Belâyî, XV. yüzyılda Amasya'da kadılık yapmış ve bu mahlasla şiir yazmış bir âlimdir. Adını bugüne taşıyan, kızı Mihrî Hatun'dur: divanının iki eski nüshası "Mevlânâ Belâyî'nin kızı Mihrî'nin divanı" başlığını taşır, Mihrî de iki şiirinde babasını bu mahlasla anar. Belâyî'nin kendi şiirlerinden ise bugüne tek bir mısra bile ulaşmamıştır. Kimliği de kaynaklarda tartışmalıdır. Mihrî'nin divanını yayımlayan Mehmet Arslan ve ansiklopedi maddeleri onu Kadı Hasan Amasyevî diye tanıtır; Gönül Ayan ve Sabiha Gemici asıl adını Mehmed Çelebi b. Yahyâ olarak verir; Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde ise Belâyî adına bir madde yoktur, Mihrî orada kadı Bilâlî Mehmed Çelebi'nin torunu olarak görünür. Aynı eserin birinci cildi "Belâ'î Çelebi" adını bu kez öteki Amasyalı kadın şair Zeyneb Hatun'un babasına verir. Bu sayfa, ne bildiğimizi ve bu bilgilerin hangi kaynaktan geldiğini ayrı ayrı gösterir.

Hayatı

Belâyî'nin doğum ve ölüm tarihleri bilinmez. Hakkındaki bilgilerin hemen hepsi kızının hayatını anlatan kaynakların arasına serpiştirilmiştir. Bu kaynaklara göre Amasyalı bir kadıydı, ilim ve edebiyatla uğraşan bir ailedendi ve şiir de söylüyordu. Mihrî'nin Arapça ve Farsça öğrendiği, dinî ilimleri iyi bildiği, sohbet meclislerinde erkek şairlerle atışabilecek bir kültür edindiği kaydedilir; Mehmet Arslan bu yetişmeyi kısmen babasının kadılığına bağlar. Ailenin Halvetî şeyhi Pîr İlyas'ın soyundan geldiği de kabul edilir, ama aradaki kuşak sayısı kaynaklarda farklıdır: İsmail E. Erünsal Pîr İlyas'ı Mihrî'nin dedesi olarak verir, Arslan ise "büyük dedesi" der. Pîr İlyas'ın 813 (1410) yılında öldüğü ve Mihrî'nin 1455-1461 yılları arasında doğduğu düşünülürse ikinci görüş daha akla yakındır; bu bizim değerlendirmemizdir.

Belâyî'nin ne zaman öldüğüne dair tek ipucu yine Mihrî'den gelir. Mihrî, ömrünün sonlarına doğru yazdığı düşünülen Tazarru‘-nâme adlı mesnevisinin dua bölümünde Allah'tan "adumuz eylükle yâd olmaġ içün / hem Belâyî rûḥı şâd olmaġ içün", yani adlarının iyilikle anılmasını ve Belâyî'nin ruhunun şad olmasını diler. Ölmüş birinin ruhu için edilen bu dua, Belâyî'nin eser yazıldığında hayatta olmadığını düşündürür. Eser, Mihrî'nin 1508'de II. Bayezid'e gönderdiği divan nüshasında yer aldığına göre bu tarihten önce tamamlanmış olmalıdır. Hüsameddin'in Bilâlî Mehmed Çelebi için verdiği 889 (1484) ölüm tarihi, bu kişinin Belâyî olduğu kabul edilirse bu çerçeveye uyar; ancak aşağıda açıklandığı gibi böyle bir eşleştirmeyi doğrulayan bir belge yoktur.

Amasya ile Bağı

Belâyî'nin Amasyalı olduğu konusunda kaynaklar birleşir. Latîfî, Mihrî maddesine "Nefs-i Amasyadan Belâyî tahallus ider bir kadınuñ kızı idi" diye başlar; günümüz Türkçesiyle Mihrî, Amasya şehrinin kendisinden, Belâyî mahlasını kullanan bir kadı efendinin kızıydı. Gülşen Kaya'nın aktardığına göre Erünsal'ın yayımladığı II. Bayezid devrine ait in‘âmât defterinde babanın adı Mevlânâ Hasan Amasyevî, yani Amasyalı Mevlânâ Hasan olarak geçer. Mihrî'nin Amasya'da doğduğu, hayatını orada geçirdiği ve Pîr İlyas'ın türbesine gömüldüğü bilindiğine göre ailenin Amasya'nın yerleşik ilim çevresine mensup olduğu açıktır. Belâyî'nin kadılığını Amasya'da mı, başka bir kazada mı yaptığı ise kaynaklarda belirtilmez.

Kaynakların Durumu ve Tartışma

Belâyî Mahlası

Mahlas sağlam bir zemine dayanır, çünkü Mihrî'nin kendi metinlerinden çıkar. Divanın Arslan neşrinde F ve S harfleriyle gösterilen iki nüshası "Dîvân-ı Mihrî Duhter-i Mevlânâ Belâyî" başlığını taşır; sonunda II. Bayezid'in mührü bulunan S nüshasının, Mihrî'nin 1508'de padişaha gönderdiği nüsha olması büyük ihtimaldir. Mihrî ayrıca otuz dokuzuncu gazelinin son beytinde "Ey belâ-keş Mihrî sen beñzer Belâyî neslisin / Saña dâ'im bî-vefâlar gâlibâ andan çıkar" der: ey belalara katlanan Mihrî, sen galiba Belâyî'nin soyundansın, sana hep vefasızların çıkması bundandır. Şair burada babasının mahlasıyla "belâ" kelimesi arasında bir söz oyunu kurar. Bu iki metin, Belâyî'nin Mihrî'nin babası olduğunu tartışmaya yer bırakmayacak biçimde gösterir.

Asıl Adı

Babanın asıl adı ise üç ayrı biçimde verilir. Mehmet Arslan, hem divan neşrinde hem Mihrî maddesinde onu Kadı Hasan Amasyevî diye tanıtır; Erünsal da aynı adı kullanır. Gönül Ayan 1989'da, Sabiha Gemici 1990'daki doktora tezinde Belâyî'nin asıl adının Mehmed Çelebi b. Yahyâ olduğunu yazar. Gülşen Kaya bu ikiliğe şöyle dikkat çeker: Yahyâ bin Mehmed adı birçok kaynakta geçse de in‘âmât defterinde ad Mevlânâ Hasan Amasyevî olarak yazılıdır. Bu kaynaklar mahlas ve kadılık konusunda birleşir, ayrıldıkları nokta yalnız asıl addır. Kaya'nın adı Ayan'daki sıranın tersine, "Yahyâ bin Mehmed" biçiminde vermesi de ayrıca önemlidir, çünkü aşağıda görüleceği gibi Hüsameddin de Mihrî'nin babasını Mehmed Çelebi'nin oğlu Yahyâ olarak gösterir. Arşiv belgesine dayandığı söylenen tek ad Hasan'dır; Mehmed Çelebi b. Yahyâ adının hangi belgeye dayandığı Ayan ve Gemici'nin metinlerinde gösterilmez.

Hüsameddin'in Kayıtları

Amasya Tarihi'nin ulema ve eşraf maddelerini içeren yedinci cildinde Belâyî adına bir madde bulunmaz. Mihrî ise başka bir maddenin sonunda anılır:

Bilâlî Mehmed Çelebi-Kara Kadı Amasyalıdır. Yahyâ Çelebi mahdûmudur. Tahsîl-i ulûm etdikten sonra Amasya'da müderris, kadı olup 889'da vefât etdi. Âlim, kâtib şâir, edîb idi. Mahdûmu Yahyâ Çelebi de meşâhîr-i kudâttan olup kerîmesi Mihrî Hâtun şâirât-ı nisâdandır.

Günümüz Türkçesiyle: Kara Kadı diye anılan Bilâlî Mehmed Çelebi Amasyalıdır, Yahyâ Çelebi'nin oğludur. İlim tahsil ettikten sonra Amasya'da müderris ve kadı oldu, 889 (1484) yılında öldü. Âlim, kâtip, şair ve edip biriydi. Oğlu Yahyâ Çelebi de ünlü kadılardandır ve onun kızı Mihrî Hatun kadın şairlerdendir.

Bu maddeye göre Mihrî, şair ve kadı Mehmed Çelebi'nin torunu, yine kadı olan Yahyâ Çelebi'nin kızıdır. Maddedeki adlar, Ayan ve Gemici'nin verdiği "Mehmed Çelebi b. Yahyâ" adıyla dikkat çekici biçimde örtüşür: her ikisinde de babası Yahyâ olan, kadılık yapan ve şiir söyleyen bir Mehmed Çelebi vardır. "Bilâlî" ile "Belâyî" Arap harfleriyle yazıldığında yalnız bir harfle ayrılır ve kolayca birbirine karışabilir. Buradan çıkan ihtimal şudur: Ayan ile Gemici'nin bilgisi bu madde ya da aynı geleneğe dayanan bir kayıtla bağlantılıdır ve Hüsameddin'in "Bilâlî" diye okuduğu kişi Mihrî'nin babası Belâyî'dir. Bu durumda Hüsameddin'in Mihrî'yi bir kuşak aşağı, Mehmed Çelebi'nin oğlu Yahyâ'nın kızı olarak göstermesi bir karışıklık olur. Bu yorum bize aittir; Hüsameddin'in maddesi de Ayan ile Gemici'nin metni de kaynak göstermediği için doğrulanamaz.

Karışıklık birinci ciltte daha da büyür. Hüsameddin, Amasya'da yetişen şairleri sıralarken II. Murad devrinde kadılar arasından "Belâ'î Çelebi"yi anar ve Fatih devrinde kadınlardan "Belâ'î Çelebi kerîmesi Zeyneb Hâtun"un ün kazandığını yazar. Böylece Belâyî adı bu kez Fatih'e divan sunan Zeyneb Hatun'un babasına verilmiş olur. Hasan Aksoy'un Zeyneb Hatun maddesine göre Zeyneb'in babası kadı Mehmed Çelebi'dir ve Hüsameddin bu kişiyi Belâî Çelebi olarak zikreder. Mehmet Arslan ise Zeyneb maddesinde, Zeyneb'in babasının Belâyî mahlaslı bir kadı olduğu bilgisinin yanlış olduğunu, Kadı Belâyî'nin aynı dönemde yaşayan Mihrî Hatun'un babası olduğunu açıkça yazar. Zeyneb'in babası da bir kadıydı, ama adı kaynaklarda geçmez.

Bu tablodan çıkan sonuç, iki Amasyalı kadın şairin aile bilgilerinin kaynaklarda birbirine karıştığıdır; sitedeki Amasyalı kadın şairler yazısı da aynı karışıklığa dikkat çeker. Mihrî'nin babasının Belâyî mahlaslı bir kadı olduğu kesindir. Babanın Hasan mı, Mehmed mi olduğu, Hüsameddin'in "Bilâlî Mehmed Çelebi"siyle aynı kişi olup olmadığı ve Zeyneb'e verilen "Belâ'î Çelebi" babalığının bir aktarma hatası mı yoksa aynı mahlası taşıyan ikinci bir kadıya mı ait olduğu bugünkü bilgilerle çözülemez.

Aynı Mahlaslı Başka Bir Şair

Belâyî mahlası yaygın değildir. Latîfî tezkiresinin girişinde şairlere Zârî, Âhî, Figânî, Belâyî, Nâlî gibi bela ve sıkıntı çağrıştıran mahlaslar seçmemelerini, bu tür adların uğursuz sayıldığını öğütler. Yunus Kaplan'ın tanıttığı XVI. yüzyıl ortalarında yaşamış Yenihisarlı Belâyî adlı bir şairin bir mecmuada bir gazeli bulunmaktadır. Bu şair, yaşadığı dönem ve memleketi bakımından Mihrî'nin babasıyla aynı kişi olamaz; gazeli de Amasyalı Belâyî'ye ait sayılmamalıdır.

Şiiri

Belâyî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Tezkirelerde kendi adına açılmış bir madde, mecmualarda ona atfedilen bir beyit ya da kızının divanında ondan yapılmış bir alıntı bulunmaz. Şairliğini bildiren kaynaklar da onu yalnız "Belâyî mahlasıyla şiirler de yazan" bir kadı olarak anar. Hüsameddin'in Bilâlî Mehmed Çelebi için kullandığı "kâtib şâir" nitelemesi, bu iki kişinin aynı olduğu kabul edilirse bu bilgiyi destekler. Belâyî'nin edebî mirası bugün dolaylı olarak, kızının şiirinde ve onun yetiştiği ilim ortamında izlenebilir.

Ailesi ve Çevresi

Belâyî'nin bilinen tek çocuğu, divanı bütün olarak bugüne ulaşan ilk Osmanlı kadın şairlerinden Mihrî Hatun'dur. Mihrî, II. Bayezid'in ve oğlu Şehzade Ahmed'in Amasya'daki sarayı çevresinde oluşan edebî muhitte yer almış, evlenmemiş ve 1512'den sonra Amasya'da ölerek Pîr İlyas'ın türbesine gömülmüştür; şiirleri sitenin Edebiyat bölümünde Mihrî Hatun başlığı altında yer alır. Ailenin bağlandığı Gümüşlüoğulları'ndan Halvetî şeyhi Pîr İlyas, Amasya'nın en tanınmış tekke kurucularındandır. Hüsameddin'in kaydını esas alırsak Belâyî'nin, ya da onunla karıştırılan Bilâlî Mehmed Çelebi'nin, babası Yahyâ Çelebi ve oğlu Yahyâ Çelebi de kadıdır; bu ayrıntılar başka bir kaynakla doğrulanmamıştır.

Kronoloji

813 (1410): Ailenin atası sayılan Halvetî şeyhi Pîr İlyas ölür.

860-865 (1455-1461): Mehmet Arslan'ın tahminine göre Belâyî'nin kızı Mihrî Amasya'da doğar.

889 (1484): Hüsameddin'e göre Amasyalı kadı ve şair Bilâlî Mehmed Çelebi ölür.

914 (1508): Mihrî divanını II. Bayezid'e gönderir; "Mevlânâ Belâyî'nin kızı" başlığını taşıyan S nüshasının bu nüsha olması büyük ihtimaldir.

917 (1512): İn‘âmât defterinde Mihrî'ye verilen son ihsan kaydedilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, "Mihrî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, Ankara 2020, s. 37-38. https://islamansiklopedisi.org.tr/mihri-hatun
  • Hasan Aksoy, "Zeyneb Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 44, İstanbul 2013, s. 360-361. https://islamansiklopedisi.org.tr/zeyneb-hatun
  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, Doktora Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1990.
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010 ("Mihrî Hâtun'un Hayatı ve Sanatı" bölümü ve s. 68).

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar