Hacı Kutlu Şâh'ın dedesi olduğundan üçüncü def'a olarak ikâmet eylediği Simre-i Havza'dan gelip 755 senesinde Amasya simresinde serîr-i Selçûk'a cülûs etdi. Bu def'asında müşârün-ileyh daha yaşlı idi. Şihâbeddîn Ahmed Şâh, Sivas vilâyeti kâ'im-makâmı, Hacı Kutlu Şâh'ın diğer mahdûmu Seyfeddîn Şâdgeldi Pâdişâh da beylerbeyi oldu.
Sultân Altunbaş'ın üçüncü cülûsunu isbât eden vesîka, müşârün-ileyhin ikinci vakfiyesiyle pederine âid evkâfın vakfiyesidir. Müşârün-ileyhin ikinci vakfiyesi "Evâhir-i şevvâl 756" târîhlidir. Bu vakfiyesinde de birinci vakfiyesinde mezkûr olan evsâf ve elkâb-ı sultâniyye aynen mestûrdur. Fazla olarak pederine âid vakfiyesinde "Velemmâ veffekallâhu sübhânehû ve ta'âlâ sâhibe's-sa'âdât es-sultâne'l-mezkûr" yazılıdır.
Gerek bâlâdaki evsâf-ı sultâniyye ve gerek şu ta'bîrât-ı şer'iyye delâlet ediyor ki Sultân Altunbaş-ı Selçûkî 756 şevvâlinde Amasya'da Selçûkiyye sultânı idi. Altunbaş'ın her hâlde cülûsu ve Konya'nın zabtı 755 senesinde vâki' olmuşdur. Bu vakfiyenin hâkimi de Mevlânâ İmâdeddîn Ömer Çelebi'dir.
Seyfeddîn Şâdgeldi Pâdişâh, Hacı Kutlu Şâh'ın ikinci mahdûmudur. Amasya'da Sultân Altunbaş'a âdât-ı Selçûkiyye üzere beylerbeyi olduğu münâsebetle müşârün-ileyhin bu unvânı kendisine alem olmuşdur. Kerîmezâdesi [53] olan Bâyezîd Paşa'nın vakfiyesinde bu unvânı mestûrdur.
Konyalılar, öteden beri Selçûkîler'e düşkünlerdi. Karamânlılar'ın mezâlim ve seyyi'âtından bîzâr oldukları münâsebetle Sultân Altunbaş'ın cülûsu, Hacı Kutlu Şâh'ın da güzel idâresi Konyalılar'ı meclûb etdi. Karaman ve Eretna oğullarını fevkalâde telâşa düşürdü. Çünkü Hacı Kutlu Şâh, bütün Anadolu'yu istîlâ edecek bir yararlık gösteriyordu.
Sultân Altunbaş'ın cülûsunu îcâb eden sebeb, yalnız Konyalılar'ın celbi değildi. Belki Eretna oğulları Muhammed ve Ca'fer Beyler'in ümerâsı ve tarafdârânı tarafından gösterilen muhâlefetler de birer âmil olmuşdu. Bundan dolayı bir tarafdan Karamânîler, diğer tarafdan Eretna oğullarının vezîri olan Hâce Ali Şâh ile Hacı Kutlu Şâh'ın muhâlifleri, Hacı Kutlu Şâh'ı mağlûb edecek çâreler arıyorlardı.
Lârende emîri Karamanoğlu Şücâ'aeddîn Süleyman Bey Konya'yı gayb etdiğinden dolayı pek ziyâde müte'essir olmuşdu. Konya'yı kurtarmak için bir tarafdan kuvvetlerini cem' ve tedârikâtını ikmâle çalışıyor, diğer tarafdan Kozan ve Ramazân oğullarını, Hacı Kutlu Şâh'ın muhâliflerini kendisine celb etmeye uğraşıyordu.
Hâce Alî Şâh'ın birâderi olan Hayreddîn Halîl Bey de Amasya'da bir fırka-i muhâlife uyardı. Ulemâdan Musliheddîn Mûsâ Çelebi ve tarafdârânıyla Halifet Gâzi oğlu Şücâ'eddîn Süleyman, Pervâne Beyzâde Alameddîn Süleyman, Gül Beyoğlu Alâ'eddîn Alî ve Receb Beyler ve bunların tarafdârları [54] muhâliflerin rü'esâsından olmuşlardı. Bunların başında Hâce Ali Şâh bulunuyordu.
Hulâsa Karamânoğlu Süleyman Bey, ma'iyyetine aldığı bir kuvve-i mühimme ve birâderi Alâ'eddîn Alî Bey'le Konya üzerine yürüdü. Hacı Kutlu Şâh ile mükerreren harb etdi. Bir yıl kadar savaşdıkdan sonra Hacı Kutlu Şâh'ı Konya'dan çıkarabildi. Sivas'a kadar ta'kîb etdi. Dönüp Kayseriyye'yi istîlâ etdi. Yanında bulunan Eretna Hânoğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey'e Kayseriyye emâretini verip Lârende'ye geldi (757).
Müneccimbaşı el-Hâc Ahmed Efendi diyor ki: "Karaman emîri Süleyman Bey'le Sivas vâlîsi İbni Kürt arasında mükerreren muhârebeler oldu. Sonunda Süleyman Bey galebe çaldı. İbni Kürt firâr etdi. Süleyman Bey onu Sivas'a kadar ta'kîb ve Kayseriyye'yi istîlâ eyledi. Kayseriyye hükûmetini Muhammed Bey'e ve Konya vâlîliğini de birâderi Alâ'eddîn Alî Bey'e verdi".
Hacı Kutlu Şâh, bu inhizâm üzerine Konya'dan dönüp Sivas'a geldi. Fakat eski nüfûzunu gâ'ib etdiğinden muhâlifleri her tarafdan baş kaldırdı. Bunlardan Halifetoğlu Süleyman Bey Amasya'da kıyâm edib Amasya vilâyetini zabt, ammizâdesi Tuli Beyzâde İbrâhim Bey de Tokat emâretini istîlâ etdi.
Günümüz Türkçesiyle
Hacı Kutlu Şâh'ın dedesi olan Sultan Altunbaş, oturduğu Havza Simresi'nden gelerek üçüncü kez olarak 755 [1354-55] yılında Amasya Simresi'nde Selçuklu tahtına çıktı. Bu sefer adı geçen sultan daha yaşlıydı. Şihâbeddîn Ahmed Şâh Sivas vilâyetinin kaymakamı, Hacı Kutlu Şâh'ın öbür oğlu Seyfeddîn Şâdgeldi Pâdişâh da beylerbeyi oldu.
Sultan Altunbaş'ın üçüncü kez tahta çıktığını kanıtlayan belge, adı geçenin ikinci vakfiyesi ile babasına ait vakıfların vakfiyesidir. Adı geçenin ikinci vakfiyesi "şevval ayının sonları 756 [1355-56]" tarihlidir. Bu vakfiyede de birinci vakfiyesinde anılan nitelikler ve sultanlık unvanları aynen yazılıdır. Bunlara ek olarak babasına ait vakfiyede "Yüce Allah, saadet sahibi, adı geçen sultanı başarıya ulaştırınca" anlamındaki Arapça ibare yazılıdır.
Hem yukarıdaki sultanlık nitelikleri hem de bu dinî hukuka uygun ifadeler gösteriyor ki Selçuklu soyundan Sultan Altunbaş 756 şevvalinde Amasya'da Selçuklu sultanıydı. Altunbaş'ın tahta çıkışı ve Konya'nın ele geçirilmesi her hâlde 755 yılında olmuştur. Bu vakfiyeyi hükme bağlayan kadı da Mevlânâ İmâdeddîn Ömer Çelebi'dir.
Seyfeddîn Şâdgeldi Pâdişâh, Hacı Kutlu Şâh'ın ikinci oğludur. Amasya'da Sultan Altunbaş'ın yanında Selçuklu geleneği uyarınca beylerbeyi olduğu için bu unvan kendisine özel ad hâline gelmiştir. Kızından torunu olan Bâyezîd Paşa'nın vakfiyesinde bu unvan yazılıdır.
Konyalılar eskiden beri Selçuklular'a düşkündü. Karamanlılar'ın zulümlerinden ve kötülüklerinden bıkmış oldukları için Sultan Altunbaş'ın tahta çıkışı ve Hacı Kutlu Şâh'ın güzel yönetimi Konyalıları kendine çekti. Karaman ve Eretna oğullarını son derece telaşa düşürdü. Çünkü Hacı Kutlu Şâh bütün Anadolu'yu ele geçirebilecek bir yiğitlik gösteriyordu.
Sultan Altunbaş'ın tahta çıkmasını gerektiren sebep yalnız Konyalıların ona yönelmesi değildi. Eretna oğulları Muhammed ve Ca'fer Beyler'in emirleri ile taraftarları tarafından gösterilen muhalefetler de birer etken olmuştu. Bu yüzden bir yandan Karamanlılar, öbür yandan Eretna oğullarının veziri Hâce Ali Şâh ile Hacı Kutlu Şâh'ın muhalifleri, Hacı Kutlu Şâh'ı yenecek çareler arıyorlardı.
Lârende [Karaman] emiri Karamanoğlu Şücâ'eddîn Süleyman Bey, Konya'yı kaybettiği için çok üzülmüştü. Konya'yı kurtarmak için bir yandan kuvvetlerini toplayıp hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyor, öbür yandan Kozan ve Ramazan oğullarını, yani Hacı Kutlu Şâh'ın muhaliflerini kendi tarafına çekmeye uğraşıyordu.
Hâce Alî Şâh'ın kardeşi Hayreddîn Halîl Bey de Amasya'da muhalif bir grup oluşturdu. Âlimlerden Musliheddîn Mûsâ Çelebi ve taraftarlarıyla Halifet Gâzi oğlu Şücâ'eddîn Süleyman, Pervâne Beyzâde Alameddîn Süleyman, Gül Beyoğlu Alâ'eddîn Alî ve Receb Beyler ile bunların taraftarları muhaliflerin başlıca adamlarından olmuşlardı. Bunların başında Hâce Ali Şâh bulunuyordu.
Kısacası Karamanoğlu Süleyman Bey, yanına aldığı önemli bir kuvvet ve kardeşi Alâ'eddîn Alî Bey ile Konya üzerine yürüdü. Hacı Kutlu Şâh ile defalarca savaştı. Bir yıl kadar çarpıştıktan sonra Hacı Kutlu Şâh'ı Konya'dan çıkarabildi. Onu Sivas'a kadar kovaladı. Dönüp Kayseri'yi ele geçirdi. Yanında bulunan Eretna Hânoğlu Nâsıreddîn Muhammed Bey'e Kayseri emirliğini verip Lârende'ye geldi (757 [1356-57]).
Müneccimbaşı el-Hâc Ahmed Efendi şöyle diyor: "Karaman emiri Süleyman Bey ile Sivas valisi İbni Kürt arasında defalarca savaşlar oldu. Sonunda Süleyman Bey galip geldi. İbni Kürt kaçtı. Süleyman Bey onu Sivas'a kadar kovaladı ve Kayseri'yi ele geçirdi. Kayseri yönetimini Muhammed Bey'e, Konya valiliğini de kardeşi Alâ'eddîn Alî Bey'e verdi."
Hacı Kutlu Şâh, bu bozgun üzerine Konya'dan dönüp Sivas'a geldi. Fakat eski nüfuzunu kaybettiği için muhalifleri her yandan baş kaldırdı. Bunlardan Halifetoğlu Süleyman Bey Amasya'da ayaklanıp Amasya vilâyetini ele geçirdi, amcaoğlu Tuli Beyzâde İbrâhim Bey de Tokat emirliğini ele geçirdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- serîr-i Selçûk: Selçuklu tahtı
- cülûs: tahta çıkış
- müşârün-ileyh: kendisine işaret edilen, adı geçen kişi
- kâ'im-makâm: vekil, kaymakam
- beylerbeyi: beylerin başı; Selçuklu geleneğinde sultanın altındaki en üst komutan ve yönetici
- vakfiye: vakıf senedi
- evsâf ve elkâb-ı sultâniyye: sultanlık nitelikleri ve unvanları
- mestûr: yazılı
- ta'bîrât-ı şer'iyye: dinî hukuka uygun ifadeler
- delâlet etmek: göstermek
- hâkim: burada vakfiyeyi hükme bağlayan kadı
- mezâlim ve seyyi'ât: zulümler ve kötülükler
- bîzâr: bıkmış, usanmış
- meclûb: çekilmiş, kendine bağlanmış
- fırka-i muhâlife: muhalif grup
- inhizâm: bozgun, yenilgi
- kıyâm: ayaklanma
- ammizâde: amcaoğlu
- simre: metinde "Simre-i Havza" ve "Amasya simresi" diye geçer; kullanımdan, belirli bir bölge ya da çevre için söylendiği anlaşılıyor
Sultan Altunbaş Kimdi
Doğan Koşan'ın Altunbaş'ın Amasya'daki medresesi ve türbesi üzerine yazdığı makalede Taceddin Altunbaş, son Anadolu Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Mesud'un oğlu olarak anılır. Makaleye göre sultana ait vakfiyeden onun Simre hükümdarı olarak Amasya ve çevresinde hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Yani Hüsameddin'in dayandığı vakfiye, bugünkü araştırmacıların da başvurduğu temel belgedir.
Ölüm tarihi ve mezar yeri konusunda iki anlatı ayrışır. Hüsameddin, bir sonraki maddede Altunbaş'ın 758'de [1357-58] öldüğünü ve Şeyh Savcı Karyesi'nde "Gâzi Çelebi Mezârı" diye bilinen yere gömüldüğünü yazar. Koşan ise vakfiyeye dayanarak vefatı 1356-57 yılına koyar ve mezarın Amasya'ya bağlı Havza Umurbey Köyü'nde bulunduğunu belirtir. Makalede Amasya şehir merkezindeki Taceddin Türbesi'nin de sultanın ölümünden sonra onun adına yapılmış olmasının muhtemel olduğu söylenir. Türbe kare planlı bir kaide üzerinde sekizgen gövdelidir, düzgün kaplama taşları ve zencirek motifleriyle 13. yüzyıl Selçuklu türbe mimarisinin özelliklerini taşır. Bitişiğindeki medrese ise 1989'da yapılan kurtarma kazısında kısmen açığa çıkarılmıştır. Üzerindeki levhada Altunbaş'ın burada yattığı yazılıdır, ancak özgün kitabe ve sanduka yoktur.
Hacı Kutlu Şah ile Altunbaş arasındaki bağ Hüsameddin'e yakın biçimde aktarılır. Recep Orhan Özel'in Amasya kitabeleri üzerine yazdığı çalışmada Şadgeldi'nin babaannesinin, yani Hacı Kutlu Şah'ın annesinin Taceddin Altunbaş'ın kızı olduğu, bu yüzden Şadgeldi'nin baba tarafından Selçuklularla akraba sayıldığı yazılıdır. Altunbaş'ın Hacı Kutlu Şah'ın dedesi olması bu durumda anne tarafından bir dedelik demektir. Kutluşahlar Beyliği'ni anlatan bir derlemede ise Hacı Kutlu Şah, Altunbaş'ın kölesi ve manevi oğlu olarak geçer; bu anlatının dayanağı o metinde gösterilmemiştir. Aynı derleme beyliğin 1340-1393 arasında Amasya ve çevresine egemen olduğunu, ilk dönemde Eretna Beyliği'ne bağlı kaldığını belirtir.
Özel'in çalışması Altunbaş'ın daha önceki izini de gösterir. Akdağ'a dayandırılan bilgiye göre 1339-1340 tarihli bir vakfiyeden Amasya ve Sinop taraflarının Altunbaş'ın idaresinde olduğu anlaşılmaktadır. Hüsameddin'in Altunbaş'ın "üçüncü" tahta çıkışını belgelemek için anması, onun bu bölgede daha önce de bir otoriteye sahip olduğunu düşündürür. Aynı çalışmaya göre Hacı Kutlu Şah 1347-1348'de Kayseri'den gelerek Amasya emiri olmuştur.
Eretnalı Tarafının Durumu
Metindeki "Muhammed ve Ca'fer Beyler", Alâeddin Eretna'nın oğullarıdır. Kemal Göde'nin Eretnaoğulları maddesine göre Eretna 1352'de Kayseri'de ölünce oğulları Mehmed ve Cafer iktidar için birbirleriyle çekişmeye başladı. Mehmed Bey 1354'te tahtı bırakıp Karamanoğulları'na sığındı, yerine Cafer Bey çıkarıldı. Mehmed Bey Nisan 1355'teki Yalnızgöz Savaşı'nda kardeşini yenerek tahtı geri aldı ve ardından Hoca Ali Şah'ı da ortadan kaldırdı (1358). Madde, Mehmed Bey'in 1365'te Hacı Şadgeldi ve Hacı İbrahim gibi devlet adamlarınca Sivas'ta öldürüldüğünü kaydeder.
Bu sıralama Hüsameddin'inkinden ayrılır. Hüsameddin, Müneccimbaşı'nın Câmiu'd-Düvel'ine dayanarak Mehmed Bey'i Hacı Kutlu Şah'ın desteğiyle üç kez tahta çıkan, Hâce Ali Şah'ı ise 760 [1359-60] dolaylarında hâlâ görevde olan bir vezir olarak anlatır. Göde'nin maddesinde Hoca Ali Şah'ın 1358'de bertaraf edildiği yazılıdır. Aradaki farkı çözecek ek bir kaynak bulamadım. Okurun, bu bölümdeki yılları Hüsameddin'in kullandığı kaynakların verdiği sıra olarak almasında yarar vardır.
Karaman Tarafı
Faruk Sümer'in Karamanoğulları maddesinde Halil Bey'in oğullarından Süleyman Bey'in beyliğin başına geçtiği, Ebû Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra Konya ve Beyşehir'in Eretnaoğulları'na kaptırıldığı yazılıdır. Süleyman Bey'in 762'de [1361] akrabaları tarafından öldürüldüğü, yerine kardeşi Alâeddin Bey'in geçtiği ve Konya'nın Karamanlı topraklarına 1366-1367'de katıldığı da aynı maddede geçer. Okuduğum maddelerde Hacı Kutlu Şah'ın Konya'yı alıp elinde tuttuğuna dair bir kayıt bulunmadı. Bu yüzden metindeki Konya savaşlarının ayrıntısı yalnızca Hüsameddin'in anlatısına dayanır.
Adların Karışması
Bu bölümde aynı adı taşıyan birçok kişi vardır. Süleyman Bey adı hem Amasya'da Halifet Gazi oğlu Şücâ'eddîn Süleyman için hem Karaman'daki Şücâ'eddîn Süleyman için, Alâeddin Ali adı da Amasya'daki Halifetoğlu, Konya'daki Karamanoğlu ve Sivas'taki Eretnaoğlu için kullanılır. Bu üç Alâeddin Ali birbirinden ayrı kişilerdir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 412–413. amasya.bel.tr
- Recep Orhan Özel, "Kitâbelerle Amasya Tarihi (11 ve 14. Yüzyıl)", Sosyal Bilimler Araştırmaları 13, Amasya Üniversitesi Yayınları, Ekim 2024.
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar