Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Kemâl’in var olsun Mustafa Paşa
Irakıplar ölsün hele sen çok yaşa
Ortayı mâl ettin hazır ol başa
Vakit tamam oldu meydan geliyor
Meydanda bell’olur er ile körler
Düzde menzil almaz dikine zorlar
Çoktan geçtiyidi hayır ü şerler
Islahat memuru sultan geliyor
Sultan olan kula bulmaz kusuru
Hicaz’ı Mekke’yi bekle Mısır’ı
Sıdkile tutarsan alun yesiri
İsmail’e Hak’tan kurban geliyor
Kurban olan Ehl-i Beyt yoluna
Kem bakmayın siyasinin haline
“Allah-ü Ekber”i getir diline
Binine yetecek bir can geliyor
Canını verenler cananın bulur
Canını sevenler geriye kalır
Acaba onların hali nic’olur
Zülfikar elinde aslan geliyor
Yedi kral olsun Hak muin ise
Esef çekme yetmiş dahi gelirse
Onların asleri topu var ise
Şükür bize Hak’tan bürhan geliyor
Hani padişahlık nerede kaldı
Zevk ü sefa ile aklını aldı
Yola kem bakanlar belasın buldu
Dünya başlarına zindan geliyor
Tanrı’nın aslanı Hazreti Ali
Ta ezel Kandil’de kurdu bu yolu
Sıdkile tutarsan yetürün eli
Nice bin dertliye derman geliyor
Bâ noktası gönüllerinden çıktı
Ecnebi kızları evini yıktı
Sekiz yüz cariye belini büktü
Sandılar ki hergün bayram geliyor
Bilemedi milletin halini
İtalyan kızına yaktı balonu
Başa geçirmişler elin körünü
Halbuki hakkında ferman geliyor
KUL FAKIR’ım fermanını okudu
Andelibim dost bağında şakıdı
Aklı selim gönül evi pak idi
Mümin müslümana seyran geliyor

Günümüz Türkçesiyle

1. Mustafa Paşa, kemalin, olgunluğun var olsun; rakipler ölsün, sen çok yaşa. Üçüncü dize belirsizdir; ortalığı ele aldın, başa geçmeye hazır ol anlamında okunabilir. Vakit tamam oldu, meydan geliyor.

2. Er ile kör meydanda belli olur; düzde menzil alınmaz, dikine zorlar. İyi ile kötü çoktan geçmişti; ıslah etmekle görevli sultan geliyor.

3. Sultan olan kulda kusur bulmaz; Hicaz'ı, Mekke'yi, Mısır'ı bekle. İçtenlikle tutarsan esiri alırsın; İsmail'e Hak'tan kurban geliyor.

4. Ehl-i Beyt yoluna kurban olan kişinin, siyasetçinin hâline kötü gözle bakmayın. "Allahu Ekber"i diline getir; bine yetecek bir can geliyor.

5. Canını verenler cananını bulur; canını sevenler geride kalır. Acaba onların hâli nice olur; elinde Zülfikar ile bir aslan geliyor.

6. Hak yardımcı olduktan sonra yedi kral gelsin; yetmiş kral da gelse üzülme. Onların askeri, topu varsa, şükür, bize Hak'tan delil geliyor.

7. Hani padişahlık, nerede kaldı; zevk ü sefa aklını aldı. Yola kötü gözle bakanlar belasını buldu; dünya başlarına zindan oluyor.

8. Tanrı'nın aslanı Hz. Ali ta ezelde Kandil'de bu yolu kurdu. İçtenlikle tutarsan ona el yetirirsin; nice bin dertliye derman geliyor.

9. "Bâ" noktası gönüllerinden çıktı; yabancı kızları evini yıktı. Sekiz yüz cariye belini büktü; her gün bayram geliyor sandılar.

10. Milletin hâlini bilemedi. İkinci dize belirsizdir; yabancı bir kadın için savurganlık ettiğini anlatıyor olabilir. Elin körünü başa geçirmişler; hâlbuki hakkında ferman geliyor.

11. Ben Kul Fakır'ım, fermanını okudum; bülbülüm dost bağında şakıdı. Aklı selimdi, gönül evi temizdi; mümin müslümana seyran geliyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Deyiş on bir dörtlükten oluşan bir koşmadır ve on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir; dört dize bir hece eksik ya da fazladır. Her dörtlüğün son dizesi "geliyor" redifiyle biter; redifin önündeki "meydan, sultan, kurban, can, aslan, bürhan, zindan, derman, bayram, ferman, seyran" kelimeleri "-an" sesiyle kafiyeyi kurar. Mahlas son dörtlükte geçer. Hece sayımı bizimdir. Metni aldığımız kaynak deyişi "Atatürk ile ilgili bir deyiş" başlığıyla verir. Deyişte geçen bazı dizeler, özellikle siyasi olaylara gönderme yapan dokuzuncu ve onuncu dörtlükler, kaynaktaki biçimleriyle açık değildir ve günümüz Türkçesine ihtiyatla aktarılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, bir halk âşığının Millî Mücadele ve sonrasını kendi inanç dünyasının imgeleriyle nasıl gördüğünü gösterir. Mustafa Kemal Paşa "ıslahat memuru sultan", "bine yetecek bir can" ve "elinde Zülfikar ile gelen aslan" olarak anılır. Zülfikar Hz. Ali'nin kılıcıdır ve "aslan" Alevî şiirinde Ali'nin sıfatıdır; âşık böylece yeni önderi Ali'nin yolundaki bir kahraman olarak tasvir eder. Altıncı dörtlükteki "Yedi kral olsun" ve "yetmiş dahi gelirse" sözleri, düşmanların sayısı ne olursa olsun Hak yardımcı olduktan sonra korkulmayacağını söyler. Fatih Çelebi son dörtlükteki "Kul Fakır'ım fermanını okudu / Andelibim dost bağında şakıdı" dizelerini, âşığın Atatürk'ü tasavvufta ilahi aşkın merkezi sayılan "dost bağı"na yerleştirdiği bir söz olarak okur.

Yedinci, dokuzuncu ve onuncu dörtlükler eski düzene yöneltilmiş bir eleştiridir. "Hani padişahlık nerede kaldı" dizesi saltanatın sona erişini, "Zevk ü sefa ile aklını aldı", "Ecnebi kızları evini yıktı" ve "Sekiz yüz cariye belini büktü" dizeleri de halk arasında saray hayatına yöneltilen suçlamaları dile getirir. Bu dizelerin belirli bir padişahı mı, yoksa genel olarak saltanatı mı hedef aldığı deyişte açıkça söylenmez.

Tarihî Bağlam

Deyişin kesin tarihi bilinmiyor. "Hani padişahlık nerede kaldı" dizesi, saltanatın 1 Kasım 1922'de kaldırılmasından sonra söylendiğini düşündürür; Mustafa Kemal'e "Paşa" diye seslenilmesi ve meydan, asker, top gibi savaş imgeleri ise Millî Mücadele yıllarının havasını taşır. Bu yüzden deyişin 1922 ile 1920'lerin ortası arasında söylendiği tahmin edilebilir; bu bir çıkarımdır. Kul Fakir'in Mustafa Kemal'e duyduğu sevgi yöre hafızasında bir anlatıyla da korunmuştur: Diphacı köyündeki bir muhabbette iki ermiş adına sunulan doluyu ocağın küllerine döken âşık, üçüncüsü "Mustafa Kemal'in aşkına" sunulunca onu içmiş ve mümkün olsa ömründen ona yıllar vermek istediğini söylemiştir. Amasya'nın bir başka Hak âşığı Fedâî Baba'nın da Atatürk için söylenmiş deyişleri vardır.

Kaynakça

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar