Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Mushaf-ı ruhsârı eyler tab‘-ı hoş-güftâr şerh
Tercemân-ı elf-yâdur kim eyler esrâr şerh
Vâkıf-ı esrârdır kim gûşe-i meyhânede
Tâlib-i ruhsâre eyler âyet-i dîdâr şerh
Müşkilât-ı ‘aşkı idrâk eylemek mümkin değil
Remziyâne kılmasa ger gamze-i dil-dâr şerh
Şerh-i şehdâb-ı lebin kand-i mükerrerdir meger
Fârig olmaz dil dem-â-dem kim kılur tekrâr şerh
Sâye-i sevdâda ey Seyyid Nigârî her ne var
Hamdü li'llâh eyledik esrâr-ı Mecnûn-dâr şerh
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzel sözlü tabiat, (sevgilinin) yanağının mushafını şerh eder; o, elif'ten ye'ye bütün harflerin tercümanıdır ki sırları şerh eder. (İkinci mısraın anlamı kesin değildir.)
2. Meyhane köşesinde yanağı arayana didar ayetini şerh eden kişi, sırlara vâkıf olandır.
3. Sevgilinin gamzesi remizlerle şerh etmese, aşkın güçlüklerini kavramak mümkün değildir.
4. Dudağının bal şerbetinin şerhi meğer iki kez arıtılmış şeker (kand-i mükerrer) imiş; gönül her an onu tekrar tekrar şerh etmekten geri durmaz.
5. Ey Seyyid Nigârî, sevda gölgesinde ne varsa, Allah'a hamd olsun, Mecnun'un sakladığı sırları şerh ettik. (İkinci mısra için verilen anlam bir tahmindir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şerh, Osmanlı ilim hayatında bir metnin satır satır açıklanması demektir. Medresede okutulan kitapların, Mesnevî'nin, Hâfız divanının, Fusûsu'l-hikem'in şerhleri yazılır, kapalı ibareler bu şerhlerle çözülürdü. Nigârî bu beş beyitlik gazelde sevgilinin yüzünü şerhi yapılacak bir metin olarak görür. İlk beyitte yanak bir mushaftır, yani Kur'an nüshası; onu açıklayan da "elif'ten ye'ye", alfabenin ilk harfinden son harfine kadar bütün harflerin tercümanıdır. İkinci beyitte bu metnin bir ayeti vardır, "âyet-i dîdâr", yüzün ayeti; onu meyhane köşesinde sevgiliyi arayana sırlara vâkıf olan biri açıklar.
Sevgilinin yüzünü bir kitap gibi okumak divan şiirinin bilinen bir imgesidir: kaşlar harflere, ben noktaya, saç ayva tüyleri satırlara benzetilir. Nigârî bu imgeyi şerh kelimesi etrafında genişletir ve açıklayıcıyı her beyitte değiştirir. Üçüncü beyitte aşkın güçlüklerini ancak sevgilinin gamzesi açabilir; ama o da açıkça değil, "remziyâne", işaretlerle konuşur.
Dördüncü beyitteki "kand-i mükerrer" iki anlamlıdır. Kelime olarak iki kez kaynatılıp arıtılmış, en saf şekerin adıdır. "Mükerrer" aynı zamanda tekrarlanmış demektir. Şair sevgilinin dudağını şerh etmenin tadını bu şekere benzetir ve hemen ardından gönlün bu şerhi durmadan tekrarladığını söyler; kelimenin iki anlamı ikinci mısrada birleşir. Şerhi yapılan son metin Mecnun'un sırlarıdır. Sevda, hem aşk hem de eski tıpta deliliğe yol açan kara safra demektir; onun gölgesinde Mecnun'un taşıdığı sırlar açıklanmıştır. "Şerh" kelimesinin sonundaki "hâ" (ح), gazeli bu harfin bölümüne bağlar.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 116, s. 78-79. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






