlu Hacı Kutlu Şâh âdil, dîndâr, merd bir zât olarak tanınmışdı. Sivas ve Amasya halkı emîr-i müşârün-ileyhin idâresinden pek memnûn idi.

Bundan dolayı Konya a'yânı Hacı Kutlu Şâh'a feryâd-nâmeler, adamlar gönderip kendilerini Dâvud Bey'in mezâliminden kurtarmasını ricâ ederek kendisine her türlü mu'âvenetler arz ve Konya kalesini teslîm edeceklerini ta'ahhüd ediyorlardı.

Ancak vezîr Hâce Alî Şâh'ın ibtidâ Ca'fer Bey'i, sonra Muhammed Bey'i habsinden, nüfûz ve istibdâdından dolayı Hacı Kutlu Şâh, Hâce Alî Şâh'dan dil-gîr olmakda idi. Kezâlik Eretna Hân oğullarının hiçbirinde emârete liyâkat ve ehliyet göremiyordu. Çünkü her ikisi de ten-perver, şehvet-perest adamlardı.

Hacı Kutlu Şâh Sivas, Tokat ve Amasya mülhakâtına birden vâlî-i umûmî idi. Tedbîr ve şecâ'ati, adl ve diyâneti i'tibâriyle Eretna Hân'a hayru'l-halef olacak fezâ'il-i askeriyye ve melekiyyeyi hâ'iz bir zât idi. Ulemâyı, ilim ve irfânı pek severdi.

Müneccimbaşı el-Hâc Ahmed Efendi, "Câmiu'd-Düvel"in "Âl-i Karaman" faslında diyor ki: "Karaman emîri Süleyman Bey bin Halîl Bey, kendi tarafından birâderi Dâvud Bey'i Konya vâlîsi nasb etmişdi. Dâvud Bey, pek zâlim idi. Bunun mezâlim ve ta'addiyâtından bîzâr olan Konya a'yânı gizlice "Kürdî" yâhud "Moğolî" olan Hacı Kutlu Şâh'a haber gönderdi. [51]

Hacı Kutlu Şâh bilâd-ı Rûm'a vâlî idi. Konya a'yânı Dâvud Bey'in ta'addiyâtından bîzâr oldukları için Hacı Kutlu Şâhı da'vet ve Konya'yı kendisine teslîm edeceklerini ta'ahhüd etmişlerdi. Hacı Kutlu Şâh gelip Konya'yı zabt etdi. Dâvud Bey de birçok meşakkatlerle kaçıp Lârende'ye cân atdı".

Hulâsa Bedreddîn Dâvud Bey'le Hacı Kutlu Şâh arasında cereyân eden muhârebe, Dâvud Bey'in inhizâmıyla hitâma erdi. Dâvud Bey kaçıp Konya'ya tahassün etdi. Hacı Kutlu Şâh da ta'kîb ederek gelip Konya'yı sardı. Muhârebeden sonra Konya'ya cebren girdi.

Müneccimbaşı Ahmed Efendi diyor ki: "Hacı Kutlu Şâh, kendisiyle harbe kıyâm eden dört bin kadar Karamânlı Türkler'i ve yirmi dört Karamânlı şehzâdeleri kılıçdan geçirdi. Çünkü mülûk-i Karâmâniye'nin, şehzâdelerini ilim ve edeb tahsîli için Konya şehrine göndermek âdetleri idi. Konya şehri bir müddet Kutlu Şâh elinde kaldı".

Hacı Kutlu Şâh, bu muvaffakiyet üzerine Konya, Sivas, Tokat, Amasya vilâyetlerine vâlî-i umûmî oldu. Nüfûz ve şöhreti her tarafı tutdu. Bundan dolayı hem Konyalılar'ı kendisine daha ziyâde celb ve takrîb, hem de Eretna Oğulları'na yüz çeviren ümerâyı kendisine mecbûr-ı inkıyâd edecek çâreyi Sultân Altunbaş'ın iclâsında buldu.

Bunun üzerine Hacı Kutlu Şâh, Amasya vâlîsi olan mahdûmu Emîr Şihâbeddîn Ahmed Şâh'a Sultân Altunbaş'ın Amasya'da taht-ı Selçûkî'ye iclâs etmesini emr etdi. Ahmed Şâh da Altunbaş'ı tekrâr ikâmet etdiği Simre Çiftliği'nden celb ederek iclâs eyledi. [52]

Dipnotlar

  • 488 Biçâr oğlu Nûreddîn Hamza Bey'in mahdûmu zann olunur.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Kürt oğlu Hacı Kutlu Şâh'ın büyük oğlu ve Tuli Bey'in damadı olduğundan Emîr Nâsıreddîn Muhammed bin Eretna Han'ın bacanağıydı. Babasının yerine Amasya emirliğine 753 [1352] yılı ortalarında atandı. Kayınbiraderi Tâceddîn İbrâhim Bey de Tokat emiri oldu. Ahmed Şâh, Amasya emirliğinde babasının vekili sayılırdı. Kendisine "Bayraklı Gâzi" denirdi.

Hacı Kutlu Şâh cesur ve tedbirli bir zattı. Sivas'ı güzelce savunup Burak Bey'i barış yoluyla Erzincan'a geri gönderdi. Burak Bey de Erzincan'la yetinip bağımsız biçimde işleri yürütür, ne Tebriz hükümdarı Eşref Han'ı ne de yeğeni Nâsıreddîn Muhammed Bey'i tanırdı.

Aynı şekilde Halep valisi Beyboğarus da müttefikleriyle birlikte ayaklanıp isyan ederek 753 [1352] yılı recebinde Şam üzerine yürümüş, savaşarak Şam'a girip saltanatını ilan etmişti. Bunun üzerine Mısır hükümdarı Melik Sâlih, atabeyi Emîr Seyfeddîn Argun el-Kâmilî ile Mısır'dan kalkıp Şam üzerine gelmişti.

Argun el-Kâmilî, Beyboğarus'u savaşarak Şam'dan çıkarıp Halep'e doğru kaçan Beyboğa'yı takip etti. Melik Sâlih tarafından Halep valisi olarak hızla Halep'e geldi. İsyancıları yakalayıp cezalandırmaya çalıştı. Ahmed es-Sâkî, Beklemiş, Altınboğa Beyleri'ni tutup cezalarını verdi. Beyboğarus, Elbistan'a kaçıp Karaca Bey'e sığınmıştı.

Argun el-Kâmilî, Beyboğa Rus'u Karaca Bey'den şiddetle istedi. Karaca Bey, bağışlanacağını umarak Beyboğa'yı ilk istekte bağlayıp adamlarıyla birlikte Halep'e gönderdi. Karaca Bey'in bu hareketi Mısırlılar'ı çok kızdırdı. Çünkü güç ve yiğitliğiyle tanınmış olan Beyboğarus'un Halep'te başı kesilip Mısır'a gönderilmişti.

Melik Sâlih, Karaca Bey'i her hâlde yakalayıp Mısır'a göndermesini Argun'a emretmiş, yanına bir askerî birlikle emirlerden Şeyhu, Tâz, Toktay Beyler'i görevlendirmişti. Argun el-Kâmilî bu beylerle birlikte Halep'ten kalkıp Elbistan üzerine yürüdü. Sivas valisi olan Hacı Kutlu Şâh'a da askeriyle kendisine yardım etmesini yazdı.

Hacı Kutlu Şâh, Sivas'tan kalkıp askeriyle Elbistan'a hareket etti. Argun el-Kâmilî, Mısır askerleriyle Elbistan'ı kuşattı. Karaca Bey her iki yandan sarıldığını görünce Elbistan'dan kaçıp Kayseri yolunu tuttu. Muhammed Bey'e sığınmak ve ondan korunma istemek istedi.

Salâheddîn Safedî, "A'yânu'l-Asr"ında Argun el-Kâmilî'nin hâl tercümesinde der ki: "Emîr Seyfeddîn Argun el-Kâmilî, maiyetinde Emîr İzzeddîn Toktay ed-Devâdâr olduğu hâlde Halep askerleriyle İbni Dulkadir tarafına yöneldi ve Elbistan'a vardı. Şehri ve köyleri yakıp yıktı. İbni Dulgadir kaçıp Kayseri'ye girdi. Muhammed Bey bin Eretna'ya sığındı. Bunun üzerine Argun el-Kâmilî dönüp 754 [1353] yılı recebinin beşinci salı günü Halep şehrine girdi. Çok sıkıntı çekti. Bazı yerlerde yaya yürüdüğü oldu."

Emîr İzzeddîn Toktay'ın hâl tercümesinde bu olayı şöyle yazıyor: "Emîr İzzeddîn Toktay, Şam'dan dönüp Halep'e geldi. Argun el-Kâmilî'nin maiyetinde askerle birlikte Rum diyarına yöneldi. Kayseri'ye vardılar. Nihayet İbni Dulkadir'i yakaladı. İbni Dulkadir, Nâsıreddîn Muhammed Bey bin Eretna'nın yanında idi. Asker, çok sıkıntılara uğradığı hâlde dönüp Emîr İzzeddîn 754 yılı recebinin beşinci günü Şam'a geldi. Bu haberi getirdi."

Emîr Zeyneddîn Karaca bin Dulkadir'in hâl tercümesinde de yine bu olayı şöyle anlatıyor: "İbni Dulkadir, Mısır askerlerinden kaçıp giderken Elbistan'ı ve köylerini yakıp yıktı. Emîr Toktay, askeriyle takip edip Kayseri yakınında bir yandan Mısır askerleri, öbür yandan da İbni Eretna askeri İbni Dulkadir'i çevirdi. Rum'da Moğol emirlerinden Kutlu Şâh, Dulkadiroğlu'nu yakalayıp İbni Eretna'ya gönderdi.

Halep valisi Argun el-Kâmilî, Dulkadiroğlu'nu İbni Eretna'dan istedi. İbni Eretna birtakım bahanelerle göndermemek istiyordu. Nihayet Argun'un isteğine ve tehdidine dayanamadı. Dulkadiroğlu'nu bağlayıp göndermeye mecbur oldu. İbni Dulkadir, 754 yılı şabanının on ikinci günü Halep'e geldi.

Emîr Argun el-Kâmilî, Dulkadiroğlu'nun bağlarını, zincirlerini çözmeyip artırdı. Halep kalesinde hapsetti. Önce kılıcını kölesi Emîr Alâeddîn Altanboga ile göndererek tutulduğunu haber verdi. Sonra Dulkadiroğlu'nu bir bölük askere katıp Mısır'a gönderdi. İbni Dulkadir bir süre Mısır'da tutuklu kaldı ve sonunda ortasından ikiye biçildi. Gövdesi iki parça olarak Bâb-ı Züveyle üzerine 754 yılı zilkadesinde asıldı."

Görülüyor ki Kürt oğlu Kutlu Şâh, Eretna Han oğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey'in askerine başkomutan ve komutandı. Babası ve kendisi Moğol devletinde emirlik almış olduğundan "Moğol emirlerinden" denmiştir. Zaten Arap tarihçileri Eretna'yı da Moğol emirlerinden göstermektedirler. Burada "Rum" ifadesi Sivas demektir. Eskiden beri Rum Eyaleti, Sivas vilayeti demekti.

Rus Beyboğa, Mısır'a sultan olacağım hırsıyla kendisinin ve arkadaşlarının başlarını yemekle kalmadı, Eretna ve Dulkadiroğulları arasında onulmaz bir intikam yarası açtı. Bu iki hanedanın birbiriyle yıllarca çarpışmasına sebep oldu. Karaca Bey, kendi yaptığının cezasını gördüğü hâlde, çocukları Eretnazâde Muhammed Bey'in yakasını bırakmadı.

Bu sırada Amasya başkadısı Mevlânâ Nûreddîn Osmân Çelebi bin Ziyârî öldü. Kazasker İmâdeddîn Ömer Çelebi de Muhammed Bey'in tahta çıkışına karşı göründüğünden gözden düşmüştü. Bu sebepten İmâdeddîn Ömer Çelebi, kendi isteğiyle kazaskerlikten çekildi. Amasya başkadısı olarak yine vatanına kavuştu. Yerine Mevlânâ Bedreddîn Mahmûd Çelebi kazasker oldu.

Eretna Han oğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey, genç ve tecrübesizdi. Babasının âlimleri ve tecrübeli emirleri topladığı meclise kendisi gibi gençleri toplar, onlarla yeme içme, eğlence ve sefahat ederek ne halkın şikâyetlerini dinler ne de devlet işlerine bakardı. Vezîri Hâce Alî Şâh'a bile yüz vermezdi. Bütün devlet işleri gençlerin elinde kalmıştı.

Muhammed Bey'in bu hâli bir yandan emirleri ondan soğuttu, öte yandan halka ağır geldi. Hâce Alî Şâh, Muhammed Bey'i tahttan indirmeye karar vererek ona baskı yapmaya başladı. Çünkü halkın gözünde bu işlere kendisi sebep olduğu için mevkii ve vezirliği sarsılmaya yüz tutmuştu.

Müneccimbaşı Ahmed Efendi, "Câmiu'd-Düvel"in "Eretna Oğulları" bölümünde der ki: "Muhammed Bey, gençlik yaşının belasıyla gençleri başına topladı. Eğlence ve sefahatle vakit geçirerek devlet işlerine gençler karıştı. Halkı ve emirleri bezdirdi. Sonunda vezîri Hâce Alî Şâh, Muhammed Bey'i hapsedip kardeşi Ca'fer Bey'i emirlik tahtına geçirdi."

Emîr İzzeddîn Ca'fer Bey, üçüncü emir olarak 754 yılı sonunda [1353-54] ya da 755 yılı başında [1354] Kayseri'de babasının yerine geçip oturdu. Muhammed Bey'i tutan beylerden biri olan kayınbiraderi Tâceddîn İbrâhim Bey de azledilip yerine Sadreddîn Süleyman Şâh Tokat emiri oldu.

Muhammed Bey, kendisini sevenlerin yardımlarıyla hapisten kurtulup Konya'ya kaçmış, Karaman oğlu Emîr Şücâeddîn Süleyman Bey bin Halîl Bey'e sığınmıştı. Karamanlılar'la Eretna Han arasında kudalık bağı vardı. Bu sebeple Süleyman Bey, Muhammed Bey'i Kayseri emirliğine zorla atayıp geri getirmeye kalkıştı. Kardeşi Konya valisi Bedreddîn Dâvud Bey'i bir askerî güçle gönderdi.

Bedreddîn Dâvud Bey, çok zalim ve sefih bir adamdı. Zulmü ve sefahatiyle Konya ileri gelenlerini ve halkını bezdirmişti. Oysa Dâvud Bey'e karşı gönderilen askerî gücün komutanı Sivas valisi Kürt oğlu Hacı Kutlu Şâh, adil, dindar, mert bir zat olarak tanınmıştı. Sivas ve Amasya halkı, adı geçen emirin yönetiminden çok memnundu.

Bundan dolayı Konya ileri gelenleri Hacı Kutlu Şâh'a feryat mektupları ve adamlar gönderip kendilerini Dâvud Bey'in zulümlerinden kurtarmasını rica ederek kendisine her türlü yardımı sunuyor, Konya kalesini teslim edeceklerine söz veriyorlardı.

Ancak vezir Hâce Alî Şâh'ın önce Ca'fer Bey'i sonra Muhammed Bey'i hapsetmesinden, nüfuz ve despotluğundan dolayı Hacı Kutlu Şâh, Hâce Alî Şâh'tan gönül kırgınlığı duyuyordu. Aynı şekilde Eretna Han oğullarının hiçbirinde emirliğe layıklık ve yeterlik göremiyordu. Çünkü ikisi de bedenine düşkün, şehvet düşkünü adamlardı.

Hacı Kutlu Şâh, Sivas, Tokat ve Amasya'ya bağlı yerlere birden genel vali idi. Tedbiri ve yiğitliği, adaleti ve dindarlığı bakımından Eretna Han'ın yerine geçecek en iyi halef olacak askerî ve hükümdarlık erdemlerine sahip bir zattı. Âlimleri, ilim ve irfanı çok severdi.

Müneccimbaşı el-Hâc Ahmed Efendi, "Câmiu'd-Düvel"in "Karaman Oğulları" bölümünde der ki: "Karaman emiri Süleyman Bey bin Halîl Bey, kendi tarafından kardeşi Dâvud Bey'i Konya valisi atamıştı. Dâvud Bey çok zalimdi. Bunun zulüm ve haksızlıklarından bezen Konya ileri gelenleri gizlice "Kürdî" ya da "Moğolî" olan Hacı Kutlu Şâh'a haber gönderdi.

Hacı Kutlu Şâh Rum diyarına vali idi. Konya ileri gelenleri Dâvud Bey'in haksızlıklarından bezdikleri için Hacı Kutlu Şâh'ı çağırıp Konya'yı kendisine teslim edeceklerine söz vermişlerdi. Hacı Kutlu Şâh gelip Konya'yı ele geçirdi. Dâvud Bey de birçok zorlukla kaçıp Lârende'ye can attı."

Kısacası Bedreddîn Dâvud Bey'le Hacı Kutlu Şâh arasında geçen savaş, Dâvud Bey'in yenilgisiyle sona erdi. Dâvud Bey kaçıp Konya'ya sığındı. Hacı Kutlu Şâh da takip ederek gelip Konya'yı kuşattı. Savaştan sonra Konya'ya zorla girdi.

Müneccimbaşı Ahmed Efendi der ki: "Hacı Kutlu Şâh, kendisiyle savaşa kalkışan dört bin kadar Karamanlı Türk'ü ve yirmi dört Karamanlı şehzadeyi kılıçtan geçirdi. Çünkü Karaman hükümdarlarının, şehzadelerini ilim ve edep öğrenmeleri için Konya şehrine göndermek âdetleri idi. Konya şehri bir süre Kutlu Şâh'ın elinde kaldı."

Hacı Kutlu Şâh, bu başarı üzerine Konya, Sivas, Tokat, Amasya vilayetlerine genel vali oldu. Nüfuzu ve şöhreti her yanı tuttu. Bundan dolayı hem Konyalıları kendisine daha çok çekmek ve yakınlaştırmak, hem de Eretna Oğulları'na yüz çeviren emirleri kendisine boyun eğmeye mecbur edecek çareyi Sultân Altunbaş'ı tahta oturtmakta buldu.

Bunun üzerine Hacı Kutlu Şâh, Amasya valisi olan oğlu Emîr Şihâbeddîn Ahmed Şâh'a Sultân Altunbaş'ın Amasya'da Selçuklu tahtına oturtulmasını emretti. Ahmed Şâh da Altunbaş'ı oturduğu Simre Çiftliği'nden getirterek tahta oturttu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • dâmâd: damat
  • kâ'im-makâm: vekil
  • sulhen: barış yoluyla
  • i'âde: geri gönderme
  • atabey: genç hükümdarın bakımını ve yönetimini üstlenen kıdemli emir
  • ta'kîb: izleme, kovalama
  • terfîk: birlikte gönderme, katma
  • ta'vîkât: engeller, oyalamalar
  • kâdı'l-kudât: başkadı
  • kazasker: ordu kadısı
  • ayş u işret: yeme içme ve eğlence
  • hal': tahttan indirme
  • hadâset-i sin: gençlik yaşı
  • ten-perver: bedenin zevklerine düşkün
  • vâlî-i umûmî: genel vali
  • hayru'l-halef: en iyi halef
  • mezâlim, ta'addiyât: haksızlıklar, saldırganlıklar
  • iclâs: tahta oturtma

Karaca Bey'in Sonu

Dulkadir beyi Zeyneddin Karaca Bey'in 1353'teki akıbeti başka kaynaklarda da anlatılır ve Hüsameddin'in aktardığı Arap kaynaklı anlatımla büyük ölçüde örtüşür. Bunlara göre Halep naibi Beyboğa Rus, Hama naibi Ahmed es-Sâkî ve Trablus naibi Beklemiş 1352'de Memlük sultanı es-Sâlih'e karşı ayaklanmış, Karaca Bey de bu harekete katılmıştır. Memlük valileri ve rakip Türkmen beyleri birleşip Elbistan'ı ve köylerini yağmalamış, Karaca Düldül Dağı'na kaçmıştır. 1353'te Eretnalı hükümdar Mehmed'in sarayına sığınan Karaca, Memlüklerin isteği üzerine zincire vurulup Halep'e gönderilmiştir. Karaca 11 Aralık 1353'te Kahire'de işkenceyle öldürülmüş, cesedi Bâb-ı Züveyle'de üç gün asılı kalmıştır. Hüsameddin'in "754 zilkadesi" tarihi bu zamana denk gelir.

Ayrıntıda bir fark vardır: Hüsameddin'in aktardığı Safedî kaydına göre Karaca'yı yakalayıp Eretna oğluna gönderen, Moğol emirlerinden Kutlu Şâh'tır. Başka bir kaynak ise yalnızca Karaca'nın Eretna oğlunun sarayına sığındığını ve zincirlenip gönderildiğini yazar, Kutlu Şâh'tan söz etmez. Aynı kaynağa göre Karaca önce Düldül Dağı'na kaçmıştır; Hüsameddin ise doğrudan Kayseri yolunu anlatır. Aynı kaynağa göre Eretna oğluna bu teslim karşılığında büyük bir meblağ ödenmiştir. Geç dönem Osmanlı yazarlarından bazılarının ise Karaca Bey'in 1378-79 dolaylarında, yüz yaşına yakın öldüğünü yazdığı da kayıtlıdır. Hüsameddin bu görüşü paylaşmaz ve Arap kaynaklarını esas alır.

Eretna Varisleri Arasındaki Mücadele

Ansiklopedi maddesine göre Eretna'nın üç oğlundan büyüğü Şeyh Hasan 1347'de genç yaşta ölmüştü. Babanın ölümünden sonra Cafer ve Mehmed beyler birbirine karşı iktidar mücadelesine girdi. Emirler, Mehmed Bey'i Gıyâseddin unvanıyla hükümdar ilan etti. Yaşının küçüklüğü ve dirayetsizliği yüzünden nüfuzunu kaybeden Mehmed Bey, 1354'te emirlerin ve âlimlerin baskısıyla tahtı bırakıp Karamanoğulları'na sığındı. Yerine Cafer Bey İzzeddin unvanıyla sultan ilan edildi. Mehmed Bey 1355 Nisanındaki Yalnızgöz Savaşı'nda kardeşini yenip tahta yeniden oturdu. Hüsameddin'in anlatımı bu sırayla, yani önce Mehmed'in tahta çıkması, sonra hapsi ve Konya'ya kaçışı, ardından Cafer'in tahta oturması ile örtüşür. Hüsameddin'in Cafer'in tahta çıkışı için verdiği tarih (754 sonu ya da 755 başı) da ansiklopedideki 1354'e denk düşer. Hüsameddin, değişikliğin arkasında vezir Hâce Ali Şâh'ı gösterir. Ansiklopedi maddesi ise emirlerle âlimlerin baskısını öne çıkarır ve Mehmed Bey'in Hoca Ali Şah ile sonradan mücadeleye girip 1358'de onu da ortadan kaldırdığını yazar.

Mehmed Bey'in gençlik ve eğlence düşkünlüğüne dair ayrıntıları Hüsameddin, Müneccimbaşı'ndan aktarır. Ansiklopedi maddesi bu konuda yalnızca yaşının küçüklüğü ve yetersizliğinden söz eder.

Hacı Kutlu Şâh'ın Konya Seferi

Kutlu Şâh'ın Karamanoğulları'nın Konya valisi Dâvud Bey'i yenip Konya'yı ele geçirmesi, Hüsameddin'in yalnızca Müneccimbaşı'ya dayandırdığı bir anlatıdır. Eretnaoğulları üzerine yazılan ansiklopedi maddesi bu olayı anmaz. Maddede Konya'yı 1350'de ele geçirenin Eretna olduğu belirtilir. Kimi çağdaş yazılar, Konya'nın Hacı Kutlu Şâh tarafından alınışını, Karamanoğulları tarihini yazan Şikârî'nin eserine de dayandırır; biz bu kitabı doğrudan okumadık, bu yüzden söz konusu ayrıntı doğrulanamamıştır. Maddedeki "dört bin Karamanlı ve yirmi dört şehzade" sayıları da yalnızca Müneccimbaşı kaydından gelir.

Sultan Altunbaş

Maddenin sonunda adı geçen Sultân Altunbaş, Hüsameddin'in "Selçuklu tahtı" sözünden ve çağdaş bir yazıdaki kayıttan anlaşıldığı kadarıyla Selçuklu Sultanı II. Mesud'un oğlu sayılmaktadır; bir önceki maddeye göre Kutlu Şâh'ın babası Kürt Bey onun damadıdır. Okuduğumuz kaynaklarda Altunbaş'ın Amasya'da tahta oturtulmasına dair ayrı bir kayda rastlamadık.

Rum Adı

Hüsameddin, Arap tarihçilerinin "Rûm" dediği yerin Sivas'a karşılık geldiğini açıkça belirtir. Ansiklopedi maddesi de Eretna'nın Memlük sultanından aldığı belgeyi "memâlik-i Rûm nâibi" olarak anar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.