Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Her neyi ararsan vardır bu demde
Velâgat keremna ben-i ademde
Uzaktan arama, fark et sen sende
Bir pınardan bin deryayı süzen var
Cümlenin mabutu Hak sende hazır
Vezirlikten geçip olursun nazır
Her nereye baksan görünen hızır
Yer nazarda dü cihanı gezen var
Cümle aradığın vardır ademde
Arayıp bulanlar demezler bende
Görenlerde der ki, ne olur şunda
Dört Kitap’ı derceyleyip yazan var
Okuyup ilmine âmil olanlar
Seni fark etmez mi kendin görenler
Mümin müslim böyle mi olur erenler
Günde yüzbin, tarikinden azan var
Gerçek olan belli olur işinden
Dost dosta varamaz gönül kışından
Halım yaman oldu adu taşından
Ebu Cehil gibi kuyu kazan var
Erenler sevmezler yoldan azanı
Bu ceme almazlar ıkrar bozanı
Gerçek erler fark etmez mi düzeni
Sen demeden diyeceğini sezen var
KUL FAKIR’ım taş atan kendine atar
Herkesin attığı kendini tutar
Sabreden kulların didara yeter
Kırklar meclisinde engür ezen var

Günümüz Türkçesiyle

1. Ne ararsan bu demde vardır; "Biz Âdemoğlunu şerefli kıldık" sırrı insandadır. Uzakta arama, sende olanı fark et; bir pınardan bin deryayı süzen var.

2. Hepsinin mabudu olan Hak sende hazırdır; vezirlikten geçip seyreden olursun. Her nereye baksan görünen Hızır'dır. Son dize belirsizdir; bir bakışta iki cihanı gezen var anlamında okunabilir.

3. Aradığın her şey insandadır; arayıp bulanlar "bende" demezler. Görenler de der ki şunda ne var; dört kitabı bir araya toplayıp yazan var.

4. Okuyup ilmiyle amel edenler, kendini görenler seni fark etmez mi? Erenler, mümin müslim böyle mi olur; günde yüz bin kişi tarikten sapıyor.

5. Gerçek olan işinden belli olur; gönül kışında dost dosta varamaz. Düşmanın taşından hâlim yaman oldu; Ebu Cehil gibi kuyu kazan var.

6. Erenler yoldan sapanı sevmez; ikrarını bozanı bu ceme almazlar. Gerçek erler düzeni fark etmez mi; sen söylemeden diyeceğini sezen var.

7. Ben Kul Fakır'ım, taş atan kendine atar; herkesin attığı taş dönüp kendisini bulur. Sabreden kullar Hakk'ın yüzüne erişir; Kırklar Meclisi'nde üzüm ezen var.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Deyiş yedi dörtlükten oluşan bir koşmadır ve on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir; üç dize on iki hece tutar. Her dörtlüğün son dizesi "var" redifiyle biter; redifin önündeki "süzen, gezen, yazan, azan, kazan, sezen, ezen" kelimeleri kafiyeyi kurar. İlk üç dizeler her dörtlükte kendi aralarında kafiyelidir: "demde, ademde, sende", "hazır, nazır, hızır" gibi. Hece sayımı bizimdir. Mahlas son dörtlükte geçer. Deyişin ne zaman söylendiği bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyişin ilk üç dörtlüğü Alevî-Bektaşî düşüncesinin temel bir fikrini işler: aranan her şey insanın kendisindedir. "Velekad kerremnâ benî Âdem" sözü, Kur'an'ın İsrâ suresinde insanoğlunun şerefli kılındığını bildiren ayetin başıdır. "Bir pınardan bin deryayı süzen" imgesi, tek bir kaynaktan sonsuz bir bilginin çıkarılabileceğini anlatır. Üçüncü dörtlükteki "Dört Kitap'ı derceyleyip yazan" sözü de Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an'ın insanda toplandığı düşüncesine işaret eder.

Sonraki dörtlüklerde deyiş öğüt ve sitem tonuna geçer. Fatih Çelebi "Gerçek olan belli olur işinden / Dost dosta varamaz gönül kışından" dizelerini, âşığın Tanrı'ya giden yolun zorluğuna dikkat çektiği, insanın gönlünde kötülük bulunmaması gerektiğini anlattığı bir yer olarak okur. Ebu Cehil, İslam geleneğinde Hz. Peygamber'in en büyük düşmanı olarak anılır; "kuyu kazmak" deyimi de başkasına tuzak kurmayı anlatır. Altıncı dörtlükte cem ve ikrar anılır: Alevî toplumsal düzeninde ikrarını bozan kişi cemden uzaklaştırılır.

Son dörtlükteki "Kırklar meclisinde engür ezen var" dizesi, Alevî-Bektaşî geleneğindeki Kırklar Cemi anlatısına gönderme yapar. Bu anlatıya göre Hz. Peygamber Miraç dönüşü Kırklar'ın meclisine katılmış, orada getirilen bir üzüm tanesi ezilip şerbeti kırklara paylaştırılmış ve hepsi aynı coşkuya ermiştir. Bu anlatı cem töreninin kaynağı sayılır; âşık deyişini bu birlik sahnesiyle kapatır.

Kaynakça

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar