Abdal Ağasızâde İsmâil Hakkı Efendi, Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde "güzel bağlama şâiri" diye andığı ve Amasya'nın eski halk şairlerinden kalan yanık manileri kendi zamanında en iyi bilen kişi olarak gösterdiği bir saz adamıdır. Hakkında bilinenlerin tamamı Hüsameddin'in tek bir cümlesine dayanır; doğum ve ölüm tarihi, mahlası ve kendine ait bir şiiri kaynaklarda geçmez. Yine de bu kısa kayıt, Amasya'da mani ile ezginin bağlama eşliğinde XX. yüzyıl başına kadar yaşadığını ve bu birikimin belli bir kişinin belleğinde taşındığını gösteren nadir tanıklıklardan biridir. Kişiye ayrı bir sayfa açılmasının nedeni de budur.
Hayatı
İsmâil Hakkı Efendi'nin hayatına dair Hüsameddin'in verdiği bilgiden başka bir kayda ulaşılamamıştır. "Abdal Ağasızâde" aile adı, onun Amasya'da bu adla bilinen bir aileden geldiğini gösterir. Hüsameddin onu "zamanımızda" yaşamış biri olarak anar ve hakkında geçmiş zaman kipiyle ("idi") konuşur. Hüsameddin 1869'da doğmuş, Amasya Tarihi'nin ilk dört cildi 1912-1928 yılları arasında basılmıştır; buna göre İsmâil Hakkı Efendi'nin XIX. yüzyılın ikinci yarısı ile XX. yüzyılın ilk çeyreği arasında yaşadığı ve dördüncü cildin yazıldığı sırada artık hayatta olmadığı ya da sazı bırakmış olduğu düşünülebilir. Bu tarihlendirme metnin dilinden çıkarılmış bir tahmindir; kesin bir tarih yoktur.
Amasya ile Bağı
Hüsameddin, Köprülüler devrini anlattığı bölümde Amasya'nın yetiştirdiği kalem ve halk şairlerini sayar. Halk şairleri arasında Cihâdî, Hüznî, Seyfî ve Izzî'nin adını verdikten sonra İsmâil Hakkı Efendi'yi bu şairlerin manilerini kendi zamanına taşıyan kişi olarak anar:
Amasya'nın halk şâirleri pek âşık, yaptıkları mânilerle ezgiler pek yanıktı. Bu yanık mâniler, zamanımıza kadar nakl u muhafaza edilmişlerdi. Bunları zamanımızda en çok bilen, güzel bağlama şâiri olan Abdal Ağasızâde İsmâil Hakkı Efendi idi.
Günümüz Türkçesiyle: "Amasya'nın halk şairleri pek tutkulu, söyledikleri manilerle ezgiler pek yanıktı. Bu yanık maniler ağızdan ağıza aktarılıp korunarak bizim zamanımıza kadar gelmişti. Bizim zamanımızda bunları en çok bilen, iyi bir bağlama şairi olan Abdal Ağasızâde İsmâil Hakkı Efendi idi." Hüsameddin onun nereli olduğunu ayrıca söylemez, ama kaydı Amasya'nın kendi halk şiiri geleneği içinde verir ve kişiyi bu geleneğin yaşayan son taşıyıcılarından biri olarak tanıtır. Amasya ile bağı bu bakımdan açıktır; doğum yeri ise belirtilmemiştir.
Şiiri
İsmâil Hakkı Efendi'nin kendi söylediği bir şiire, maniye ya da türküye ulaşılamamıştır. Hüsameddin ondan şiir örneği vermez, kullandığı bir mahlas da kaydetmez. Onu "bağlama şâiri" diye nitelemesi, sazıyla hem başkalarının sözlerini çalıp söyleyen hem de kendisi söz düzen bir halk sanatçısı olduğunu düşündürür; ancak hangi manilerin ona ait olduğu, hangilerini eski şairlerden öğrendiği bilinmemektedir. Hüsameddin'in andığı Cihâdî, Hüznî, Seyfî ve Izzî'nin manileri de yazıya geçmemiş, bu sözlü birikim onu bilenlerle birlikte büyük ölçüde kaybolmuştur. Bugün elde olan, onun bu birikimin bekçisi olduğunu söyleyen tek tanıklıktır.
Kaydın asıl değeri, Amasya'da mani ve ezginin birlikte, bağlama eşliğinde yaşadığını göstermesidir. Yeniçeri saz şairlerinden XX. yüzyıl âşıklarına uzanan bu çizgi, sitedeki Amasya türküleri ve uzun havalar ile Amasya'da âşıklık geleneği yazılarında daha geniş biçimde ele alınmıştır. Hüsameddin'in saydığı halk şairlerinden Cihâdî Ahmed Ağa'nın hayatı da ayrı bir yazıda anlatılır.
Ailesi ve Çevresi
Hüsameddin'in biyografik ciltlerinde aynı aile adını taşıyan bir kişi daha geçer. Sultan Bayezid Camii müezzinlerinden Hammaloğlu Abdülkâdir Efendi'nin hayatı anlatılırken, onun 1297 (1880) yılında "baş müezzin Abdal Ağasızâde Hâfız İbrâhim Efendi'nin" ölümü üzerine baş müezzinliğe getirildiği yazılır. Sesiyle tanınan bir müezzin ile bağlamasıyla tanınan bir halk şairinin aynı aileden gelmesi şaşırtıcı olmaz, ama Hüsameddin iki kişi arasında bir akrabalık kurmaz. Bu bağlantı yalnız aile adının ortaklığına dayanan bir ihtimaldir.
Kaynakların Durumu
İsmâil Hakkı Efendi tek kaynaklı bir kişidir. Adı yalnız Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nin dördüncü cildinde geçer; taradığımız öteki ciltlerde, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde ve Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde ona ayrılmış bir madde bulunamamıştır. Yörenin âşıklarını sayan yakın dönem çalışmalarında da adı geçmez. Doğum ve ölüm tarihleri, yaşadığı mahalle, mesleği ve şiirleri bu yüzden bilinmemektedir. Sayfadaki bilgiler Hüsameddin'in cümlesinden ibarettir; tarihlendirme ve aile bağlantısı ise yukarıda belirtildiği gibi bizim çıkarımımızdır.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 197 (e-kitap s. 609). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page609.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 556 (e-kitap s. 530; Hammaloğlu Abdülkâdir Efendi maddesi). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page530.html
Çevrimiçi kaynaklar
