Eski bir kadın şairin gün yüzüne çıkarılmış kıt'aları diye okura sunulan dörtlükler bir süre elden ele dolaştı, ezberlendi, tartışıldı; sonunda yazarlarının Merzifon doğumlu bir erkek tarihçi, İsmail Hâmi Danişmend olduğu anlaşıldı. Râbia Hatun adının yol açtığı bu olay, Cumhuriyet döneminin en çok konuşulan edebî hâdiselerinden biridir. Danişmend'i bugün daha çok İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi'nin yazarı olarak tanırız. Şiirlerini kimi zaman kendi adıyla, kimi zaman Muhtî ve Râbia Hatun mahlaslarıyla yazdı. 1967'de ölen şairin metinleri hâlâ telifli olduğundan bu sayfaya alınmadı.

Hayatı

Danişmend Merzifon'da doğdu. Doğum yılı TDV İslâm Ansiklopedisi'nde, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde ve hayatı üzerine yazılmış bir yüksek lisans tezinde 1889 olarak verilir; Beşir Ayvazoğlu'nun biyografisini tanıtan bir gazete yazısında ise 1892 yılı geçer. Babası Cebeligarbî mutasarrıfı Emîr Mehmed Kâmil Bey, annesi Çerkes bir aileden gelen Melek Hanım'dır. Aile, soyunu Dânişmendli Beyliği'nin kurucusu Danişmend Gazi'ye bağlıyordu; sonradan aldığı soyadı da buradan gelir. Babasının görev yerleri ve sürgünleri yüzünden çocukluğu Lübnan, Trablusgarp ve Şam'da geçti. Özel hocalardan ders aldı, Şam İdâdîsi'ni bitirdi ve İstanbul'a giderek Mekteb-i Mülkiyye'ye girdi. Temmuz 1912'de buradan mezun oldu.

Edebiyata Mülkiye yıllarında, Kanat ve Düşünüyorum dergilerinde çıkan şiirleriyle girdi; yalnız üç hafta yaşayan Kanat'ın yönetiminde de bulundu. Fransa'da Collège de France'a kaydoldu, ama öğrenimini yarıda bırakıp döndü. Eylül 1912'de Hariciye Nezâreti'nde kâtip oldu; mizacı memuriyete uymadığı için kısa sürede ayrıldı. Aralık 1912'de Maliye Mekteb-i Âlîsi'nde Yakınçağ tarihi hocalığına, Aralık 1913'te Dârülfünun Edebiyat Şubesi'nde dinler tarihi müderris muavinliğine getirildi. 30 Kasım 1914'te Bağdat Mekteb-i Hukuk müdürlüğüne gönderildi ve Bağdat düşene kadar orada kaldı.

Mütareke yıllarında gazeteciliğe döndü. Mustafa Kemal'in çıkardığı Minber'de yazdı, o kapanınca Memleket gazetesini kurdu ve 10 Şubat-14 Ağustos 1919 arasında başyazarlığını yürüttü. Tam bağımsızlığı savunan, Mütareke'ye karşı yazıları yüzünden gazete İtilâf devletlerinin baskısıyla kapatıldı; hükümet onu tutuklamak üzere harekete geçince Anadolu'ya geçti. 4 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'ne İstanbul delegesi olarak katıldı, divan kâtipliğine seçildi ve İrâde-i Milliye gazetesinin ilk başyazarı oldu. Kongrede Amerikan mandasını savunan önergeyi verenlerden biri olması ise büyük tepki çekti. Bir yüksek lisans tezinin özetinde, "vatana ihanet" suçlamasıyla Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde yargılanıp beraat ettiği yazılıdır; özette bu yargılamaya verilen 1955 tarihi İstiklâl mahkemelerinin çalıştığı yıllarla bağdaşmadığından tarih burada verilmemiştir.

Millî Mücadele'den sonra resmî görev almadı, tarih araştırmalarına çekildi. 1939'da yayına başlayan Türklük dergisinin başmuharriri oldu. Şair ve kültürlü bir kadın olan ilk eşi Nâzan Hanım'ın genç yaşta ölümü onu derinden sarstı; son eşi İclâl Hanım da tarihçiydi. 1950'de İstanbul Fetih Cemiyeti'nin başkanlığına getirildi ve fethin beş yüzüncü yılı hazırlıklarında Ali Fuat Başgil, Süheyl Ünver gibi adlarla birlikte çalıştı. Cumartesi günleri evinde şair ve yazarların toplandığı sohbetler yapılırdı. 12 Nisan 1967'de İstanbul'da öldü, Zincirlikuyu Mezarlığı'na gömüldü.

Amasya ile Bağı

Merzifon, Danişmend'in hayatında doğum yeri olarak görünür; bu noktada bütün kaynaklar birleşir. Çocukluğu babasının görev yerlerinde, yetişkinliği İstanbul'da, Bağdat'ta ve Anadolu'nun başka şehirlerinde geçti. Doğduğu kasabayla sonradan bir ilişki sürdürüp sürdürmediği konusunda elimizdeki kaynaklar sessizdir. Soyunu Amasya'yı Türk yönetimine ilk katan Danişmend Gazi'ye bağlaması ve Mükrimin Halil Yinanç'ın bu hükümdarı Ermeni kökenli gösteren görüşlerine karşı 1945'te Türk Tarih Kurumuna Açık Mektup'u yazması ise onun Amasya'nın erken Türk tarihine kişisel bir ilgiyle baktığını gösterir.

Şiiri

Telif notu: Danişmend 12 Nisan 1967'de öldü. Ölümünü izleyen 70 yıl 2037'nin sonunda dolacak; o güne kadar şiirleri korunan eserler arasındadır ve her birine ayrı sayfa açamıyoruz. Süre bittiğinde Muhtî ve Râbia Hatun imzalı şiirler de kendi sayfalarına kavuşacak.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesini yazan Cevdet Küçük, şairliği onun güçlü yanlarından biri sayar. Şiirlerinde romantik bir aşk duygusu ağır basar; Râbia Hatun dörtlükleri Âzerî ağzına yakın, eski izlenimi veren bir söyleyişle yazılmıştır. Gençlik şiirleri Mülkiye yıllarının dergilerinde kaldı, sonraki şiirleri ise uzun süre basılmadan dolaştı. Danişmend'i Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü için yazan Gürhan Çopur'a göre şairliği, ilmî çalışmalarının gölgesinde kalmıştır.

Râbia Hatun Tartışması

Dörtlükler Aile dergisinde yayımlanmaya başlayınca dergi onları yüzyıllardır saklı kalmış bir kadın şairin eserleri olarak tanıttı. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, derginin sunuşunu şöyle aktarır: "Şiir dünyamızda bir yıldız gibi yükselen Rabia Hatun'un şimdiye kadar hiçbir yerde çıkmamış 16 şiiri bu sayıdan itibaren yayınlamaya başlıyoruz." Yayının başladığı yıl kaynaklarda farklıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi 1947 ilkbaharını, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü 1948'i verir.

Haziran 1948'den itibaren Nihad Sâmi Banarlı Hürriyet gazetesindeki yazılarıyla konunun üzerine gitti; dil ve üslûp bakımından bu şiirlerin eski olmadığını, edebiyat tarihinde bu adla bilinen bir kadın şair bulunmadığını ileri sürdü. Yazılarından biri "Rabia Hatun Efsanesi" başlığını taşır. Şevket Rado ona cevap verdi; İsmail Habip, Semih Mümtaz, Bedii Faik, Abdülkadir Karahan ve Halit Fahri Ozansoy da tartışmaya katıldı. Basında Râbia Hatun'un kim olduğu, hangi devirde yaşadığı ve dilinin ne kadar eski olduğu üzerine birbirine zıt görüşler ileri sürüldü. Bir ara mahlasın Danişmend'in eşi Nâzan Hanım'a ait olduğu söylendi. Mesele, elli bir kıt'adan oluşan şiirlerin Danişmend'in bir açıklamasıyla birlikte Rabia Hatun Şiirleri adıyla bir kitapçıkta toplanmasıyla (İstanbul 1961) kapandı ve şiirlerin onun kaleminden çıktığı kesinleşti.

Mehmet Kaplan bu olayı Cumhuriyet şiirinin dikkate değer hâdiselerinden biri olarak anar: "tarihçi İsmail Hâmi Danişmend'in Rabia Hatun takma adı ile yazdığı kıt'aların eski devirlerde yaşamış bu ismi taşıyan bir kadın şaire izafe edilerek şöhret bulması, sevilmesi ve mısralarının ağızdan ağıza yayılması." Konu sonraki kuşakların da ilgisini çekti. İsa Kocakaplan 1991'de olayı "Edebiyatımızda Râbia Hatun Skandalı" başlıklı bir yazıda ele aldı; Beşir Ayvazoğlu ise Danişmend'in şair yanını ve tartışmayı bir biyografi kitabına konu etti.

Danişmend'in kitapçığa koyduğu açıklamayı göremedik; şiirleri neden uydurma bir eski şaire mal ettiğini kendi ağzından bilmiyoruz. Ayvazoğlu'nun onu "şaşırtmayı seven, fanteziye meraklı bir karakter" olarak tanımladığı, kitabını tanıtan bir gazete yazısında aktarılır. Aynı yazıya göre kitabın ikinci bölümü Danişmend'in evliliklerini ve genç yaşta ölen eşi Nâzan Hanım'a bağlılığını anlatır; Ayvazoğlu da kitap için "Bu kitapta ben galiba büyük bir aşk hikâyesi anlattım" der.

Eserleri

Danişmend'in otuzu aşkın eseri vardır ve bunların çoğu tarih alanındadır. Başlıcası, 1947-1955 arasında dört cilt olarak basılan İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi'dir; yazar bu eseri sekiz yıl, sekiz ay ve sekiz günde tamamladığını kaydeder. Kronoloji 1924'e kadar geldiği hâlde Ankara hükümetinden ve Mustafa Kemal Paşa'dan söz etmemesi 1955'te basında tartışma çıkardı. İkinci baskıda devlet adamlarının cetvelleri Osmanlı Devlet Erkânı adlı beşinci ciltte toplandı. Öteki eserleri arasında Ali Suavi'nin Türkçülüğü (1942), Türk Tarih Kurumuna Açık Mektup (1945), Fâtih'in Hayatı ve Fetih Takvimi (1953), Türkler ve Müslümanlık (1959), İzahlı İslâm Tarihi Kronolojisi (1960), "Garb Menba'larına Göre" diye başlayan dizi ve 31 Mart Vak'ası (1961) sayılabilir. 1930'larda Reşat Nuri, Ali Süha ve Nurullah Ataç ile birlikte sözlükler hazırladı; Corneille'den Seyyid ile Nikomed'i, Molière'den Cimri ile Hastalık Hastası'nı çevirdi. Şiir alanındaki tek kitabı Rabia Hatun Şiirleri'dir (Babıali Yayınevi, İstanbul 1961).

Kronoloji

1889: TDV ve Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne göre Merzifon'da doğar (bir gazete yazısında 1892).

1912: Temmuzda Mekteb-i Mülkiyye'den mezun olur; aralıkta Maliye Mekteb-i Âlîsi'nde hocalığa başlar.

1914: 30 Kasımda Bağdat Mekteb-i Hukuk müdürlüğüne atanır.

1919: 10 Şubat-14 Ağustos arasında Memleket gazetesini çıkarır; 4 Eylülde toplanan Sivas Kongresi'ne İstanbul delegesi olarak katılır.

1939: 1 Nisanda yayına başlayan Türklük dergisinin başmuharriri olur.

1947-1948: Râbia Hatun mahlaslı dörtlükler Aile dergisinde çıkmaya başlar; Haziran 1948'den itibaren Banarlı'nın yazılarıyla tartışma büyür.

1947-1955: İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi'nin dört cildi yayımlanır.

1961: Rabia Hatun Şiirleri kitapçığı İstanbul'da basılır.

1967: 12 Nisanda İstanbul'da ölür, Zincirlikuyu Mezarlığı'na gömülür.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Gürhan Çopur, "İsmail Hami Danişmend", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 01.02.2019 (güncelleme 19.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/danismend-ismail-hami
  • Mehmet Kaplan, Şiir Tahlilleri 2: Cumhuriyet Devri Türk Şiiri, İstanbul: Dergâh Yayınları, 2009, s. 346 (Çopur aktarımıyla).
  • İsa Kocakaplan, "Edebiyatımızda Râbia Hatun Skandalı", Türk Edebiyatı, sy. 216, İstanbul 1991, s. 41-47 (Küçük aktarımıyla).

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar