Alıcıklı Hicabî, asıl adı Satılmış Yıldız olan ve yöresinde "Hicabî Derviş" ya da "Taksici Derviş" diye tanınan Alevî-Bektaşî bir halk âşığıdır. 1938'de Merzifon'a bağlı Alıcık köyünde doğmuş, 7 Ekim 2013'te ölmüştür. Ustası Yanyatan Ali'nin yanında yetişmiş, Merzifon köylerindeki cem törenlerinde zakirlik yapmış, Kul Hüseyin ve Kul Fakir çizgisinden gelen deyişleri seslendirmiş ve bu geleneğin içinde kendi şiirlerini söylemiştir. Ünü Merzifon yöresinin dışına pek taşmamıştır. Hayatı ve şiiri üzerine bilinenler büyük ölçüde İbrahim Gösterir'in 2017'de yayımlanan monografisine ve bu kitaba dayanan Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü maddesine dayanır. Aynı mahlası taşıyan XVIII-XIX. yüzyıl mutasavvıfı Hicâbî Abdülbâki Gül Baba ve çağdaş şair Hicabi Kırlangıç başka kişilerdir.

Hayatı

Satılmış Yıldız, Ali ile Huriye'nin beş çocuğundan en büyüğüdür; Hasan ve Hüseyin adlı iki erkek, Reşide ve Refika adlı iki kız kardeşi vardır. İlkokulu köyünde okumuş, askere gidinceye kadar rençperlikle geçinen ailesine yardım etmiştir. Askerliğini Kütahya'da jandarma olarak yapmış, döndükten sonra bir süre daha köyde çiftçilikle uğraşmıştır. 1978-1980 yılları arasında iki buçuk yıl kadar Almanya'da işçi olarak çalışmış, dönüşünden bir süre sonra Merzifon'a taşınarak taksicilik yapmıştır. Çevre köylerde "Taksici Derviş" lakabıyla anılması bu yıllardan kalır. 1996 depreminden sonra yeniden köyüne yerleşmiş ve ölünceye kadar orada yaşamıştır. İki evlilik yapmış, iki kız ve iki erkek çocuğu olmuştur. 7 Ekim 2013'te öldü.

Amasya ile Bağı

Hicabî'nin Amasya ile bağı doğumu, hayatı ve âşıklığıyla doğrudan kurulur: Merzifon'un Alıcık köyünde doğmuş, ömrünün büyük bölümünü bu köyde ve Merzifon'da geçirmiş, âşıklık eğitimini de bu yörede almıştır. Doğup büyüdüğü bölge, Amasya, Suluova'nın bir kısmı, Merzifon ve Gümüşhacıköy ovalarını içine alan ve yerli halk arasında "Gaziler Ovacığı" diye anılan coğrafyadır. Bu yöre, Alevî-Bektaşî kültürünün yaygın olduğu ve çok sayıda âşık yetiştiren bir çevredir. Hicabî, ustasıyla birlikte Merzifon'un bütün köylerini dolaştığı için yörenin âşıklarının çoğunu tanıma fırsatı bulmuştur. Sitede yöre âşıklarının genel tablosu Amasya'da âşıklık geleneği yazısında verilmiştir.

Âşıklığı

Hicabî'nin saza ve söze ilgisi küçük yaşlarda başlamıştır. Köye gelip giden dedeler, zakirler ve âşıklar, onların anlattıkları ve söyledikleri bu ilginin ilk kaynağı olmuştur. Annesi Huriye Hanım da okuma yazma bilmediği hâlde doğaçlama olarak çok güzel maniler söyleyen bir kadındı; Gösterir bu yeteneğin oğlunu etkilediğini belirtir. Hicabî askere gitmeden önce köyünde yaşanan olaylar için destanlar düzmeye, ölüler için ağıt yakmaya başlamıştır. Karatepe köyünden kaza sonucu ölen on dört yaşında nişanlı bir çocuk için yaktığı ağıt bunlardan biri olarak anılır. Bu ilk döneme ait ürünler unutulmuş ve günümüze ulaşmamıştır.

Asıl eğitimini ustası Yanyatan Ali'den ve içinde bulunduğu cem ve muhabbet ortamından almıştır. Bir süre sonra kendi köyünde ve yöresinde düzenlenen cem törenlerinde zakirlik yapmaya başlamış; Eşençaylı Mehmet Derviş (Mehmet Topsakal), Kumbabalı İbrahim Ağa (İbrahim Güven), Konaçlı Dertli Fakir (Nesim Doğan) ve Mehmet Dede Tekke köyünden gelen dedelerin meclislerinde bulunmuştur. Bu meclislerde Kul Hüseyin'in, Kul Fakir'in (Ali Oymak) ve başka usta âşıkların deyişlerini seslendirmiştir. Usta bir âşık olarak tanındığı hâlde zakirliği hiçbir zaman para karşılığında yapmadığı, derviş kişiliği yüzünden paraya pula önem vermediği kaydedilir.

Mahlas meselesi Hicabî'nin bağlı olduğu geleneği iyi gösterir. Ustasından ozanlık adı alıncaya kadar Sefil, Sefil Abdal, Zefil, Zefil Abdal ve Dertli Zefil gibi adlar kullanmıştır. Gösterir'e göre bu adların kullanılması, Kul Hüseyin kolu âşıklarında görülen kendini gizleme eğiliminin bir sonucudur; bu dönemde daha çok usta malı deyişler söylemiştir. Yanyatan Ali ona Hicabî ve Hicranî diye iki ad önermiş, o da Hicabî'yi benimsemiştir. Ozanlık adını almasıyla birlikte bu gizlilik de sona ermiştir.

Şiiri

Telif notu: Alıcıklı Hicabî 7 Ekim 2013'te öldüğü için şiirleri, ölümünden sonraki 70 yıl boyunca, yani 2083 yılının sonuna kadar telif koruması altındadır. Bu nedenle şiirleri sitemizde ayrı sayfalar hâlinde yayımlanamamaktadır. Ulaşabildiğimiz kaynaklarda şiirlerinden alıntı bulunmadığı için burada örnek de verilmemiştir; şiirleri Gösterir'in kitabında toplanmıştır.

Hicabî'nin şiiri tekke edebiyatı geleneğine yaslanır ve içinde yaşadığı Alevî-Bektaşî topluluğunun Tanrı'ya, insana ve evrene bakışını yansıtır. Tanrı'nın birliğini vurgular, kimi şiirlerinde Tanrı'yı arayanlara kendi varlıklarına bakmalarını öğütleyerek Tanrı'nın insanda göründüğü anlayışına yönelir. Ehl-i beyt sevgisi, Hak-Muhammed-Ali üçlemesi ve Hz. Ali'nin yüceltilmesi en çok işlediği konulardır. On İki İmam ve Kerbelâ olayı da her Alevî-Bektaşî âşığında olduğu gibi onun şiirinde yer bulur. Birçok âşıkta güzele duyulan aşkın yerini onda Tanrı aşkı alır; şiirlerindeki "yâr", "cânân", "dilber" ve "sevgili" sözleri gündelik dildeki sevgiliyi anlatmaz, Tanrı'yı anlatır.

Gösterir, Hicabî'nin şiiri yolun öğretisini yaymak için bir araç olarak kullandığını, bu yüzden sanatlı söyleyişe ihtiyaç duymadığını ve söyleyeceğini dolaysız söylediğini belirtir. Şiirlerinde aşk ateşi, aşk atı, aşk deryası, gönül evi ve gönül pası gibi geleneğin bilinen birkaç bağdaştırmasına yer verir; belirgin olarak kullandığı tek söz sanatı telmihtir ve en çok Leylâ ile Mecnun hikâyesine göndermede bulunur. Yalnız sekizli ve on birli hece ölçüsünü kullanmış, çoğunlukla yarım uyakla yetinmiştir. Öğretiyi aktarma kaygısı biçim özeninin önüne geçtiği için kimi dizelerde hece fazlalıkları, kafiyelerde düzensizlikler görülür. Bu özellikler, Kul Hüseyin süreğine bağlı öteki âşıklarda da görülen bir anlayışın, biçimden çok öze ve anlama önem veren tutumun ürünüdür.

Kaynakların Durumu

Hicabî hakkındaki bilgilerin hemen tamamı tek bir çalışmaya, İbrahim Gösterir'in Alıcıklı Âşık Hicabî (Yaşamı-Sanatı-Şiirleri) adlı kitabına dayanır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde maddeyi yazan Altuğ Ortakcı da bilgilerini bu kitaptan aktarmıştır. Kitabın kendisine ulaşamadığımız için hayat ve şiirle ilgili ayrıntılar bu madde üzerinden verilmiştir. Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde ve öteki eski kaynaklarda doğal olarak adı geçmez; yöre âşıklarını sayan bir listede de adına rastlanmamıştır. Şiirlerinin kayıtlı bir derlemesi ve yayımlanmış ses kaydı hakkında bilgi bulunamamıştır.

Kronoloji

1938: Satılmış Yıldız, Merzifon'un Alıcık köyünde doğar.

1978-1980: İki buçuk yıl kadar Almanya'da işçi olarak çalışır.

1996: Depremden sonra Merzifon'dan köyüne döner.

7 Ekim 2013: Ölür.

2017: İbrahim Gösterir'in hayatını, sanatını ve şiirlerini toplayan kitabı yayımlanır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Şerife Özer – Mustafa Topal, "Âşıklık Geleneği ve Geleneğin Çerağlarından Amasyalı Âşık Özlemî", Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 14(34), 2021, s. 654-655 (Gaziler Ovacığı ve yöre âşıkları). https://doi.org/10.12981/mahder.869864

Kitaplar

  • Altuğ Ortakcı, "(Alıcıklı) Hicabî/Hicabî Derviş, Satılmış Yıldız", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 12.01.2019 (güncelleme 05.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/alicikli-hicabi-hicabi-dervis-satilmis
  • İbrahim Gösterir, Alıcıklı Âşık Hicabî (Yaşamı-Sanatı-Şiirleri), Ankara: Kültür Ajans Yayınları, 2017, s. 13-33 (Ortakcı 2019 aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar