Şehrî, Şehzade Ahmed'in Amasya valiliği yıllarında (1481-1512) şehrin şairleri arasında adı geçen, fakat hakkında adından başka bir bilgi kalmamış bir şairdir. Adı yalnız Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde, şair Çeşmî Mehmed Çelebi'nin maddesinde, Çeşmî'nin edebî sohbetlerde bulunduğu Amasyalı şairler arasında Mihrî, Figânî, Şermî ve Münîrî ile birlikte anılır. Hüsameddin Şehrî'ye ayrı bir madde ayırmaz, asıl adını, ailesini ve hayatını vermez. Tezkirelerde de Amasya'ya bağlanan bir Şehrî bulunamadı. Bu yüzden şairin kimliği belirsizdir ve aşağıda verilen eşleştirmeler yalnız ihtimal olarak ele alınmalıdır. Şiirlerine ulaşılamamıştır.

Kaynaktaki Kayıt

Şehrî'nin adının geçtiği tek kayıt, Hüsameddin'in şairler kısmındaki Çeşmî Mehmed Çelebi maddesidir. Maddenin ilgili bölümü şöyledir:

Çeşmî Mehmed Çelebi Amasyalıdır. Hâce Acem Alî Ağa'nın yaptırdığı çeşmelerinin nâzırı olan Alî Çelebi'nin mahdûmudur. Acem fuzalâsından Hüseyniye müderrisi Ebu'l-Hayr Efendi'den tahsîl-i ma'ârif edib Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Ahmed'in dîvânı ketebesinden oldu. Amasya şu'arâsından Mihrî, Figânî, Şermî, Şehrî, Münîrî Çelebiler ile musâhabât-ı edebiyyede bulunarak iştihâr edib şehzâdenin teveccühâtını kazandı. 918'de şehzâdenin i'dâmıyla dernekleri bozulup kitâbetle ta'ayyüş ederek 927 sâlinden sonra vefât etdi. Şâ'ir, edîb, kâtib idi.

Günümüz Türkçesiyle: Çeşmî Mehmed Çelebi Amasyalıdır. Hâce Acem Ali Ağa'nın yaptırdığı çeşmelerin nazırı olan Ali Çelebi'nin oğludur. İranlı âlimlerden Hüseyniye Medresesi müderrisi Ebülhayr Efendi'den öğrenim görüp Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in divan kâtipleri arasına girdi. Amasya şairlerinden Mihrî, Figânî, Şermî, Şehrî ve Münîrî çelebilerle edebî sohbetlerde bulunarak tanındı ve şehzadenin yakınlığını kazandı. 918'de şehzadenin öldürülmesiyle toplantıları dağıldı, kâtiplikle geçinerek 927 yılından sonra öldü. Şair, edip ve kâtipti.

Bu kayıttan çıkan bilgiler sınırlıdır. Şehrî, Hüsameddin'e göre "Amasya şu'arâsından", yani Amasya şairlerindendir ve Şehzade Ahmed'in sarayına bağlı genç kâtip Çeşmî'nin sohbet arkadaşıdır. Adının yanındaki Mihrî Hatun, Figânî, Şermî ve Münîrî, meclisin bilinen şairleridir. Bu yüzden Şehrî'nin de aynı çevrede, XV. yüzyılın son çeyreği ile XVI. yüzyılın başında yaşadığı anlaşılır. Hüsameddin'in 911 (1505-06) sünnet düğünü için verdiği ve on şairi sayan listede ise Şehrî'nin adı geçmez.

Kimliği Üzerine İhtimaller

Hüsameddin'in eserinde Şehrî adı ya da lakabı taşıyan birkaç kişi daha vardır. Bunların hiçbiri Çeşmî maddesindeki şairle açıkça birleştirilmez. Aşağıdaki ihtimaller kaynakta yazılı olanlardan bizim çıkardığımız eşleştirmelerdir.

Birinci ihtimal, Hüsameddin'in Mukaddime'de Yediler Türbesi'ni anlatırken andığı "Şehrî Emîr Mehmed Çelebi"dir. Hüsameddin'e göre Üçler Mahallesi'nin güneyindeki bu türbede, Şehzade Ahmed devrinde tanınan yedi emirden altısı gömülüdür. Bunlardan Acem Gıyâseddin Şîrâzî, Küçük Emîr Sinan-ı Niksârî, Kubalı Emîr Şeref Hamza Çelebi ve Emîr Akîl Çelebi'nin burada yattığı kesin, Şehrî Emîr Mehmed Çelebi ile Emîr Mazlûm Melik Çelebi'nin yattığı ise şüphelidir. Bu kişi Şehzade Ahmed devrine ait olması bakımından Çeşmî'nin arkadaşıyla aynı döneme düşer. "Emîr" unvanı seyyid soyundan geldiğini gösterir. Hüsameddin onun şair olduğunu söylemez.

İkinci ihtimal, Hüsameddin'in dokuzuncu cildinde "Hıfzî Ali Çelebi-Mevlânâ Şehrî" başlığıyla verilen maddedir. E-kitaptaki iki sütunlu düzen yüzünden metin karışık okunur, fakat maddeden şu bilgiler çıkarılabilir: Amasyalıdır, Mahmud Çelebi'nin oğludur, ilim tahsil ederek müderris ve kadı olmuştur; bu, 872 (1467-68) tarihli Hüsameddin Temennâyî vakfiyesinden anlaşılır. II. Bayezid'in Amasya valiliği sırasında musahiplerinden olmuş, 883 (1478-79) yılından sonra ölmüştür. Hüsameddin onu "ulemâ ve şuarâdan" sayar. Maddenin başlığına göre şairin mahlası Hıfzî, lakabı ise Şehrî'dir. Şair olması ve Amasya saray çevresinde bulunması onu Çeşmî'nin arkadaşı Şehrî için akla yakın bir aday yapar. Ancak Bayezid devrinin musahibi olan bu kişinin Ahmed devrinde hâlâ hayatta olup olmadığı bilinmiyor.

Üçüncü olarak, Hüsameddin'in on birinci cildinde "Şehrî" lakaplı birkaç Amasyalı daha yer alır, fakat bunlar başka dönemlere aittir. Balcızâde Şehrî İsmail Efendi, Amasya edipleriyle müşaere eden, Sultan Bayezid vakıflarının kâtibi bir hattat ve şairdir ve 1049 (1639-40) dolayında ölmüştür; Hüsameddin onun da şiirlerini bulamadığını yazar. Hamza Beyzâde Şehrî Mehmed Efendi ise "şehirli" diye tanınan ve "Şehrî" diye imza atan bir müderristir; 1241'de (1825-26) meclis üyesi olduğu kaydedilir. Bu kişilerin Şehzade Ahmed devrinin Şehrî'siyle ilgisi yoktur.

Kaynakların Durumu ve Tartışma

Şehrî kelimesinin bir mahlas olduğu da kesin değildir. Arapça "şehir" kelimesinden gelen "şehrî" nisbesi "şehirli" demektir. Hüsameddin, hattatların hal tercümelerini veren Müstakimzâde Süleyman Sadeddin'in Amasya'da doğup İstanbul'da yaşayan pek çok kişiye "şehrî", yani İstanbullu dediğini özellikle belirtir ve bu kullanıma itiraz eder. Çeşmî maddesindeki "Şehrî" de bir mahlas olabileceği gibi, aile adının ya da lakabının kısaltması olarak da kullanılmış olabilir. Yediler Türbesi'ndeki "Şehrî Emîr Mehmed Çelebi" ile "Mevlânâ Şehrî" diye anılan Hıfzî Ali Çelebi'nin adlarında da kelimenin lakap olarak kullanıldığı görülür.

XVI. yüzyılın şair tezkirelerinde bu döneme ait yalnız bir Şehrî bulunabildi. Gelibolulu Mustafa Âlî'nin Künhü'l-Ahbâr'ının tezkire kısmında anılan Şehrî Çelebi, Kastamonuludur, kalem ehli Cenderecizâdelerin atasıdır, Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid'e defterdarlık etmiş, gençliğinde ticaretle İran'a gidip gelmiştir. Âlî ondan bir matla nakleder. Bu Şehrî'nin Amasya ile ya da Şehzade Ahmed'in sarayıyla bir ilişkisi kaynakta gösterilmez ve onu Çeşmî'nin arkadaşıyla birleştirmek için bir dayanak yoktur. Bu yüzden Âlî'nin naklettiği beyit bu sayfada Şehrî'nin şiiri olarak verilmemiştir.

Elimizdeki tek sağlam bilgi, Hüsameddin'in Şehzade Ahmed devrinde Amasya'da Şehrî adlı bir şairin bulunduğunu kaydetmesidir. Hüsameddin bu dönem için çoğu zaman Münîrî'nin bugün kayıp olan Mecmûa-i Târîhiyye'sine dayanır. Şehrî adının da bu kaynaktan alınmış olması mümkündür, fakat Hüsameddin bunu belirtmez. Yediler Türbesi'ndeki emir ile Hıfzî Ali Çelebi, şairin kimliği için en yakın adaylardır. Bu eşleştirmelerin hiçbiri belgeyle doğrulanamamıştır.

Şiiri

Şehrî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin Çeşmî maddesinde onun adını anar, fakat ondan tek bir beyit aktarmaz. Taradığımız tezkirelerde de Amasya'ya bağlanabilecek bir Şehrî'nin şiirine rastlanmadı. Şehzade Ahmed'in Amasya meclisinin öteki şairleri ve onlardan bugüne kalan şiirler Şehzade Ahmed'in Amasya meclisi ve şairleri yazısında toplu olarak anlatılmıştır.

Kronoloji

872 (1467-68): Hüsameddin Temennâyî vakfiyesinde Hıfzî Ali Çelebi'nin müderris ve kadı olarak geçtiği tarih.

886 (1481): Şehzade Ahmed Amasya valisi olur.

918 (1512-13): Şehzade Ahmed'in ölümüyle Çeşmî ile Şehrî'nin de bulunduğu sohbet meclisi dağılır.

927 (1520-21) sonrası: Şehrî'nin adını kaydeden maddenin sahibi Çeşmî Mehmed Çelebi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar