Özgün Metin
Vezin: Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
Gerçi sen tek gözüm gamzesi hûn-hâre yoh
Ben gibi ‘âlemde bir bağrı bütün pâre yoh
Dökdü benim başıma leşkerini gam kamu
‘Arsa-i ‘âlemde bir ben gibi gam-hâre yoh
‘Arsa-i ‘âlemde yok söylemezem ehl-i derd
Var velî ben gibi hîç güni kara yoh
Firkat odundan yaman derd beterdir bana
Mahrem ola söyleye derd-i dili yâre yoh
Görmedim ‘âlemde bir hâzik-i emrâz-ı dil
Sabr idelim neyleyem derdimize çâre yoh
Pertev-i ruhsârına tâb getürmez baka
Dîde-i bîçârede tâkat-ı nezzâre yoh
Âhım odı âheni Mîr Nigârî yakar
Vechi nedir bilmezem te’sîri dildâre yoh
Günümüz Türkçesiyle
1. Gerçi gözümde senin gibi kan içen bir gamze yok; ama dünyada benim gibi bağrı baştan başa parçalanmış biri de yok.
2. Gam bütün ordusunu benim başıma döktü; dünya meydanında benim gibi gam çeken yok.
3. Dünya meydanında dert ehli yok demem; var, ama benim gibi günü kara olan hiç yok.
4. Ayrılık ateşinden de beter, korkunç bir dert var bana: gönlümün derdini sevgiliye söyleyecek bir sırdaş yok.
5. Dünyada gönül hastalıklarını bilen usta bir hekim görmedim; sabredelim, ne yapayım, derdimize çare yok.
6. (Göz) yanağının parıltısına bakmaya dayanamaz; çaresiz gözde seyretmeye takat yok.
7. Mîr Nigârî, âhımın ateşi demiri yakar; sebebi nedir bilmem, sevgiliye hiç etkisi yok.
Edebî ve Tarihî Yorum
Redifteki "yoh", "yok" kelimesinin Azerbaycan Türkçesindeki söylenişidir. Arap harfleriyle "hı" (خ) ile yazıldığı için divanın bu bölümüne girmiştir. Şair kelimenin kendi ağzındaki söylenişini korumuş ve gazeli bir yokluk sayımı üzerine kurmuştur: benim gibi bağrı parçalanmış yok, benim gibi gam çeken yok, günü kara yok, derdi sevgiliye söyleyecek sırdaş yok, gönül hekimi yok, çare yok, seyre takat yok, âhın sevgiliye etkisi yok.
Üçüncü beyit bu sayımın içinde kendini düzeltir. Âşık dünyada dert ehli olmadığını söylemez; vardır, ama hiçbirinin günü onunki kadar kara değildir. Böylece önceki iki beyitteki abartı ölçülü bir karşılaştırmaya döner. Dördüncü beyitte de en ağır dert ayrılık değil, yalnızlıktır: ayrılık ateşinden beter olan, gönlün derdini sevgiliye iletecek bir "mahrem"in, sırdaşın bulunmamasıdır.
"Âh" ile "âhen", demir arasındaki ses benzerliği son beyitte kullanılır. Âşığın âhının ateşi demiri bile eritir, ama sevgilinin gönlü demirden serttir ve bu ateşten etkilenmez. Divan şiirinde sevgilinin gönlü taşa ve demire, âşığın âhı ise ateşe benzetilir; Nigârî bu karşılaştırmayı sebebini bilmediği bir soruya çevirerek bitirir.
Divanda bu gazelin hemen ardından aynı vezinde ve aynı "-âre" kafiyesiyle yazılmış, redifi "çoh" (çok) olan bir gazel gelir. "Yok" ile "çok" kelimeleri iki gazeli birbirinin karşılığı hâline getirir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 126, s. 83-84. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






