Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Bir nazar kıl ey sanem gözden akan deryâya bah
Gök yüzin tutmuş dem-â-dem âhiş-i bî-pâye bah
Tutma avratlar tarîkın ey gönül merdâne gel
‘Arsa-i sevdâya gir erler tutan gavgãya bah
Subh u şâm eyler nidâ-yı men yezîd dellâl-ı ‘aşk
Al hevâ-yı zülfi cânınla şirîn sevdâya bah
‘Aşk bâzârında nâmûs âr kâr itmez belî
Perde-i ‘ısmetden el çek dâmen-i rüsvâya bah
Zeyd-âsâ ‘aşk-ı Zeynebden dem urma kûyda
Kıl beyâbân seyrini Mecnûn gibi sahrâya bah
Çeşme noksandır kevâkib seyri ey dil subh u şâm
Arturur göz nûrını hûrşîd-i ruhsâr-âya bah
Virme ey Seyyid Nigârî gayra göz hergiz velî
Dâmen-i sevdâya el ur Hazret-i Mevlâya bah
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey put (güzel), bir bakış lütfet, gözden akan denize bak; her an gökyüzünü kaplamış sonsuz âha bak.
2. Ey gönül, kadınların yolunu tutma, mertçe gel; sevda meydanına gir, erlerin giriştiği kavgaya bak.
3. Aşkın tellalı sabah akşam "Kim artırır" diye nida eder; zülfün sevdasını canınla satın al, tatlı alışverişe (sevdaya) bak.
4. Evet, aşk pazarında namus ve ar iş görmez; iffet perdesinden elini çek, rüsvay olanın eteğine bak.
5. Zeyd gibi sokakta Zeyneb'in aşkından söz etme; çöl seyrine çık, Mecnun gibi sahraya bak. (Neşir beyti açıklamaz; anlam yaklaşıktır.)
6. Ey gönül, sabah akşam yıldızları seyretmek göze eksiklik getirir; göz nurunu artıran yanağı süsleyen güneşe bak. (Beyit yaklaşık anlaşılmıştır.)
7. Ey Seyyid Nigârî, gözünü asla başkasına verme; sevdanın eteğine el at, Hazret-i Mevlâ'ya bak.
Edebî ve Tarihî Yorum
Üçüncü ve dördüncü beyitlerde aşk bir pazar yeri olarak anlatılır. Tellal sabah akşam "men yezîd", kim artırır diye bağırır; bu, açık artırmada malın fiyatını yükseltmek için söylenen eski bir sözdür. Alıcıdan istenen bedel candır: zülfün sevdası canla satın alınacaktır. "Sevdâ" kelimesi burada iki anlamıyla çalışır. Divan şiirinde aşk tutkusu ve onun yol açtığı deliliktir, ama Farsçada alışveriş, pazarlık anlamı da vardır. "Şîrîn sevdâya bah", tatlı sevdaya bak sözü hem tatlı bir tutkuyu hem tatlı bir alışverişi gösterir. Dördüncü beyitte bu pazarın kuralı söylenir: aşk pazarında namus ve ar iş görmez; alıcı iffet perdesini bırakıp rüsvaylığın eteğine yapışmalıdır.
İkinci beyitteki "erler" ve "avratlar" karşıtlığı dönemin şiirinde yiğitlik ile çekingenliği anlatmak için kullanılan bir kalıptır; gönülden sevda meydanına mertçe girmesi, erlerin kavgasına katılması istenir. Beşinci beyitteki Zeyd ile Zeyneb'in hangi hikâyeye işaret ettiği neşirde açıklanmamıştır. Zeyd, Arapça gramer kitaplarının örnek cümlelerinde sıradan bir kişi adı olarak geçer; beyitte sokakta aşkından söz eden sıradan âşık ile çöle düşen Mecnun karşılaştırılıyor olabilir.
Son beyit iki türlü anlaşılabilir. "Hazret-i Mevlâ" Allah için kullanılan bir unvandır. Şii ve Alevi geleneğinde ise "Mevlâ" adı Hz. Ali'ye de verilir; Nigârî'nin divanında Hz. Ali'nin kılıcı Zülfikâr "Seyf-i Mevlâ" diye anılır. Gözünü başkasına vermemesi ve sevdanın eteğine yapışması söylenen şairin bakacağı yer, iki okumada da gazelin bütün pazar ve meydan sahnelerinin üstünde durur. Bölümün harfi "hı" (خ) burada da "bah" (bak) redifinin sonundadır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 129, s. 85. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






