Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Vâlih-i dîde-i mestânına bak ey sâkî
Sûziş-i hasret-i pervânene bak ey sâkî
İltifât eyle nazar-bâzını mahrûm itme
‘Âşık-ı teşne-i peymânına bak ey sâkî
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sâkî, sarhoş gözüne hayran olmuş olana bak; pervanenin hasretle yanışına bak, ey sâkî.
2. İltifat et, sana bakmaya doyamayanı mahrum etme; kadehine susamış âşığına bak, ey sâkî.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dört mısraın dördü de "bak ey sâkî" diye biter ve her biri sâkînin gözünü başka bir hâle çevirmek ister. Âşık kendini üç ayrı adla anar: sâkînin sarhoş gözüne "vâlih", hayran ve şaşkın olan; onun pervanesi; kadehine "teşne", susamış âşık. Bu adların her biri âşığın sâkîye bağlılığının bir yüzünü gösterir. Hayranlık gözden, yanış mumdan, susuzluk kadehten gelir. "Dîde-i mest", sarhoş göz, divan şiirinde sevgilinin baygın ve süzgün bakışının adıdır; kendisi sarhoş görünen bu göz, bakanı da sarhoş eder. Dörtlüğün tamamı bir yalvarıştır ve hiçbir mısraında sâkînin cevabı duyulmaz.
Üçüncü mısradaki "nazar-bâz", bakışla oynayan, güzele bakmaktan vazgeçemeyen kişi demektir. Âşık sâkîden yalnız şarap değil, bir bakış da ister; "iltifât", yüz çevirip ilgilenmek anlamına gelir. Pervane imgesi ise divan şiirinin en bilinen mazmunlarındandır: mumun çevresinde dönen ve sonunda ateşine atılıp yanan kelebek, sevgilisi uğruna yok olan âşıktır. Burada mum sâkînin kendisidir.
Hâ harfli gazellerin arkasına divan iki sâkî rubaisi koyar; bu dörtlük o çiftin ilkidir. Mısra sonlarındaki "mestânına, pervânene, peymânına" kelimeleri "-âne" sesiyle kafiyelenir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 119, s. 80. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






