Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Açar ol perde-i ruhsâre-i dildâr sabâh
Ki doğar şems düşer ‘âleme envâr sabâh
Ref‘ olur leyle-i hicrân açılur ârız-ı yâr
Ki atar bâd-ı kerem perde-i dîdâr sabâh
Bâd-ı ruhsâr-ı güle bülbül-i dil âh eyler
Âhı gülzâre salur mürg-i çemen-zâr sabâh
Fikr-i dîdârınla ‘ukde-i tab‘ım açılur
Açılur ey büt-i nev-gonçe-i gülzâr sabâh
Ayılur ‘ârızın er kim göre çeşmin mestî
Olur elbet gice sarhoşları hüş-yâr sabâh
Şeb-i hicrân elemi saldı ayaklara beni
Elim al tîz yetür ey kâse-i ser-şâr sabâh
Getür ey sâkî sabûhı nice hâb eyleyelim
Okuyor mürg-i seher lâle kadeh-dâr sabâh
Cem‘ olub gülşene hengâm-ı seher nûş idelim
Hoş olur bâde-i mül seyr-i semen-zâr sabâh
Subh tekrâr-be-tekrâr Nigârî söyler
Gãlibâ kim kılur ol virdini tekrâr sabâh
Günümüz Türkçesiyle
1. Sabah sevgilinin yanağının perdesini açar; çünkü güneş doğar, âleme ışıklar düşer.
2. Ayrılık gecesi kalkar, sevgilinin yanağı açılır; çünkü sabah, cömertlik rüzgârı yüzün perdesini atar.
3. Gönül bülbülü gülün yanağından esen rüzgâra âh eder; çimenlik kuşu da sabahleyin âhını gül bahçesine salar. (Beytin anlamı kesin değildir.)
4. Yüzünü düşünmekle tabiatımın düğümü çözülür; ey gül bahçesinin taze goncası olan güzel, sabah da (gonca gibi) açılır.
5. Yanağını gören, gözünün sarhoşluğundan ayılır; gece sarhoş olanlar elbette sabahleyin ayılır.
6. Ayrılık gecesinin elemi beni ayaklara düşürdü; ey sabahın ağzına kadar dolu kâsesi, elimden tut, çabuk yetiş. ("Ayak" kadeh anlamına da gelir.)
7. Ey sâkî, sabah şarabını getir, daha ne kadar uyuyalım; seher kuşu ötüyor, lale sabahleyin kadeh tutuyor.
8. Seher vakti gül bahçesinde toplanıp içelim; sabahleyin şarap içmek ve yasemin bahçesini seyretmek hoş olur.
9. Nigârî tekrar tekrar "subh" (sabah) der; anlaşılan sabah da onun bu virdini tekrarlamaktadır. (Bu beyit için verilen anlam bir tahmindir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin bütün beyitleri sabahın değişik görünümlerini sıralar ve hepsi aynı benzetmeye dayanır: sevgilinin yanağı güneştir, saçı ve ayrılık ise gecedir. İlk iki beyitte sabah, sevgilinin yüzündeki perdeyi kaldıran bir el gibidir; güneş doğduğunda âlem aydınlanır, ayrılık gecesi kalkar ve yanak açığa çıkar. Beşinci beyit aynı karşıtlığı sarhoşlukla kurar: sevgilinin gözü sarhoş eder, yanağı ayıltır; çünkü gece içenler sabahleyin kendine gelir.
Dördüncü beyitte "açılmak" fiili iki yana bakar. Sevgiliyi düşünmek şairin tabiatındaki düğümü çözer; sevgiliye "gül bahçesinin taze goncası" diye seslenilir ve gonca da sabahleyin açılır. Altıncı beyitte "ayaklar" kelimesiyle bir oyun daha yapılır. Ayrılık gecesi âşığı ayaklara düşürmüştür; ayak eski Türkçede kadeh demektir, bu yüzden aynı mısra âşığı kadehlere düşmüş biri olarak da gösterir. Arkasından gelen çağrı da buna uygundur: "Ey sabahın dolu kâsesi, elimden tut."
Yedinci ve sekizinci beyitlerde gazel bir bahar sabahı meclisine dönüşür. Seher kuşu öter, lale elinde kadeh tutar; lalenin kadehe benzetilmesi, kırmızı ve içi koyu çiçeğin dolu bir kadehi andırmasındandır. Sâkîden sabûh, sabah şarabı istenir.
Son beyitte kelime oyunu redifin kendisine döner. "Subh" ile "sabâh" aynı kökten gelir; şair "subh" kelimesini tekrar tekrar söyler, sabah da onun virdini tekrarlar. Vird, dervişin her gün belli sayıda okuduğu duadır. Beytin iki okunuşu vardır: ya şair sabahı çağırdıkça sabah geri gelir, ya da sabah vaktinde okunan virt şairin ağzındaki "subh" kelimesidir. Redif "sabâh" kelimesinin son harfi "hâ"dır (ح); gazeli bu bölüme yerleştiren de odur.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 113, s. 76-77. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






